Tokat Goü Tömer'de Türkçe Öğrenen Öğrencilerin Yazım Alanında Yaptıkları Hatalar

Yabancı dil öğretiminde temel dil becerileri (okuma, dinleme, konuşma, yazma) arasında yer alan yazma becerisi, diğer becerilere göre öğrenilmesi ve kavranması en zor beceri olarak öne çıkmaktadır. Yazma, becerisinde hataların kolaylıkla algılanıp göze çarpmasından dolayı doğru ifade gerektiren bir beceridir. Bu nedenle öğrencilerin kendilerini tam anlamıyla rahat hissetmedikleri bir beceri alanıdır. Farklı dil ailelerinden ve farklı alfabelerden gelen öğrenciler, akademik hayatlarında karşılaştıkları yazma alanlarında zorlanmaktadırlar. Bu çalışmada öncelikle temel bir dil becerisi olarak yazma üzerinde durulmuştur. Daha sonra yabancı dil olarak Türkçe derslerinde yazmanın önemi açıklanmıştır. Dil öğretimini bir standart içerisine alan Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Metni, yazma becerisini geliştirmek için düzenlenecek etkinlikler için de bir kriter olarak kullanılmalıdır. Bu çalışmanın amacı; yabancı dil olarak Türkçe öğrenen öğrencilerinin yazılı anlatım çalışmalarında yaptıkları yazım yanlışlarının tespit edilmesidir. Çalışmanın evrenini 2013-2014 eğitim-öğretim yılında Gaziosmanpaşa Üniversitesi Türkçe Öğretim Uygulama ve Araştırma Merkezi (GOÜ-TÖMER)'de Türkçe eğitimi alan Türkmenistan, Afganistan, Tacikistan ve Azerbaycan'dan gelen yabancı uyruklu 27 öğrenci oluşturmaktadır. Nitel bir araştırma olarak tasarlanan araştırmanın deseni durum çalışmasıdır. Veriler analiz edilirken; öğrencilerin yazım yanlışları; harf, noktalama, ek yazımı yanlışları ve kelime bağdaşıklığı kuramama olmak üzere 4 gruba ayrılmıştır. Değerlendirme sonunda yanlış yazılan kelimelerin doğru yazımları tespit edilerek tablo halinde sunulmuştur. Sonuç kısmında ise yazma becerisini geliştirmeye yönelik öneriler geliştirilmiştir.

Günden güne teknolojik gelişmelere paralel olarak gelişen dünyamızda iletişim kendine önemli bir yer edinmiştir. Zaman ve mekân kavramının ortadan kalktığı günümüzde dil temel iletişim aracı olarak görülmektedir. Mesafelerin de kısalmasıyla günümüzde iletişim kuracağımız kişi ve alanlar genişlemiştir. İnsanlar çeşitli sebeplerle yabancı dil öğrenmek istemektedirler. Hatta günümüzde tek bir yabancı dil bilmek bile yeterli görülmemektedir. Bu değişim ve gelişmelerden Türkçe de etkilenmiştir. Bugün birçok yabancı ve Türk soylu olan insanlar da Türkçe öğrenmek istemektedir. Bu durum da Türkçenin yabancı dil olarak öğretimini önemli hale getirmiştir.

Dil öğretiminin temel hedefi, öğrencilerin dilin farklı bağlamlarda aldığı görünümleri kavramaları, dil aracılığıyla kendilerini ifade edebilmeleri, değişik bilgi kaynaklarına ulaşarak duygu, düşünce ve hayal dünyalarını zenginleştirmeleridir (MEB, 2006: 2). Yazma becerisi bu hedeflere ulaşmada öğrencilerin düşüncelerini genişletme, bilgilerini düzenleme, dili kullanma, bilgi birikimlerini zenginleştirme ve zihinsel sözlüklerini geliştirmelerine yardım ettiği için dil öğretim programlarında mutlaka yer almalıdır (Uçgun, 2011: 1).

İster ana dil olsun ister yabancı dil olsun herhangi bir dile hâkim olmak temel dil becerilerini (dinleme, okuma, konuşma, yazma) etkin kullanmaya bağlıdır (Karatay, 2011: 21). Tarihsel süreçte dil öğrenme kuramlarına baktığımız zaman her kuramın bu becerilerden yalnız birine ağırlık verdiği görülmektedir. Dilin bir iletişim aracı olarak kullanılmasının öğretilmesi süreci dinleme, konuşma, okuma ve yazma becerilerinin birlikte öğretilmesini gerektirir (Demirel, 2007: 24). Dolayısıyla Türkçe eğitiminin önceliklerinin başında bireylerin anlama (okuma ve dinleme) ve anlatma (konuşma ve yazma) becerilerinin istenilen düzeyde geliştirilmesi hedeflenir ancak yazma becerisi en son kazanılan ve en zor dil becerisi konumundadır (Kılınç ve Tok, 2012: 256; Sever, 2000: 22-23; Demirel, 2003: 104; Şahin, 2013: 446).

Yabancılara Türkçe öğretilirken öğretmenlerin ve öğrencilerin en çok zorlandıkları alan yazmadır. Bu sebeple öğrenciler yazma etkinliklerinden kaçınmaktadır. Açık (2008) tarafından yapılan çalışmada Türkçe Öğretim Merkezleri (TÖMER)'de öğrenim gören yabancı uyruklu öğrencilerin en çok yazmada (%40); daha sonra sırasıyla konuşmada (%33), dinlediğini anlamada (%17) ve okuduğunu anlamada (%16) zorlandıkları ortaya konulmuştur.

Yazma becerisinin zorluğundan dolayı öğretmenler bu becerinin öğretimini ihmal etmektedirler, oysa bu beceri en az öteki beceriler kadar önemlidir (Hengirmen, 2005: 48). Yazma becerisi öncelikle kelime dağarcığı ve kelimelerin bağlam içinde kullanımını bilme, sonra dilbilgisi ile hedef dilin söz dizimi kurallarını kavramış olma, daha sonra ise kelimeleri cümle içerisinde, cümleleri paragraf, paragrafları da metin içerisinde yapılandırma yetisini gerekli kılmaktadır. Bundan dolayı yazma esnasında birden çok bilişsel süreç söz konusudur (Bağcı ve Başar, 2013: 310).

Yazma, hem sosyal yaşamın hem de eğitimin önemli bir parçasıdır. Bir başvuru formunun doldurulması, bir elektronik postaya verilen yanıt, bilgilendirme amaçlı yazılan kısa bir not, bayram kutlaması, yazılan bir mektup, telefondaki bir mesajlaşma, yazmanın yalnızca sınıfla sınırlı olmadığını, hayatın her alanında sürekli kullanılan bir beceri olduğunu göstermektedir (İnal, 2014: 363-364).

Yazmanın Diğer Dil Becerileri ile İlişkisi

Yazma becerisi daha önce değinildiği gibi diğer becerilerle birilikte gelişme gösterir. Yabancı dil öğretiminde, sürenin yetersiz olması, dil bilgisi, kelime bilgisi, dinleme, okuma ve konuşma becerileri gibi diğer öğelere daha fazla yer verilmesi nedeniyle yazma becerisine gereken önem verilmemektedir. Bu da yazma becerisinin üzerinde en çok sorun yaşanan ve son aşamada gerçekleştirilen bir kazanım olmasına yol açmaktadır. Oysa yazma becerisinin dil öğrenmeye katkısı göz ardı edilmektedir. Yazma becerisi aşağıdaki hedeflerin gerçekleştirilmesine yardım etmektedir:

  1. öğrenme sürecini kontrol etmeye
  2. öğrencilerin seviyelerini belirlemeye
  3. öğretilen yapıların veya kelimelerin pekiştirilmesine
  4. dil yanlışlarının görülmesine
  5. noktalama işaretlerinin öğretilmesine
  6. diğer becerilerin daha iyi öğrenilmesine
  7. öğrencilerin dil yetilerinin gelişmesine
  8. öğrencilerin yaratıcı düşünmelerine
  9. öğrenilen konuların kısa dönem bellekten uzun dönemli belleğe aktarılmasına

10.    öğrencilerin yetilerini (competence) performansa dönüştürmelerine yardım
etmektedir (Çakır, 2010:168).

Konuya bu açıdan bakıldığında yazma öğretimi yabancı dil öğretiminde sadece beceri kazandırmayı amaçlayan bir etkinlik değil aynı zamanda öğrenme aracı olarak da değerlendirilmektedir. Öğrencilerin herhangi bir konuda istenileni anlatabilmesi, onların konuşma ve yazma yeteneklerine bağlıdır. Özbay (2008: 8), yazmanın günlük hayatımızda konuşmadan sonra en çok başvurduğumuz anlatım bicimi olup temel amacının; okuyucuya, belli bir konuda, belli bir mesajı aktarmak olduğunu belirtmektedir. Konuşma, nasıl dinleyicilere herhangi bir konu hakkında bir şeyler söylemek ise, yazma da okuyuculara herhangi bir konu hakkında bir şeyler yazabilmektir. Bu yönüyle yazma öğretimi konuşma öğretimiyle ortak özellikler taşır (Bağcı, 2011: 86). Kısaca yazma becerisi, konuşulanların görselleştirilmiş halidir ve konuşma becerisi gibi bir anlatım aracıdır. Yazılı anlatımda düşüncelerin kalıcı olması, yapılan hataların düzeltilebilmesi, daha fazla sözcük dağarcığına sahip olmayı gerektirmesi ve genellikle bireysel yapılan bir eylem olması ise onu konuşmadan ayıran özellikleridir. Yazılı anlatım anlama tekniği olan dinleme becerisi ile de ilişkilidir. Çünkü dinleme türlerinden biri de not alarak dinleme yöntemidir. Dinleme becerisi gelişmemiş bir kişinin yazma becerisinin de tam olarak gelişmesini beklemek doğru değildir. Dinleme becerisi yetersiz olan bir kişinin anlama becerisi eksik demektir. Anlama becerisi eksik olan birinin de anlatma becerisi tam gelişmemiştir(Özbay, 2009: 63).

Yabancı dil öğrenirken dinleme, konuşma ve okuma becerilerinde eksiklerin tamamlanmamış olması da yazma becerisindeki başarısızlığın gerekçeleri arasında gösterilebilir. Bu dört beceri birbirini destekler niteliktedir. Hatta yazma becerisi dinleme, okuma ve konuşma becerilerinden sonra gelişen ve bu becerilerdeki yeterlikleri de içine alan kapsamlı bir beceri konumundadır. Bu yüzden yabancı dil öğretiminde başarı ancak bu dört beceride başarıya ulaşılırsa dil kazanımı gerçekleşmiş olur. Hatta dil eğitimi bilgi değil beceri odaklıdır. Yazma eğitiminin temel amacı, metin oluşturma değil, metin oluşturma için gerekli becerilere sahip olunmasını sağlamaktır (Coşkun, 2009: 51).

Yazma becerisinin gerçekleşmesi için yukarıda değindiğimiz temel dil becerilerinin yanında Türkçenin kendine özgü özelliklerinin de kavranmış olması gerekmektedir. Yabancı dil olarak Türkçe öğrenen bireyler kendi diliyle Türkçe arasında benzerlikler bulmaya çalışır. Çünkü iki dil arasındaki benzerlikler öğrenmeyi kolaylaştırır. Diller arasındaki farklılıklar ise iyi öğrenilmediği durumlarda olumsuz sonuçlar ortaya çıkmaktadır.

Devamını okumak için tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...