Televizyon Dizilerinin Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretiminde Kullanımı: Seksenler Dizisi Örneği

İletişim ve anlaşma vasıtası olan dili bir toplumun yaşama tarzı olarak nitelendirebileceğimiz kültürden ayıramayız. Dil, kültürün önemli ve vazgeçilmez bir unsuru olduğu gibi aynı zamanda kültürün aktarıcısı konumundadır. Günümüzde çok önemli hâle gelen yabancı dil öğretimi bir bakıma kültür öğretimidir. Bu nedenle yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde kültürel unsurların aktarılması gerekmektedir. Günümüzde kültürel öğelerin aktarılmasında medyanın özellikle de televizyonların (televizyon dizi ve filmleri) önemli role sahip olduğu bilinmektedir. Televizyon dizi ve filmleri yalnızca kültür aktarımında etkin olarak kullanılan araçlar değildir. Bu dizi ve filmlerin aynı zamanda yabancı dil öğrenenlerin hedef dile yönelik konuşma, dinleme, okuma, yazma ve dil bilgisi becerilerini de geliştirdiği yapılan birçok araştırmada ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda Türk dizileri son yıllarda tüm dünyada büyük ilgi görmüş üstelik Türkiye'nin hatırı sayılır ihracat kalemleri arasında yer almayı başarmıştır. Bu araştırmada Televizyon dizilerinin yabancılara Türkçe öğretiminde kullanımı Seksenler dizisinden hareketle irdelenecektir. Araştırma konusu kapsamında Ürdün Üniversitesi Türkçe bölümü öğrencilerine "Seksenler" dizisi üç bölüm hâlinde izlettirilmiş, daha sonra yapılan yazılı yoklamada dizide dikkatlerini çeken Türk kültürüne ait unsurları yazmaları istenmiştir. Öğrencilerin görüşlerinden hareketle Türk kültürüne ait unsurlar başlıklara bölünerek yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda Türk kültür unsurlarını doğal ve eğlenceli biçimde yansıtan Türk dizilerinin (Seksenler örneğinde olduğu gibi) yabancılara Türkçe öğretiminde etkili bir materyal olarak kullanılabileceği ve bunun hem öğrenenlere hem de Türkçemize olumlu katkılar sağladığı görülmüştür.

Dil insanlar arasında iletişimi sağlayan en önemli araçtır. Dil, bir toplumun anlaşma vasıtası olduğu gibi, aynı zamanda bir kültür taşıyıcısı ve aktarıcısıdır (Özbay, 2002: 15). Öyleyse ikinci bir dili öğrenme, başka bir kültürü öğrenmenin ve onu tam anlamıyla algılamanın en kolay ve mükemmel yoludur.

Yabancı dil öğretimi, kültür öğretimidir. İnsanlar ait oldukları toplumun ve o topluma ait kültürün kelime ve kavramlarıyla kendilerini ifade ederler. Bütün kelime ve kavramların arkasında bir kültür geçmişi vardır. Bu sebeple hedef dildeki toplumun yapısı ve sosyal değerleri dikkate alınmalıdır (Avcı, 2002).

Yabancı dil öğrenen kişi o dile ait kültürün içine girmektedir. "Kültür, onun çevresinde yaşayan insanları, hem diğer insanlarla münasebetlerinde hem de tabiat karşısında uyumlu hâle getirmeye çalışan, değerler, normlar ve sosyal kontrol unsurlarının bütünüdür." (Tural, 1990: 52). Kişi, kültür ögelerini ne kadar iyi algılarsa yabancı dili de o oranda iyi öğrenebilmektedir. Dolayısıyla kültür ögelerinin, yeri geldikçe, bir yabancının öğrenebileceği ölçüde ve doğru biçimde verilmesi önem taşımaktadır (Barın, 2008: 61).

Dil öğretiminde kültürel ögelerin aktarılması gerekmektedir. Aksi takdirde yabancı dil öğretimi eksik kalır. Çünkü dil, kültürün aynası ve aktarıcısı durumundadır. Yabancılara Türkçe öğretirken kültür unsurlarına yer vererek onların dilin içine girmelerini sağlamak, sosyal ilişkilere yer vermek ve öğrendiklerini sıkça tekrarlatmak gerekir (Barın, 1994: 55).

Eğitimde uzun süre çok ortamlı öğretimin temelini öğretmen ve ders kitabı oluşturmuştur. Bugün ise çağdaş teknoloji imkânlarından eğitimde yararlanılması sebebiyle öğretmen-ders kitabı ikilisinin yanı sıra değişik kaynaklar sınıf içindeki çok ortamlı öğretimin sağlanmasına yardımcı olmaktadır. Bu kaynaklar genelde göze ve kulağa hitap eden araçlar olmaktadır. Sınıf içinde ne kadar çok bu araçlara yer verilirse öğrencilerin güdülenme düzeylerinin de o kadar artacağı belirtilmektedir (Demirel, 2007: 59'dan aktaran: Barın, 2007: 191). Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde de bu araçlardan etkin bir biçimde yararlanmak gerekmektedir (Barın, 2007: 191).

Görüldüğü gibi kültürel ögelerin aktarılmasında çok önemli bir yere sahip olan yabancı dil öğretiminde ders kitapları ve öğretmenin yanı sıra farklı kaynakların özellikle de görsel-işitsel araçların kullanılması adeta zorunluluk hâline gelmiştir (İşcan, 2011: 940).

Yabancılara Türkçe öğretimi, esasında Türk kültürünün öğretilmesi amacını taşımaktadır. Çünkü, dil kültür aktarıcısıdır. Türkçenin yabancı dil olarak öğretilmesinin ana dil olarak öğretilmesinden farklı ve zor yönü; Türkçeyi öğrenen yabancıların Türk kültürüne olan uzaklığıdır. Bu uzaklığın giderilmesinde kitle iletişim araçlarından azami ölçüde faydalanmak gerekir. Çünkü, günümüzde toplumun kültürünü en iyi şekilde aktaran araçlar, kitle iletişim araçları, özellikle televizyondur.

Bugün, toplumu eğitim kurumları yerine kitle iletişim araçlarının yönlendirdiği bir gerçektir. Dolayısıyla toplumun kültürünü meydana getiren her unsuru düzgün ve tam bir şekilde izleyiciye aktarmak gibi bir sorumluluğu da üstlenen televizyonun etki alanı genişledikçe sorumluluğu da her geçen gün artmaktadır.

Yabancı dil ve kültür öğretiminde rağbet gören bir içerik unsuru olarak televizyon dizileri, geniş bir kitleye hitap ettiği için zamanla kültürel içeriği sunan ve kitlelere ileten bir medya elemanı olarak ortaya çıkmıştır. Televizyon dizileri, konusunu kimi zaman tarihî bir olay kimi zaman insanların ilgisini çekebilecek güncel bir olaydan alabilir. Her iki durumda da televizyon dizileri üretildikleri ülkelerin az ya da çok hayat şartlarını, toplumsal yapısını, tarihî geçmişini yansıtır. Böylelikle bilinçli ya da bilinçsiz olarak bu yapımlar hedef kitlenin de özellikleri çerçevesinde kültürel biçimlendirme sürecini başlatarak yeni değerlerin benimsetilmesinde rehber görevini üstlenir. Bu kültürel biçimlendirme sürecinin ardından kültüre ait kodlarla donanmış televizyon dizileri, yabancı dil öğrenenler ve farklı bir kültürü tanımak isteyenler için gerek konuşma ve dinleme gibi yabancı dil becerilerinin geliştirilmesinde gerek içeriğinde yer alan kültür unsurları ile eşsiz bir yabancı dil ve kültür öğretimi aracıdır (İnan, 2012: 183-184).

Yabancı dil öğretiminde öğretim aracı olarak dizi/film kullanmanın faydaları şunlardır:

  1. Dizi/filmler eğlenceli yönlerinden dolayı öğrencilerin motivasyonunu canlı
  2. Belirli ödevler yardımıyla dizi/film kullanımı etkileşimli ve katılımlı öğrenmenin yanı sıra aktif öğrenmenin de ideal bir vasıtasıdır.
  3. Dizi/film de geçen doğal konuşma cümleleri öğrencinin kelime hazinesinin gelişmesine yardımcı olur.
  4. Dizi/filmler, dinleme anlama, sosyal meseleleri tartışma, kültürlerarası farkındalığı zenginleştirme tarzındaki etkinliklerle beraber öğrenci de merak ve heyecan uyandırır. (http://www.cornerhouse.org/wpcontent/uploads/old_site/media/Learn/Gene ral%2 0docs/TeachersToolkit_Jun2.
  5. Kelimeler, deyimler ve dil bilgisi yapıları sıklıkla televizyon dizilerinde tekrarlanır.
  6. Film ya da dizilerdeki alt yazıları okuma aynı zamanda kişinin dinleme becerisinin gelişmesine de yardım eder. Yalnızca kelime ve deyimleri işitmekle kalmaz ayrıca onların nasıl yazıldığı ve söylendiğiyle ilgili zihninde bağlantılar kurar. (http://chiasuanchong.com/2011 /07/16/learning-english-through-tv-series/)

Bu araştırmada, Türk kültürünü özellikle gelenek ve görenekleri bakımından en iyi yansıtan dizilerden biri olarak düşünülen Seksenler dizisi ele alınmıştır.

Seksenler Dizisi

TRT ekranlarında izleyicisiyle buluşan Seksenler dizisinin, hem o dönemde yaşanan siyasi olayları hem de Türk gelenek ve göreneklerini tarafsız bir bakış açısıyla ele alması, bu dizinin Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde Türk kültürünün tanıtılması amacına hizmet edecek ve derslerde kullanılabilecek yardımcı araçlardan biri olabileceği düşünülmektedir.

Türkiye'nin 30 yıllık geçmişinin ve değişiminin, klasik bir Türk ailesi üzerindeki etkilerini anlatan eğlenceli bir dönem dizisi olan Seksenler, sosyal hayattaki değişimin hayatımıza giren yeniliklerin bizleri nasıl etkilediğini, geleneklerimizi ve göreneklerimizi nasıl çürüttüğünü ve Türkiye'nin nasıl küreselleştiğini gözler önüne sermektedir. Dizinin önemli karakterleri şunlardır:

Rasim Öztekin: Fehmi- Dizinin yaşlı, yarı otoriter babası Fehmi'dir. Önceleri çalışmaktaydı, sonra emekli oldu. Ahmet, Çağatay ve Nazlı'nın babasıdır. 123. bölümde

Ergun Nazlı'yı sevdiğini söyler. Sonra Fehmi buna kızar, nişanlanırlar, ama yine de Fehmi, Ergun'a her gördüğü yerde tavır alır. Dizide yapılan 1984 yerel seçimleri ile Çınaraltı Mahallesi Muhtarı olmuştur." İcat çıkarma!' sözünü sürekli kullanır.

Özlem Türkad:Rukiye - 3 çocuk annesi Rukiye, daima çocuklarının düzgün kişilerle arkadaşlık kurmasını ve evlenmelerini ister. Tabi bir de SSK'lı bir işe girmelerini. Her yeniliği evinde ister. Çocuklarına, özellikle Nazlı'ya evlenme konusunda baskı yapar.

Şoray Uzun:Ahmet - Dizinin ana karakteridir, olayları o anlatır. 1. bölümde okuldan dönerken Gülden'le karşılaşır ve ondan hoşlanır. Ne kadar söylemek istese de, bir türlü Gülden'e açılamayan Ahmet, Seksenler'in o çekingen erkeklerini temsil eder. Sonradan, Gülden'i nikahtan kaçırır ve sözlenirler. 2012 gösteriminde Ahmet'in Gülden ile evli ve iki çocuğu olduğu görülür. Evin tek aklı başında çocuğudur.

Yasemin Çonka:Nazlı - Ahmet ve Çağatay'ın kardeşidir. Nazlı'nın 2012 gösterimli bölümlerde Niyazi ile evlendiği ve bir çocuklarının olduğu görülür. Nazlı üniversiteye gitmektedir. Ancak Rukiye, SSK'lı bir oğlan ile evlenmesi yönünde baskı yapmaktadır. Ergun'la gizli bir aşk yaşarlar. Sonra Çağatay öğrenince Ergun mahalleyi terk eder ve yurt dışına çıkar. Ama sonra Ahmet, Nazlı ile Ergun'un aşkını öğrenir ve Almanya'ya gidip Ergun'u bulur. 123. bölümde Ergun Fehmi'ye Nazlı'yı sevdiğini söyler. Fehmi buna kızar, sonra nişanlanırlar.

İlker Ayrık:Çağatay - Dizinin genç ve tecrübesiz, futbolcu olma hayalini kuran karakteridir. Evin haylazı ve en küçüğüdür. Bir süre pastanede çalışır. Sonra kendini kovdurmaya çalışır. Çağatay, lisede okur fakat o okumaya değil daha çok futbol oynamaya isteklidir. Fanatik Fenerbahçelidir. Saçı hep uzundur, bu yüzden Fehmi ona saçını kesmiyor diye sık sık kızar. Bütün gün evde ve dışarda pijamayla dolaşır. Dizinin 2012 gösterimli bölümlerinde Seçil ile evli olduğu görülür. Bir bölümde renkli televizyon için Şahin'le evdeki televizyonu çalmışlardır.

Ceyhun Fersoy:Şahin - Rukiye'nin abisinin çocuğudur. Almanya'dan gelmiştir. Dövizli askerlik için geldiği Türkiye'de yaşamaktadır. Türkçesi gariptir ve sürekli "pöf der. Kendisine "Alman!' denilmesine çok sinir olur. Sinirlendiği zaman "Beni mi dövcen ha" deyip kendisini tokatlamaya başlar. Türkiye'nin 80'li yıllarına şahit olur. Elvan'a aşıktır. Bu yüzden Sami ondan nefret eder. Sami'den dayak yemiştir. Sonra babası Almanya'dan gelir. 2013 gösteriminde Elvan ile evli olduğu görülür ve Sami ondan hâlâ nefret etmektedir.

Ayşe Tolga:Gülden- Ahmet'in aşık olduğu ve bir türlü açılamadığı, Nazlı'nın lise çağındaki arkadaşıdır. Aslında o da Ahmet'e aşıktır, ama bunu kendine itiraf edemez. Ahmet'in annesi Rukiye de bugün çok sevdiği gelinini, 80'lerde hiç sevmiyor, onu gelin olarak istemiyor. Rukiye'ye gore Gülden, herkesin tabiriyle "süslü" ve Ahmet'e gore bir kız değildir.

Dizinin 1980 gösteriminde Ahmet'e yüz vermese de 1983 yılında nişanlanıp, 1984 yılında evlenirler. 2012 gösteriminde de Gülden'in Ahmet'le hâlâ evli ve iki çocuğu olduğu görülür.

Vural Çelik:Niyazi - Ergun Niyazi'ye "dümbüllü" der.Tiyatro ve sinemada oynamaktadır. Mahallede bir tiyatro grubu kurmuştur. Dizinin 2012' de gösterilen bölümlerinde Nazlı ile yeni boşanmıştır. Sami'ye borçları vardır ve onları asla ödemez.

Devamını okumak için tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...