Avustralya'da Türkçenin 10. Sınıf Düzeyinde Durumu ve Öğretimi

Dil, bireyin kimlik oluşumunu sağlayan en önemli araç­tır. Bireyin dil edinimi, dilin günlük hayatta, her alanda etkin bir şekilde kullanılmasına bağlı olarak doğal bir süreç içerisin­de gerçekleşir. Yurt dışında yaşayan göçmen Türk çocukları, ana dillerini öğrenmek ve etkin bir şekilde kullanmak için ana vatandaki çocuklardan daha çok çaba göstermek zorundadır. Göçmen çocuklar -evde aileleri ile etkin bir şekilde ana dillerini kullansalar bile- baskın toplum diliyle eğitim almaya başladıklarında, bu çocukların iki dil arasındaki yetenekleri ve yeterlilikleri değişmeye başlayacaktır. Bünyesindeki etnik grupların çeşitliliği ile gurur duyan Avustralya; etnik grupla­rın dillerini, kültürlerini öğrenmeleri ve devam ettirmeleri için okullarında haftanın belirli saatlerinde, Çok Kültürlü Eğitim politikası uygulayarak onlara ana dillerini öğrenme fırsatı sunmaktadır. Ancak bu ülkede yaşayan iki dilli Türk öğrenci­ler, bazı seviyelerde, Avustralya müfredatına ve dil ölçütlerine göre hazırlanmış kaynaklardan yoksundur. Şüphesiz ki ders­lerde kullanılan kaynakların içerikleri ve hazırlanma şekilleri, öğrencilerin dil eğitiminde oldukça önemli bir yere sahiptir. Bu makalede, Avustralya'nın Melbourne şehrinde 10. sınıf düzeyinde Türkçe eğitim alan öğrencilere, Türkçe seviyele­rini, yeterliliklerini, Türkçeye yaklaşım tarzları ve ilgilerini belirlemek amacı ile uygulanan anketin sonuçları değerlendi­rilecek, bu seviyede Türkçeyi ana dil konuşurlarına öğretmek üzere hazırlanacak kitabın içeriğinde neler olması gerektiği ile ilgili bilgiler verilecek ve Avustralya müfredatına uygun olarak öneriler sunulmaya çalışılacaktır.

Dil; bireysel, ulusal, ve insanî kimliğin kaynağıdır. (LoBianco, 1987: 1). Tek dilli toplumlarda da çok dilli toplumlarda da dil, bireyi şekillendiren ve kişi­liğini oluşturan en önemli araçtır. Kültürel unsurlar ve yaşam şekilleri, bireye dil aracılığıyla ve doğal bir süreç içerisinde aktarılır. Ait olduğu toplumun kültürüne dil aracılığıyla giriş yapan birey, o toplumun bakış açısı, anlayış tarzı ve olayları değerlendirme şeklini de bu doğal süreç içerisinde kazanmış olur. Bu bakımdan başka bir dil -ya da diller- öğrenmek, başka hayat şekilleri ve anlayışları ile karşılaşmak anlamına gelir. Birey başka bir dil -ya da dilleri- öğrenerek bütün insanların aslında birbirine benzediğini, yalnız yaşam şekilleri ve algı dünyala­rı bakımından ayrıldıklarını görür. Dilin ilk işlevi, iletişimi sağlamaktır. Bunun yanı sıra dilin; kültürel, sanatsal, zihinsel, kişisel kimliğin ve grup kimliğinin tespit edilmesinde, dinsel, ekonomik ve sosyo-politik alanlarda da işlevi vardır.(LoBianco, 1987)

Dilin sahip olduğu bu işlevler, çok kültürlü toplumlarda, bireyler arasında birlik ve beraberliği sağlamak amacıyla kullanılır. Çok kültürlü Avustralya'da dil öğretimine önem verilmesinin temel sebebi, bünyesinde barındırdığı etnik grupların barış, uyum ve hoşgörü içinde yaşamalarını sağlamaktır. Birey bir dil öğrenirken o dil aracılığıyla kültürlerarası anlayışını, farklılık ve çeşitliliğe duyduğu saygıyı arttırır. Bu sayede birey, farklı bakış açılarına ve tecrübelere açık hale gelir. (ACARA, 2011).Avustralya, bünyesinde farklı ülkelerden gelen birçok etnik grubu barındırdığı için Çok Kültürlü bir Eğitim Programı benimse-miştir.Bu program gereğince, okullarda öğrencilerin yabancı dil öğrenmelerine imkan veren LOTE (Languages other than Engilish/İngilizce Dışındaki Diller) uygulaması başlatılmış, bu program aracılığıyla Avustralya birinci dili İngilizce olan vatandaşlarına başka kültür ve dilleri, etnik gruplara ise kendi dil ve kültür­lerini öğrenme fırsatı sunmuştur(DEECD memo 2012).

Avustralya hükümetinin vatandaşlarına sunduğu bu dil hizmetine rağmen Avustralyalılar başka bir dil öğrenmeye çok da sıcak yaklaşmamaktadır. Avust­ralyalıların ikinci dile yaklaşım tarzını Joseph LoBianco (1987), makalesinde şu şekilde ortaya koymaktadır:

  • İngilizce konuşan Avustralyalıların çok azı ikinci dil edinirler.
    • İkinci dili öğrenen/öğreten öğretmenler, öğrenciler ve okulların sayısında bir düşüş vardır.
    • Avustralya'nın en büyük ticari ortaklarının dilini öğrenen öğrencilerin oranı çok düşüktür.
    • Kız öğrencilerin %20'si, erkek öğrencilerin %14.6'sı ikinci bir dil öğ­
    • Neredeyse Avustralya'daki öğrencilerin yarısı hiçbir dönem ikinci bir dil öğrenmez.
    • Araştırmalar, ikinci kuşak göçmen ailelerinde; İngilizce dışında bir dili -aile içinde bu dile karşı güçlü bir bağ bulunmasına, bu dilin on­ların kimliklerini tespit etmesine rağmen- kullanmaktan uzak duran önemli bir sayı bulunduğunu göstermektedir.(LoBianco, 1987: 11)

Çok kültürlü eğitim politikası hem birinci dili İngilizce hem de birinci dili İngilizce dışında başka bir dil olanlar için bir fırsat sunmaktadır. Avustralya'da LOTE programı çerçevesinde 1978 yılından beri etnik gruplara kendi dil ve kül­türlerini öğrenme ve koruma imkanı tanınmaktadır. 2008 yılında Avustralya'da başlatılan Ulusal Müfredat çalışmaları ile birlikte LOTE programının adı 2012 yılında 'Diller' (Languages) olarak değiştirilmiştir. Avustralya genelinde uy­gulanması amacıyla ACARA (The Australian Curriculum, Assessment and Re­porting Authority) tarafından hazırlanan ortak müfredat çerçevesinde Avustralya genelinde öğretilecek bütün diller için kullanılabilecek ölçütlerin genel çerçeve­si, ilkokuldan 11. sınıfa kadar belirlenmiştir.

ACARA tarafından   hazırlanan bu   dil   programı çerçevesinde, Avustralya'da İngilizce dışında başka bir dil öğrenenler, üç grup altındadeğerlendirilmektedir. Birinci gruptakiler İngilizceden başka bir dili birinci dil olarak öğrenenleri (first language); ikinci gruptakiler, ikinci dil (second langu­age) olarak öğrenenleri ve üçüncü gruptakiler ise kökeni öğrenilen dilden gelen (background language learners) öğrencileri kapsamaktadır (ACARA, 2011). Bu üç gruptaki öğrencilerin tamamını kapsayacak şekilde hazırlanan bu müfredata göre, dil öğretimi iki aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşama, ilkokuldan itibaren; ikinci aşama, yedinci sınıftan itibaren bir dili öğrenmeye başlayanları kapsa­maktadır (VSL, 2014: 3). Müfredatın iki aşamalı olarak planlanmasının sebebi, okula başlamadan önce evde kullandıkları ilk dillerine ek olarak yeni bir dil öğrenmek isteyen ya da evde kullandıkları dili geliştirmek isteyen öğrencilerin göz önünde bulundurulmasıdır.

Devamını okumak için tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...