Dikte Ve Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi

          Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminin önemi her geçen gün artmaktadır. Türkçenin öğretimine destek olmak, dilsel becerileri geliştirmek amacıyla hem ders ve yöntem kitapları hem de yapılan bilimsel çalışmalar hızlı bir şekilde artmaktadır. Dilsel beceriler; bireylerin dinlediklerini, gördüklerini, okuduklarını tam ve doğru olarak anlaması ve yine bunları tam ve doğru olarak başkalarına anlatması biçiminde özetlenebilir. Becerilerin kazandırılması ise dinleme, konuşma, okuma ve yazma gibi dört ana etkinliğe dayanır. Dil öğretiminde dilsel becerileri geliştirmek için yüzyıllardır süregelen, denenmiş birçok yöntem bulunmaktadır. Dil öğrenicisinin öncelikle yazma ve dinleme becerileri olmak üzere temel dil becerilerini geliştiren, bazı yöntembilimciler tarafından dil bilgisi çeviri yöntemi içinde yazma faaliyeti olarak değerlendirilen dikte bu yöntemlerden biridir. "Dikte, bir başkasına o anda söyleyerek yazdırma faaliyetidir" (URL 1). Diktenin, etkin olarak kullanıldığında dilin dört temel becerisini (dinleme, konuşma, okuma, yazma) aynı anda geliştirmeye yardımcı olduğu görülmüştür. Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde gerek öğretim programlarında gerekse dil öğretim kitaplarında pek yeri olmayan bu yöntem, birçok ülkede dilin hem ikinci dil olarak hem de yabancı dil olarak öğretiminde yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Dil öğretiminde sıkça kullanılan bu yöntemin, Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde de faydalı olacağı düşünülmektedir. Dikte, Türkçe dinleme, konuşma, okuma, yazma, dil bilgisi ve kelime öğretiminde faydalı olacaktır. Bu makale, dil öğretiminde sıkça kullanılan dikte yönteminin önemi, faydaları, sınıf içinde uygulanması, türleri, seçimi, değerlendirmesi ve diktenin yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde kullanımını anlatmak için yazılmıştır. Makalede Türkçe öğretiminde seviyelere göre hangi tür diktelerin kullanılabileceği ve bu dikte türlerine örnekler verilmiştir.

20. yüzyılın teknolojik açıdan son derece hızlı ilerlemesi, insanların yaşam standartlarının yükselmesine ve her bir bireyin küresel çapta aktiviteler düzenleyebilmesine imkân tanımıştır. İnternet ve özellikle son zamanlarda oldukça yaygınlaşan akıllı telefonlar ve tabletler, birbirine binlerce km uzaklıkta olan insanların tanışmasını, haberleşmesini ve görüşmesini sağlamıştır. Bu tanıma, anlaşma ve merak duyguları, bireylerin farklı ülkelere seyahatiyle ve o ülkelerin dillerini daha yakından tanımalarıyla sonuçlanmıştır. Tarihi çok eskilere dayanan yabancı dil öğretimi işte burada devreye girmekte, günümüzde de sosyal, siyasî ve ekonomik bir gereklilik olarak karşımıza çıkmaktadır.

Dil öğreniminin tam anlamıyla gerçekleştiğini söyleyebilmek için öğrencilerin dil becerilerini edinmiş olmaları gerekmektedir. Dil becerileri, dil öğretiminde geliştirilmesi esas kabul edilen; dinleme, konuşma, okuma ve yazmayı içeren dilin temel beceri alanlarıdır. Dil becerileri; bireylerin dinlediklerini, gördüklerini, okuduklarını tam ve doğru olarak anlaması ve yine bunları tam ve doğru olarak başkalarına anlatması biçiminde özetlenebilir. Becerilerin kazandırılması ise dinleme, konuşma, okuma ve yazma gibi dört ana etkinliğe dayanır. Dört temel dil becerisinin kullanım yerleri açısından aralarında temel bir örüntü bulunmaktadır. Demirel ve Şahinel (1999: 25)'e göre, bu beceriler birbirinden ayrı değil, birbirini tamamlayıcı bir ilişki içerisindedir. Dil becerilerinin birbirinden ayrı olarak değil, tümleşik olarak öğretilmesi, öğrencilerin zihinsel güçleri üzerinde bir yük olmamakta, doğal yapısı içinde dili anlamak ve anlamlandırmak için fırsatlar yaratmaktadır. Bunun yanında dilin etkinlik alanları arasındaki ilişkiler, her etkinlik alanının birbirini var etme amacına yöneliktir. Bireyin ana dili ile doğru, açık ve etkili bir iletişim kurabilmesi için dinleme, konuşma, okuma, yazma becerilerinin bütünlük içinde gelişmesi gerekmektedir. Çünkü bir becerinin gelişimi, diğer dil becerilerini de etkileyecektir (Sever' den akt. Maltepe, 2006: 30).

Ülkemize akademik amaçlarla gelen yabancı öğrencilerin daha çok yazma becerisinde hata yaptıkları görülmektedir. Lisans, yüksek lisans veya doktora eğitimi görecek öğrencilerin, bu becerilerinin gelişmemesi durumunda yazılı olan sınav ve ödevlerden başarısız sonuçlar almaları kaçınılmazdır. Ayrıca Türkçeyi sadece eğitim alanında değil, ticaret ve siyaset gibi alanlarda kullanacakların, eğitim süreçleri sonrasında aktif yazma yapacakları düşünüldüğünde bu becerinin büyük önem kazandığı daha iyi anlaşılmış olur. Bu sebeplerle bu çalışmada yazma becerisini geliştirme yöntemlerinden biri olan dikte üzerinde durulmuş, yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde uygulama örneklerine yer verilmiştir.

1.  Dikte ve Diktenin Önemi

Dikte, yüzyıllar boyunca yabancı dil ve ikinci dil eğitiminde kullanılmış ve yöntembilimciler, diktenin önemi hakkında pedagojik iddialarda bulunmuşlardır. Davis ve Rinvolucri (1988) "Seslerin kodunu çözme, sesleri yazılı olarak tekrar kodlama önemli bir öğrenme görevidir" demiştir. Cümleler kelimelerden, kelimeler ise seslerden oluşmaktadır. Bir cümleyi anlamlandırmak, temelde sesi anlamlandırmakla başlar. Seslerin anlamlandırılabilmesi için dinleme-anlama becerilerinin gelişmesi gerekmektedir. Türkçe eklemeli bir dil olduğundan eklerin öğrenilmesinde zorluklar yaşanmaktadır. Dikte çalışması eklerin içselleştirilmesi bakımından önemli bir yöntemdir. Frodesen (2001) yazılı dil bilgisi hatalarını gidermek için diktenin etkili bir yol olabileceğini belirtmiş, diktenin öğrencilerin bu hatalarını düzeltmesinin yanı sıra diğer hatalarının da düzeltilmesine yardımcı olabileceğini söylemiştir. Oller (1979) diktenin, öğrencinin aynı anda birden fazla dil becerisini kullanmasını gerektiren bütünleştirici bir test türü olduğuna dikkat çekerken; Montalvan (1990) diktenin birçok açıdan faydalı olduğunu ama bunlardan en önemlisinin dört temel dil becerisini aynı anda geliştirmesi olduğunu vurgulamıştır. Alan yazında bu konu üzerinde pek çok araştırma ve deneysel çalışma mevcuttur. Montalvan (1990) diktenin, öğrencilerde işitsel kavrayışı geliştireceği gibi aynı zamanda dilin kendi içindeki diğer bölümleri arasında da ilişki kurarak dil bilgisini de öğreneceklerini ifade eder. Diktenin tüm dil becerilerini geliştirmeye yardımcı olduğu gözlenmiştir. Dikte; dil bilgisi, sözlü iletişim, telaffuz, dinleme, okuma-anlama, etkili öğretim ve öğrenme, yoğunlaşma, noktalama, gibi pek çok alanın geliştirilmesine katkı sağlayan bir yöntemdir. "Dikte, öğrencinin kavrayışını geliştiren bir yöntemdir" (Pappas' tan akt. Ezenwosu, 1977: 4). Dikte çalışmasında öğrenci; öğretmenin söylediklerini veya okuduklarını dikkatlice dinlediği ve sonrasında yazmaya çalıştığı için diktenin, dinleme ve kavrama becerisini geliştirdiği görülmektedir. Öğrenci, okunanı veya söyleneni anlamak için yoğunlaşmaktadır. Sürekli olarak bu işlem yapıldığında kelimelere, kalıplara, cümlelere karşı bir aşinalık oluşmakta ve öğrencinin dili kavraması gelişmektedir. Bunun yanı sıra Morris (1983) bir öğrenme aktivitesi olarak diktenin dinleme ve dinlediklerini doğru olarak yazmanın yanında kelime bilgisini ve dil yapısını güçlendirdiğini söyler. Dikte için hazırlanan metinler öğrenciye öğretilmek istenen hedef kelimelerden oluşabilir. Bu bir sistem haline getirilirse basitten zora hedef kelimeler öğretilebilir. Aynı şekilde her dil bilgisi konusundan sonra öğretilen konu, metin içinde dikte ettirilip öğrencilere pratik ve daha kolay öğrenme imkânı sağlanabilir.

Devamını okumak için tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...