Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi: Yöntemler, Uygulamalar, Öğrenme ve Öğretmede Karşılaşılan Bazı Sorunlar

      Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi, akademik çalışmalara yeteri kadar konu olabilmiş değildir. Eğitim fakültelerimizin "Yabancılara Türkçe Öğretimi" ders­lerine yer vermeye başlamaları, sevindirici ama yetersizdir. Aynı şekilde birkaç üniversitemizde yüksek lisans programlarının açılmış olması umut vericidir. Üni­versitelerimizde "Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi" bilim dalını görünce­ye kadar amaca ulaşmış sayılmayız. Dilin iletişimdeki önemli rolünü, yabancı dil öğretimi sahasındaki gelişmeleri, Türkçe öğrenmek isteyen yabancıların ihtiyaç, talep ve konumlarını göz önünde bulunduran ve öğrenme güçlüklerini de dikkate alan yeni öğretim programları hazırlanmalıdır.

A. TEMEL KAVRAMLAR: DİL / DİL YETİSİ / DİL BİLİMİ / DİL BİLGİSİ / ANA DİLİ / DİL EDİNİMİ / İKİ DİLLİLİK / ÇOK DİLLİLİK

     Bilim, sanat, teknik gibi insan ve toplumdan ayrı düşünülemeyecek bütün 5 alanlarla ilgili bulunan ve aynı zamanda onları oluşturan; çok yönlü, değişik açı- -lardan bakılınca başka başka nitelikleri görülen; kimi sırlarını bugün de çözeme- ,g diğimiz büyülü bir varlık olan dil (Aksan, 1979 : 11), " Belli bir insan topluluğuna ^ özgü, çift eklemli sesli göstergeler dizgesi; F. Saussrure'ün yaptığı ve birçok dil bi- 00 limcinin benimsediği ayrıma göre, dil yetisinin toplumsal ürünü, bu yetinin bi­reylerce kullanılabilmesini sağlayan ve toplumca benimsenmiş olan uzlaşımsal bir düzendir." (Vardar, 2002: 17)

İnsan zihni bir dili edinebilmek için gerekli olan verileri doğuştan birlikte ge­tirmektedir. Bu ön donanım olduktan sonra, içine herhangi bir dilin programını işle­mek mümkündür. Bu donanıma dil yetisi denmektedir

İşlenen programın hangi dil olacağı da, çocuğun yetiştiği ortama bağlıdır. Zi­hindeki bu dil yetisi ancak, belli bir dille (programla) desteklendiği zaman, işlerlik kazanmaktadır (Akerson, 2008: 20).

Dil yetisini ve doğal dillerin bilimsel incelemesini üstlenen dil bilimi (Kıran, 2001: 38), "Yeryüzündeki dilleri ses, biçim, anlam ve söz dizimi bakımından genel ya da karşılaştırmalı olarak inceleyen bilim"dir (Gencan, 1974: 44). Dil bilgisi ise "Bir dilin işleyişini ve sunduğu düzeni ortaya koyan özellikle de biçim bilimiyle söz dizimi kapsayan inceleme; dilsel kullanımın kimi yönlerini kurala bağlamayı amaçlayan buyurucu ve kuralcı inceleme"dir (Vardar, 2002: 73).

Dil bilgisi dile eğitimsel ya da felsefi amaçla yaklaşmaktayken dil bilimi tek ve gerçek konusu gördüğü dili kendi başına ve yalnız kendisi için incelemektedir (Kıran, 2001: 41).

İnsanın doğuştan getirdiği dil yetisi ve insan millet ilişkisi bakımlarından değer taşıyan bir kavram olan ana dili "Başlangıçta anneden ve yakın aile çevresinden, daha sonra da ilişkili bulunulan çevrelerden öğrenilen, insanın bilinçaltına inen ve bireylerin toplumla en güçlü bağlarını oluşturan dildir." Aksan, 1979: 81) Dünyaya gelen insanın yakın çevresinden ana dilini öğrenmesi yani "dil edinimi" (language acguisition), çocuğun zihinsel ve bilişsel gelişimiyle de ilgili olduğu için ikinci dil öğretimi açısından da önemle incelenmiştir (Aksan, 2003: 145-146). Bir kişinin iki dil bilmesi ya da bir toplumda iki dil kullanılması durumuna iki dillilik (diglossie) denmektedir (Koç, 1992: 142 ; Kıran, 2001: 265). Bir toplumda ikiden çok dil ko­nuşulması, bireyin ikiden çok dil bilmesi ise çok dillilik olarak ifade edilmektedir ( Koç, 1992: 72).İki dillilik örnekleriyle başka milletlerden ana babaların çocukların­da, dış ülkelerde uzun yıllar kalan ya da bu ülkelere yerleşen kişilerde, azınlıklarda, göçlerle oluşmuş toplumların insanlarında karşılaşılmaktadır (Koç,1992: 142). Aslında, çocuk nadiren iki dili aynı düzeyde tutmaktadır. Bir kişi çocuk yaşların­da iki dille ilişkiye girdikten sonra, yetişkinliğinde bu dilleri rahatlıkla kullandığı zaman bile, ikisinden biri, yani ana dili ayrıcalıklı bir rol oynamaktadır (Kıran, 2001: 265-266). İki dilli insanlar tehlikeye düştüklerinde, sıkışık durumlarda, duy­gulandıklarında ya da dalgın oldukları sırada içgüdüsel bir tavırla ana dillerine başvurmaktadırlar. Bir insanın birden çok ana dilinin bulunabileceğini kabul et­mek birey-millet ilişkisi düşünüldüğünde de mümkün değildir (Aksan, 1992: 14).

Devamını okumak için tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...