Yabancı Öğrencilere Türkçe Öğretiminde Türk Kültür Elçisi Olan "Atasözleri"nin Kullanımı

                Folklor, bir milletin maddi ve manevi yarattığı her şeyin, kültürün bir parçasıdır. Folklor, bir milletin yaşayan tarihidir, geçmişteki nice nesillerin duygu ve düşünce dünyasını içinde barındırır. Hafızalarda taşınır, taze belleklere aktarılır. Diğer taraftan aktarılırken, içinde bulunulan çağa uyum sağlar, benimsenir ancak özündeki mesajları silmez. Tüm bu sebeplerle, eğitiminde folklorun yeri, temel değerleri yüklenici rolü yadsınamaz. Folklorun bu önemli özelliği, yabancı öğrencilere Türkçe öğretiminde de kullanılabilir. Folklorun yapı taşlarından birisi de 'atasözleri 'dir. Yabancı öğrencilere Türkçe öğretimi derslerinde, bu tür sadece bir 'ders adı' olabileceği gibi, Türkçe öğretimi sırasında bilinçli olarak bu folklor ürününe başvurulup Türk kültürünün temel değerleri, mecazlı, kinayeli ince üslubu, ders verici mesajları sezdirilmeden 'doğrudan' verilebilir. Yabancılara dil öğretiminde, dilin ait olduğu kültürün de tanıtılması, yabancı dil öğretiminin temel hedefleri arasında sayılmaktadır. Bu çalışmada, yabancılara Türkçe öğretiminde, 'folklor' ve 'eğitim' anahtar kelimelerinden hareketle, atasözlerinin kullanımı ile ilgili bazı yaklaşımlar, öneriler ve buradan hareketle örnekler sunulmaya çalışılmıştır.

Giriş

            Türkçenin yabancılara öğretiminde, folklor ürünlerinden yararlanılması ve bu manada Türk kültürünün tanıtımının da sağlanması Türkçe öğretiminin başlıca amaçları arasında yer almalıdır. Böylece, Türkçenin Türk kültür ürünlerinden hareketle öğretimi daha kolay ve zevkli hale gelecek gelecektir. Nitekim, Avrupa Dil Portfolyosu'nun esasını teşkil eden üç temel görüşten birisini, yabancı dil öğretiminde kültürel değerlere yer verilmesi ilkesi oluşturmaktadır (Özdemir, 2013: 158).

Nihat Sami Banarlı, Türkçenin Sırları adlı eserinde bir dili milli yapan unsurların o dilin sesi ve mimarisi (gramer yapıları, cümle yapıları vb.) olduğunu vurgular (Banarlı, 2004: 7). Bununla birlikte, yabancı dil öğretiminde, sadece seslerden oluşan kelimeleri, birer düşünce edimi olan kavramları ve gramer bilgisini sunmak yeterli değildir. Bu konuda, milli unsurlardan biri olan 'kültür'ün de yabancı dil öğretiminde aktif olarak kullanılması, öğrenilen dile olan hakimiyeti arttıracaktır.

Ahmet Akkaya'nın bildirdiğine göre dil, öğretimi, kültürü yansıtması ve aktarması özelliğiyle adeta kültürle özdeşleşmiştir. Dil öğretiminde, öğrencilerin yeterlik düzeyi arttıkça (ara düzey kullanıcı/ ileri düzey kullanıcı) kültürel ayrıntılar, bu konudaki tarihî birikimler, hedef dilin anlatım incelikleriyle (mecazlar, aktarmalar vb.) ve yazınsal türler aracılığı ile aktarılmaktadır (Akkaya, 2013: 172). Halkbiliminin yahut Folklorun inceleme alanlarına giren masallar, efsaneler, destanlar, halk hikayeleri, fıkralar, ve bunun yanında diğer folklor ürünlerinden olan bilmeceler, atasözleri, deyimler, halk şiiri Türkçenin bir tür aynası olduğu için yabancılara Türkçe öğretiminde bu başlıkların her birinden ziyadesi ile yararlanılabilinir.

William R. Bascom'a göre, folklorun dört işlevinden üçüncüsü "özellikle, okuma yazması olmayan kültürlerdeki eğitim" işlevidir. Örneğin, masalların bir grubunu oluşturan "dev masalları" çocukları eğitmek için kullanılır (Bascom, 2005: 141). Diğer taraftan, folklor ürünlerinden hem yaygın hem de örgün eğitimde yararlanılmaktadır. Nitekim, Fatih Yılmaz Türkçe öğretimi amaçlı ders kitaplarında kültür aktarımının esas alındığını vurgular. Jagellon Üniversitesi Türkoloji Bölümünde kullanılan Yabancılar için Türkçe Yeni Hitit serisi kitaplarında, "konu alanı", "metin türü", "görsellik" kültür aktarım ölçütleri esas alınarak değerlendirilmiştir. Yabancılar için Türkçe Yeni Hitit serisi ders kitapları, kültür aktarımı bakımından incelendiğinde, içeriğinde Türk kültürünün öğrencilere farklı yönleriyle sunulduğu birçok öğe içerdiği ve bu şekilde Türkçe öğretmeyi hedeflediği öğrenci kitlesine Türk kültürünü aktarmada başarı sağlayabilecek nitelikte olduğu görülmüştür (Yılmaz, 2012: 2752). Gül Banu Duman'a göre, yabancı dil öğretiminde, kültürler arası yaklaşım modelinden hareketle, yabancılara Türkçe öğretmek için hazırlanan ders materyalleri Türk kültürünü aktarıcı özellikler taşımalıdır. Seçilen ve hazırlanan ders materyalleri, kültürü tanıtıcı olup kültürel unsurlar materyalin içinde konuyla örtüşerek verilmeye çalışılmalıdır (Duman, 2013: 7).

Türk kültürünün kuşaklar arası önemli köprülerinden birisini oluşturan çalışma konusu atasözleri, Türklerin yüzyıllar boyunca geçirdikleri hayat tecrübelerinden ve bunlara dayanan fikirlerden doğmuşlardır. Ömer Asım Aksoy'a göre atasözleri, atalarımızın uzun denemelere dayanan yargılarını, genel kural, bilgece düşünce ya da öğüt olarak düsturlaştıran ve kalıplaşmış biçimleri bulunan halkça benimsenmiş özsözlerdir! (Aksoy, 1984: 37). Özkul Çobanoğlu, dünyadaki bütün Bu özlü sözler Türkler ve çeşitli milletlerce farklı terimlerce adlandırılmışlardır: Divanü Lügati 't Türk'te sav şeklinde geçen atasözü, Arapça mesel, darb-ı mesel, durub-ı emsal, emsal, hikmet; Farsça pend; Yunanca parabol; Latince ve Fransızca proverbe, İngilizce proverb; Almanca sprichwört şeklinde adlandırılır. Orta Asya Türk kavimleri ise atasözü için değişik terimler kullanırlar: Sahalar/Yakutlar   hohoonu, Tobollar takmak, milletlerin atalarından kalma, yol, yöntem gösteren, öğüt veren sözleri olduğunu vurgular. Atasözleri, milletlerin karakterlerini, hayat karşısındaki tavır ve duruşlarını ifade eden özlü sözlerdir. Dünyanın oldukça geniş coğrafyasına yayılmış olarak yaşayan Türklerin atasözleri, taşıdıkları mesajlar ve yönlendirdikleri davranışlar itibari ile, Türk milletinin temel zihin yapısını, aynı sosyal psikolojiyi gösterir. Bunun yanı sıra, tek bir zihin ülkesinde, birlik ve bütünlüğü anlatmaları bakımından sözlü edebiyat türleri içinde ayrı bir öneme sahiptir (Çobanoğlu, 2004: 1).

Türkçenin (şimdiye kadar bulunan) en eski yazılı metinlerinden beri atasözlerinin kullanıldığı bilinmektedir2. İslamiyet öncesi atalar kültü inancının varlığı bilinmekle birlikte, Oğuznâme'de, "Atalarsözü Kuran'a girmez yanınca yel yel yarışur / Atalar sözi Gur'an'a girmez, amma Gur'an yanıca yel yel yalışur." şeklindeki atasözü, İslamiyet sonrasında da, Türk kültüründe atasözlerine atfedilen kutsiyeti göstermektedir (Çobanoğlu, 2004: 5).

Francis Bacon'a göre, bir milletin zekası, fikir kıvraklığı, ruhsal yetenek gücü atasözleri sayesinde bilinir (Eyüboğlu, 1973: XIX). Atasözleri aklı ve akîlliği içinde barındıran kolektif bilincin ürünleridir. Bununla birlikte, atasözleri, bireylerin haklarını arayan avukatlık mesleğinin en eski formlarını oluşturur. (Çobanoğlu, 2004: 10). Nejat Muallimoğlu, atasözlerinin insanlar hakkında pek çok kitaptan daha fazla bilgi verebileceğini vurgular (Muallimoğlu, 1977: I). Atasözleri, atalarımızın ortak düşünce, kanış ve tutumunu belirterek bize yol gösterirler (Aksoy, 1984: 15).

Aydın Oy, atasözlerinin diğer halk edebiyatı ürünleri gibi bağımsız bir edebiyat türü olmadığını, türkü, masal, destan, koşma gibi türlerin içinde ya da günlük konuşmalarda söz arasında geçtiğini, böyle olmakla birlikte sanat gücü yönünden kıymetli bir özelliğe sahip olmalarından dolayı ayrı bir türmüş gibi incelendiklerini bildirir (Aça; Yılmaz; Sever 2007: 163; Oy, 1972: 53).

Atasözleri içinde, keskin bir zekayla harmanlanmış, bir millete ait töre, inanç, dünya görüşü, hayat tecrübeleri barınmaktadır. Sözlü veya yazılı anlatım ifadelerinde atasözü kullanımı, düşünce değerini fazlasıyla arttırır. Sayıca az ama etkili kelime kullanımıyla, ses ve söz sanatlarını kısacık ifade biçiminde barındırmasıyla diğer anonim türlerden ayrılan atasözlerinin kıymeti inkar edilemez. Atasözlerini diğer kalıp sözlerden ayıran temel özelliklerden birisi de, anlatımlarının kısa, net ve kesin olmasıdır.

Devamını okumak için tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...