• Yabancılara Türkçe Öğretimi
  • Yabancı Uyruklu Öğrencilere Türkçe Öğretiminde Millî Kültürümüzü Oluşturan Halkbilimi (Folklor) Unsurlarından Yararlanma

Yabancı Uyruklu Öğrencilere Türkçe Öğretiminde Millî Kültürümüzü Oluşturan Halkbilimi (Folklor) Unsurlarından Yararlanma

              Dil, bir toplumun anlaşma vasıtası olmakla beraber aynı zamanda ait olduğu toplumun millî kültürünü taşımak ve yaymakla yükümlü olan en önemli temsilci olarak görülmektedir. Dil öğretiminde dört temel beceri olarak adlandırılan dinleme, okuma, konuşma ve yazma eğitimi yabancılara Türkçe öğretiminde ilk ve en önemli basamağı oluşturur. Adı geçen bu önemli basamakların icrasında yani kültürel etkileşimin gerçekleştirilmesinde halkbilimine ait olan unsurların (hikaye, fıkra, masal, efsane, atasözü, deyim vb.) yeri ve önemi tartışılmayacak şekilde ayrı bir kategoride değerlendirilmelidir. Hâl böyleyken bu denli önemli bir görevi kendine amaç edinen eğitimcilerin bu konuda çok hassas olmaları gerekmektedir. Öncelikle bizi biz yapan ve bizi diğer milletlerden ayıran kültürel unsurlarımızı nerede, ne zaman ve nasıl verileceği hususu profesyonel bir anlayışı gerektirmektedir. Bu noktada özellikle aziz milletimizin tarihî, coğrafyası, dinî değer ölçütleri, folkloru, sanatı, edebiyatı, dünya görüşü ve millet olmayı gerçekleştiren her türlü ortak değerleri yüzyılların süzgecinden süzüle süzüle kelimelerde sembolleşerek simgesel bir yapıyla dil hazinesini oluşturmuştur. Dolayısıyla simgesel anlayışla oluşan ve dil hazinemizi ifade eden kelimler bir araya gelerek zikredilen halkbilimi (hikaye, fıkra, masal, efsane, atasözü, deyim vb.) unsurlarını inşa edip sosyal yapımızın ve kültürümüzün bir aynası olmuştur. Yabancılara Türkçenin öğretimi konusunda yazılan ilk eser, Kaşgarlı Mahmut'un 1072-1074 yılları arasında yazmış olduğu Divânu Lûgati't-Türk adlı eseridir. Bilindiği gibi halkbilimi unsurlarının ilk örneklerinin Divânu Lûgati't-Türk'te görüldüğünü söylemek faydalı olacaktır. Buradan hareketle biz, bu bildirimizde gerek yurt içinde gerekse de yurt dışında yabancı dil olarak Türkçe eğitimi alan kişi/kişilerde özellikle masalların yeri ve önemi üzerinde durmayı hedefliyoruz. Öğrencilerin istenilen dil becerilerini edinmelerinde ders kitaplarında yer alınması hedeflenen masalların kolay anlaşılabilir olması, tüm öğrenciler tarafından ilgi çekici olması, tema ve konulara uygun metinlerin bulunması, söz konusu masalların öğrenci seviyesine uygunluğu, görsel özelliği, ölçme-değerlendirme bölümlerinde alınan dönütlerin uygun bir biçimde yorumlanabilmesi yönü kanaatimizce masalların önemi daha da artmaktadır.

GİRİŞ:

Dil öğretimi çok eski tarihlere dayanmaktadır. İnsanlar ekonomik, siyasi ve dinî nedenlerle başka dilleri öğrenme çabasına girişmişler veya kendi dillerini yayma gayreti taşımışlardır. Türkçe, dünyanın birçok yerinde anadil ve resmî dil olma özelliği taşımasına ve başka bir deyişle en çok konuşulan beşinci dil olmasına (Akalın 2005: 1) rağmen maalesef ki anadilimiz Türkçenin eğitimi ve öğretimi, diğer diller kadar yaygınlaşmamış; ancak günümüz Türkiyesinde popüler bir ivme kazanan yabancı dil öğretimi dilbilimciler, Türkologlar ve eğitimbilimciler tarafından yapılan ciddi çalışmalar neticesinde meyvelerini vermeye başlamıştır.

Çok dillilik ve çok kültürlülüğün giderek önem kazandığı 21. yüzyılda Yabancı Dil Olarak Türkçenin öğretimi daha fazla önem kazanmaya başlamış ve bu önem gün geçtikçe daha da artmıştır. Türkiye'nin dünya ülkeleriyle ticari, askerî, ekonomik vb. ilişkilerinin artması Avrupa, Amerika, Afrika, Asya ve özellikle Türk cumhuriyetlerinde Türkçeye karşı ilginin artmasını sağlamıştır.

Tarihin bilinen ilk dönemlerinden beri gelişmiş, işlenmiş ve zenginleşmiş bir dil olarak karşımıza çıkan Türkçenin hem ana dili olarak hem yabancı dil olarak öğretimi konusunda yapılmış somut örnekler vardır (Karakuş 2006: 12-14). Bu konuda söylenecek ilk örnek herkesin tartışmasız kabul edeceği Divanü Lugati't-Türk adlı başyapıttır. Divanü Lugati't-Türk, Araplara Türkçe öğretmek amacıyla yazılan Türkçe-Arapça bir sözlüktür. Kaşgarlı Mahmut'un bu eseri Türkçe-Türkçe tek dilli bir sözlük yazıp Türkçenin Arapça kadar zengin bir dil olduğunu göstermekten ziyade Türkçe-Arapça iki dilli bir sözlük yazıp Araplara Türkçeyi öğretmeyi amaçlamaktadır (Adıgüzel 2010: 27-29). Divanü Lugati't Türk'ten sonra Türkçenin öğretilmesi amacıyla yazılmış ikinci bir eser, Codeks Comanicus'tur. Codeks Comanicus, hem Kıpçak Türklerine ve diğer topluluklara Kıpçak Türkçesini öğretmek hem de Kıpçaklar arasında Hıristiyanlık dinini yaymak amacıyla Latin alfabesiyle 1303-1362 yılları arasında (tahminen) Alman ve İtalyan misyonerler tarafından yazılmış bir eserdir (Karakuş, 2006: 20-21).

Buradan hareketle Osmanlı döneminde yabancılara Türkçe öğretimi çalışmaları devşirme yolu ile Yeniçeri Ocağına alınan Hıristiyan çocuklarına Türkçe öğretilmesiyle başlatılabilir. Hal böyleyken Balkanlar'a geçildikten sonra yapılan savaşlarda tutsak edilen Hıristiyanların bir kısmının kendiliğinden Müslümanlığa geçerek Türkçe öğrendikleri ve Balkanlarda yaşayan yerli halktan Türkçe öğrenmeye çalışanlar olduğu da bilinmektedir.

Eski Anadolu Türkçesi döneminin dil tarihi açısından en önemli olayı Karamanoğlu Mehmet Bey'in 15 Mayıs 1277 Perşembe günü yayımladığı "Bugünden sonra divanda, bargâhta, dergâhta, Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır." buyruğudur. Karamanoğullarının aksine Selçuklu ve Osmanlılarda sanatçılar ve devlet adamları Türkçeye rağbet göstermemiştir. Eski Anadolu Türkçesi döneminde Türkçenin ana dil olarak öğretimi önem kazanmış ve medreselerde ders kitabı olarak okutulmaya yönelik birçok eser yazılmıştır. Eski Anadolu Türkçesi kapsamına girebilecek yabancılara Türkçe öğretimiyle ilgili bilinen tek eser İbn ü Mühennâ Lûgati olarak da bilinen Hilyetü'l-İnsân ve Heybetü'l-Lisân'dır (Açık 2008: 2). Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki eğitim kurumlarında Türkçe öğretimi ise Tanzimat dönemiyle başlamıştır. Bu dönemde açılan Rüştiyelerin eğitim programlarında anadil olarak Türkçenin öğretimine büyük ölçüde yer verildiğini de burada vurgulamamızda yarar vardır.

Günümüz dünyasında ikinci dil / yabancı dil büyük bir önem kazanmıştır. İnsanlar hangi sektörde çalışıyor olurlarsa olsunlar bir yabancı dil, hatta ikinci bir yabancı dil öğrenme ihtiyacını duymaktadırlar. Bir yabancı dil bilmenin ayrıcalık olmaktan çıkıp herkesin sahip olması gereken bir özellik olduğu günümüzde yabancı dil eğitiminin önemi de artmıştır (Göçer 2009: 28-30). Yabancı dil öğrenimi, kişinin ana dili dışında aynı zamanda başka bir dil ve kültürle tanışması anlamına gelmektir. Dil insanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabiî bir vasıta; kendi kanunları içinde yaşayan ve gelişen canlı bir varlık; milleti birleştiren koruyan ve onun ortak malı olan sosyal bir müessese; seslerden örülmüş muazzam bir yapı; temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış bir gizli anlaşmalar ve sözleşmeler sitemidir (Ergin 2005: 13).

İnsanlar, toplumlar ve milletler arasında kişisel, kurumlar arası ve devletler seviyesinde çeşitli ilişkiler bulunmaktadır. Bilim, siyaset, askerlik, eğitim, turizm, kültür, sanat, ticaret ve iletişim alanlarındaki bu ilişkilerin sağlıklı olarak yürütülebilmesi için ana dilden başka milletlerarası ortak olan dillerin öğrenilmesi gerekmektedir. Çünkü bir yabancı dil öğrenmek yeni bir insan olmak anlamına gelmektedir.

Günümüzde dil öğretimi, ana dil ve yabancı dil öğretimi şeklinde gerçekleşmekte ve bu durum gittikçe önem kazanmaktadır. Özellikle 20. yüzyıl ile birlikte iletişim teknolojisinde yaşanan gelişmeler milletlerarası ilişkileri de inanılmaz derecede artırmıştır. İlişkilerin bu denli hızlanması neticesinde insanlar arasında ortaya çıkan iletişim sorunu doğal olarak bazı dillerin (İngilizce, Fransızca, Rusça, İtalyanca vb.) hızla yayılmasına ortam sağlamıştır.

Aksan (Aksan 2003: 65) "Bir ulusun yaşayış biçimi, inançları, gelenekleri, dünya görüşü, çeşitli nitelikleri ve hatta tarih boyunca bu toplumda meydana gelen çeşitli olaylar üzerinde hiçbir bilgimiz olmasa bile yalnızca dilbilim incelemeleriyle bu dilin söz varlığının, söz hazinesinin derinliğine inerek bütün bu konularda çok değerli bilgiler ve güvenilir ipuçları edinebiliriz." demektedir. Baylon ise dil toplumsal yapıyı açıklamakla kalmaz, bu yapıda zamanla ortaya çıkan değişiklikler hakkında da bize bilgiler sunar (Baylon 1991: 49) der. Dil öğretiminin temelinde dört dil becerisi olarak kabul edilen dinleme, konuşma, okuma ve yazmanın geliştirilmesi görüşü vardır. Bu nedenle eğitim programlarının düzenlenmesi de bu becerilere ilişkin hedef ve davranışların programda yer almasını gerekli kılmaktadır. Dilin zenginleşmesi ve gelişimi ile söz varlığı belirleme çalışmaları arasında sıkı bir ilişki vardır. Söz varlığı belirleme çalışmaları söz konusu olduğunda en zengin, en duru kaynakların halk ait olan masallar olduğu ifade edilebilir.

Sakaoğlu, (2002: 4) masallarda hayvanlar ve tabiatüstü varlıklar gibi kahramanların olabileceğini, olayların masal ülkesinde cereyan ettiğini ve masalların hayal mahsulü olduğunu belirtirken onların dinleyicileri inandırabileceğine de atıfta bulunmuştur. Elçin ise masalı "bilinmeyen bir yerde, bilinmeyen şahıslara ve varlıklara ait hadiselerin macerası, hikâyesi" (1993: 368) olarak tanımlamıştır. Bakırcıya göre masal, "Konusu genellikle hayvanlar, ara sıra da hayvan ve insan arasında geçen, dinleyenlere ahlâki bir ders veren ve nesir şeklinde olan kısa

 metinlerdir." (Bakırcı 2004: 184-187). Göde'ye göre ise masal, anlatmaya dayalı türler içinde destanlardan sonra karşılaşabilinecek bir tür olarak tanımlanmaktadır (Göde 2010: 19-21).

Dil öğretiminde kültürel öğelerin aktarılması gerekmektedir. Aksi takdirde yabancı dil öğretimi eksik kalır. Çünkü dil, kültürün aynası ve aktarıcısı durumundadır. Yabancılara Türkçe öğretirken kültür unsurlarına yer vererek onların dilin içine girmelerini sağlamak, sosyal ilişkilere yer vermek ve öğrendiklerini sıkça tekrarlatmak gerekir (Barın 1994: 55).

Yabancı dil öğretimi bahsinde akla gelen ilk şey, şüphesiz ki bir toplumun maddi ve manevi varlığı ile yazılı ve sözlü değerlerini oluşturan sosyo-kültürel olgudur. Bu amaçla yabancı dil olarak Türkçe öğretilirken kullanılan metinlerin kültür aktarımı açısından yeterliliği ve metinler oluşturulurken dikkat edilmesi gereken noktalar üzerine araştırmalar yapılması son derece önemli bir mevzudur. Kazandırılması düşünülen hedef davranışlardan mütevellit hazırlanacak materyallerde nelerin, nasıl ve niçin kullanılması gerektiğini planlamak, sınıflandırmak bir uzmanlık sorunudur. Zaten 'Avrupa Dil Portfolyosu'nun esasını teşkil eden üç temel görüşten birisini de yabancı dil öğretiminde kültürel değerlere yer verilmesi ilkesi oluşturmaktadır. Dolayısıyla, Türkçeyi yabancı ya da ikinci dil olarak öğretenlerin, dil düzeylerini göz önünde bulundurmak kaydıyla tedrici bir şekilde öğrencilerini Türkçenin içinde yer aldığı kültür sistemimiz hakkında da aydınlatması gerekmektedir.

Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminin temel amaçları arasında Türkçenin doğru ve etkili bir biçimde kullanımını sağlama esası yer almaktadır. Bu nedenle söz konusu katılımcılara ikinci bir dil olarak Türkçe öğretiminde dinleme, okuma, konuşma ve yazma ile ilgili temel dil becerilerinin etkin bir biçimde geliştirilmesine önem verilir. İşte söz konusu olan bu becerilerin oluşumunda ve etkin kullanımında masalların şüphesiz ki önemli bir yeri vardır. Çünkü yabancı uyruklu öğrencilere öğrenmeye çalıştıkları ikinci bir dilin yani Türkçenin en güzel örneklerini sunan, edebî zevkini tattıran ve hayal güçlerini geliştirme olanağı sağlayan türler arasında masalların çok farklı bir yeri vardır.

Devamını okumak için tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...