Kırgız Öğrencilerin Türkiye Türkçesi Öğrenmeye İlişkin Tutumları

     ÖZET

 

          Bu çalışmada Kırgızistan Cumhuriyeti Osh Devlet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencilerinin Türkiye Türkçesi öğrenmeye karşı tutumları incelenmiştir. Tutum, insanların olgu ve olaylara karşı gösterecekleri olumlu veya olumsuz tepki eğilimlerini belirler. Bu ise yaşantı ve deneyimler sonucunda oluşur. Dil öğrenme sürecinde öğrencilerin konuya, öğretmene ve bulundukları ortama karşı geliştirdikleri tutum, öğrenmenin niteliğini etkiler. Araştırmada 2010-2011 eğitim-öğretim yılında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi hazırlık sınıfında okuyan 55 Kırgız öğrenci örneklem alınmıştır. Verilere ulaşmak için tarama modeli ve Türkçe Öğrenme Tutumu Envanteri kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde aritmetik ortalama, ilişkili ve ilişkisiz ölçümler t testi tekniklerinden yararlanılmıştır. Kırgız öğrencilerinin Türkiye Türkçesi öğrenmeye ilişkin tutumlarının genel olarak yüksek düzeyde olduğu ve cinsiyete göre değişmediği belirlenmiştir. Ayrıca öğrencilerin Türkiye Türkçesiöğrenme ilgilerininyüksek,öğrenme algılarınınorta veöğrenme özgüvenlerinindüşük düzeyde olduğu belirlenmiştir. Öğrenme algılarının ve özgüvenlerinin öğrenme ilgilerine göre anlamlı farklılıklar gösterdiği saptanmıştır. Bunu açıklamak için öğrencilere uygulanan dil öğretme yöntemleri, teknikleri ve ortamlarının da incelenmesi gerekir.

GİRİŞ

            Tarihin her devrinde bütün milletler, insanlarının daha iyi, kolay ve rahat anlaşmalarını sağlamak amacıyla dil öğretimine önem vermiştir. Dillerini geliştirip yaşatan milletler, tarihte daha kalıcı eserler bırakmışlardır. Dillerini geliştiremeyen toplumların ise yok olduklarını tarih göstermektedir. Dil öğretimi, önce milletin mensuplarına daha sonra onun yakınında yaşayanlara, sanatsal ve bilimsel gelişmeleri izlemek için farklı bir dili kullanma zarureti bulunanlara; farklı coğrafyada yaşayan soydaşlarla iletişimi sürekli kılmak için, o dile ilgisi olan yabancılara öğretilir (Karakuş, 2006: 11). Bilim ve teknolojide yaşanan gelişmeler, dünyada iletişim kurmak için dil öğrenme ihtiyacını artırmıştır. Bilim ve teknoloji alanındaki gelişmeler, insanlar ve ülkeler arasındaki etkileşimi de kaçınılmaz hâle getirmiştir. İletişimin en önemli aracı dil olduğu için gelişmiş milletler kendi dillerini diğer milletlere öğretmeye çalışmaktadırlar.

 Dünyada farklı kültürler karşısında varlığını hissettirebilmenin ve kendi kültürünü kaybolmaktan koruyabilmenin en etkili yolu, dili korumak ve dünyada konuşulan önemli diller arasına girmesini sağlamaktır. Geniş bir coğrafyada konuşulan dilimizi çeşitli sebeplerle öğrenmek isteyen pek çok insan da bulunmaktadır.

 Türkçe öğretiminde hedef kitle; Türkiye Türkleri, iki dilliler, yabancılar ve Türk soylular olmak üzere dört ana grupta toplanabilir. Bunlardan Türkiye Türkleri; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup Türkiye'de öğrenim gören hedef kitledir. İki dilliler; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve ana dili Türkçe olduğu hâlde başka bir toplumda yaşayan, o yaşadığı toplumun dil ve kültürü ile Türk dili ve kültürü arasında karmaşa yaşayan, yerine göre iki dili de kullanmak zorunda kalan insanların oluşturduğu gruptur. Diğer Türkçe öğrenmek isteyen öğrenci kitlesi ise yabancılardır. Bunlar Türk dilini bilmeyen fakat ilgi duyan, Türk düşünce dünyası ve yaşayış tarzına aşina olmayan kitledir. Türkçe öğretiminde bir başka hedef kitle ise Türkiye coğrafyası dışında yaşayan Türk soylulardır. Türk soylular, Türkiye sınırları dışında kendi vatanlarında, kendi devletlerinin veya başka bir devletin egemenliği altında yaşayan Türklerdir (Duman, 2003: 151).

Yukarıda belirtilen dört farklı hedef kitlenin birbirinden farklı özellikleri vardır. Bunlara Türkiye Türkçesi öğretimi için kullanılması gereken yöntem ve materyaller de farklılık gösterir (Duman, 2003: 151). Türkiye Türkçesi öğretiminin etkili ve verimli olabilmesi için ilk olarak hedef kitlenin dil öğrenme amacı belirlenmelidir. Bu yolla Türkçenin hedef kitleye ne kadar ve nasıl öğretileceğine, hangi yöntem ve tekniklerin kullanılacağına karar verilebilir. Dil öğretim sürecinin başında yapılacak bu tür çalışmalarla etkili bir öğretim süreci gerçekleştirilebilir (Barın, 2003: 312). Bu çalışmanın kapsamını Kırgız öğrenciler oluşturduğundan çalışmada daha çok Türk soylulara Türkçe öğretimi üzerinde durulmuştur.

            Türk devlet ve topluluklarından gelen öğrenciler Türkçe öğreniminde yabancılara göre daha şanslıdırlar. Özellikle Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Tataristan gibi ülkelerden gelen bu öğrencilerin kendi ülkelerinde konuşulan diller, Türkçenin lehçeleridir. Gerçekte Türkiye Türkçesine çok uzak olmayan bu dilleri konuşan öğrenciler, Türkçeye tamamen yabancı olan öğrencilere göre daha az öğrenme güçlüğü çekerler. Konuştukları dillerin Türkiye Türkçesine yakın olması Türk soylu öğrencilerin Türkçeye bakışlarını olumlu etkileyebilir. Ancak yine de kendi ülkelerinde Azeri Türkçesi, Kazak Türkçesi, Kırgız Türkçesi, Özbek Türkçesi, Türkmen Türkçesi ve Tatar Türkçesi gibi dilleri konuşan Türk soylu öğrenciler, Türkiye Türkçesini öğrenme sürecinde birtakım zorluklarla karşı karşıya gelmektedirler (Özyürek, 2009: 1824). Bu zorlukların başında alfabe farklılığı gelmektedir (Özyürek, 2009; Kara, 2010). Günümüzde Bağımsız Türk Devletlerinden sadece Kazakistan ve Kırgızistan Latin alfabesini kabul etmemiştir. Bu alfabe farklılığı da öğrencileri özellikle okuma ve yazma çalışmalarında olumsuz etkilemektedir. Şahin (2008: 96)'e göre, Kırgız olan öğrencilerin yapmış oldukları yazma hataları alfabe farklılığından kaynaklanmaktadır. Türk soylu öğrencilerin ülkelerinde konuştukları dillerin Türkiye Türkçesine benzer özellikler taşıması, öğrencilerin Türkiye Türkçesine karşı bakış açılarını  olumlu  yönde  etkilemektedir.  Derslerde yapılacak etkinliklerle öğrencilerin bu tutumları pekiştirilmelidir.

1. Dil Öğrenme ve Tutum

Eğitimi daha verimli ve işlevsel bir hâle getirebilmek için her geçen gün çeşitli araştırmalar yapılmaktadır. Bunların başında öğrencilerin derse, öğretmene ve okula ilgilerini belirlemeye yönelik çalışmalar gelmektedir. Yapılan bu araştırmaların amacı, öğrencilerin öğrenme sürecinde başarılarını etkileyen değişkenleri belirlemek ve iyileştirmektir. Öğrenmenin niteliğini etkileyen değişkenlerden biri de öğrencilerin konuya, öğretmene, sınıfa ve arkadaşlarına olan tutumudur. Tutum kavramı; "tutulan yol, davranış" anlamında kullanılmaktadır (Türkçe Sözlük, 2005: 2014). Allport (1935)'a göre tutum, "yaşantı ve deneyimler sonucu oluşan, ilgili olduğu bütün obje ve durumlara karşı bireyin davranışları üzerinden yönlendirici ya da dinamik bir etkileme gücüne sahip duygusal ve zihinsel hazırlık durumudur (Akt. Tavşancıl, 2002: 65). Yapılan tanım ve açıklamalara dayanarak tutumla ilgili aşağıda belirtilen özellikler sıralanabilir:

1."Tutumlar doğuştan gelmez, sonradan kazanılır. Birey toplumsallaşırken kültürel olarak kazanır. Diğer bir anlatımla, tutumlar yaşantılar yoluyla öğrenilmiştir.

2.Tutumlar geçici değillerdir, belli bir süre devamlılık gösterirler. Yani bireyler yaşamlarının belli dönemlerinde aynı düşünceye sahip olurlar.

3.Tutumlar, birey ve obje arasındaki ilişkide bir düzenlilik olmasını sağlar. Öğrenme süreci içinde derece derece biçimlendiğinden, insanın çevresini anlamasına da yardımcı olur.

4.İnsan-obje ilişkisinde, tutumların belirlediği bir yanlılık ortaya çıkar. Birey bir objeye ilişkin bir tutum oluşturduktan sonra, ona yansız bakamaz.

5.Bir objeye ilişkin olumlu ya da olumsuz bir tutumun oluşması, ancak o objenin başka objelerle karşılaştırılması sonucu mümkündür.

6.Kişisel tutumlar gibi toplumsal tutumlar da vardır. Toplumsal tutumlar, toplumsal değer, grup ve objelere yönelik tutumlardır.

7.Tutum bir tepki şekli değil, daha çok bir tepki gösterme eğilimidir. Bir başka deyişle, tutumlar tepkide bulunmaya ilişkin bir eğilimdir.

8.Tutumlar olumlu ya da olumsuz davranışlara yol açabilir" (Tavşancıl, 2002: 71-72).

Tutumların bilişsel, duygusal ve davranışsal olmak üzere üç ögesi vardır. Bu üç öge arasında bir iç tutarlılığın olduğu varsayılmaktadır. Bu ögeler arasındaki ilişkiye göre bireyin herhangi bir konu hakkında bildikleri (zihinsel öge) ona karşı olumlu bakmasını gerektiriyorsa (duygusal öge) birey o nesneye karşı olumlu bir tavır takınarak davranışta (davranışsal öge) bulunur (Balcı, 2009: 23). Shaw ve Wright'e göre, kişinin belirli bir obje ya da obje grubuna yönelik tutumları bilinirse, bireyin o objeye ya da obje grubuna yönelik tepkilerini tahmin etmede diğer değişkenlerle birlikte tutumları da kullanılabilir (Akt. Balcı, 2009: 27). İnceoğlu (2004)'na göre, tutumların varlıkları ve boyutları ancak etkiledikleri davranışlar gözlemlenerek anlaşılabilmektedir. Bu nedenle tutumlar ile davranışlar arasında paralel bir ilişkiden söz etmek mümkündür.

          Silah (2000)'a göre tutumların ölçülebilmesi için, tutumun varlığının araştırılması, bilinmesi ve bireyin davranışlarının gözlenmesi gerekmektedir. Çünkü tutum, davranışın gerisinde bulunan zihinsel bir hazırlık olduğundan doğrudan değil dolaylı yoldan yani bireyin tutum maddelerine verdiği cevaplara bakılarak ölçülebilir (Akt. Özbay, Bağcı ve Uyar, 2008). Karşılaşılan bir durumu, bir olayı sevmek ya da sevmemek, onu kabullenmek ya da kabullenmemek, insanların duruma veya olaya karşı takındığı tutumu gösterir.

 Tutumlar öğrencilerin eğitim hayatında önemli bir yer tutar. Eğitim sürecinin etkililiğinin artması, öğrencilerin okula, öğretmene, derslere ve diğer eğitim öğretim unsurlarına yönelik olumlu eğilim göstermesine bağlıdır (Çakıcı, 2005: 68). Tutumlar davranışlarımıza yön veren gizli güçlerdir. Bağcı (2007) ve Balcı (2009), öğrencilerin okuma ve yazma tutumlarını belirleme amacıyla yapmış oldukları çalışmalarında okuma ve yazmaya yönelik olumlu tutuma sahip öğrencilerin diğer öğrencilere göre daha başarılı olduklarını ortaya koymuşlardır. Bu ve buna benzer araştırmalar, öğrencilerin derse, öğretmene ve okula karşı tutumlarıyla başarıları arasında kuvvetli bir bağ olduğunu göstermiştir. Ana dil veya yabancı dil öğretiminde dile karşı geliştirilen tutum, dil öğrenme niteliğini etkiler.

Devamını okumak tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...