İletişim Ve Dil Yöntemleri, Avrupa Dil Portföyü Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi

Küreselleşme ile birlikte ülkeler, siyasî, sosyal, ekonomik ve askerî açıdan birbirlerine bağımlı hale gelmişlerdir. Dünyadaki hızlı değişim ve gelişmeler çok dilliliği gündeme getirmiş, ulusların birbirini daha yakından tanıma imkanı doğmuştur. Zengin bir tarih ve kültür birikimine sahip Türkiye, pek çok ülke ile kültürel işbirliği programı uygulamaktadır. Büyük Öğrenci Projesi de bunlardan biridir. Bu makalede, Türkçenin yabancılara öğretilmesi hususu farklı açılardan ele alınarak, dil öğretiminde yeni açılımlar yapılması gerekliliği anlatılmaya çalışılmıştır.

Giriş

 

İnsanlık büyük bir değişim yaşamaktadır. Bilgi toplumu ile insanlık, sanayi toplumundan, mikro elektronik ve mikrobiyoloji evrenine sıçrama yapmıştır. Bilişim teknolojisindeki gelişmeler toplumların yapısını derinden etkilemiştir. Artık bilgi herkesin ulaşabildiği bir araç haline gelince bir daha durdurulamayacak yeni bir dinamik yapı oluştu. Bu da iletişimi inanılmaz ölçüde kolaylaştırdı. Haberleşme teknolojisindeki gelişmeler, dünyadaki pek çok sektörün gelişmesinin öncüsü oldu.

İnsanoğlunun özellikle son yıllarda ulaştığı gelişme ve uğradığı değişim karmaşık gibi görünse de açıklanması üç ana değerlendirme noktasına bağlıdır. Bunlardan biri bilim ve teknolojide ortaya çıkan gelişmeler ve bu gelişmelerin insana yansıması, ikincisi toplum anlayışındaki gelişmeler, üçüncüsü ise bilim felsefesinde ortaya çıkan anlayış değişmeleridir (Yalçın, 2002:17). Bütün bu değişim ve gelişimler, dünyada çok dilliliği gündeme getirmiş, buna paralel olarak çok dilliliğin kültürel zenginliğin gelişimine katkı sağlayacağı görüşünü egemen kılmıştır.

İletişim ve dil

 

Canlı varlıklar kendi arasında bir iletişim kurar. Kişinin iletişim yeteneğini büyük ölçüde onun iletişim aracı olan dili kullanma becerisi belirler. Herhangi bir niyetin açığa vurulmasına, dolaysıyla bir zihinden başka bir zihne aktarılmasına yarayan bir işaretler sistemi olan dil, en önemli iletişim aracıdır. Dille iletişimde , iletişimin bir yönünü anlatma,öbür yönünü ise anlama oluşturur. Bütün ülkelerin eğitim sistemlerinde büyük önem verilen anadili öğretiminin amacı, kişilerin düşünme ve iletişim becerilerinin geliştirilmesidir ( Tekin,1980:12). Anadili, onu konuşanın dil bilincini belirttiği gibi, çocukluk çağından başlayarak bir dil duygusu da yaratır. Anadili bilinç altında bu duyguya dayanır. Her anadilinde gizil bir güç saklıdır. Dil duygusu, aynı zamanda konuşma biçimi geleneklerine bağlı bulunduğu için birey, kendi anadiline uygun olanla olmayanı, çözümlemeyi gerektirmeden söyleyebilir. Dilin bir sistemi olduğu ve topluluk arasında bir konuşma, yazışma, anlaşma aracı olarak kullanıldığı için, dil eğitiminin bu anlaşmayı ve dilin toplumsal görevini sektirmeden yapılması gerekir. Her dil kendi kuruluş düzeni,yapı dizim ve işleme sistemi ile bir düşünüş, anlatış ve anlayış kalıbıdır. Anadili topluluk bilincini yansıtan ulusal bir varlıktır. Bir ulusu tam olarak tanımak ve anlayabilmek için onun dilini de bilmek gerekir ( Dilâçar,1978:10). Anadilini etkili kullanabilme hem birey hem de toplum açısından gereklidir. Anadili,birbiriyle sıkı sıkıya ilişkili olan şu dört etkinliğe dayanır: Dinleme,konuşma, okuma ,yazma.

Öğrenme ya da öğretme, bir iletişim işi olduğuna göre, okuduğunu ya da dinlediğini anlayamayan, bilgi, düşünce ve duygularını sözle ya da yazıyla anlatamayan bireyin hayatta başarısız olması çok güçlü bir ihtimaldir. Gerçekten de bugün, öğretim araçlarının çok gelişmiş olmasına karşın yine de, öğrenim büyük ölçüde okumaya dayanmaktadır. Bütün derslerin okumayı gerektirdiği göz önüne alınırsa, iyi okuyamayan ve okuduğunu tam olarak anlayamayan bir öğrencinin derslerde başarılı olması beklenemez (Tekin,1980:18).

Dil öğretimi

 

Düşünme yeteneğimiz, düşündüklerimizi anlatmamız bakımından dilden yararlanabilme yeteneğimizle sınırlanmıştır. Başkalarının düşünme güçlerini anlama yetimiz bizim dilden yararlanma yeteneğimiz ile sınırlıdır. Düşünce ile anlatım birbirine sıkı bağlarla bağlıdır ve dilbilimi gücü, gençlerin eğitiminde üstün bir yer tutmaktadır.

Dilbiliminin öğrenciyi okuduğu değişik bilim dallarında gelişim sağlamasından başka dilbilimi yeteneği öğrencinin kişiliğinin gelişmesi ve onun arkadaşlarıyla olan ilişkilerini de etkiler. Gitgide açıkça anlaşılmaktadır ki, öğrencinin bir konuyu anlama gücü bir kavramı formüle edebilme ve somuttan soyuta geçebilme yeteneğinin işidir. Bu iş de dilbilimi düzeyinin geniş ölçüde ürünüdür. O halde, dilin anlaşılması, düşüncenin anlaşılmasında da önemli rol oynar. İnsanlar kendi kişisel düşüncelerini anlatmak ve başkalarıyla paylaşmak isterler. Bunun için de dilden yararlanırlar. Günümüzde dil öğretimi anlayışının yenileştirilmesi zorunlu görülmekte ve bu konuda yapılmakta olan araştırmalar, birçok durumlarda ,doğrudan doğruya anadili uzmanlarını ilgilendirmektedir ( Külebi,1994:35/36). Dil öğretiminin toplumun hedef ve ihtiyaçlarına göre belirlenmesinde izlenecek yol da yine bireylerin belirli bir düzeye getirilmesidir. Bireyin genel dil öğretimi içinde ulaştırılacağı düzeyin artık üzerinde anlaşma sağlanmış kavramlar arasında yer aldığını söyleyebiliriz. ( Yalçın,2002:33)

Dil öğretiminin tarihçesi

Batı dünyasında XIX.yüzyılda yabancı diller denilince klâsik diller anlaşılırdı. Bu dillerle sadece okuduğunu anlamak, biraz da yazabilmek öğretilirdi. Gitgide yaşayan dilleri de öğretmek moda oldu. Okullar bu dilleri gramer yoluyla öğretmeye başladı. Sonuçta çoğu öğrenciler yabancı dili konuşamadan mezun oldular. Batıda işe yaramayan bu yabancı dil öğretimi 1920'lerde hemen hemen son buldu. Yabancı dil öğretimi, bizde, Tanzimat'la başladı; hâlâ devam ediyor. Birçok ülkede klâsik yabancı dil öğretimi bırakıldı. Yerine yabancı dille doğrudan öğretim metodu tercih edildi. Buna göre dersler öğrencinin anadilinde anlatılmayacak, her şey yabancı dille verilecekti. Öğrenci tümevarım mantığını kullanarak dersi takip edip öğrenecekti. Gramer dahi yabancı dille anlatılacaktı. Doğrudan yolla yabancı dil öğretim metodu Türkiye'de de uygulandı. Bu metodun Amerika 'da olduğu gibi bizde de başarısı sınırlı olmuştur.

Batıda eğitimciler, doğrudan öğrenim yöntemiyle öğrencilerin çoğuna bir yabancı dille konuşmanın öğretilemediğini görünce şaştılar. Eğitimciler hedeflerini küçülttüler. Bari yabancı dilde anlayarak okumayı, biraz da yazmayı öğretelim dediler ve karma bir metot buldular. Ancak bunun da başarısı parlak olmamıştır. Dilbilim uzmanlarından yararlanılarak her dilin kendine özgü temel sesleri araştırıldı. Her dilin gerçekten konuşulduğu şekliyle işlerlik kuralları bulundu. Geçmişte olduğu gibi yabancı dil öğretimindeki hedefler değişmemiştir.

  1. Yabancı dilde konuşan birisini anlamak,
  2. Yabancı dilde doğru dürüst konuşmak,
  3. Yabancı dilde yazılmış bir yazıyı okuyup anlamak,
  4. Yabancı dilde yabancı dil bilenlerce anlaşılacak şekilde yazabilmek,
  5. Dil bilgisi-çeviri yöntemi: Eski yöntemlerden biridir. Pek çok dile uygulanmıştır. Bugün de etkin olarak kullanılıyor. Gramer ağırlıklı çeviri esasına dayanıyor. Çok eskiden beri yabancı dil öğretiminde çeviriyi, bir öğretim aracı kabul edebiliriz. Zira çeviri işleminde iki dilin değişik alanlarla ilgili anlatım biçimlerinin en etkin bir şekilde kullanılması ve bunların birbirlerine aktarılması söz konusudur. Buna bağlı olarak iki dilin kullanılmasını esas alan, çeviri etkinliği yabancı dil öğretiminde bir araç olarak büyük bir önem taşımaktadır. Çeviri dersinin işlenişinde aşağıdaki adımlar izlenmekte:
  6. Doğal yöntem: Çeviri yönteminden farklı olarak, yazı dili yerine konuşma dili öğretilir. Bu yöntemde ses bilgisi dil öğrenen için büyük önem taşımaktadır. Seslerin doğru algılanması, yanlış telaffuz alışkanlıklarının terk edilmesi gerekir. Bu yöntemde öğrencilerin ve dil öğrenen adayların yazma becerileri gelişememektedir.
  7. Berlitz yöntemi: Avrupa dil ölçeğinde, bugün de bu yöntem uygulanmaktadır. Anlama-dinleme, anlama-okuma, konuşma, yazma becerisi temel hedeftir. Maksat, dil öğrenen adayda bu temel becerileri geliştirmektir.
  8. İşit-konuş yöntemi: İşit-konuş tekniğinde sadece sesli eğitime önem verilir. Bazı öğrenciler yazı görmeyince zorluk çekmekte, başarılı olamamaktadır.
  9. Görüntüyle ( Visual) Öğrenme: Öğrenme aracı olarak film ve resimler kullanılmaktadır. Günümüzde, video, CD, CD-rom gibi araçlar görüntüye hareket getirmektedir. Bu araçlarla öğrenciler, öğrendiklerini tekrarlayabilir, çoğaltabilir. Bugün kapalı devre televizyon yayınları da kullanılmaktadır.
  10. Bilişsel yöntem: Bu yöntem, yapısal dilbilimi esas alır. Dil bilgisini öğrenemeyen bir öğrenci başarılı olamaz ilkesine dayanır. Öğrenmede anlam önemlidir. Ezberden ziyade dilin sistemini bilmek gerekir.
  11. Uykuda öğrenme: Amerika'da gündeme getirilmiş, bu konu ile ilgili birçok çalışmalar yapılmasına rağmen sağlıklı veriler elde edilememiştir. Uykunun ilk aşamasında öğrencilere sunulan ders materyali uyandıklarında, bunları hatırlama veya öğrenme yeteneklerini artırmaktadır. Gene de sırf uyku sırasında herhangi bir konunun öğrenilebildiği ispatlanamamıştır( Türkkan,1997:241). Bu yöntemlere yeni ilaveler yapılabilir. Asıl amaç sıralanan bu yöntemlerin yararlı olan yönlerini alarak, pluralist bir bakış açısı geliştirmektir. Günümüzde, tek bir metoda dayalı dil öğretim anlayışı yavaş yavaş terk edilmektedir.
  12. O yabancı dili konuşan milletin kültür ve gelenekleri hakkında az çok fikir sahibi olmak ( Türkkan,1997:227/229).

Yabancı dil öğretiminde yöntemler

Kaynak metin,   sözcük,   söz  dizimi,   anlam,  iletişimdeki değeri (Aktaş,1996:203/206).

İkinci Dünya Savaşı yıllarında Amerikan Ordusu'nda uygulanmış ve başarı sağlanınca,bu yöntem okullarda denenmiştir.Anadili eğitimini esas alan,tekrarlara, taklit ve alışkanlıklara dayanmaktadır.

İyi bir dil öğretmeni 

 

Teknolojik gelişmelere paralel, dil öğretiminde yeni araçlar kullanılsa da öğrenci merkezli bir sistemde, öğretmenden beklenenler daha da çoğalmıştır. Öğretmen, öğrencilerini anlayan, onları psikolojik bakımdan doğru değerlendiren, sosyal olay ve olguları sağlıklı analiz edebilen özelliklere sahip olmalıdır. Çağın öğrencisi, daha bilinçli ve duyarlı olarak hareket etmektedir. Bu bakımdan öğretmen,birçok beceriye sahip olmak mecburiyetindedir. Pedagojik bakımdan öğretmenin oynayacağı pek çok rol vardır. Kısaca öğretmenin oynayacağı rolleri ve etkinlikleri sıralamaya çalışalım:

*Öğretmen, öğrencilere arkadaşça yaklaşır,

*Öğrencilere isimleriyle seslenir,

*Öğretmen, öğrenciye özgüven verir,

*Öğretmen, ders anlatırken öğrencilerin gözlerine bakar,

*Öğretmen, dersin başlangıcında önceki dersin konusunu kısaca tekrar eder,

*Öğretmen, zayıf öğrencileri dışlamaz, herkesin derse katılımını sağlar,

*Ödev verir, ödevleri kontrol eder,

*Öğretmen, sesini iyi derecede kullanır,

*Öğretmen, öğrencileri yazı yazmaya teşvik eder,

*Öğretmen, tahtayı çok iyi kullanır,

*Öğretmen, derste şakalar yapar, öğrencilerin fikirlerini sorar,

*Öğretmen, uyarıcı konuşmalar yapar, grup çalışmasına önem verir,

*Öğretmen, sosyal aktiviteleri destekler, öğrencilere rehberlik eder,

*Öğretmen, teneffüste öğrencilerle söyleşir ya da sınıfta özel günler düzenler,

*Öğretmen zamanı iyi kullanır, öğrencilere sorumluluk verir,

*Mesleki konularda kendini geliştirir, yeni yayınları takip eder,konferanslara katılır, ( Prodromou:37/47). Öğretmenle ilgili pek çok madde daha ilâve edilebilir. Aslında öğretmen derse ruh verendir, kısacası öğretimin lokomotifidir.

Devamını okumak için tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...