Türkçe Öğretiminde Ders Kitaplarının Nitelikleri

Türkler dünya coğrafyasında çok geniş bir alanda görülürler. Moğolistan’dan Bosna-Hersek’e, Sibirya yakınlarından Irak ve Kıbrıs’a kadar uzanan bölgelerde Türkler vardır. Dolayısıyla çeşitli lehçe farklılıklarıyla da olsa (yüz elli) Türk Dili bu geniş coğrafyada ve yaklaşık 150 milyon kişi tarafından konuşulmakta, iletişim aracı olarak kullanılmaktadır.

Gerek coğrafyasının büyüklüğü, gerek hiç de azımsanmayacak insan ve ülkenin ana dili olması, gerekse dünya tarihinde çok önemli olayların gerçekleştiricisi olan bir ulusun dili, ne yazık ki, hak ettiği ilgi, gelişme ve araştırmalardan uzun süre yoksun kalmıştır.

Atatürk’ün 1928’deki Harf ve 1932’deki Dil Devrimi ile birlikte Türkiye Türkçesi kendi güzel anlatım gücünü bulmaya başlamıştır. Ancak bu güç yine uzun bir süre sadece Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde konuşulan ve kullanılan bir dil olarak düşünülmüş, kendine güvenen bir Dünya Dili olma iddiasıyla dışarı açılma düşüncesini gerçekleştirememiştir. 1980’li yıllardan itibaren dünya ekonomi ve siyasetinin de gerekleri doğrultusunda dışa açılma çalışmaları başlamıştır.

Bir dilin dışa açılması demek, kendi kurallarının bilimsel prensipler ışığı altında incelenmesi, ortaya çıkarılması, onların tutarlı sıralamalarla somutlaştırılması; pedagojik yaklaşımlardan yararlanılarak o dili bilmeyenlere öğretebilecek hale getirilmesi demektir. Önceleri Fransızca’nın, daha sonra da İngilizce’nin kültür, bilim, siyaset ve ekonomi dili olarak ön sıraya çıkmaları o dillerin diğer ülke insanlarınca öğrenilme gereğini doğurmuş, bu gerekçe de özellikle o diller için, o dillerin öğretim araçlarının ortaya çıkarılıp, geliştirilip hizmete sunulması için enerji kaynağı olmuştur.

Ancak gelişen iletişim araçları ile küçülen ve globalleşen dünyada ihtiyaçlar ve ilişkiler zenginleşip çeşitlendikçe diğer dilleri de öğrenme gereği doğmuş ve bu alandaki çalışmalar özellikle son on yıllarda büyük bir ivme kazanmıştır. Uzmanlar, dillerin “yabancı dil” mantığı ile incelemeye ve araştırıp anlamaya yönelmişler, “Kendi dilimizi en kolay, en çabuk ve doğala en yakın nasıl öğretebiliriz?” sorusuna cevap aramışlar; bu arayışlar da ortaya metinler, kitaplar ve yöntemler çıkarmıştır.

Türk dili uzmanları da elbette bu çalışmalardan uzak kalmamışlar, onlar da kendi dillerini çabuk, doğru ve kolay öğretebilmek için araçlar geliştirmişlerdir. Ne var ki bu alanda alınan yolun, alınması gerekenden oldukça geride olduğunu söylemem gerekiyor. Zira çoğu diller için onlarca değişik metot, kitap ve araç-gereç varken Türk Dili için “Türkçe’ye Doğru” ve “Türkçe Öğreniyoruz” adlı çalışmaların dışında sistemli bir kaynaktan söz etmek, en azından Arnavutluk’ta, mümkün değildir. Bunların arasında da Sayın Dr. Mehmet Hengirmen ve Sayın Nurettin Koç’un birlikte hazırladıkları “Türkçe Öğreniyoruz” serisinin en yaygın kullanıldığını biliyorum. Ben de ülkemde, Arnavutluk’ta, bu yöntemi ve kitapları kullandım. Yine aynı isimlerin hazırladıkları “Yabancılar için Türk Dil Bilgisi” adlı kitaplar da alanlarındaki tek örneklerdir.

Yabancı dil öğrenimi demek, o dilde dört temel beceriyi kazanmış olmak demektir. Bu beceriler; konuşmak, yazmak, anlamak ve okumaktır. Bu nedenle hazırlanacak olan ders kitaplarında bu becerilere ilişkin hedef ve davranış çalışmalarının yer alması gerekmektedir. Bir ana dilin dahi önce dinleme-anlama, sonra da konuşma süreciyle iletişim aracı haline dönüştüğü düşünüldüğünde önceliğin diyaloglara, konuşma alıştırmalarına verilmesi gereği kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Günlük anlama ve anlatma ihtiyacını karşılayacak kolay, kısa ve işlevsel cümle ve sözcüklerle kurulu çalışmalar öğreneni motive etmekte cesaretlendirmektedir ve iyi bir başlangıç yapmasında önemli rol oynayacaktır.

Ele alınan diyalog veya metin konuları birbiriyle bağlantılı olmalı, merak uyandırıcı ve gerçek yaşam izleri taşımalıdır. Önceki metinlerde işlenen dil bilgisi kuralları, fiil çekimleri, deyimler ve benzeri dil enstrümanları daha sonraları da gerek diyalog ve metinlerde gerekse alıştırmalarda tekrar edilmelidir. Her konuda özel olarak amaçlanmış söyleyiş biçimleri olmalı ve bu biçimler sabitleştirme çalışmaları ile kullanılabilir hale getirilmelidir. Yabancı dil öğretiminin temel felsefelerinden olan somuttan soyuta, yakından uzağa, özelden genele, basitten karmaşığa prensibi kitapların başından sonuna dek özenle uygulanmalıdır. Her konunun aynı zamanda dilbilgisel hedefi olmalı ve bu hedef, konudan hemen sonra karmaşıklığa yer vermeden bol örneklerle pekiştirilmelidir. Her dilde olduğu gibi Türkçe’de de kurallar ve bu kuralların istisnaları vardır. Bu istisnalar kuralların yanı sıra oldukça çok sayıda verilmelidir. Böylece öğrenen, kuralı daha tereddütsüz uygulayacak ve kural ona daha mantıklı gelecektir. Çünkü sonradan öğrenilen bir dil önce bir kurallar manzumesi olarak algılanır, öğrenilir ve konuşulur. Öyleyse Türk dilinin kuralları da kitaplarda bol örnekli, yanında istisnalarını gösteren ve kuralları uygulamaya yönelik çalışmaları içermelidir.

Hint-Avrupa dillerinden tamamen farklı bir cümle yapısına sahip olan Türkçe’nin sentaks özellikleri ve cümle ekleri de denilen çekim ekleri konuları öğrenenler için oldukça zor algılanmaktadır. Sıfat fiilli, isim fiilli ve zarf fiilli karmaşık birleşik cümlelerin verilmesi sentezleme yöntemiyle ele alınmalı, bol örnekli işlenmelidir. Yani neden “Arnavutluk’tan gelen misafir” deniyor da “Arnavutluk’tan geldiği misafir” denmiyor farkını tutarlı ve mantıklı alıştırmalarla açıklamış olmak gerekiyor. Tabiî bunun gibi yüzlerce örnek vermek mümkündür.

Bilindiği gibi Dakobsen ve arkadaşları öğretim yöntemlerini beceriler yaklaşımı ile ele almışlar, bu yaklaşımları da üç grupta toplamışlardır. Sunuş, buluş ve araştırma yoluyla öğretme yaklaşımı stratejileri, hazırlanacak tüm kitaplarda bulunması gereken niteliklerden olmalıdır. Sunuş bilginin aktarılmasına; buluş, öğrenciyi problemle karşılaştırıp çözümü öğrenciye buldurmaya; araştırma ise tümüyle öğrencinin araştırma yapıp incelemesine dayalı bir yaklaşımdır. Bu çalışmalar resimli alıştırma kitapçıklarıyla da desteklenirse öğrenmenin daha çok ve hızlı olacağı kuşkusuzdur. Dil öğrenimindeki her yazılı çalışmanın sözlü alıştırmalarla, yani kasetlerle, desteklenmesinin zorunluluğu herkesçe bilinmektedir.

Sonuç olarak, metinlerin konuları güncel yaşamdan alınmış ve yaşayan  Türkçe ile yazılmış, kuralları somut olarak ve bol örneklerle açıklanmış, buluş stratejisini resimlerle güçlendirmiş, tüm bu çalışmalarını kaliteli kasetlerle desteklemiş, çağdaş yöntem ve yaklaşımlarla hazırlanmış Türkçe ders kitapları büyük ihtiyaçtır. Bu alandaki başarı hem Türkçe’nin öğrenilmesini kolaylaştıracak, hem de yaygınlaştıracaktır.

KAYNAKÇA

1.  Dr. M.Hengirmen – N.Koç; Türkçe Öğreniyoruz 1, 2, 3, 4, 5, 6 Ankara, 2000

2. Prof. Dr. Zeynep Korkmaz + Komisyon; Türk Dili ve Komp. Bilgileri, Ankara, 1995.

3. Özcan Demirel; Türkçe Programı ve Öğretimi, Ankara, 1996.


Tiran Üniversitesi, Arnavutluk - Lindita LATİFİ

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...