Yabancılara Türkçe Öğretiminde Tarihi Bir Kaynak"Ed-Dürretü'l-Mudiyye Fi'l-Lügati't Türkiyye"

Memlûkler döneminde (1251-1517) Araplara Kıpçak Türkçesi öğretmek amacıyla yazılan Ed-Dürretü 'l-Mudiyye fi'l-Lügati't Türkiyye bir sözlük ve konuşma kılavuzudur. Ed-Dürretü 'l-Mudiyye fi'l-Lügati't Türkiyye'nin yazıldığı yer ve tarih bilinmemektedir. Müstensihi Hüsrev b. Abdullah'tır. Yazar, kelimeleri farklı konulara göre sınıflandırıp anlamlandırmaktadır. Bu özelliği ile eser tematik bir sözlüktür. Ed-Dürretü'l-Mudiyye fi'l-Lügati't Türkiyye'de konuşma diline ve kelime öğretimine ağırlık verildiği halde dil bilgisi kurallarına yer verilmemektedir. Bundan dolayı eser dil öğretim yöntemlerinden doğal dil yöntemi ile kaleme alınmıştır. Yazar bölümleri oluştururken konunun kendisinde uyandırdığı çağrışıma göre yazmaktadır. Kelimelerin dizilişi sistemli olmamakla beraber Türkçe öğretiminde kullanılan genelden özele ve özelden genele ilkelerine göre kelimeler sıralanmaktadır. Günümüzde yer alan yabancı dil öğrenme kılavuzlarına tarihi bir kaynak olan Ed-Dürretü 'l-Mudiyye fi'l-Lügati't Türkiyye benzetilebilir.

Giriş:

Türkçe öğretiminin tarihi, genel olarak Kaşgarlı Mahmud'un Divanü Lügâti 't-Türk adlı eseriyle başlatılır. Türkçe öğretimi açısından başyapıt sayılabilecek olan eser yöntem, plan ve tür olarak ortaya koyduğu çizgisiyle kendisinden sonra Kıpçak, Çağatay ve Orta Asya gibi sahalarda uzun süreli bir etki yaratmıştır. Bu etki altında bulunan İslamiyet'in kabulünden sonraki dönemde öne çıkan Türkçe öğretimi eserlerinden biri de Araplara Kıpçak Türkçesi öğretmek amacıyla yazılmış bir sözlük ve konuşma kılavuzu olan Ed-Dürretü'l-Mudiyye fi 'l-Lügati 't Türkiyye 'dir.

Sözlüğe ait birçok tanım bulunmaktadır. Sözlük, "Bir dildeki sözlüksel birimlerin tümünü ya da bir bölümünü, genellikle abecesel düzene, kimi durumlarda da konulara ya da kavramsal alanlara göre tanımları, tanıkları, söylenişleri, kökenleri, kullanımları, dilbilgisi ulamları, eş anlamlıları vb. ya da bir başka dildeki karşılıklarıyla sunan yapıt" (Vardar, 2007: 183) şeklindedir.

Arap dilciler ve sözlükçüler, sözlüklerini iki esas üzerine kurmuşlardır. Birincisi anlamı esas alıp anlamdan sözcüğe ulaşma yolu; ikincisi sözcüğü esas alarak sözcükten anlama gitme yoludur. EdDürretü'l-Mudiyye   fi'l-Lügati't   Türkiyye' yi    düzenlerken yazar,anlamdan sözcüğe ulaşma yolunu tercih ederek, sözcükleri konularına göre çeşitli başlıklar (sular, sürüngenler ve böcekler, binek hayvanları, savaş aletleri vb.) altında toplayarak açıklamaktadır. Ed-Dürretü'l-Mudiyye fi'l-Lügati't Türkiyye Arap sözlükçülüğünde uygulanan yöntemlerden, konularına göre tasnif akımına (ya da Ebu Ubeyd) uygun olarak yazıldığı söylenebilir. Çeşitli konularda derlenmiş sözcükleri içerikleri bakımından düzenleyen sözlükçeler (mecmualar) hazırlanmıştır. Sadece bir konuya ait sözcüklerin açıklandığı bu sözlükçeler, bu yöntemin temelini oluşturur (Eminoğlu, 2010; 14).

Eserin yazıldığı tarihe bakıldığında (1250-1517) Memlûkler döneminde kaleme alındığı söylenebilir. Müslüman Araplar, 640'da fetihlere başlayıp 750 yılında sonlandırdılar. Bunlar, İspanya'dan Hindistan'a kadar uzanan bir imparatorluğa sahip oldular. Yalnızca Arap kökenli askerlerle imparatorluğun güvenliği sağlanamazdı. Bundan dolayı bazıları çocuk yaşta köle olarak satın alındı ve devletin önemli mevkilerinde iş görmek üzere yetiştirildiler. Topluluğa "memlûk" adı verildi. Memlûk kelimesi "beyaz köle" anlamına gelmektedir. (Çıvgın, 2008). Tarihçi ve coğrafyacı Ibn Hawqal, bunları İslam dünyasındaki en pahalı köleler olarak tanımlıyordu (Çıvgın, 2008: 586).

Memlûkler devleti (1250-1517), Eyyubi ordusunda Bahri Memlûklerin komutanlarından biri olan Aybek Et- Türkmani tarafından kurulmuştur. Memlûk devleti tarihi iki döneme ayrılır. Birinci dönem 1250-1382 BahrîMemlûkleri (Türk Memlûkleri, ikinci dönem 1382-1517 yılları arasında Burcî Memlûkleri (Çerkez Memlûkleri). İki dönemde de devletin teşkilat ve yapısında Türk devleti özellikleri görülür. Ekonomi açısından Memlûkler ticaret ile uğraşıyorlardı (Bal, 2009). Ayrıca, Çıvgın (2008), Bahr Memlûklarının, (Baybars hariç) tahtta uzun süre kalan ve siyasal komplolardan kurtulmayı başaran yalnızca iki hükümdara sahip olduğunu belirtmiştir. Bunlar: Kalavun (Kıpçak/Türk kökenli bir memluk, 1279-1290) ve el-Nasır Muhammed (1294-1340). Dönemin özelliklerine baktığımızda yapıtın Kıpçak kökenli olan Bahri Memlûklerinin döneminde yazılmış olabileceğini söylenebilir.

1. Eserin İçeriği:

Ed-Dürretü'l-Mudiyye fi'l-Lügati't Türkiyye adlı eserin yazıldığı yer ve yazarı bilinmemektedir (Ercilasun, 2010; Toparlı, 2003). İncelenen eserin Toparlı (2003) tarafından çevirisi ve tıpkıbasımı yapılmıştır. Yazmanın müstensihi, 24a'da bulunan bir kayıttan anlaşıldığına göre Hüsrev b.

Abdullah'tır.

Toparlı (2003), bu eserin orijinal yazmasının Floransa'daki Medicea Bibliotheca Laurenziana'da Orient 130 numara ile kayıtlı olduğunu belirtmektedir. Yapıtın başlığı "Türk Dilinin Parlayan İncisi" anlamına gelmektedir. Türk dili ve edebiyat sahasındaki değerli çalışmalarıyla tanınan Ananiasz Zajaczkowski 1963 Eylül'ünde Venedik'te toplanan II. Milletler Arası Türk Sanatları Kongresine katılmak üzere İtalya'ya gittiğinde, Şark el yazmalarını incelerken eseri tespit etmiştir.

Ananiasz Zajaczkowski Türk asıllı Polonyalı Musevi Karaylara mensuptur. 1925- 1929 yıllarında A.Z. Krokov Üniversitesi'nde İslam Filolojisi (Arapça, Farsça ve Türkçe) tahsil etmiştir. Batı Karayimce'de ekler üzerinde doktora yapmıştır. Ana dili olan Karaim Türkçesi'nde kelime teşkiline dair ilk çalışmalarını, daha sonra Türkçe sözlerin etimolojisi ve semantiği üzerine genişleterek Türk dilinin etimoloji lügati için ön çalışmalar niteliğini kazandırmıştır (Karamanlıoğlu,

2010).

Eserin her sayfasında 15-16 satır bulunmakta ve eser 24 yapraktan meydana gelmektedir. Arapça metinde genellikle siyah, bunların altında yer alan Türkçe metinde ise kırmızı mürekkep kullanılmıştır. Toparlı (2003), eserin 21.5x15 cm ölçülerinde, yazmanın kâğıdının kalın koyu sarı filigranlı olduğunu ve bu filigranların kâğıdın İtalyan kökenli olduğunu söylemektedir.

Yazmanın kapağında "Gece ve gündüzün devam ettiği müddetçe Türk dili için tam ve mükemmel olarak parlayan inci. Bütün yardımlar Allah'tandır. Doğru yola ancak Allah iletir" olan Arapça bir ibare yer almaktadır (Toparlı, 2003: V).

Kapağın alt taraflarında ise; "Bir demide ehl-i işret sahn-ı gülşen seyr idüp İtikâfa girdiler şimdi kamu pîr ü civân eğer yutar yaşda terke düşse sarımsağı dögeler

yavumazda sarusına katalar üzerine evüreler ked gider." satırlarına rastlanmaktadır. Bu satırların eserin aslından olmayıp daha sonra bilinmeyen kişiler tarafından yapıta ilave edildiği sanılmaktadır. Toparlı'ya (2003) göre Zajaczkowski'nin yazılarında Türk erkek ve kadın adları ile ilgili olan 22. ve 23. Bölümler her nedense yer almamıştır.

(Hamdele-Salvele-Sebeb-i Te'lîf-i Kitâb) başlığı altında yazar Ed-Dürretü'l-Mudiyye fi 'l-Lügati't Türkiyye' nin yazılış amacını şu şekilde belirtmiştir:

Övgü, bütün yaratık ve insanları örneksiz yaratan, görünüş ve dillerini çeşitli kılan, dil sahibi herkesin kendi dilleriyle anlaşmalarını sağlayan Allah 'a mahsustur. Allah; efendimiz ve yaratıkların en yücesi Muhammed'e onun hayırlı soyuna, şerefli yakınlarına ve soylu arkadaşlarına sonsuz rahmet etsin. Bu tercümanü 'l-Lügati 't-Türkiyye 'yi Ed-Dürretü'l Mudî 'e diye adlandırdım. Konuşanların ihtiyaç duyduğu; isimler ve fiillerle ilgili hususların ortaya konulabilmesi için Arapça birtakım kurallar serdettim.

Bu kitabı, problemlerin çözümlenebilmesi ve asıl kaynağına yaklaşılabilinmesi için kısım, bab ve fasıllarla ayırarak yazdım (Toparlı, 2003: 1).

Ed-Dürretü 'l-Mudiyye fi 'l-Lügati 't Türkiyye 24 bölüme (fasıla) ayrılmıştır. Sürüngenler ve böcekler, aletler, savaş aletleri vb. kavramların her biri bir fasılı oluşturur. 20. bölüm "Türkçe Sayılar", 21. bölüm "Meslekler", 22. bölüm "Türk erkek adları", 23. bölüm "Türk kadın adları "dır. En ilgi çekici bölüm 24. bölüm "Konuşma cümleleri"dir. Bu bölüm eserin konuşma kılavuzudur. Bu bölümde 222 cümle anlamlarıyla verilmiştir. Ancak bunlardan 13 tanesi kelime şeklinde verilmiş olup ek fiil eki almış hali ile düşünülebilir. (borç, susı, bitik, buyruk, kâğıe, tahta, yaş, erdem, erdem eyesi, hîç, biraz, kerşek ve yalğan). Ercilasun'a göre (2010: 390) eser bu bölümüyle diğer bütün sözlük ve gramerlerden ayrılmaktadır. Bölümler ve örnek kelimelerle aşağıda maddelendirilmiştir.

1.1.     Birinci Bölüm: Yüce Allah, Gök ve Gökte Bulunanlarla Yer ve Yerdekileri:Gökyüzünde ve yeryüzünde bulunan varlıklar, maden, yönler, zamirler, doğa ile ilgili nesneler tanıtılmıştır. Bu bölümde 152 kelime bulunmaktadır. Bunlardan bazıları şu şekildedir: peyğânber,yalavaç, elçi, haberçi "peygamber"; ardınça, yatharı, yatharu "ardınca, arkasından"; kümiş, kümüş"gümüş"; sen, siz, biz, men- "sen, siz, biz, ben"; kökürmek "gök gürlemesi"; küneş "güneş"; kemi
"gemi"; buluş "bulut"; buz "buz"; ferişte "melek."

1.2.    İkinci Bölüm: Sular: Sular adlı kısımda, "gülâf suyı "gülsuyu"; süçi "şarap"; açı su "tuzlu su"; boza "boza"; leymü suyı "limon suyu"; ayran "ayran"; şürük "çürük"; zişt "kaba, iri"; saslı su "tatlı su"; teze "taze"; yumşak "yumuşak", yumrı "yuvarlak" vb. olmak üzere 75 kelimeye yer verilmiştir.

1.3.    Üçüncü Bölüm: Güzel Kokulu Bitkiler: Bu fasl, "yeskemek "koklamak"; gülâf"gül"; çiçek "çiçek"; ekin "ekin"; yeşillik "yeşillik"; oslak "otlak"; ot "ot"; yeşil ot "yeşil ot"; kına "kına" 9 sözcükten oluşmaktadır.

1.4.    Dördüncü Bölüm: Meyveler: Kısımda 39 sözcükten birkaçı, "armus "armut"; bayam "badem"; tene "tane"; çetlevük/şetlegen "fıstık"; yemiş " meyve/yemiş" ; alma "elma"; yüzüm " üzüm"; funduk "fındık"; karbus " karpuz"; kestene "kestane"; kiraz "kiraz".vb. şeklindedir.

1.5.  Beşinci Bölüm: Ağaçlar: Ağaçlar başlığı altında 17 kelime bulunmaktadır: sögüt "söğüt"; tirek "ağaç"; tiken "diken"; budak " dal, budak"; ulu tirek " büyük ağaç"; kiçkez tirek "küçük ağaç"; oeun "odun"; yaşlu tirek "yeşil ağaç"; kuru tirek "kuru ağaç" vb.

1.6.  Altıncı Bölüm: Hububatlar: Bu bölümde 21 kelimenin anlamına yer verilmiştir. Bunlardan bazıları şöyledir: buğday "buğday"; arpa/arfa "arpa"; bakla "bakla"; çulban/kursuman "bezelye"; kinci "susam"; sorat/earı "darı"; ekin "ekin"; un " un"; kepek " kepek".

1.7.     Yedinci Bölüm: Yiyecekler: Yiyecekler 46 kelimeden "yemek"; suz "tuz"; peynir "peynir"; kesek "ekmek dilimi"; işyağ "iç yağı"; bulamaç "bulamaç, un çorbası"; et "et"; aş "yemek"; bekmes "pekmez"; keşir "havuç"; balavası "balmumu" vb. oluşmaktadır.

1.8.     Sekizinci Bölüm: Evcil Hayvanlar: Evcil hayvanların tanıtıldığı kısımda 18 kelime, "arvana " dişi deve"; deve "deve"; öküz "öküz"; sığır "sığır"; inek "inek"; su sığırı "su sığırı"; buzağu "buzağı"; sana "dana"; koçkar "koç"; koyın "koyun"; keşi "keçi" vb. bulunmaktadır.

1.9.     Dokuzuncu Bölüm: Yabanî Hayvanlar: Bu bölümde 42 kelimenin anlamına yer verilmiştir. Bunlardan bazıları şöyledir: maymün "maymun"; bars "pars"; ayu "ayı"; tilkü /tilki "tilki"; yalman "tarla faresi"; keyik "geyik, ceylan"; kirpi "kirpi"; kurbuğa "kurbağa"; şetik/ şetük/ çetik/ çetük "kedi"; yengeç/tengeç "yengeç".

1.10.     Onuncu Bölüm: Binek Hayvanları: Binek hayvanları adlı kısımda 25 kelime, "yeşek "eşek"; canavâr "hayvan"; ayğır "aygır"; as "at"; kısrak "kısrak"; kuduk "sıpa"; deve "deve"; develer "develer"; sorı "doru at"; sis "sis renkli at" vb. bulunmaktadır.

1.11.        On Birinci Bölüm: Koşum Aletleri: Koşum aletleri, 32 kelimeden, "eyer "eyer"; yügen "gem"; tüzgün "dizgin"; kolan "kolan"; kayış "kayış"; yulav/kisen "yular"; keşin "köstek"; arasma/ kehne/ hegbe "heybe"; ip "ip"; koğa "kova" vb. oluşmaktadır.

1.12.    On İkinci Bölüm: Renkler: ak "beyaz"; kara "siyah, kara"; kızıl "kırmızı"; kök "mavi"; yeşil "yeşil"; sarı/ saru "sarı"; alaca "alaca"; bulaca "bulaca"; saruca "sarımtırak"; apak "bembeyaz"; kıpkızıl "kıpkırmızı"; kömkök/könkök " masmavi"; yemyeşil "yemyeşil" vb. 17 kelime bulunmaktadır.

1.13.        On Üçüncü Bölüm: Sürüngenler ve Böcekler: Faslda, yılan "yılan"; arun "uzun, büyük yılan"; şıyam "akrep"; kesürtüki "kertenkele"; aru "bal arısı"; bürşe "pire"; bit " bit"; sirke "bit yumurtası"; karınça/ kumuruska "karınca"; üyez "küçük sinek, üvez" vb. 22 kelime yer almıştır.

1.14.    On Dördüncü Bölüm: Aletler: Aletlere ait, tarak "tarak"; tahta "tahta"; yuzak "kilit"; arşun "arşın"; sındu/bıçkıç "makas"; tümek "beşik örtüsü"; çeten "pamuk sepeti"; yig/ig "iğ"; kilit "anahtar"; beşik "taht, beşik"vb. 91 kelime bulunmaktadır.

1.15.    On Beşinci Bölüm: Savaş Aletleri: Bölümde 34 kelimenin anlamına yer verilmiştir: kılıç "kılıç"; yay "yay"; ok "ok"; süngü/süngi "süngü"; kalkan "kalkan"; temür kömlek / demür kömlek "zırh"; şerü/şeri "ordu"; elşi "elçi"; köri "davul"; keş "ok kabı, okluk"; kiriş " kiriş"; keymek " elbise" vb.

1.16.    On Altıncı Bölüm: Kuşlar: Kuşlar adlı kısımda 39 kelime, kuş "kuş"; uçuçı kuş "uçan kuş"; surna "turna"; deve kuşı "deve kuşu"; kerkez "akbaba"; üptek "alaca bibik"; karğa "karga"; tevlingeç "dölengeç kuşu"; kügerçin "güvercin"; karaca kaz "ördekten küçük mavi bir kuş"; serşe "serçe"; enir " pelikan kuşu" vb. yer almaktadır.

1.17.    On Yedinci Bölüm: Giyim Eşyaları: Kısımda 33 kelimeden birkaçı, bilezik/bilezük "bilezik"; sırğa "küpe"; tügme "düğme"; ilik "ilik"; müşk "misk"; bararar "pudra"; kömlek "gömlek"; tepe " kadın süs eşyası"; inçi "inci"; yüzük "yüzük" vb. şu şekildedir.

1.18.    On Sekizinci Bölüm: Vücut Organları: Vücut organlarının bulunduğu faslda, baş "baş"; til "dil", tiş " diş"; yürek "yürek, kalp"; öd "öd"; bügrük "böbrek"; kögüs "kemik"; şigin "omuz"; alın"alın"; yüz "yüz"; kevde "gövde"; barmak "parmak"; köbek "göbek"; öyke "akciğer"vb. 79 kelime vardır.

1.19.    On Dokuzuncu Bölüm: İnsanların Nitelikleri ve Renkleri: 58 sözcükten birkaçı, beg" bey"; kul "kul, köle"; salışman "fakih"; sanık "şahit"; yenişke/yenikçe "ince, hassas"; yinçeçük "incecik"; yaman "kötü, fena"; teze "taze"; ebşi "eş hanım"; şerement "becerikli, elinden iş gelen"; nöker " arkadaş" vb. şu şekildedir.

1.20.      Yirminci Bölüm: Türkçe Sayılar: Faslda 153 sayı ismi ve sayılarla ilgili birkaç fiile yer verilmiştir: buşuk "buçuk, yarım"; yeki "iki"; yeti "yedi"; van beş "on beş"; yegirmi sekiz "yirmi sekiz"; osuz altı "otuz altı"; kırk yeti "kırk yedi"; yelli bir "elli bir"; alsımış sakuz "altmış dokuz"; yeki min "iki bin"; sekiz yüz min "sekiz yüz bin"; sağışla- "say" vb.

1.21.      Yirmi Birinci Bölüm: Meslekler: Meslek isimlerinden oluşan fasl 31 sözcük içermektedir: yolçı "tüccar"; ussa "öğretmen"; işçi "işçi"; bazârçı "pazarcı"; eyerçi "eyerci"; közgüçi "aynacı"; yayçı "yaycı, yay işiyle uğraşan"; ötmekçi "ekmekçi"; yetçi " kasap"; baş yülütçi "berber"

vb.

1.22.      Yirmi İkinci Bölüm Türk Erkek Adları: Kısım 31 erkek ismini, kaçmas "kaçmaz"; korkmas "korkmaz"; ölmes "ölmez"; ürkmes "ürkmez"; sançar "sançar"; baybars "baybars, pars emiri"; akbay "zengin, beyaz zengin"; aytmış "söylemiş, demiş"; laçın " şahin"; balaban " çakır" vb. kapsamaktadır.

1.23.      Yirmi Üçüncü Bölüm: Türk Kadın Adları: konakbay "zengin misafir"; severbay "seven zengin"; İncibay "inci zengini"; güharbay "cevher zengini"; saslıbay "tatlı zengin"; cânsever "cansever"; verdikan " kan verdi" vb. 7 isim içermektedir.

1.24.      Yirmi Dördüncü Bölüm: Konuşma Cümleleri: 222 konuşma cümlesinden oluşan bölümden bazı örnekler şu şekildedir:

Sen Türkişe bilür mi sen? : Türkçe bilir misin?/ evet bilür men: Evet, bilirim.

Sen kaysı şârdan sen: Hangi şehirdensin?/ men Galep şârdan men. : Halep şehrindenim.

Kelip ne yizder sen: Gelip ne istersin? / meniki iş küç ber: Bana yapacak şey meşguliyet ver.

sen yoksız sen: yoksulsun /sen hoşmıssan: İyiymişsin. /sen hassa sen: Hastasın.

 2. Eserin İncelenmesi:

Ed-Dürretü 'l-Mudiyye fi 'l-Lügati 't Türkiyye, tematik bir sözlüktür. Eski sözlüklerin genel özelliklerinden biri de tematik olmalarıdır. Tematik sözlükler, belirli bir konu veya tema etrafında hazırlanmış sözlüklerdir (Mutlu, 2009:814). Bu özellikleri taşıyan yapıtlar bugün anlaşılan sözlük ifadesinden farklıdır. Türk dili ile ilgili tematik sözlük çalışmalarından ilki, Eski Anadolu Türkçesi 'nin erken dönemlerine ait bir eser olan Bahşayiş Lügati'dir (Mutlu, 2009: 818). Konulara ayrılarak o konularla ilgili kelimelerin anlamlarına yer verildikten sonra konuşma cümlelerine geçilmektedir. Önce Arapça kelime verilip altına Türkçe karşılığı yazılmıştır. Eserde dil bilgisi kuralları ile ilgili herhangi bir açıklamaya yer verilmemiştir. Eser, bu açıdan günümüzdeki yabancı dil öğrenme kılavuzlarına benzetilebilir.

Ed-Dürretü'l-Mudiyye fi'l-Lügati't Türkiyye''de ilk 23 bölümde kelimeler tematik olarak sıralanmış ve ardından konuşma cümleleri ile eser tamamlanmıştır. Dil bilgisi ile herhangi bir açıklamaya yer verilmemiş olması eserin iletişim için kullanabileceğini bunun için de doğal yönteme başvurulduğunu söylenebilir. Doğal yöntem, "Yabancı dil öğrencilerine başından itibaren yalnızca öğretmenin anadili olan hedef dili kullanarak, sürekli konuşma yoluyla iletişim kurmak ve bu etkileşimi birbirleriyle bir metin oluştururcasına bağlantılı, ama dilbilgisi açıklaması yapılmaksızın anlaşılabilecek ölçüde yalın bir cümle dizisiyle gerçekleştirmek" biçiminde tanımlanabilir (Demirel, 1999: 48 )."

Ed-Dürretü'l-Mudiyye fi'l-Lügati't Türkiyye adlı yapıtı oluştururken yazar kelimelerin çağrışımsal alanına göre sıralama yapmaktadır. Çağrışımsal alan, çağrışım yoluyla aralarında biçimsel ya da anlamsal bağıntılar kurulabilen sözcüklerin oluşturduğu bütün. Örneğin, alım, yazım, bakım arasında biçimsel; us, düşünce, kavram arasında anlamsal bağıntılar bulunduğundan her iki düzlemde de çağrışımsal alandan söz edilebilir (Vardar, 2007: 58). Biçimsel ve anlamsal çağrışımına göre yazar bölümlerde kelimeleri vermektedir. Fasılları oluştururken yazar o konu ile ilgili ana kelimeyi verdikten sonra kendi çağrışımına giren kelimeleri sıralaması anlamsal çağrışımın kullanıldığını göstermektedir. Örneğin, on beşinci kısmın konusu savaş aletleridir. Yazar, bu kısma başlarken ana kelime olarak sanşış "vurma, kavga etme" vermektedir. Ardından bu eylemi gerçekleştirirken kullanılabilecek olan aletleri ve anlamlarını sıralamıştır: kılıç "kılıç"; yay "yay"; ok "ok"; süngü/süngi "süngü"; kalkan "kalkan" biçimsel olarak ses benzerliklerinden yararlanmaktadır.

Çağrışımsal alanın biçimsel yönünü yazar okuyucunun sözcükleri daha kolay bir şekilde hatırda tutması için kullanmış olabilir. Örneğin, "kuru yet- kuru yüzüm- kuru incir- kuru hurma" (kuru kelimesinin benzerliği); "yüzüm suyı- yamğur suyı" (baştaki "y" sesi ve "suyı" kelimesinin benzerliği), alaca-bulaca-saruca (Kelime sonundaki "-ca" hecesinin benzerliği), saslı su- açı su- su­suzlu su (su kelimesinin benzerliği) vb.

Eserde yazar sistemli olmamakla beraber Türkçe öğretim ilkelerinden genelden özele ve özelden genele ilkelerini izlediği söylenebilir. Bu ilkeler ile yazar okuyucunun kelimelerin anlamını ve işlevlerini öğrenirken sistem ve çabukluk kazanması amacıyla kaleme almış olabilir. Genelden özele ilkesine örnek; tanrı-peyğânber-ferişte (tanrı/peygamber/melek), yağurt- saslı yağurt- ekşi yağurt (yoğurt/tatlı yoğurt/ekşi yoğurt), yuldız-temir ğazık (yıldız/kutup yıldızı), os-tütün-kül (ateş/duman/kül) vb. şeklindedir.

Özelden genele ilkesine örnek; kar-buz-savuk (kar/buz/soğuk), yamğur-bulus-duman (yağmur/bulut/duman), koz işi- koz ğalvâsı- ğalvâ (ceviz içi/ceviz helvası/helva) vb.

Yapıtta kelimeler konu alanlarına göre sıralanırken eş ve zıt anlamlı kelimelerin peş peşe gelmesine de dikkat edildiği görülmektedir. Zıt anlamlılara örnek; "ulu tirek - kiçkez tirek (büyük ağaç/küçük ağaç), ak-kara (beyaz/siyah), uzun-kıska (uzun/kısa), ısığ-ziyân (kazanç/zarar), uçuz-kız (ucuz/pahalı, değerli), sağ kol- sol kol (sağ taraf/sol taraf), alğış-karğış (dua, hayır dua/beddua, ilenç)

vb."

Eş anlamlı kelimelere örnek, tekleç-yengeç (yengeç), biber-burç (biber), yulav-kisen (yular), yabalak-baykuş-sarı kuş (baykuş), çetlevük-şetlegen (fıstık), çulban-kursuman (bezelye), alsan-araslan (aslan), kızıl as-sorı-assur (doru at), sarşa-sarnaşa (kadeh), aramsa-kehne-hegbe (heybe), kurs-kurt (kurt), şetik-çetik (kedi), ağaş-tirek (ağaç) vb.

Ed-Dürretü'l-Mudiyye fi'l-Lügati't Türkiyye'de köken bilgisi ve tür bilgisi verilmemiştir. Yapıtta 869 isme yer verilmiştir. (beg "bey"; kul "kul, köle"; salışman "fakih" vb.). Ed-Dürretü'l-Mudiyye fi'l-Lügati't Türkiyye''de bir kelimenin farklı söylenişlerine (82 isim ve 4 kelime grubu) de yer verilmiştir. Bu durum yapıtın folklorik bir özelliğe sahip olduğunu göstermektedir. (tanrı /tanrı /tenri /tinri, peyğanber/ yalavaç/ haberçi/ elçi, biber/burç, yulav/kisen., temür kömlek/ demür kömlek, altın ayak/altun ayak.vb.) 6 kelime ise eserde aynen tekrar edilmiştir (boz, kurt, ayğır, sık, baybars, yeşekler, menim bile, menüm bile, su sıgırı,). Yazarın kelimelerin farklı söylenişlerine yer vermesi eserin kullanımı kolaylaştırabileceği gibi işlevselliğini de arttırabilir.

Ed-Dürretü 'l-Mudiyye fi 'l-Lügati 't Türkiyye'de kelime türüne göre (isim, sıfat, zarf, zamir, edat, fiil) herhangi bir ayrım yapılmamıştır. Yapıtta geçen kelimeler kelime türlerine göre şu şekilde sınıflandırılabilir:

-     38 adet sıfat vardır. şürük "çürük"; zişt "kaba, iri"; saslı "tatlı"; teze "taze"; yumşak "yumuşak", yumrı "yuvarlak"; ak "beyaz"; kara "siyah, kara"; kızıl "kırmızı"; kök "mavi"; yeşil "yeşil"; sarı/ sanı "sarı"; alaca "alaca"; bulaca "bulaca"; sanıca "sarımtırak"; apak "bembeyaz"; kıpkızıl "kıpkırmızı"; kömkök/könkök " masmavi"; yemyeşil "yemyeşil" vb.

-  9 zamir geçmektedir (mana, sana, anlar, sen, siz, biz, munda, anda, men).

-  10 zarf bulunmaktadır: ardınça, yatharı, yatharu "ardınca, arkasından"; aşağa "aşağı"; yoğarı "yukarı"; ilgeri/ilgerü/ileri "ön"; neçik/neçük/neşik/neşük "nasıl"; haşan "ne zaman?",hzş "hiç" işkeri-işkerü "içeri"; küç "güç"; sarp "güç")

-  1 isim fill (kökür-mek) ve 4 sıfat-fiil bulunmaktadır (biş-miş, uç-ucı, tanı-ş ve bil-i-ş).

Eserin yirminci bölümünde yer alan sayılar birden başlayarak yüze kadar yazılmış ve ardından yüzler, binler, on binler ve yüz binler olarak devam etmiştir. (yetmiş bir, yetmiş yeki, yetmiş üş, yetmiş dört, yetmiş beş, yetmiş altı, yetmiş yeti, yetmiş sekiz, yetmiş takuz, min, yüz min.. vb.) ayrıca kelime türü ve gruplarına göre şu şekilde sınıflandırılabilir:

-  22 sayı ismi (bir, yeki, üş, üç, dört, beş, alsı, yeti, sekiz,sakuz, van, yelli, yegirmi..vb.)

-  79 sayı grubu (van bir, van yeki, van üş, van dört, yelli yeki, yelli üş, yetmiş yeki, yetmiş üş, yetmiş yeti.. vb.)

-  44 sıfat tamlaması (van min, beş min, alsımış min, yeki yüz, üş yüz, altı yüz..vb.) şeklinde sınıflandırabiliriz.

Cümle başı edatı olarak "basa" (ancak) kelimesi edat olarak "bile" (ile) anlamında kullanılmıştır.

İsimlere gelen 10 farklı yapım eki bulunmaktadır. İsimden isim yapma ekleri "-gü, -lık, -sız, -daş, - çı, -lu, -cük, -ıçı, -ça" ve isimden fiil yapma ekleri "-la" diye ikiye ayrılabilir. Örneğin, sas-lı, suz-lu, küç-siz, yok-sız,yeşil-lik, şırak-lık, köz-gü, kızıl-ça, yinçe-çük, ekin-çi, sağışla- vb.

Çokluk eki " -lar, -ler" kullanılmıştır (kasır-lar, yeşek-ler, at-lar, barmak-lar vb.)

Ses olaylarından göçüşme "yamgur-yagmur" ve "çömlek-çölmek" kelimelerinde görülmektedir.

70 tamlama bulunmaktadır. Bunlardan 28'i belirtisiz isim tamlaması ve 42'si sıfat tamlaması şeklindedir (gülaf suyı, şeker suyı, yüzüm yapragı, kuyruk yag, ulu tirek, yeşil karbus.. vb.).

Son bölüm olan konuşma cümlelerini incelediğimizde zaman eklerinin kullanılma sıklıkları şöyledir: 63 geniş zaman kipi, 61 emir kipi, 31 belirli geçmiş zaman kipi, 25 ek fiil kipi, 10 şart kipi, 8 şimdiki zaman kipi, 2 gereklilik kipi ve 1 belirsiz geçmiş zaman kipi. Bu kiplerinin çekimlendiği kişi ekleri ise 1. tekil kişi (men), 2. tekil kişi (sen), 3. tekil kişi, 1. çokluk kişi (biz) ve 2. çokluk kişi (siz) „dir.

Eser döneminde sıkça kullanılan kelimelere yer verdikten sonra konuşma cümlelerine geçmiştir. Günlük hayatta insanlara yol gösterecek nitelikte olan cümleler art arda sıralandığında anlamca birbirlerini tamamladıkları görülebilir:

A: Sen Türkişe bilür mi sen- Sen Türkçe bilir misin? B: Evet bilür men- Evet, bilirim.

 A: Sen kaysı şardan sen- Hangi şehirdensin? B: Men Halep şardan men- Halep şehrindenim.

A: sen sanıkluk (sanukluk) eyler sen- Tanıklık yaparsın.

B: sen ant işer sen - Yemin edersin.

A: ans işme- Yemin etme

B: yazuktur (yazıktur)- Yazıktır.

 

A: bar bizga yahşı yemek bişir- git bize güzel yemek pişir.

B: aş bişğanda kosermek kerek sen- yemek piştiğinde servis yapmalısın.

 A: sen ardımça yeber- Arkamdan gönder. B: kimni yeberür biz- Kimi göndeririz? A: kaysı bolsa- Hangisi olursa.

  A: sen neşin (neşün) iş işlemes sen- Neden iş yapmıyorsun? B: men iş işledim (işledüm) - İş yaptım.

Sonuç:

Günümüzde yabancılara Türkçe öğretimi her geçen gün daha büyük önem kazanmaktadır. Geçmişten günümüze bu konuyla ilgili yapılan çalışmaların gün ışığına çıkarılması ve eserlerdeki ortak noktaların belirlenmesi yeni çalışmalara da ışık tutacaktır (Barın,2010: 134).

Ed-Dürretü 'l-Mudiyye fi 'l-Lügati 't Türkiyye, Araplara Kıpçak Türkçesi öğretmek amacıyla kaleme alınmış bir eserdir. Döneminde kullanılan temel kelimeleri ve cümleleri içeren eser, yabancı birinin şehre indiğinde iletişim kurabilmesi amacıyla yararlanabileceği bir sözlük ve konuşma kılavuzudur. Yapıtta kullanılan doğal yöntemin özelliği dil bilgisi kurallarına yer verilmeden iletişim kurulabilmesidir.

Yazar, eseri oluştururken çağrışımsal alandan yararlanarak kelimeleri anlam ve biçim özelliklerine göre sıralamaktadır. Bu durum, okuyucunun kelimeleri daha kolay bir biçimde öğrenebilmesini sağlayabilir. Türkçe öğretim ilkelerinden genelden özele ve özelden genele ilkeleri kullanılarak oluşturulan yapıttaki kelimeler, okuyucunun zihninde bir sıralamaya gitmesini sağlamaktadır. Ancak, yazar bu durumu sistemli bir biçimde gerçekleştirmemiştir. Eserin eksikliği sayılabilecek bir diğer husus ise eserdeki kelimelerin alfabetik bir sıra izlenerek oluşturulmamasıdır. Bütün bu özelliklere sahip olan Ed-Dürretü 'l-Mudiyye fi 'l-Lügati 't Türkiyye adlı eser söz varlığımızın farkındalığını bireylerde oluşturabilmek açısından kullanılabilir. Ayrıca eser günümüzdeki yabancı dil öğrenme kılavuzlarına benzediğinden yabancılara Türkçe öğretiminde tarihi bir kaynak olarak kullanılabilir.

 Türkçe Eğitimi ve Öğretimi Araştırmaları Dergisi, 2011, 1(1)

Arş. Gör. , Mustafa Kemal Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Bölümü. 

 

 Kaynakça:

Atsız, Bilgehan ve Türkmen, Seyfullah. (2004). Ed- Dürretül-Mudiyye Fil-Lugatit-Türkiyye. Ankara: Akçağ Yayınları.

Bal, Mehmet Suat. (2009). Uygarlık Tarihi. Ed: İsmail Güven. Ankara: Pegem A Yayıncılık.

Barın, Erol. (2010). "Yabancılara Türkçe Öğretimi Amacıyla Yazılan "Ecnebilerle Mahsus" ElifBâ Kitabı Üzerine", TÜBAR, XXVII, S.121-136.

Çıvgın, İzzet. (2008). Ortaçağ Tarihi. Ankara: Maya Akademi.

Demirel, Özcan. (1999). Yabancı Dil Öğretimi. Ankara: MEB Yayınları.

Eminoğlu, Emin. (2010). Türk Dilinin Sözlükleri ve Sözlükçülük Kaynakçası. Sivas: Asitan Yayıncılık. Ercilasun, Ahmet B. (2010). Başlangıçtan Yirminci Yüzyıla Türk Dili Tarihi. Ankara: Akçağ Yayınları.

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...