Polonya’da Türk Dili Öğretimi Tarihçesi

Orta Asya’dan Batı Avrupa’ya giden yolda bulunan bir ülke olan Polonya’nın jeopolitik konumu, Türkçe konuşan halklarla yakın temas içinde olmasında en büyük etkenlerden biridir. Polonya ile Türk kabileleri arasındaki erken dönem temaslarda Kıpçak grubu dilleri kullanılıyordu; özellikle Tatarlar ve Karaimlerle. Daha 14. yüzyılda oldukça büyük Tatar ve Karaim grupları Litvanya ve Polonya topraklarında yerleşmişti.

O zamanlar Tatar dili yaygın bir kesim tarafından konuşuluyordu. Bu dil doğu sınırındaki temaslarda, savaş tutsaklarının rehinden kurtarılması gibi işlerde, ticarette ve Kırım Hanlığı ile yürütülen diplomatik temaslarda kullanılıyordu.

Ancak Polonya’da Türkçe, yani Osmanlı Türkçesi çalışmaları ve öğreniminin tarihi Polonya ile Osmanlı İmparatorluğu arasındaki siyasi ilişkilerin başladığı yıllara, yani 15. yüzyılın ikinci yarısına dayanır. Polonya’da Türkçe çalışmalarının gelişmesinin, karşılıklı siyasi, ticari ve kültürel ilişkilere sıkı sıkıya bağlı olması da çok anlaşılır bir şeydir. Konuşma ve yazma Türkçesi bilgisi, Osmanlı İmparatorluğu ile yürütülen siyasi temaslarda temel bir unsurdu. Kraliyet elçisi sözlü çevirmen yetiştirmek ve çalıştırmak zorundaydı. Bu sözlü çevirmenleri eğitmek için Kral Sigismund August (1520-1572), Batı Avrupa ülkelerini örnek alarak, Türkiye’ye gençler gönderme kararı aldı. Bu adamlardan sadece konuşma Türkçesi değil, Sultanların ve yüksek Osmanlı görevlilerinin Polonya Sarayına gönderdikleri resmi belgeleri çevirecek düzeyde yazılı Türkçe öğrenmeleri isteniyordu. Bu, kraliyet finansmanıyla sözlü çevirmen yetiştirme işi çok iyi sonuçlar verdi. Bu sözlü çevirmenlerin çoğu Türkçe’yi çok iyi öğrendiler, hatta bazıları çok iyi Türkologlar oldular. Örneğin Türkçe’den pek çok eser çeviren Samuel Otwinowski gibi.

Türkçe öğretimi sisteminde önemli bir değişim, hayatının yarısını Polonya’da geçiren François Mesignen, Lehçe adıyla Franciszek Meninski (1623-1698) adlı kişinin çalışmaları sayesinde oldu. Kraliyet sefaretinde Türkçe sözlü çevirmen olarak görev yapan, daha sonra Polonya’nın Osmanlı Sarayına elçi olarak gönderilen Meninski, Viyana’da 1680 yılında basılan dünyaca ünlü Türkçe sözlüğün yazarıdır (Türkçe-Arapça-Farsça Sözlük). Daha sonra Meninski Krala Varşova’da bir Doğu Dilleri Okulu açma projesi sundu. Krala sunduğu metnin orijinali günümüze ulaşmadıysa da, ardından neden olduğu büyük tartışmalardan biliyoruz bu projenin varlığını.

Projede sunduğu temel fikir, gençlerin doğu dillerini önce Varşova’daki okulda öğrenip sonra İstanbul’a pratik yapmak üzere gönderilmeleriydi. Okul üç sınıfa ayrılacaktı. Birinci sınıf diplomat ve sözlü çevirmen olarak yetiştirileceklere ayrılacaktı, ikincisi misyonerlere, üçüncüsüyse tüccarlara. Öğrenciler sadece Lehler arasından değil yabancılardan da seçilecekti. Programa en başta Türkçe, Arapça ve Farsça alınmıştı, ancak daha sonra başka dillerin de eklenmesi öngörülmüştü. Öğrenciler bu dillerin yanı sıra, İslam, tarih ve diplomatik yazışmaları da öğreneceklerdi. Bu proje hayata geçirilseydi, Polonya Avrupa’da Doğu çalışmalarının merkezi olurdu. Maalesef Polonya’nın o zamanki kötü ekonomik koşullarından dolayı Kral projeyi uygulamaya geçiremedi.

Bundan bir yüzyıl sonra Polonya’nın son kralı Stanislas August Poniatowsi İstanbul’da bir Leh Doğu Dilleri Okulu kurdu. Avrupalı “jeunes de langue” kurumunu örnek alan okul 1767 yılında açıldı. Ancak 1792 senesinde Polonya bağımsızlığını kaybettiğinde bu okul da kapandı. İstanbul’da böyle bir okul kurmanın temel amacı kraliyet sefaretine Türkçe sözlü çevirmen yetiştirmekti, ancak geniş kapsamlı bir “Türkoloji” eğitimi de öngörülmüştü. Bu okulda Polonya’dan getirilen öğretmenlerin yanı sıra, İstanbul’daki Polonyalı diplomatlardan da kimseler görevlendirildi. Konuşma Türkçesini ise yerli hocalar öğretiyordu. Bu okuldan pek çok iyi eğitimli sözlü çevirmen ve Türkolog yetişti.

Bundan bir kaç on yıl sonra, 1802 senesinde, Polonya’nın önemli bir kültür merkezi olan Wilno şehrinde (şimdi Litvanya’nın bir şehri, yeni adıyla Vilnius) yeni kurulan bir üniversitede Doğu Çalışmaları Bölümü açıldı. Bu akademik kurum dönemin Avrupa’sında büyük olay oldu. Kurum aynı zamanda Polonya’nın ilk Doğu Çalışmaları Bölümü olma ünvanına da sahiptir. Halbuki o zaman Polonya bağımsız bir devlet bile değildi! Akademik personel arasında tarihçi J. Lelewel ve Oryantalist A. Münnich gibi çok ünlü kimseler vardı. Öğretim programına Türkçe, Arapça ve Farsça dahildi. Dil derslerinin yanı sıra, edebiyat, tarih ve coğrafya da veriliyordu. Öğrenciler Orta Doğu konusundaki bilgilerini artırmak ve dillerini geliştirmek için Türkiye’ye gönderiliyordu. Wilno Üniversitesi’nin mezunları arasında önemli Türkologlardan J. Sekowski, A. Muchlinski, I. Pietraszewski, A. Chodzko’yu sayabiliriz.

Wilno Üniversitesi Rus yönetimi tarafından 1830 yılında kapatıldığında, Türkçe ve diğer Doğu dillerinin öğretiminde uzun yol katedilmişti. Bu tarihten sonra Polonyalı vatandaşlar Doğu dillerini öğrenmek için St. Petersburg, Paris ya da Viyana gibi şehirlere gitmek zorunda kaldılar. Ama yine de pek çok zeki Polonyalı öğrenci ve onların Asya kültürüne olan merakları sayesinde bu dönem çok da büyük bir kayıp olmadı. Doğu çalışmaları için yeni ve modern bir dönemin başlaması ancak Polonya’nın bağımsızlığına yeniden kavuşmasıyla oldu.

Bu tarihten sonra ilk Türkoloji kürsüsü, 1919 senesinde Krakov’daki Jagellon Üniversitesi’nde Profesör Tadeusz Kowalski tarafından kuruldu. Buradaki Doğu çalışmaları, pek çok Avrupa üniversitesinde önceden kurulu sisteme dayanarak örgütlendi. Burada karmaşık bir sistem söz konusuydu. Türkoloji öğrencileri Türkçe’nin yanı sıra Arapça ve Farsça da öğrenmek zorundaydılar. Profesör Kowalski en başta Türk halklarının dili, tarihi ve kültürünün teorik bir bilgisinden sonra ancak günümüz Türkiye Cumhuriyeti’nde konuşulan konuşma diline geçileceğine inanıyordu. Öte yandan edebi Türkçe, Türk çalışmalarında ana konulardan biri olarak öğretiliyordu; bunlar arasına Türk şivelerini, halk edebiyatını, Eski Türkçe’yi ve diğer Türk dillerini -örneğin Karaim dili gibi- eklemeliyiz.

Jagellon Üniversitesi’nden hemen sonra Lwow’da (bugün Ukrayna’daki Lviv şehri), Jan Kazimir Üniversitesi bünyesi altında yeni bir Türkoloji Enstitüsü kuruldu. Lwow tüm Yakın Doğu ve Orta Asya ile bağlantıları olan eski bir ticaret merkeziydi. Şehrin o zamanki nüfusuna baktığımızda çok tipik bir tabloyla karşılaşıyoruz; Türkçe konuşan Ermeniler, Museviler ile Türk ve İranlı tüccarlar 16. yüzyıldan beri bu şehirde yerleşiktiler. Böyle karışık bir etnik nüfusa bakılırsa orada bir Doğu Dilleri Merkezi açılmasının gerekliliği daha iyi anlaşılır.

Son olarak da 1935 senesinde Varşova’daki Doğu Çalışmaları Enstitüsü açıldı. Türkoloji kürsüsünün başkanlığına, Türkçe çalışmalarının çeşitli alanlarında -Osmanlı Türkçesi ve eski Kıpçak dilleri dahil- dünyaca ünlü bir uzman olan Profesör Ananiasz Zajaczkowski atandı. Türkçe öğretim programı Zajaczkowski’nin de mezun olduğu Jagellon Üniversitesi’ndeki sisteme dayandırıldı.

İkinci Dünya Savaşı Polonyalı Oryantalistlere büyük kayıplar verdirdi. Ama daha 1946 gibi erken bir tarihte Krakov ve Varşova’daki Doğu Çalışmaları Enstitüleri yeniden açıldı. Bundan kısa bir süre sonra Wroclaw Üniversitesi’nde bir Türkoloji Bölümü açıldı. Bu üniversitelerin hepsinde Türkçe çalışmaları yavaş yavaş en önemli çalışma sahalarından biri haline geldi. Buralarda modern Türkçe, Osmanlı Türkçesi ve öteki modern Türk dilleri öğretilmekte ve çalışılmaktadır. Polonyalı Türkologlar Türkçe öğretimi için malzemeler ve bir Türkçe-Lehçe, Lehçe-Türkçe sözlüğü üzerinde sistematik olarak çalışmalar yürütmektedir. Türkiye ile Polonya arasındaki bilimsel ve kültürel değişim programı kapsamında Türkiye’den pek çok öğretmen Türkçe öğretmek üzere ülkemize gelmektedir. Bu, öğrencilere daha çalışmalarının başında Türkçe konuşma fırsatı veren bir uygulamadır. Buna ek olarak Türkoloji öğrencileri, TÖMER tarafından düzenlenen Türkçe yaz okullarına katılmaktalar. Öte yandan Türk ve Polonya üniversiteleri arasında, öğrencilere Türk üniversitelerinde Türk dili, edebiyatı ve tarihini öğrenme fırsatı veren daha uzun dönemi kapsayan burslar ve değişim programları da mevcuttur.

Sözlerimi bitirirken, Polonya’da, Türk dili, edebiyatı, tarihi ve kültürüne karşı büyük bir ilginin olduğu gerçeğinin altını çizmek istiyorum. Türkçe öğretiminde ve öğreniminde kullanılan bilimsel ve didaktik araçlar, öğrencilere hem dilin pratik kullanımları açısından, hem de modern Türkiye üzerine çeşitli uzmanlık alanlarında çalışacak bir temel verme açısından önemli bir eğitim kaynağı olmaktadır.


Varşova Üniversitesi, Doğu Çalışmaları Enstitüsü, Türkoloji Bölümü - Prof. Dr. Tadeusz MAJDA

 

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...