Türkçe Öğretiminde Edebi Eserin Yeri

Türkçe dünyada giderek merak edilen ve öğrenilmeye çalışılan bir dil konumuna yükselmektedir. Bunda şüphesiz Türkiye'nin uluslararası alanda yükselen değerinin ve ekonomik göstergelerindeki hızlı iyileşmenin de önemli bir katkısı vardır. Ancak Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi konusunda yeterince hazırlıklı olmadığımız da kabullenmemiz gereken bir gerçektir. Bu konuda yapılması gereken hazırlıklar arasında ders kitapları ve yardımcı kaynaklar başta gelmektedir. Gerek ders kitaplarında kullanılacak metinler gerekse bilgileri pekiştirmeye yönelik okuma kitapları bakımından Türk edebiyatının seçkin örneklerinin değerlendirilmesine yönelik çalışmalar yapılmalıdır. Bu bağlamda Türkçenin söz varlığının kullanım sıklığı da belirlenmeli ve edebi eserlerin kullanımında buna uygun uyarlamalar yapılmalıdır.

 Türkiye'nin dünya üzerinde yükselen ekonomik ve siyasi değerine koşut olarak Türkçe de değer kazanmakta ve yaygınlık göstermektedir: Yurt dışındaki Türkçe öğretimine öğretim elemanı ve donanım desteği veren Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı bünyesindeki Türkoloji projesinde görev aldığım dönemlerde kuruma ulaşan taleplerdeki artış bunun açık bir göstergesidir:

2005 yılında yalnızca Ukrayna'dan 7 talep gelmiş, bunlardan 4'ü karşılanabilmişti. 2005 yılında görevlendirilen öğretim elemanı 25 iken 2008 yılında bu sayı 45 olarak gerçekleşmişti. Yine de bütün talepler karşılanamamıştı. Halep'te Konsolosluk bünyesinde faaliyet gösteren Kültür Bölümünde 4 öğretim elemanı ile yürütülmekte olan Türkçe öğretimi kurslarında bir hafta olarak ilan edilen kayıt süresinin daha ilk birkaç saatinde kontenjanlar dolmaktaydı. Bu sene ikinci mezunlarını veren Halep Üniversitesi Edebiyat ve Beşeri Bilimler Fakültesi bünyesindeki Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencilerinden önemli bir kısmının açılan özel Türkçe kurslarında çalışmakta olduğu haberini aldım. Sözkonusu Bölüme önceki yıllarda yüz yirmi civarında öğrenci kaydolurken bu sene iki yüzün üstünde öğrenci kaydolmuş. Sadece Halep'te her yıl binlerce öğrencinin Türkçe öğrendiğini söyleyebilirim.

Şöyle ki, her yıl üç binin üstünde öğrenci kaydolan Arap Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencilerinin iki bine yakını, ayrıca Tarih, İngiliz Dili ve Fransız Dili Bölümleri öğrencilerinin de büyük çoğunluğu ikinci yabancı dil olarak Türkçeyi seçmektedir. Bunlara ilaveten Yüksek Dil Enstitüsünde TÜDÖM (Türk Dili Öğretim Merkezi) de faaliyet göstermektedir. Şehirde Konsolosluk Kültür Bölümündeki kurslardan başka birçok özel kurs da Türkçe öğretmektedir.

TİKA'nın yürüttüğü Türkoloji Projesi çerçevesinde ifade edersek, Güneyde Yemen'e, Doğuda Hindistan'a ve Moğolistan'a, Batıda Litvanya'ya ve Belarus'a uzanan geniş bir coğrafyada kimi yerlerde bağımsız bir bölüm kimi yerlerde ise öğretim merkezi olarak birçok üniversitede Türkçe öğretilmektedir. Son bir yıl içinde faaliyetine hız veren Yunus Emre Vakfı da Türkçe öğretimini daha profesyonelce gerçekleştirmek için 9 ülkede Yunus Emre Kültür Merkezi açmış bulunmaktadır. Birçok ülkede de yeni kültür merkezleri açma çalışmaları sürdürülmektedir. Dünyada Türkiye'deki kurumlarla bağlantı kurulmadan açılmış daha birçok Türkçe öğretimi yapan birimlerin olduğunu da biliyoruz. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı birçok girişimcinin dünyanın çeşitli ülkelerinde açtığı Türk kolejlerinde de Türkçe öğretilmekte ve son yıllarda yüzün üstünde ülkeden katılan yüzlerce öğrenci Türkçe Olimpiyatları için Türkiye'ye gelmektedir.Yurt içinde de Türkiye dışından geldiği için Türkçe öğrenmek durumunda olan birçok öğrenci çeşitli üniversitelerin TÖMER adı verilen merkezlerinde Türkçe öğrenmektedir.

Sözün kısası Türkçe dünyada giderek merak edilen ve hatta ihtiyaç duyulan bir dil haline gelmiştir. Ticari, kültürel, siyasi birçok nedenle dünyada Türkçeyi öğrenmek isteyenlerin sayısı giderek artmaktadır.

Böylesine yaygınlık gösteren Türkçe öğretiminde Türkçeye has öğretim metotları başta olmak üzere birçok konu çözüm beklemektedir:

Yabancılara Türkçe öğretimi konusunda yazılan bazı metinlere baktığımızda başvurulan kaynakların tamamına yakınının yabancılar tarafından kendi dillerinin öğretimi konusunda yazılmış metinler olduğu göze çarpmaktadır. Sözgelimi "Yansıtıcı Öğretim İle Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi" adlı bir makalenin kaynakçasında yer alan 18 başvuru metninden sadece 5 tanesi anadili Türkçe olan kişilerce kaleme alınmıştır. Bu metinler de esasen genel planda dil öğretimi ile ilgilidir. Dolayısıyla Türkçenin yabancılara öğretimi konusunda Türkçenin yapısına uygun teknikler üzerinde yeterince değil belki de hiç çalışılmadığı ve kendine özgü teknikler geliştirilemediği söylenebilir. Bir yıl önce yayımlanan Yabancılara Türkçe Öğretimi adlı bir derleme kitabının tanıtımında da, son zamanlarda önem kazanmaya başlayan sözkonusu alanda tartışma ve araştırmaların hızlandığı ancak bu ortama katkıda bulunabilecek yeterli sayıda yapıt bulunmadığı belirtilmekte; bir başlangıç olarak, farklı ülkelerden ve üniversitelerden bir araya gelen araştırmacı yazarların yabancı dil olarak Türkçe alanının politika, yöntembilim ve beceri boyutlarını irdelemeye çalıştıkları vurgulanmaktadır.

Türkçe öğretiminde kullanılacak ders araç gereçleri arasında kuşkusuz ders kitapları büyük bir öneme sahiptir. Ancak onun kadar önemli bir başka konu da dilin kullanımını kolaylaştırmaya ve geliştirmeye yarayacak olan yardımcı kaynaklardır.

Bu çalışmada gerek ders kitapları gerekse yardımcı kaynaklar, seçilecek metinlerin niteliği bakımından irdelenecektir.

Gerek dil öğretiminde konuların üzerine bina edileceği metinler, gerekse bilgileri pekiştirmeye yarayan yardımcı metinler her halükârda öğrencinin ilgisini çekecek ve hatta onu içinden kavrayacak nitelikte olmalıdır. Yani sadece dil öğrenmeye araç değil, meraklandıran, cezbeden, ilginç gelen, düşündüren, duygulandıran, sürükleyen, beğeni toplayan metinler olmalıdır. Başka bir ifadeyle, kendisini ilgiyle ve zevkle dinlediğimiz bir insanın işlevini üstlenmelidir. Öğrenilmeye çalışılan dil, bu nitelikleri taşıyan metinler aracılığıyla daha da sevimlileşir ve merak edilen bir dünyanın anahtarına dönüşür. Bu niteliklere sahip olan metinler de ancak bir sanatkâr eli değmiş metinler olabilir. Biz bu metinlere 'edebi metinler' diyoruz. Bu, bazen güzel bir şiirdir, bazen ilginç bir hikâyedir; bir masaldır, bir efsanedir, bir anıdır, bir romandır.

Aynı zamanda bir dili işleyen, geliştiren ve ebedileştiren de yine o dille yazılmış edebi eserlerdir. Bu yüzden Türkçe öğretiminde kullanılacak ders kitaplarında edebi metinlerin seçilmesi ve konuların edebi metinlerin üzerinden yürütülmesi önem arz eder.

Türkçe öğretimi konusunda somut bir örnekten yola çıkmak istersek Türkçe öğretim tarihinde çok ilginç bir çalışmayla karşılaşırız: Divanu Lügati't-Türk.

Türkçe öğretimi alanında aynı zamanda ilk eser sayılan Kaşgarlı Mahmud'un bu eseri ile ilgili bazı dikkatler konumuzla doğrudan ilgili gözükmektedir: Kaşgarlı Mahmud, kitabını "Bu kitabı Araplara Türkçe öğretmek için ve Türk dili ile Arap dilinin atbaşı beraber yürüdükleri bilinsin diye yazdım." ifadeleriyle takdim eder.

Divanu Lügati't-Türk'ün bu özelliği ile ilgili yapılan bir değerlendirmede şu bilgilere rastlıyoruz:

"XI. yüzyıl hemen bütün İslâm ülkelerinde Türklerin egemen olduğu bir dönemdir. Karahanlılar Devletinin, özellikle Büyük Selçuk İmparatorluğu'nun askerlikçe ve uygarlıkça en parlak zamanı bu dönem içerisindedir. O tarihlerde Türklerin egemenliğindeki uluslar Türk dilini öğrenmek ihtiyacını duyuyorlardı. Divanu Lügati't-Türk işte bu maksatla, yani yabancılara Türkçeyi öğretmek amacıyla 1073 -1077 tarihleri arasında Bağdat'ta yazılmış bir sözlüktür. Eser, Türk dilini Araplara tanıtmak maksadıyla yazıldığından, Arapça olarak kaleme alınmıştır. İçinde pek çok Türkçe deyim, şiir, atasözü yer almaktadır."

Bu demektir ki Kaşgarlı Mahmud, Türkçenin öğretilmesinde kullanılacak bir sözlük hazırlarken öğrenmeyi pekiştirmek için edebi metinlerden yararlanmaktadır. Dil öğretimini irdeleyen bir makalede de, Kaşgarlı Mahmud'un, dil öğrenmede, örneklerin, metinlerin önemini çok iyi fark ettiği, kelimeleri açıklarken verdiği çok sayıda örneği günlük hayattan, atasözlerinden, manzum sanat eserlerinden derleyerek kullandığı belirtilmektedir.

Dil eğitiminde metin seçiminin oldukça önemli olduğu herkesçe vurgulanmaktadır. Çünkü dil eğitimi genellikle metinlere dayandırılmaktadır. Okutulacak konular seçilen metinler üzerinden yürütülmekte, örneklendirilmekte ve pekiştirilmektedir. Dolayısıyla okutulacak metinlerin kültür değerlerinin yanı sıra estetik öğelerle bezenmiş, millî duyguyu zihinlere kolayca yerleştirmeye uygun ve edebî değerinin olması bir zorunluluktur. Edebî eserler, dilin yapısını en iyi şekilde gösteren ve anlatım bütünlüğü taşıyan yapılarıyla dilin en önemli kullanım alanlarından birini oluştururlar. Bu nedenle dil becerilerinin kazandırılması yanında kelime hazinesinin zenginleştirilmesi ve dil kurallarının öğretiminde de örneklem oluşturması bakımından temel bir işleve sahiptirler.

Dil öğretimi ile ilgili bir makalede edebî metinleri kullanmanın yararları şöyle sıralanmaktadır:

"Edebî metinler, kelime öğretiminde örneklem sunduğu için kelimenin anlamı daha kolay anlaşılır ve kalıcı öğrenme sağlanır.

Edebî metinler, hayatı tanıma, olaylar ve deneyimler hakkında genel bir bilgi edinme ve anlama becerisi kazandırır.

Edebî metinler, kişiye bir metni inceleyip anlama becerisini kazandırır.

Edebî metinler, hedef dilin kültürü hakkında bilgi verir."

Gerek ders kitaplarında gerekse öğrenmeyi pekiştiriri yardımcı malzemelerde ve okuma kitaplarında edebi eserlerin kullanılabilmesi için bazı özel uygulamalar gerekecektir. Bunların başında Türkçe söz varlığının kullanım oranlarının dikkate alınması yer almaktadır.

Dil öğretiminde öncelikle verilebilecek kelimelerin belirlenmesine yönelik olarak yapılacak çalışmaların en önemli dayanak noktası bir dilin söz varlığının kullanım oranlarıdır. "Ana dili ve yabancı dil öğretiminde, öğretilecek dilin en sık geçen, en gerekli sözcüklerinin saptanması, bu öğretimden alınacak sonucun başarılı olup olmamasında rol oynamakta, öğrenen kişiye en gerekli sözcüklerin belirlenmesi konusunda, özellikle sıklık sayımlarına dayanan çalışmalar yapılmaktadır." Doğan Aksan kendisi de bu konuda bir çalışmaya imza attığı için böyle söylemekle birlikte, bir başka araştırmacı bu çalışmaların yetersizliğine değinmektedir: "Burada bizim dikkat çekmek istediğimiz husus, temel söz varlığını belirleme çalışmalarının azlığı ve yetersizliğidir. Ayrıca, alan dili söz varlığının da sağlıklı bir şekilde taramalar yoluyla ayrı ayrı ortaya konması ve günlük iletişimde en sık hangi kelimelerin kullanıldığının, konuşma dili de göz önüne alınarak belirlenmesi gerekmektedir. Böylece, edebiyat, hukuk, sosyoloji, tıp, sanat vb. alanlarındaki temel söz varlığı ve iletişimdeki yeri daha iyi ortaya konabilir."

Sözünü ettiğimiz Türkçenin söz varlığının kullanım sıklığının tespiti dil uzmanlarının çalışacakları özel bir ilgi alanıdır. Bizim için önemli olansa, Türkçe öğretimi konusunda kullanılacak edebi metinlerin de bu sıklık oranları dikkate alınarak seçilmesi veya bunu eksen alan uyarlamaların yapılmasıdır.

Edebi eserler, edebi kaygılarla ve edebi zevklerle kaleme alınırlar. Onların üretim sürecine bir başkasının müdahalesi gibi bir uygulama sözkonusu olamaz. Yani dil öğretimini hedefleyerek edebi metin oluşturma çalışmaları, o metnin edebiliğini tartışmaya açar. Belki bu noktada seçilecek metinlerin edebi zevkleri olan birileri tarafından gözden geçirilerek uyarlanması mümkün olacaktır.

Yabancılara Türkçe öğretimi konusunda edebi eserlerin bir başka kullanım alanı da okuma kitabı oluşturmadır. Anadil öğretiminde kullanılmakta olan çocuğun dünyasına yönelik okuma kitapları ile belli bir yaşın üstüne çıkmış insanların bir yabancı dil olarak Türkçeyi öğrenmeleri sırasında kullanacakları okuma kitapları çok farklı olmalıdır. Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenme yaşı, genellikle ortaöğretim veya üniversite yaşlarıdır. Başka bir deyişle Türkçenin yabancı dil olarak öğretilmesindeki hedef kitle çocuklar değil yetişme aşamasında veya yetişkin sayılabilecek kişilerdir. Bu hedef kitlenin dünyası da doğal olarak daha çok edebi veya bilimsel metinlere açıktır. Bir dilin yeni öğrenilmeye başladığı bir dönemde edebi eserlerin ve bilimsel metinlerin olduğu gibi kullanılma şansının olmadığı da açıktır. Hem kelime çeşitliliği ve zenginliği bakımından hem de ifadelerdeki edebi üslup, hedef kitlenin çok üzerindedir. Dolayısıyla edebi eserlerin bu amaçla kullanılabilmesi için bazı uygulamaların yapılması zarureti vardır.

Bu problemi çözme konusunda önemli bir örneği hatırlamakta yarar vardır: Fransızlar kendilerine ait önemli edebi eserleri için, dillerinin kelimelerinin kullanım sıklığını dikkate alarak, en çok kullanılan ilk sekiz yüz kelimenin veya diyelim, ilk bin iki yüz kelimenin kullanıldığı uyarlama çalışmaları yapmışlardır.Sözgelimi Sefiller romanı Fransızca olarak en çok kullanılan dokuz yüz ve bin iki yüz kelime kullanılarak farklı metinler halinde yeniden kaleme alınmış ve diğer ülkelerdeki Fransızca öğretimi için okuma kitabı haline getirilmiştir. Fransızların en ünlü yayınevi Hachette bu amaca yönelik olarak 227 tane edebi eseri 'kolay Fransızca metinler' adlı bir seride yayımlayarak dünyada Fransızcanın öğretilmesine en büyük katkıyı sağlamıştır. Hachette yayınevinin listesinde Sefillerden yapılmış çeşitli düzeylerdeki uyarlamaların sayısı yedidir.

Türkçe edebi eserlerin büyük çoğunluğu Türkçenin geçen yüz yıl boyunca geçirdiği değişimlerden ötürü günümüzde kullanılmakta olan dilden de epey uzaklarda kalmış sayılır. Bununla ilgili rastladığım bir anıyı aktarmak istiyorum: "Hocam, Prof. Nemeth konuşurken pek çok eski kelime kullanıyordu. Cumhuriyetin çocuğu olan gazetecinin Türkçesi ise artık dil devriminin semeresi idi. Böylece Türkçedeki büyük değişikler de konuşma sırasında ister istemez söz konusu oldu. Gazetecinin yeni dille ilgili bir sorusuna Hocam şöyle bir cevap verdi: "Ben hayatımda bir defa Türkçe öğrendim. Önümdeki birkaç yıl içinde tekrar Türkçe öğrenmek benim için imkânsızdır." Fakat bugün 1957 ve 2001 yılında yazılan ve konuşulan Türkçe arasındaki farkları da göze almamız gerekir. Ve bu dönem içinde gerçekten ne kadar dil türüyle karşı karşıya geliyoruz?"

Sonuç olarak Türkçenin yabancılara öğretiminde edebi eserlerden yararlanabilmemiz için atmamız gereken önemli adımlar vardır:

Öncelikle Türkçenin yabancı dil olarak öğretimine esas olmak üzere kullanım sıklığı ve hangi düzeyde hangi aralıklardan yararlanılacağı noktasında araştırmalar yapılmalıdır. Çıkacak sonuçlar ve yapılacak belirlemeler çerçevesinde edebi eserlerden yararlanılabilmesi için uzman ve sanatçı dayanışması ile Türkçenin kelime kullanım sıklığına uyumlu uyarlamaları yapılmalıdır. Yapılacak uyarlamalar ya devlet eliyle ya da bu işin üstesinden gelebilecek yayınevleri tarafından yeterince basımı yapılmalıdır. Ayrıca Türkçe öğrenmek isteyenlerin edinebilmeleri için gereken önlemler alınmalıdır.

TBMM Genel Sekreterliği

 Kaynaklar

Aksan, Doğan. Her Yönüyle Dil Ana Çizgileriyle Dilbilim, TDK Yayınları, Ankara, 1990.

Aksan, Doğan. Türkçenin Sözvarlığı, Engin Yayınları, Ankara, 1996.

Aslan, Cengiz.  Erişim: 05.12.2010.

Barın, Erol. 'Yabancılara Türkçe Öğretiminde İlkeler"

Barın, Erol. 'Yabancılara Türkçe Öğretiminde Temel Söz Varlığının Önemi", Türklük Bilimi Araştırmaları, Türkçenin Öğretim Özel Sayısı, S. 13, Niğde, 2003, s.311-317.

Bayraktar, Arif. "Türkiye'nin Yıldızı Parlayınca Uluslararası Kongrelerde Çeviri Listesine Türkçe de Girdi", Berlin, Zaman, Ekonomi Sayfası, 28.11.2010.

Bölükbaş, Fatma. 'Yansıtıcı Öğretim İle Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi",Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu, 15-16 Nisan 2004.

Coşkun, Eyyüp. İlköğretim Öğrencilerinin Öyküleyici Anlatımlarında Bağdaşıklık, Tutarlılık ve Metin Elementleri, Yayımlanmamış Doktora Tezi. Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Ankara, 2005.

Hazai, Gyorgi "Yabancı Ülkelerde Türkçe Öğretiminin Bazı Sorunları", Avrupa'da Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Sempozyumu,25-26 Ekim 2001

Kaya, Turhan. "Türk Dili ve Edebiyatı Eğitiminde Metin Seçimi", Türk Edebiyatı, İstanbul, 1996, S. 277, s. 23-25.

Korkmaz,Zeynep. "Kaşgarlı Mahmut Kimdir",

Özbay, Murat ve Deniz Melanlıoğlu. "Kelime Öğretiminde Örneklemenin Önemi ve Divanu Lü-gati't-Türk", Mustafa Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2008, C. 5, S.

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...