Avrupa Birliğinin Dil Öğretimine Karşı Tutumu ve Türkçe’nin Yabancı Dil Olarak Öğretilmesi

İlköğretim ve ortaöğretim sürecinde ana dilini yeterince öğrenememiş bireylerin yabancı dil öğrenmeleri, onlara kültürel kimlik problemi yaşatacağı gibi, o dili kolay öğrenmelerine de engel olacaktır. Birçok millet kendi diline sahip çıkmakla birlikte, her bir vatandaşının da en az  bir  veya  iki  dil  bilmesini  amaçlarken,  Türkiye’de  öğrencilerin  hem  Türkçeyi,  hem  de yıllarca    eğitimini    aldıkları    yabancı    dili    iyi    öğrenememeleri,    eğitimimizin    genel problemlerinden  biridir.  Okullarımızda  yabancı  dil  eğitimi  bilinçli  bir  şekilde  verilmeli, Türkçe   öğrencilerin   ulusal   duygu   ve   coşkusunu   güçlendirecek,   öğrencide   kültür bilinçlendirmesini oluşturacak şekilde işlenmelidir.

 Teknolojik  ilerlemelerin  yaygınlaştığı,  milletlerin  birbirleri  ile  bu  kadar yakın ilişkide bulunma zorunluluğunun olduğu bir ortamda, müşterek bir dil ihtiyacı    kendini  göstermiştir.  Bilgi  toplumu  olma  yolunda  bilgiye  en  kısa zamanda  ulaşmanın  gerekliliği,  yazılı  ve  görsel  basının  etkisi,  internetin günümüzde  bilgiye  ulaşmada  hâkim  unsur  olması,  milletlerin  müşterek  bir dil  üzerinde  anlaşmalarını kaçınılmaz  hâle  getirmiştir.  19.  yüzyılda  politik, askerî  ve  ekonomik  yönden  güçlü  olan  Büyük  Britanya,  Đkinci  Dünya Savaşı’na kadar etkinliğini sürdürmüş, ikinci Dünya Savaşı sonrası devreye giren  ve  ekonomik  olarak  çok  güçlü  olan  Amerika  Birleşik  Devletleri’nın dilinin  Đngilizce  olması,  Đngilizceyi  dünya  dilleri  arasında  farklı  bir  yere getirmiştir. Đngilizcenin doğru bir zamanlama ile dünyaya yayılması, bütün milletler  tarafından  kabul  edilmesi,  onu  küresel  dil  olma  yolunda  hızla  ön     plana  çıkarmıştır.  Crystal’ın  (1997)  belirttiğine  göre  Endüstri  Devriminin ingiltere’de  olması,  19.  Yüzyılda  ingiltere’yi  dünyanın  en  çok  gelişmiş ülkesi  yapmış,  ingiltere  1800’lü  yıllarda  adencilik  alanında  dünyaya hükmetmiş,  Đngiliz  firmaları  dünyaya  açılarak  ingiliz  ürünlerinin  bütün dünya  tarafından  kullanılmasını  sağlamıştır.  Aynı  yüzyılda  Đngiltere’nin dünyanın  atölyesi  hâline  gelmesiyle  teknolojik  ve  bilimsel  gelişmeler  yeni  sözcüklerle  ifade  edilmiştir.    Bu  ürünlerin  ihracıyla  birlikte  Đngilizce sözcükler  de    komşu  ülkelerin diline  yerleşmiş  ve  bu  gelişimi  takip  etmek isteyen insanlar Đngilizce öğrenme mecburiyetinde kalmıştır. Yine Crystal’in belirttiğine   göre,   Đngilizcenin   400   yıldır   basında   kullanılıyor   olması, Reuter’in 1851 yılında Londra’da bir uluslar arası ajans kurup tüm dünyanın haber  kaynağı  olması,  Amerika’da  reklamcılık,  radyo  ve  diğer  basın organlarının yayılması, dünya üzerinde üretilen filmlerin %80’inin Đngilizce olması    insanların  Đngilizceyi  öğrenmelerini  kaçınılmaz  kılmıştır.  Crystal (1997)

Gemalmaz’ın  (1982)    diller  için  belirttiği:  ekonomiklik  veya  kolaylık  ve anlaşılabilirlik    kanunları,    milletlerin    birbirleri    ile    anlaşmalarında kullandıkları  müşterek  dil  için  de  geçerlidir.  Gemalmaz,  mümkün  olduğu kadar  az  enerji  ve  madde  sarfıyla  birim  zamanda,  mümkün  olduğu  kadar çok eksiksiz mesaj kodlayıp iletmenin bütün tabiî ve sun’î dillerin temayülü olduğunu,  yine  mesajı  taşıyan  kodun,  alıcısı  tarafından  mümkün  olduğu kadar   kolay   ve   mümkün   olduğu   kadar   az   nformasyon   kaybıyla çözülmesinin   dilin   anlaşılabilirlik   kanununu   içerdiğini   belirtmektedir. Dünya  üzerinde    Đngilizceyi  gerek  ana  dil  ve  gerekse  ikinci  dil  olarak kullananların sayısı iki milyarı aşmaktadır. Bugün dünya üzerinde üç bine yakın   dil   olduğunu   hesaba   katarsak,   anlaşılabilirlik   ve   ekonomiklik kanununun vermiş olduğu hız, Đngilizcenin yayılmasına zemin hazırlamıştır diyebiliriz.

İngilizcenin küresel dil olma yolunda bu kadar hızlı ilerlemesinin ve diğer ülkelerin Đngilizcenin bu hâkimiyetini kabul etmelerinin yanında yine de bu ülkeler,  dillerinin  dünya  üzerinde  varlığını  hatta  etkisini  sürdürmesi  için özel  çaba  sarf  etmektedirler.  Özcan  Demirel’in  (2004)  belirttiği  gibi, Türkiye’nin  de  üyesi  olduğu,  başta  Birleşmiş  Milletler  (United  Nation) örgütü olmak üzere, Avrupa Konseyi (Council of Europe) Nato, OECD ve daha  bir  çok  uluslar  arası  kuruluşta  ortak  iletişim  aracı  olarak        birkaç ulusun  dili  kullanılmaktadır.  Örneğin,  Birleşmiş  Milletlerin  resmî  dilleri   Çince, Fransızca, Đngilizce, Đsponyolca ve Rusça’dır. Bu örgütte Fransızca ve  İngilizce  çalışma  dili  olarak;  Đspanyolca  genel  kurul  ile  ekonomik  ve sosyal konsey çalışma dili olarak kullanılmaktadır. Avrupa Birliği, Avrupa eğitim  programlarını  devreye  sokarak  Avrupa’da  eğitim  alanında  yeniliği ve kaliteyi artırmayı hedeflemektedir. Avrupa  topluluğu  ülkeleri,  Avrupa  komisyonu  anlaşmasının  149  ve  150. maddeleri,  Avrupa  Parlamentosu  Konseyinin  24  Ocak  2000  tarih  ve 253/EC kararı, Türkiye’nin programa hazırlanmasına yönelik kararlar, ilgili taraflarca  27  Aralık  2002  tarihinde  imzalanmıştır.  (www.ua.gov.tr)      Bu anlaşma  ile  Avrupa  Birliği    katılımcı  ülkeler  arasıdaki  işbirliğini  teşvik ederek    eğitim    alanında    kalitenin    artırılması,    Avrupa    boyutunun    geliştirilmesini  hedeflemiştir.  AB  Genel  Eğitim  Programının  temel  olarak beş hedefi bulunduğu ulusal ajans sitesinde verilmiştir.

•     Avrupa’da tüm eğitim seviyelerini güçlendirmek,

•     Avrupa dillerine yönelik bilgilerin geliştirmek,

•     Eğitim vasıtası ile katılımcı ülkeler arasındaki iş birliğini ve hareketliliği artırmak,

•     Eğitim  alanında  yetenekli  kişileri  bulup  onları  teşvik  ederek  eğitimin kalitesini artırmak,

•     Eğitim  alanında  yer  alan  tüm  kamu  veya  özel  kuruluşlar  içinde  fırsat eşitliğini desteklemek  Bu programa Avrupa genelinde 31 ülke katılmaktadır. Bunlar:

•   Avrupa   birliği   üyesi   25   devlet   (Almanya,   Avusturya,   Belçika,   Çek Cumhuriyeti,  Danimarka,  Estonya  Finlandiya  Fransa,  Güney  Kıbrıs  Rum Yönetimi,  Hollanda,  ingiltere,  Đrlanda,  Đspanya,  Đsveç,  Đtalya,  Lüksemburg, Letonya, Litvanya, Macaristan, Malta, Portekiz, Polonya, Slovak Cumhuriyeti Slovenya, Türkiye ve  Yunanistan,)

•  3  Avrupa  Serbest  Ticaret  Birliği  (Avrupa  Ekonomik  alanı  ASTB/  AEA) ülkesi, (Đzlanda, Lihtenştayn ve Norveç)

• Avrupa Birliğine katılım sürecinde olan 3 devlet (Bulgaristan,   Romanya ve    Türkiye) (www.ua.gov.tr)

Avrupa Topluluğu, ilk ve orta öğretim düzeyinde teknik ve meslekî eğitimi geliştirmeyi  hedefleyen  Okul  Ortaklığı  Programını  (Comenius);  yüksek öğretim düzeyinde işbirliğini ve kaliteyi artırmak, Avrupa’da farklı ülkelerde uygulanmakta  olan  kaliteli  eğitim  niteliklerini  Avrupa’nın  farklı  ülkelerine yaymak için Yüksek  Öğretim Programını (Erasmus); hayatın her hangi bir döneminde  eğitimine  ara  vermiş  ya  da  kendini  yeterince  yetiştirememiş kişileri  eğitmek  için  Yetişkin  Eğitimi  Programını  (Grundving);    eğitimde öğrenme ortamlarını yeniden yapılandırarak bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımını artırmak, eğitim mühendisliğini ortaya çıkarmak için  Eğitimde Yeni  Teknolojiler  Programını  (Minevra);  AB’ye  üye  ya  da  aday  ülkelerin meslekî  eğitimine  yönelik  politikaları  desteklemek  ve  geliştirmek  için Meslekî   Eğitim   Programını   (Leonardo   da   Vinci);   eğitim   sistem   ve politikalarında  gözlem  ve  yenilikleri,  eğitim  alanında  oluşan  yeni  fikir, politika ve uygulamalarının sadece bir bölge ile sınırlı kalmasını önlemek ve yenilikleri  bütün  Avrupa’ya  yaymak  için    Gözlem  ve  Yenilik  Programını (Observation  ve  Đnnovation);    çalışmaların  hedefine  ulaşması  için  Destek Faaliyetleri    Programını  (Accompaying  Measures);  Avrupa  vatandaşlarının bir  çok  dili  öğrenebilmeleri  için  Dil  Öğretimi  Programlarını    (Lingua) geliştirmiştir.

Bu  programlardan  anaokulundan  yüksek  öğretime  kadar  tüm  öğrenciler, öğretmenler,  öğretim  görevlileri,  yönetici  ve  eğitim  alanındaki  diğer personel,  kamu  veya  özel  statüdeki  her  çeşit  eğitim  kurum  ve  kuruluş, kamu  ile  ilgili  diğer  uzman  kişiler,  devlet  memurları,  yerel  ve  bölgesel yetkililer, veliler, dernek ve vakıflar, sosyal ortaklar, eğitim alanı ile ilgili iş dünyası  ve  sivil  toplum  kuruluşları  yararlanabilmektedir.  Avrupa  Birliği Komisyonu  Eğitim  ve  Kültür  Genel  Müdürlüğü  programı  yürütmekle   görevlidir.  Kendisine  bir  komisyon  temsilcisi  ile  programa  katılımcı ülkelerin birer temsilcisi tarafından oluşturulmuş Socrates Komitesi yardım etmektedir.  Türkiye’de  bu  programı  yürütmeye  TC  Başbakanlık  Devlet Planlama Teşkilatı Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı  sorumludur.  Bu  merkez  genel  olarak    Ulusal  Ajans  olarak bilinmektedir.  Ulusal  Ajans  ülke  genelinde  programlarla  ilgili  yürütülen uygulamalardan sorumludur.

Avrupa eğitim programları ile ilgili bir açıklama  yapan Devlet Bakanı ve Başbakan yardımcısı Doç. Dr. Abdullatif Şener, Avrupa’da yılda 124.000 öğrencinin  Erasmus  öğrenci  değişim  programından    yararlandırıldığını, Türkiye’nin  bu  programlar  çerçevesinde  2006  yılında  3.000    öğrenci gönderebileceğini,  Avrupa  Komisyonun  2010  yılı  hedefinin  yıllık  olarak 375.000 öğrenci sayısını yakalamak olduğunu,  bunun da Türkiye’de  42. 000   öğrencinin   bu   programdan   yararlanacağı   anlamına   geleceğini vurgulamıştır. Şener (2004)

Lingua ve Türkçe Öğretimi

Lingua AB Genel Eğitim Programı olan Socrates’in sekiz alt basamağından birisidir.  Fakat  diğer  yedi  program  da  dil  öğretimi  ve  kültürel  etkileşim üzerine  kurulmuştur.  Avrupa  Topluluğu  Lingua  Programı  vasıtasıyla,  dilin kültür,   eğitim   iletişim,   istihdam,   anlaşma   boyutlarından   yararlanarak milletlerin  kültürel  gelişimini  sağlamayı  ve  dilin  zenginleşmesine  zemin hazırlamayı  amaçlamaktadır.  Globalleşen  dünyada  işverenlerin  iş  alanında öncelik  tanıdıkları  çok  dilli  (multilingua)  kişiler,  bilgilerinin  kendilerine getirmiş olduğu ayrıcalıktan değil, diğer kurumlarla rahat iletişim kurmaları yönüyle  tercih edilmektedir.  Avrupa  Birliği,  üye  ülkelerde  dil çeşitliliğinin ve zenginliğinin korunması için, insanların ana dillerinden ayrı ikinci bir dili öğrenmelerini  teşvik  etmekte  ve  Lingua  dil  programını  da  bu  amaçla ekonomik olarak desteklemektedir. Lingua iki ana alt gruptan oluşmaktadır:

Lingua I : Dil Öğretiminin Geliştirilmesi,

Lingua II: Dil Öğrenim Materyallerinin Geliştirilmesi,

Lingua I: Avrupa Topluluğunun dil çeşitliliğini artırarak dil öğretim sistem ve  yapılarındaki  gelişimi  desteklemektedir.  Bu  yüzden,  bireylere  direkt yabancı  dili  öğretmekten  ziyade,  bireyleri  yabancı  dil  öğrenmeye  teşvik etmekte ve onların yabancı dil öğrenmelerine kolaylık sağlamaktadır. Aynı zamanda dil öğreniminde amaç, strateji ve didaktik araştırma gibi anahtar konular   ve   yenilikçi   yaklaşımlar     hakkında   bilginin   politikalarını belirleyenler  ve  karar  verenler  arasında  yayım  ve  değişimi  sağlamayı, öğrenmenin       faydaları       hususunda       insanları       bilinçlendirmeyi amaçlamaktadır.

Lingua  II:    Dil  öğrenim  süreçlerinin  ve  kazanılan  dil  becerilerinin değerlendirilmesine  yönelik  yüksek  kalitede  araçların  hazır  bulunmasını hedefler. Aynı zamanda:

•Yeni teknolojiler aracılığıyla yabancı dil öğrenilmesini,

•Az kullanılan dillerde on-line kurslarının verilmesini,

•Evde çalışmak üzere çok dilli öğrenim seti geliştirilmesini,

•Dinle  ve  dokun  (Görmeyenler  için  temel  Đngilizce  kursu)  sisteminin   yaygınlaştırılmasını,

•Avrupa seyyahları için kültürler arası iletişimin sağlanmasını,

•Dili eğlenerek nette öğrenilmesini (www.ua.gov.tr. www.socrates.gov.tr) amaçlamaktadır.

Lingua   programı   bireylerden   ziyade   kurumları   muhatap   almakta,   bu kurumların dil öğretimi üzerine projelerine destek vermektedir. Avrupa Komisyonu, Almanca, Bulgarca, Çekçe,Danca, Estonca  Fince,  Flamanca,  Fransızca,  Đngilizce,  Đrlandaca    Đspanyolca,  Đtalyanca,  Đzlandaca,  Lehçe,  Letonca, Litvanca, Luksemburgca  Macarca, Matlaca, Norveççe,  Portekizce, Romence,        Slovakça,    Slovence,    Türkçe    ve    Yunanca,    dillerini desteklemektedir. Genel kural olarak  bir  ülkenin  kendi    sınırları  içindeki kişilere kendi resmî dilini öğretmeyi içeren projelere destek vermemektedir.

Avrupa komisyonu dil öğrenme ve dil çeşitliliğini desteklemek üzere bir takım   kararlar   almış   ve   bu   kararlar   23.02.2002   tarihli   Avrupa Komisyonunun resmî gazetesinde yayımlanmıştır.

Öğrenen Topluma Doğru sloganıyla yola çakarak hayat boyu öğrenmek için, yaygın ve tutarlı stratejiler uygulanması gerektiği vurgulanmış         ve Avrupa bilgi toplumunda yer almak için her bir vatandaşın   diğer   bir   dili öğrenmesi  amacıyla,  gerekli  olan  temel  yetenekleri  öğrenmek  zorunda olduğu bildirilerek, hayat boyu öğrenme sürecinde ana dile ek olarak iki ya da  daha  fazla  dili  öğrenme  ve  bu  dilleri  öğrenmek  isteyenlere  eşit  erişim imkânı sunmayı vurgulamıştır.

Konsey, Avrupa dillerinin eşit değer ve itibarda olduğunu dile getirmiş, bu dillerin  Avrupa  kültürünün  ve  uygarlığının  içsel  kısmını  oluşturduğunu belirtmiştir. Ayrıca konsey, bireylerin küçük yaştan itibaren diğer topluluk ülkelerinin    kültür  ve  dillerine  karşı  olumlu  tutum  geliştirmelerinin gerekliliğini vurgulamış ve Avrupa Topluğu ülkelerini, topluluk içindeki dil çeşitliliğinin  ve  zenginliğinin  resmî  merkezler  ve  diğer  kültürel  kurumlar arasındaki   işbirliğini   teşvik   etmekle   mümkün   olabileceği   şeklinde uyarmıştır. (http// europa.eu. int/eur-lex/pri/en- dat 2002)

Dillerin bilinmesiyle kültürel yaklaşımın artacağı ve milletlerin birbirleri ile daha  iyi  anlaşabileceği  fikrinden  hareketle  Avrupa  birliği  ülkeleri    eğitim bakanları,  Polonya’nın  Cracow  kentinde  yaptıkları  toplantıda  ülkelerinde dil  gelişim  dosyasına    geçilmesine  karar  vermişlerdir.  Bu  proje  ile  her Avrupa  vatandaşının  bir  dil  pasaportuna  sahip  olarak  çok  dilli  yetişmesi amaçlanmıştır. Bu vesileyle Avrupa’da yaşayan birisi, birinci yabancı dili ilköğretimde;  ikinci  yabancı  dili  ortaöğretimde;  üçüncü  yabancı  dili  de üniversitede öğrenmiş olacaktır. Bu durumdaki kişilere, Dil pasaportu, Dil öğrenim geçmişi (biyografisi),  Dil dosyasını içeren dokümanlar verilecek, bunlar  dil  pasaportu  şeklinde  uygulanacak  ve      her  Avrupa  ülkesinde standart  hâle  getirilecektir.  Pasaportta  bir  dili  ileri  düzeyde  bilenlere  CI, C2;  orta  düzeyde  bilenlere  B1,  B2;  başlangıç  düzeyinde  bilenlere  de  A1, A2 notları verilecektir. (Dobson, 1999)  Türkiye’de ise Ankara Üniversitesi TÖMER  Dil  Öğretme  Merkezi  Avrupa  Dil  Pasaportu  vermeye  hak kazanmıştır.(http://www.tomer.ankara.edu.tr/)

Bugün  bir  çok  Avrupa  ülkesinde  halkın  üç  dil  bilmesi  oldukça  normal karşılanmaktadır. Đşverenler eleman alımında  birden fazla dil bilen kişileri tercih etmektedirler. Avrupa vatandaşlarının yabancı bir dili öğrenmeye ve yabancı dile karşı tutumlarını belirlemeye yönelik bir araştırmada:

Ailelerin  % 93’ü çocuklarının diğer bir Avrupa dilinin öğrenmesinin önemli olduğunu,

Avrupalıların  %  72’si  yabancı  bir  dili  bilmenin,  kendileri  için  faydalı olacağını,

% 71’i Avrupa topluluğunda her birey, ana diline ilâveten bir dil konuşmanın gerekli olduğunu,

%  26’sı  ana  diline  ilâveten,  iki  Avrupa  dili  bilmenin  gerekliliğini  ortaya koymuştur. (http//europa.eu.int/comn)

Avrupa  Birliği  vatandaşlarının  %  47’si  Đngilizceyi  konuşmaktadır.  Yine  % 24’ü  Almancayı  ana  dili  olarak,  %8’i  ikinci  dil  olarak  kullanmaktadır.

Avrupa Birliği vatandaşlarının % 28’’inin yarısı Fransızcayı anadili olarak; yarısı  da  ikinci  dil  olarak  kullanmaktadır.    Đtalyanca  Avrupa  Birliği ülkelerinde en yaygın  olarak kullanılmasına rağmen, Đtalyancayı ana diline ilâveten  yabancı  dil  olarak  kullananların  oranı  %  2’dir.  Avrupa  topluluğu vatandaşlarının  %  11’i  ana  dili;  %  4’ü  yabancı  dil  olmak  üzere  %  15 düzeyinde  Đspanyolcayı  kullanmaktadır. (www.europa.eu.int/comm/education/poticies)

Günümüzde  ana  dili  haricinde    bir  dili  öğrenmek,  genellikle  ekonomik kaygıdan   kaynaklanmaktadır.   Zengin   tarihî   geçmişi,   gramer   yapısının sağlamlılığı  ya  da  çok  kişi  tarafından  kullanılıyor  olması,  o  dilin  dünya dilleri arasında ön sıralarda bulunmasını sağlamamaktadır. Đspanyolca bugün dünya  üzerinde  500  milyon  kişi  tarafından  kullanılmasına  rağmen,  Avrupa Birliği  ülkeleri  arasında  Đspanyolcayı  ana  dili  haricinde  kullananların  oranı %  4  tür.  Fransızca  19.  yüzyılda  dünya  edebiyatının  sanat  dili  olmasına rağmen, Avrupa Topluluğu içinde ana dili haricinde bu dili bilenlerin oranı %  14’tür.    Kur’an  dili  olmasına  ve  dünya  üzerinde  20  devletin  Arapçayı resmî dil olarak kullanmasına rağmen, ekonomik, siyasî ve ticarî sebeplerden dolayı, Arapça dünya dilleri arasında hak ettiği yerde değildir. Çincenin çok karmaşık yapısına rağmen, son ekonomik gelişmelerden dolayı dünya dilleri arasında hızla yayılacağı kesindir. Türkçe için de aynı durum söz konusudur. Batıya    gittikçe    Türkçe    öğrenmek    isteyenlerin    sayısında    azalma görülmektedir. Doğu ülkeleri vatandaşları Türkçeyi, Türkiye’de daha rahat iş bulabilmek için öğrenmektedirler. Sibirya’da 25 üniversite, 4 kolej, 7 devlet lisesinde      Türkçe   öğrenmekte   olan   2.000   öğrenci   üzerinde   yapılan araştırmada öğrencilerin Türkçeyi öğrenme amaçları şöyle sıralanmaktadır.

•     Türk firmalarında (Ticarî) çalışma isteği;

•     Türkiye’ye yerleşme veya orada çalışma isteği;

•     Arkadaş-dost ilişkileri;

•     İhtisas yapma isteği (Türkolojiler için);

•     Yeni bir dil öğrenme isteği;

•     Fantezi olarak (Aydın, 2000)

Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretilmesi

Dünya  üzerinde  artan  uluslar  arası  ilişkiler,  ulusların  kendi  anadilleriyle iletişim  kurmalarında  yetersiz  kalmış  bu  durum  milletlerin  birbirlerinin dillerini öğrenme mecburiyetini getirmiştir. Bir ülkenin dilinin yabancılarca öğrenilmesini  gerekli  kılan  unsurlar,  o  ülkenin  yürütmüş  olduğu  politik, ekonomik,    ticarî  ve  kültürel  ilişkileri  içinde  barındırır.    Globalleşen dünyada,  devletler  birbirleri  ile  her  an  iletişim  içerisindedir.  Bir  milletin dilinin  diğer  milletler  tarafından  öğrenilmesi  o  ülkenin  prestiji  olmuş,  ülkeler   dillerinin   ikinci   plana   atılmasından   rahatsızlık   duymuşlardır. Türkçenin yabancı dil olarak öğretilmesi on birinci yüzyıla dayanmaktadır. Kaşgarlı  Mahmud  Türkçenin  Arapça  ve  diğer  dillerden  aşağı  olmadığını ispat  etmek,  Türkçeyi  bilmeyenlerin  daha  rahat  öğrenmeleri  için  Divanü Lügati’t-  Türk  adlı  eseri  yazmıştır.  Daha  sonraları,  Türkçeyi  kullananlar dillerine  gereken  önemi  göstermemiş,  egemenliği  altına  aldıkları  millete kendi  dillerini  ihraç  etmek  yerine,  onların  dil  ve  kültürlerini  almışlardır. Tokatlıoğlunun  belirttiği  gibi  16  yüzyılda  iki  büyük  imparatorluk  olan Osmanlı ve Đspanya imparatorlukları arasında en ciddî ve somut farklılık dil ve    kültür  yaklaşımlarından  kaynaklanmaktadır.  Đspanyollar  Amerika’yı  keşfettikten sonra ilk tasarrufları, dil, din ve kültürlerini işgal ettikleri ülkeye ihraç etmek olmuştur., bu sayede anadili Đspanyolca olan, Katolik mezhebini benimseyen 23 Latin Amerika ülkesi doğmuştur. Tokatlığolu ( 2000)

Türkiye, dünyaya açılan, dış ticaret hacmini gün geçtikçe artıran ve her yıl ülkesine milyonlarca turist çeken görüntüsüyle her vatandaşına ikinci bir dili öğretme mecburiyetindedir. Türkiye yabancılara Türkçe öğretimi hususunda bazı  konularda  oldukça  geri  kalmıştır.  Bu  gün  üniversitelerin  Türkoloji Bölümleri  ve  hatta  Eğitim  Fakültelerinin  Türk  Dili  ve  Edebiyatı  Eğitimi Anabilim  Dalları,  Türkçe  Bölümleri,  Türk  dilinin  öğretilmesi  hususunda değil,    tarihî    ve    kültürel    çalışmalara    ve    eski    edebî    örneklere yoğunlaşmışlardır.     Türk     Dilinin     standart     bir     gramer     yapısının belirlenmesinde geç kalınmıştır.

Türkçenin  iyi  öğretilmesi  için,  iyi  yetişmiş  öğretmenlere  ihtiyaç  vardır. Öğrencilerin  zihin  ve  ruh  gelişimlerinde  iyi  bir  ana  dil  eğitimi  ve öğretiminin rolü hiçbir dersle ölçülmeyecek kadar büyüktür. (Sağır, 2002)

Ana   dili,   eğitiminde   görülen   eksikliklerin   genellikle   öğretmenlerden kaynaklandığı  fikrinden  hareketle,  Türkçe  öğretmeni  adaylarının  Türkçe sevgisi    ve    kültür    bilinciyle    yoğrulmuş    olarak    mezun    olmaları gerekmektedir.

Bir yabancı dili bilmek, temel dil becerilerini kazanmış olmak demektir. Bu yüzden  dil  eğitimi   verilirken,  okuma,   yazma,  konuşma   ve  dinleme becerilerine  ağırlık  verilmelidir.  Eğitim  istemimizdeki  okumaya  dayalı yabancı dil eğitimi anlayışından hızla uzaklaşılmalıdır.

SONUÇ

Yabancılara   Türkçe   öğreten   bir   çok   öğretmen,   Türkiye   Türkçesinin betimlemeli  dilbilgisi  kitabının  yokluğundan  şikayet  etmektedir.    Prof.  Dr. Mehman  Musaoğlu  da  11-13  Mayıs  2000  tarihinde  Đstanbul’da  yapılan Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumunda  bu konudan şikayet etmekte ve kademik  gramerin  amaç,  okul  gramerinin  bir  araç  olduğunu,  Türkçenin çeşitli dil kullanım sorunlarının, yazı dilindeki gelişim ve değişmelerin dilin temel kurallarına (ses uyumu, eklemeli yapı, değişmez söz dizimi) göre ele alınması  gerektiğini,  böyle  bir  süreçte  de  özgün  akademik  gramerimizin temel  niteliklerinin  betimlenmesinin  kaçınılmaz  olduğunu  vurgulamıştır.

Musaoğlu  (2000)  Bugün  dünyada  250.000.000  kişi  Türkçe  konuşmaktadır. (Karakuş, 2002)  Ankara Üniversitesi TÖMER Dil Merkezinin 2000 tarihli Uluslar  arası  Dünyada  Türkçe  Öğretimi  Sempozyumunda  belirtildiği  gibi, Türkçe  dünya  dilleri  arasında  yedinci  sırada  yer  almaktadır.    Türkçenin yaygın  kullanım  alanının  genişletilmesi,  evrensel  bir  dil  olarak  kabul edilmesi   için,   dilimizin   öğretildiği   soydaş   ülkelerle   ortak   çalışmalar yapılmalıdır.

Türkiye  genelinde  65  Eğitim  fakültesinin  39’unda  Türkçe  Öğretmenliği bölümü  vardır.  Bu  bölümlerde  Yabancılara  Türkçe  Öğretimi  Derslerine ağırlık verilmelidir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı üniversiteler ve dil öğretim merkezleri birlikte çalışarak,   dil   öğretimi   için   gerekli   materyalleri   hazırlamalı,   Internet üzerinden Türkçe öğretimine ağırlık verilmelidir.

Yıldız  Teknik  Üniversitesinde  uygulanmakta  olan    Yabancılara  Türkçe Öğretimi   Tezli   Lisans   Programı   diğer   büyük   üniversitelerimiz   de uygulanmaya başlamalıdır.

Türkçe Öğretimi Bölümlerinde yürütülmekte olan Yüksek Lisans ve Doktora Programlarında “Yabancılara Türkçe Öğretimi” alanına ağırlık verilmelidir.

Avrupa’da Eğitim Fakültelerinde okuyan öğrencilerin eğitimlerinin en az bir dönemini  ects  kredilenme  sistemi  içinde  başka  bir  devlet  üniversitesinden alma  mecburiyetleri  bulunmaktadır.  Türkçe  bölümlerinde  görev  yapan öğretim  elemanları  da  Avrupa  Eğitim  Programlarından  Lingua’ya  proje sunarak  öğrencilerinin  bir  kısmını  ects  kredilendirme  sistemi  içinde  başka üniversitelerle  öğrenci  değişiminde  bulunarak  öğretmen  adaylarının  daha bilinçli ve ufku gelişmiş olarak yetişmelerine zemin hazırlanmalıdır.

Prof.  Dr.  Ahmet Kırkkılıç’ın (Kırkkılıç.  2000) Türkçemizi  şuurla işleyerek dünyanın  en  gelişmiş  dilleri  arasında  sokmanın  hepimizin  başta  gelen görevlerinden biri olduğu fikri, Türkçeye gönül vermiş bütün insanların şiarı olmalıdır.

Suat UNGAN *

KAYNAKÇA

Aydın,  A  (2000),  Röportaj,  Uluslar  arası  Dünyada  Türkçe  Öğretimi Sempozyumu, , Ankara Üniversitesi Basımevi

Crystal,  D.  (1997)  Englsh  as  a  Global  Language.  Cambridge  Üniversitesi

Demirel, Ö. (2004) Yabancı Dil Öğretimi, Ankara, Pegem

Dobson,  Julia  M.(1981)  Effective  Techniques  for  English  Conversation Groups:Washington, U.S. information Agency

Gemalmaz,  E.  (1982)  Standart  Türkiye  Türkçesi  (STT)’nin  Formanlarının Enformatik Değerleri, Erzurum (Teksir/ Fotokopi); 15+187+17

Đdris, K. (2000) Türkçe Türk Dili ve Edebiyatı Öğretimi, Ankara, Anıttepe

Kırkkılıç, A. (2000) “Medyanın Türkçe Sorumluluğu” Nizam-ı Âlem 46:22-

Mehman.  M  (2000),  “Bir  Daha  Ortak  Türkçe  Üzerine”  Uluslar  arası Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu, Ankara Üniversitesi Basımevi,

Sağır,  M.  (2002)  Đlköğretim  Okullarında  Türkçe  Dil  Bilgisi  Öğretimi, Ankara, Nobel

Şener, A. (2004) Erasmus Üniversite Beyannamesi, Eğitimde Diyalog 2: 3

Tokatlıoğlu, L. (2000) “İspanyolca Konuşulan Ülkelerde Türkçe Öğretimi” Uluslar   arası   Dünyada   Türkçe   Öğretimi   Sempozyumu,   Ankara Üniversitesi Basımevi, 161-164

( http://www.tomer.ankara.edu.tr/2005 )

(http//europa.eu. int/eur-lex/pri/en-2005  )

(www.europa.eu.int/comm/education/poticies 2005)

(www.socrates.gov.tr2005)

(www.ua.gov.tr  2005)

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...