Dil Nedir ? -13- Tanzimat Edebiyatı

TANZİMAT EDEBİYATININ NİTELİKLERİ NELERDİR?

1839’dan 1896’ya kadar süren Tanzimat Edebiyatının niteliklerini şöyle özetleyebiliriz:

a- Dilde sadeleşme başlamıştır. Farsça terk edilir, Osmanlıca Türkçeleşmeye doğru götürülür.

b- Fransız klasisizmi ile romantizm şiiri ve edebiyatı etkilemeye başlar.

c- Eski ve yeni, doğu ve batı düşüncesi savaş halindedir.

d- Gelenekçilerden yavaş yavaş ayrılan edebiyat batı estetiğine yönelmiştir.

e- Gazeteler ve dergiler, fikir ve politika yanlarıyla düz yazıyı tabiileştirir ve şiire nazaran düz yazı üstünlük sağlar.

f- Vatan, millet, hürriyet, eşitlik, kanun vb. kavramlar şiir ve edebiyat yolu ile toplum hayatına karışır.

Tanzimat edebiyatının ünlü kişileri: Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Mithat, Ali Suavi, Abdülhak Hamid, Recaizade M. Ekrem, Ahmet Vefik Paşa, Muallim Naci, Sami Paşazade Sezai, Şemseddin Sami, Ebüzziya Tevfik, Ahmet Cevdet Paşa’dır.

Edebiyatı Cedide Akımının Özellikleri Nelerdir?

1896’da Servet-i Fünun dergisini çıkaran şair ve yazarların meydana getirdiği canlı bir akımdır. İmparatorluğun baskıları sonucu dağılan bu şair ve yazarlar ayrı ayrı bağlı bulundukları fikirleri yaymaya devam etmişlerdir.

Edebiyat-ı Cedide şairleri, yalnız aydınlara seslenmişler, (sanat için sanat) ilkesini benimsemişlerdir. Fransız romantiklerini, parnasyonleri ve sembolist şairleri örnek almışlardır.

Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin, Halit Ziya Uşaklıgil, Süleyman Nazif, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit Yalçın tarafından yürütülen bu akım, Serveti-i Fünun dergisini sürdüren sürdüren, kendilerine Fecr-i Ati’ciler denilen Ahmet Haşim, Refik Halid, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Ahmet Mithat ve Ahmet Rasim gibi yazar ve şairler tarafından aynı ilkelerle izlendi.

Her iki grup da eserlerinde Arapça ve Farsça sözcükleri bol bol kullanmışlar ve bu bakımdan genç kuşaklar tarafından şiddetle eleştirilmişlerdir.

Milli Edebiyat Döneminin Yenilikleri Nelerdir?

Eskilerin şiddetli eleştirilerinden yeni ve halka dönük halk diline önem veren yeni bir edebiyat akımı doğdu.

1908’de İkinci Meşrutiyet ilanından sonra (Genç Kalemler) dergisi etrafında toplanan Ömer Seyfettin, Ali Canip, Ziya Gökalp tarafından başlatılan milliyetçilik, milli dil, milli edebiyat akımı sonraları bunlara katılan Hecenin Beş Şairi (Faruk Nafiz Çamlıbel, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç, Enis Behiç Koryürek, Halit Fahri Ozansoy) grubu ile geliştirildi.

Bu arada hiçbir akıma bağlı kalmayan bağımsız şair ve yazarlar içinde bu yeni akımı etkileyen ünlü isimler çıktı: Yahya Kemal Beyatlı, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Falih Rıfkı Atay, Mehmet Akif Ersoy, Reşat Nuri Güntekin, Ahmet Hikmet Müftüoğlu, Türk dil edebiyatının Türkçeleşmesinde, yüksek şiir ve yazı diline ulaşmasında, Milli duyguların realizmin, natüralizmin güzel örneklerinin verilmesinde çok başarılı oldular.

Cumhuriyet Dönemi Edebiyatı Neler Getirdi?

Cumhuriyet dönemi, millileşme akımının devamı olarak, hızlı bir gelişme ve oluşma çığırı açmıştır.

Devrimler, özellikle (Dil) devrimi Türkçe’yi ve Türk Edebiyatını gerçek mecrasına sokmuş milliyetçi, halkçı, devrimci, modern sanat ve edebiyat görüşlerinin benimsenmesine yol açmıştır.

Cumhuriyet dönemi, sürüp gelen dil tartışmalarını bilimsel bir sonuca bağlamış, Türk Edebiyatı Batı taklitçiliğinden kurtulmuş, yeni bir atılışla kendisi kişiliğini bulmuş, halk ve aydın arasındaki uçurum kapatılmaya çalışılmıştır.

Cumhuriyet döneminin çığır açan şair ve yazarlarından en önde gelenler şunlardır:

Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Kutsi Tecer, Necemeddin Halil Onan, Ömer Bedrettin Uşaklı, Kemaleddin Kamu, Abdülhak Şinasi Hisar, Yaşar Nabi Nayır, Ziya Osman Saba, Ahmet Muhip Dıranas, Vasfi Mahir Kocatürk, Cahit Sıtkı Tarancı, Orhan Veli Kanık, Behçet Kemal Çağlar, Sait Faik Abasıyanık ve günümüzün yaşayan bütün başarılı yazar ve şairleri.

Dil Devrimi Ne Demektir?

Bir ulusun kendi ana dilinin kaynaklarına dönüş, bu kaynaklardan yeni sözcükler üretimi, dil ve kültür emperyalizmine karşı çıkma hareketine dil devrimi diyoruz.

Ana dilin, kaynaklarına dönüş zorunluluğunu Batıda ilk kez ortaya atan Latin filozofu Çiçeron’dur. Doğuda dil ve kültür emperyalizmine ilk kez karşı çıkanlar Türk dilini taş anıtlar üzerine işleyerek düşmana karşı koruyan, Göktürk Hakanları Kül Tigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk olmuştur.

Anadolu’da Türk dilini Farsça’ya karşı savunan Karamanoğlu Mehmet Bey (1277) Selçuk Türkiyesinin ilk dil devrimcisidir. Atatürk’ün dil devriminde de toplum bilimci düşünürümüz Ziya Gökalp’in önemli katkısı olmuştur.

XVI. yüzyılda Avrupa’da bir edebiyat akımı halini alan ana dil kaynaklarına dönme hareketi, sonraları bir bilim dalı oldu. XVIII. Yüzyılda milliyetçilikle paralel gelişen bir kültür ve sanat akımı niteliği kazandı.

Dil devrimi bir ulusun kendi kaynaklarını tanıma, kendi ana varlığına, özüne sahip çıkma davasıdır.

Türk Dil Devriminden Ne Anlıyoruz?

Atatürk yeni Türkiye devletinin kuruluşunda tüm devrimlerle birlikte “Dil Devrimi” yapmanın da zorunluluğunu anlamış ve yıllardan beri milliyetçi aydınların başlayıp geliştirdiği bu akımı kesin bir çözüm yoluna sokmuştur.

Ancak Atatürk’ün ömrü bu büyük eseri tamamlamaya yetmemiş, O’nun iyi niyetle ve sayıları pek fazla olmayan dilcilerle başlattığı (Dil Devrimi) hareketi az zaman sonra aşırı uçların elinde amacından sapar duruma girmiştir.

Atatürk 1930 yılında Prof. Sadri Maksudi’nin Türk Dili isimli kitabının ön sözüne şu satırları bizzat yazmıştı:

“Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması milli hissin inkişafında başlıca müessirdir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki bu dil, şuurla işlensin, ülkesini, yüksek istiklalini korumasını bilen Türk Milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.”

Hedef ve amaç bu olduğu halde ve bu amacı gerçekleştirmek için Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi ile (Dil Kurumu) kurulduğu halde Kurum ile Üniversite arasında bağlantı yapılamamış ve (Dil Devrimi) Türk dili konularında çelişik düşünceler, yayınlar ve hareketler belirmiştir.

Türk Dilinin gelişmesi, oluşması, benliğini bulup daha da zenginleşmesi için, tarih bilincine dayalı, yaşayan Türkçe’ye ve lehçelerine saygılı, sözcük üretimine açık yöntemler Türk Dil Kurumunun ve Üniversitelerimizin başarılı çalışmalar yaparak, kısa zamanda içine düşünen dil çıkmazından Türk Dilini ve dolayısıyla Türk düşüncesini kurtaracaklarını ümit etmekteyiz.

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...