Türkçemiz

ANADİLİMİZİN maalesef henüz bir imlası bile yoktur. Bazı harflere şapka giydirilsin mi, giydirilmesin mi daha bu mesele henüz tam halledilmiş değildir.

Buna benzer daha birçok meselecik var ki münakaşa edilmektedir. Aslında söylenilmesi gereken iki söz vardır sanırım. Birincisi alfabemizin ıslah edilmesi belki bazı harflerin ve işaretlerin ilave edilmesinin gerekli olduğudur. Mesela vikaye kelimesini ele alalım a'nın üstüne şapka koysanız a' ile beraber k da yumuşayacaktır. Halbuki oradaki k kalındır. Hakkari'yi nasıl yazacaksınız ki, iki k'dan birisini kalın k' okutabilesiniz? Fazla ince elemek sık dokumak mı, değil. Bir dilin güzelliği bu özelliklerindedir.
İkinci misal. Alfabemizde de dilimizde olduğu gibi en az iki tane e olmalıdır. Birisi organ manasındaki el'imizdeki e, ikincisi de yabancı manasındaki el de peltek e. Fransızca'da birisi ö okunan üçü de ayrı aksanlı olmak üzere dört e vardır. Bu ayrıntılar dilin kelime ve ifade hazinesinin zenginliğidir ve ayrıca ahenk ve şiiriyet renkliliğidir.


Alfabelerin özellikleri
Ama asıl söylenmesi gereken bence şudur. Hiçbir alfabe aslında hiçbir dili tam ifade ve ihtiva edemez. Arap alfabesini ele alalım. Arapça dışındaki kelimeleri tam zarflayamadığı gibi eğer şifahi öğretim işe karışmasa Kur'anı Kerim'i bile tam veremez. Nitekim, Kur'an sadece gözle değil, kulakla öğrenilir. İlk elifba dersinde de harflerin mahreçleri, o harflerin, dil, diş, damak üçlüsünün hangi durumundan çıktığı iyice öğretilir. Bunlar öğretilmeden Arapça alfabe de yüzde yüz işi halledemez. Üstelik ayrıca birçok işaretlerle de takviye edilir ve öğretilir. Zaten bu alfabenin bugünkü mükemmel hale gelmesi yüz yıllarca işlenmesiyle ulaşılmış bir sonuçtur. 
İşin kolayına kaçmak, ucuz mal almaya benzer, eve gitmeden paralanıverir. 
Türkçemiz için de gerekli ihtimamı göstermeliyiz. Eskiden ilk okullarda güzel yazı ve okuma dersleri vardı. Bunlar meseleyi büyük ölçüde hallederdi. Siyakü sebak (Conktext) işe müdahil olur, doğru okumayı ve doğru telaffuzu öğretirdi. Yani bir nevi diksiyon dersi verilmiş olurdu. Bundan geri bilgisayar el yazısını katletse bile bilgisayarda da yazabilmek için doğru dürüst bir alfabe gerektir. Ne var ki devletimiz daha F' klavyeyi bilgisayar şirketlerine kabul ettirebilmiş değildir. Yabancılar kendi Q harfleriyle başlayan klavyelerini de dayatıyorlar bize.


Yanlış kullanılan kelimeler
Ben de çok yıllar önce, alfabelerin hele Arap alfabesinin bugünkü gibi başladığını, zaman içinde hiç değişmediğini sanırdım. Sonraları adeta bütün A'ların, Mısırlılar'ın Apis resminden çıktığını, Kur'anı Kerim'in Haccac tarafından rahat okunabilir hale getirildiğini, bütün dillerin ve alfabelerin organizmalar gibi gelişip değiştiğini öğrendim.
Bu arada çok işaret edilmesine rağmen çok tekrarlanan bazı yanlışlara da dokunayım. Şevkat değil, şefkat, sükütu hayal değil, sukutu hayal, cetvelkalem değil, ceffelkalem, Talat değil, Tal'at, su'i taksir değil, sun'u taksir, şemşiye değil, şemsiye, mahsun değil, mahzun, şifai değil, şifah”, memba değil menba, mimber değil, minber doğrudur. Çünkü şifai şifaya ait demektir, şifah” ise sözlü. Delalet, delil olmak, demektir. Dalalet ise sapıklık, yanlışlık vs. Sefahat, yiyip içip israf ile eğlenme demektir Safahat ise safhalar, devirler bölümler demektir. Teşrif ettim denmez teşrif ettiniz diye bu şeref karşıdakine verilir. Bana takdim etti de denmez 'Size takdim ediyorum' diye nezaket görevini biz alırız. İkna oldum denmez kani oldum veya ikna edildim denir. Bütün geçişli fiillerde böyledir ama bizde hep aksi yapılır. İmha oldu da yanlıştır. Doğrusu ayni kökten olmak üzere mahvoldu veya imha edildi'dir. Erdal İnönü SHP'yi kurmaya ikna oldum demişti de ben bu yanlışını yazmıştım o da ikna olmayı öğrendim demişti. Bir milli eğitim bakanının tekzip mektubundaki dil ve üslup yanlışları da bir yazıma konu olmuştu. Bugün de bakanların, profesörlerin konuşmalarını dinlerken bazen tüylerim diken diken oluyor. Kültür depremi geçirmiş bir ülke için normal ama hala bir çare bulunamaması normal değil. Hele bir yanlış var ki ürpertir her defasında beni: Maddeten yerine madden demek yanlıştır. Bu yanlış bugün çok yaygındır. Değişik dillerde yayına başlanan ülkemizde bakalım bunun tesiri nasıl ve ne olacak? Son bir yanlışı Emniyet Genel Müdürü Ramazan Er Bey'den duydum: Gayri yasal. Olmaz böyle şey. Gayri Arapça, yasal Türkçe tam çorba. Ya gayri kanuni diyeceksin yahut yasa dışı. 
Dil bilgimin genişliğini mi gösteriyorum? 
Heyhat! 1950 senesinde mezun olduğum lise son sınıf dil zenginliğine şimdi ben de malik değilim.

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...