Türkçe'nin Gök Kubbesinde

Dil bir milletin kimlik ve kişiliğini, kültür ve uygarlık seviyesini, politik ve ekonomik gücünü, devleti ömrünün beka müddetini ele veren en önemli göstergelerden biridir.

Onun yerel kalması ya da üniversal konuma yükselişi de tarihi birikim, fonetik üstünlük, etimolojik, semantik, terimsel zenginlik, lengüistik alt yapı, gramer geleneği ve morfolojik yetenek gibi bazı dinamiklere sahip bulunup bulunmamasının yanında, söz konusu özellik ve göstergelerle de yakından alakalıdır.
Dilin yerelliği, o dili konuşanların genelde din ve ırk yönüyle homojen bir yapıya sahip olmaları anlamına da gelir. Üniversal dili, heterojen bir kitle ve çoğunluk konuşur. O aynı zamanda, entelektüel etki inisiyatifini de elinde bulundurur. 
Bu bilgiler perspektifinden bakıldığında, Türkçe elbette yerel bir dildir. Bu dili konuşanlar büyük bir coğrafyaya yayılmış da olsalar, büyük ekseriyeti Türk'tür, Müslüman'dır. Osmanlı Devleti'nin cihan hakimiyeti süreci dahi bu durumu değiştirmemiş ve Türkçe  günümüze gelinceye dek  yerelliğini hep sürdürmüştür.
Ne ki bu son  cümle ve tarihi tekerrür, 17 Haziran 2006 tarihinde İstanbul'da, dili, dini, ırkı, rengi farklı 84 ülkeden 355 öğrencinin katılımıyla gerçekleşen Türkçe olimpiyatının deklare ettiği mana ile fiilen anlamını yitirmiş oldu.
Seremoni yönüyle muhteşem, içerik açısından seviyeli, mesajlarıyla gayet tesirli ve zamanlamasıyla oldukça isabetli bu organizasyonda gayet net görüldü ve yaşanarak bilindi ki, artık Türkçemiz yerellik cidarlarını yıkarak üniversal olma sürecine girmiş; hatta  bu devrim ve değişimde oldukça önemli bir mesafe de kat etmiştir. Hiç şüphesiz bu başarıda dünyanın dört bir yanında faaliyet gösteren medeniyet blokajı konumundaki Türk okullarının payı çok büyüktür. Yaptıkları nice hayırlı hizmetlerin yanında Türkçe'nin tüm dünyaya kazandırılması doğrultusunda sergiledikleri bu yüksek performans sebebiyle de bütününe  milli hassasiyetimiz adına şükran borçluyuz.
Bir rüyaydı sanki gördüklerimiz. Hele, dört yaşındaki Bal Suğra'nın on kıtasını birden ve manasındaki yüceliği küçücük yüreğinde duya duya okuduğu İstiklal Marşı... Göz yaşları içinde dinlenilen güzel yavrunun salonu dolduran binlerce insan tarafından dakikalarca ve ayakta alkışlanışı... Sunucu İkbal Gürpınar'ın ancak bir anne kalbinde mevcelenebilecek sevgi, muhabbet ve şefkatle Afrikalı "siyahi" çocuğu bağrına basışı... İçtenlikle yapılan konuşmalar, aktarılan tarihi belge niteliğindeki anekdotlar... Birbirinden güzel okunan şiirler, şarkılar... Kaybetme burukluğunun en küçük izine bile rastlanılmayan ama sürekli kolektif kazanım şuurunu resmeden görüntüler, enstantaneler... Ve finalde, Meclis Başkanımız değerli insan Sayın Bülent Arınç'ın yaptığı takdir, tebrik ve teşvik yüklü enfes konuşma...
Hepsi, hepsi çok güzeldi gördüklerimizin, işittiklerimizin ve zamanı durdurarak bitmesini engellemek isteyecek kadar göz kamaştırıcıydı... Seçkin bir jüri vardı; sevgi, muhabbet, hoşgörü, hasbilik, fedakarlık, cömertlik gibi birbirinden üstün faziletlerle donanımlı bir erdem topluluğu idi konukların bütünü... Başarıdan hiç kimse kendisine özel pay çıkarmayacak ölçüde bir mahviyet, bir kendini geri çekiş özverisi hakimdi organizasyonun aktif katılımcılarının hemen hepsinde... Güzeldi, olanlar harikaydı...
Gönül isterdi ki, jüride yabancı Türkologlar da bulunaydı... Beklerdik ki, devletimiz bütün birimleriyle ve en üst seviyede temsil edilmiş olaydı... Arzu ederdik ki, yarışmaya katılan ülkelerin, hiç değilse eğitim ve kültür bakanları bütün bu güzellikleri bizlerle paylaşaydı. Eminim önümüzdeki organizasyon bizim bu temennilerimizi de aşan bir mükemmellikte gerçekleşecek...
Türkçe'nin gök kubbesinde, onun bir dünya  dili olduğunun  fecir ürpertilerini seyretmek bu dilin kara sevdalıları için ne kadar umut verici. Gördüklerimiz, yeni bir çağ açılışının bereket yüklü emareleriydi.
Emeği geçen herkese bir kez daha sonsuz teşekkürler...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...