Dil Öğrenimi Ve Ortak Türkçe

Amaç:

Bu yazımızda başlıca amacımız diller arası ilişkilerde Türkiye Türkçesinin öğreniminde sözlüklerin ve eğitim öğretim merkezlerinin önemini ve Ortak Türkçe'ye giden yolda onların da bir vasıta olduğunu göstermektir.

İçerik:

Dil öğrenimi çeşitli yollarla yapılabilir. Dil öğreniminde sözlüklerin öneminin büyük olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle ikidilli, üçdilli sözlüklerin olması ister Türkiye Türkçesinin Azerbaycan türklerine, aynı zamanda burada yaşayan türk olmayan vatandaşlara (ruslara) Türkiye Türkçesinin öğretiminde büyük rol oynamaktadır.

Bugün Türkiye Türkçesinin Azerbaycan Türkçesi üzerinde büyük etkisi gözlenmektedir. Kullanıştan kalmış Azerbaycan dilinde olan bazı kelimelerin yeniden kullanışı, aynı zamanda Azerbaycan Türkçesine Türkiye Türkçesinden geçen bazı kelimelerin kullanışı Türkiye Türkçesinin etkisi gibi değerlendirilmelidir.

Türkiye Türkçesinin öğretiminde Bakü'de bulunan Türk liselerinin ve Türk eğitim öğretim merkezlerinin de çok büyük önemi vardır. Bunlardan Tömer eğitim öğretim merkezi bu yolda çok işler yapmaktadır. Çünkü burada yalnız Türkiye Türkçesi değil, aynı zamanda Türkçenin aracılığıyla Türk edebiyatı, tarihi, coğrafiyası, kültürü ve medeniyeti öğretilmekle insanların bilgi evreni zenginleştiriliyor. Burada öğrenciler Türkiye Türkçesinin özelliklerini öğrenmekle beraber onu Azerbaycan Türkçesile karşılaştırarak ortak ve farklı özellikleri kıyaslama fırsatı buluyorlar. Görülen bu veya diğer tüm olumlu işlerin Ortak Türkçeye bir yol açtığını düşünüyoruz.

Bugün Azerbaycanda Türkiye Türkçesinin öğrenimi geniş yer almıştır söylersek yanılmayız. Gerek Türk okullarında, gerek Türk Eğitim Öğretim merkezlerinde, gerekse de Azerbaycan Üniversitelerinde bununla bağlı birçok işler görülmüştür. Daha geçmiş Sovyetler döneminde Bakü Devlet Üniversitesinde Şarkiyat Fakültesi Türk Dili bölümü, Filoloji Fakültesi Türkoloji bölümü fealiyet göstermiş, bugün de fealiyetini devam ettirmektedir. Bunun dışında, prof.dr. Memedağa Şiraliyev'in yöneticiliği ile Türk dillerinin birçok problemlerini içine alan, 1969 yılından çıkan "Sovetskaya Tyurkologiya" adlı dergi de Azerbaycanın adı ile bağlıdır. Azerbaycan Milli İlimler Akademisi Dilcilik Enstitüsü'nde kırk yıl sürecinde Türk dilleri ve Şarkiyat Enstitüsü Türk Filolojisi şubeleri işlerini devam ettirmektedir. Şubede son yıllarda çeşitli dil problemlerine hasr olunan eserlerin basılması özellikle ilgi çekmektedir. Şöyle ki, prof.dr. Mehebbet Mirzaliyeva ve Gatibe Mahmudova'nın "Türk dillerinin frazeolojisi", İsmayıl Kazımov'un "Çağdaş Türk dillerinin mükayeseli leksikası", Şeker Oruçova'nın "Türk dillerinde hitab", Kemale Elekberova'nın "20. asrın evvellerinde Azerbaycan edebi diline Türkiye Türkçesinin tesiri", Elnare Elekberova'nın "Dilimizin ulu sesi - Dede Korkut abidesi", Terane Şükürova'nın "Azerbaycan ve Özbek Türkçelerinde bağımsızlık yıllarında terim yaratıcılığının esas meylleri" ve şubenin birge hazırladığı üç ciltli "Türk dillerinin tarihi-mükayiseli leksikologiyası meseleleri" adlı eselerini söyleye biliriz. Gördüğümüz gibi, 70 senelik esarete ve karşımızdaki yasaklara rağmen Azerbaycan bu yönde hep çalışmış ve bağımsızlık kazandıktan sonra da bu çalışmalar daha da geliştirilmiştir. Bağımsızlık kazandıktan sonra Bakü Slav Üniversitesi'nde Türkoloji şubesi ve Türkiye araçtırmaları merkezi yaratılmıştır.

Çağdaş Azerbaycan Türkçesini gerçek anlamda etkileyen Türkçelerde biri Türkiye Türkçesidir. Türkiye Türkçesinin öğretiminde Bakü'de bulunan Türk liselerinin ve Türk eğitim öğretim merkezlerinin de çok büyük önemi vardır. Bu merkezlerden biri Tömer Eğitim Öğretim merkezidir. Tabi Türkiye Cümhuriyetinin Türkiye Türkçesini birçok devletlerde Tömer Eğitim Öğretim merkezlerini yaratması fikri hiç şüphesiz beğenilen ve progresif bir olaydır. Azerbaycanda Tömer Eğitim Öğretim Merkezi 1994 yılından itibaren Türkiye Türkçesi eğitimine başlamıştır. Burada yalnız Türkiye Türkçesi değil, aynı zamanda Türkçenin aracılığıyla Türk edebiyatı, tarihi, coğrafiyası, kültürü ve medeniyeti öğretilmekle insanların bilgi evreni zenginleştiriliyor. Burada öğrenciler Türkiye Türkçesinin özelliklerini öğrenmekle beraber onu Azerbaycan Türkçesile karşılaştırarak ortak ve farklı özellikleri kıyaslama fırsatı buluyorlar.

Hamza Zülfikar hocamız "Türk Cümhuriyetleriyle Kurulması Beklenen Ortak Dil Üzerine" adlı makalesinde Azerbaycan Türkçesinde kullanılan birçok kelimeleri Türkiye Türkçesi ile karşılaştırarak iki Türkçe arasında yaklaşma ortamını oluşturmağa, benzer ve farklılıkları göstermeğe ve geniş bir kesimi yaklaşmaya çağırmıştır 

Maalesef aramızda bazen Türk dillerinin ve halklarının birbirinden çok ayrıldığını ve onları bir araya getirip de Ortak bir Türkçe'nin oluşturulmasının mümkünsüz olduğunu düşünenlerimiz de az değildir. Sadece Mustafa Öner hocamızın bir araştırma sonucunu sizlere belirtmek istiyor ve geçen zaman sürecinde bazı uzaklaşmalara rağmen yine kökümüze ne kadar bağlı olduğumuzu ve yakınlığımızı göz önünde bulundurmak istiyorum.

Mustafa Öner Türkiye Türkçesi, Özbek Türkçesi ve Tatar Türkçesi üzerine apardığı araştırma sonucunda üç lehçe arasında yoklanan 365 tane Dede Korkut fiilinin sadece yüzde 15 kadarının temamen farklı söz varlığına dayandığını belirlemiş oluyor. İstanbul, Kazan, ve Taşkent gibi birbirinden yaklaşık 3000 kilometre uzaklıktaki merkezlere rağmen, kesit alınan Dede Korkut fiillerinde yüzde 85 oranında ortaklık ve denklik ilişkisi bulunmaktadır. Tatar ve Özbek Türkçesi arasındakı farkın ise yüzde 2-3 oranında kaldığını özellikle vurgulamak gerekir

Namık Kemal Zeybek konuşma dili ile yazışma dilini ayırıyor. Konuşma dili olarak her Türk ülkesi kendi lehçesini konuşsun ve korusun diyor. Kazak Türkçesi, Kırgız Türkçesi, Özbek Türkçesi, Tatar Türkçesi, Türkmen Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi ve s. Bu Türk lehçelerinin hepsi yaşasın. Yazışma ve iletişim dili ise ortak olsun. Türkiye Türkçesi esas alınarak bir ortak yazı ve yazışma dilinde buluşalım ve anlaşalım diyordu.

Türk Dünyasının ünlü şairi Bahtiyar Vahabzade'nin ömrünün sonuna kadar bir isteği vardı. Tüm Türk halklarının Ortak bir Türkçede konuşa ve anlaşa bılmesi şairin en büyük hayaliydi. Ama bir şeyi de belirtelim ki, Bahtiyar Vahabzade konuşma dili ve yazı dili olarak ayırmıyor ve "Ortak dilimiz Türkiye Türkçesi olmalıdır" söylüyordu.

Türk Dünyasının Ortak bir Türkçe geliştirmesi yolunda olan başlıca engellerden biri alfabe sorunudur. Türk halklarının kullana bileceyi Ortak alfabenin hazırlanması başlıca konulardandır. Bu alfabenin yaratılması için Türk devletlerinin ayrı ayrı bilginleri, dilcileri ve bu işle ilgili ilim insanlari deyil, aynı zamanda devlet seviyesinde politik irade sonucunda uzmanlardan oluşan ortak bir kurumun yaratılması, bu fikrin hayata geçmesi ile sonuçlanabilir. Ortak Türk alfabesinin hazırlanması ve tatbiği Ortak Türk dilinin gelişmesine doğru hızlı adımların atılmasına imkan yaratacaktır. Fikrimizce, tek latın alfabesi tüm Türk halklarına uygulanmalıdır. Tabi ki, bir yapay Türk dilinin yaratılması ve tüm türk dünyasının bu dili kabul etmesi uzun bir zaman kesiyini ehate edebilir ve kabullenilmeyebilir. Genelde Ortak Türk dilinin oluşmasında da iki yolayrımı görünmektedir. Şöyle ki, bilim insanlarımızın bir kısmı Türkiye Türkçesini Ortak Türk dili gördüğü halde, diğer bir kısmı buna katılmıyorlar. Fakat fikrimizce, dağınıklıkla değil, hiçbir Türk dilinin doğal seyrini bozmadan, yapay veya süni bir dil olmadan, Türkiye Türkçesini esas alarak diğer Türkçelerin de uygun fonetik, morfolojik ve sintaktik özellikleri, özellikle leksik terkibine göre ortak makamlar da esasa alınarak Ortak Türkçe'nin yaranması mümkündür ve bunun zamanı fikrimizce artık gelmiştir.

Diğer başlıca sorunlardan biri de terim farklılığının olmasıdır. Eğer bu farklılık aradan kalkarsa ve ortak terim birliği sağlanırsa Ortak Türkçe'ye bir adım daha yaklaşacağımızı düşünüyorum.

Açıklığa kavuşturulması gereken hususların başında da "Ortak Türkçe" terimi gelmektedir. Ortak bir anlaşma aracını ifade etmek üzere, bilim adamlarınca "ortak Türkçe, ortak dil, ortak alfabe, ortak yazı, alfabe birliği, yazı dili, edebi dil, konuşma dili, iş dili, iletişim dili" gibi çok sayıda farklı


terim kullanılmaktadır. Ertuğrul Yaman'ın fîkrince, düşünülen ve arzu edilen ortak anlaşma dili için en uygun terim iletişim dili terimidir.

Ortak iletişim dili nasıl oluşturulacaktır? Bina kurar gibi malzemeyi ele alıp yeni bir dil elbette oluşturulamaz. Çünkü, böyle bir çalışma ancak yeni bir "esperanto" olabilir. Doğal olarak bu çalışmaların temelinde öncelikli bir şekilde bilimsel araştırmalar yer alacaktır. Lehçeler arasında yapılacak karşılaştırmalı sözlük, gramer ve benzeri çalışmalar "Ortak iletişim dili" için zemin olmalıdır. Hiçbir lehçenin doğal gelişimine de müdahele edilmeyecektir. Her Türk boyunun edebi eserleri karşılıklı olarak genel okuyucu kitlesine kazandırılmalıdır 

Dikkatinizi bir şeye yöneltmek istiyorum. Bu sene sekizincisi düzenlenen Uluslararası Türkçe Olimpiyatlarına 120 farklı ülkeden 750 öğrenci katılmıştı. Olimpiyatda dünyanın 120 farklı ülkesinden gelen bu çocukların sundukları şarkılar, şiirler ve s. özel beceriler Türkiye Türkcesinde yapıldı.120 ülkenin öğrencilerinin Türk Dünyasının başkenti ve gururyeri İstanbul'da düzenlenen Türkçe Olimpiyatlarına katılmaları, bunun dışında Türkiye Türkçesi'nin Uzak Afrika ve Amerika'da öğretilmesi, tüm zorluklara rağmen öğretmenlerin o ülkelere gitmeleri, gittikleri ülkede Türk okullarında Türk olmayan vatandaşlara Türkçe'nin öğretimi, daha sonra her sene onlarca Türk dilinin gelişimi ve geleceği için Türkiye Cümhuriyetin'de yapılan işler ve düzenlenen kongreler, dünyanın yüz bir yerinden bilim insanlarının bu kongrelerde Türkiye Türkçesindeki sunumları artık Türkiye Türkçesi'nin parlak yarınından haber veriyor ve gelecek Ortak Türk dili misyonunu yerine getirmek kudretine sahip olduğunu gösteriyor. Tabi bu söylediklerimiz yapılanların çok az bir kısmıdır.

Teklif ederdik ki, Ortak Türkce'nin gelecek gelişimi için yukarıda söylediklerimizle beraber, hem de ayrı ayrı Türk devletlerinin Ortak Türkce ile ilgili olan uzmanların birleşerek bu yolda dağınık değil, fikirlerin ve önerilerin ortak paylaşımı ve mübadelesi ile daha esaslı bir sonuca ulaşabiliriz.

Prof. Dr. Zeynep Korkmaz hocamızın da söylediği gibi, Türk dünyasındaki kültür birlik ve bütünleşmesinin temel öğesi olan dil birliğinin ve ortak yazı dilinin yeniden gerçekleştirilebilmesi, maddi ve manevi her türlü fedakarlığa değer niteliktir. Böylece, Türk Dil Kurumu'nu kurmuş olan ve gerek devlet-millet varlığında, gerek Türk dünyasında ortak kültür değerlerine yer vermiş olan aziz ATATÜRK'ün ruhu da şad olacaktı

Konuşmama Türk dünyasının ulu önderi Mustafa Kemal Atatürk'ün fikri ile son vermek istiyorum: "Türk dili, zengin geniş bir dildir; her kavramı ifadeye kabiliyeti vardır. Yalnız, onun bütün varlıklarını aramak, bulmak, toplamak, onlar üzerinde işlemek lazımdır. Türk milletini ve Türk dilini medeniyet tarihinin ve kültür dillerinin dışında görmenin ne yaman bir yanlış olduğunu bütün dünyaya göstereceğiz".

Dr. Gulnara Fahreddin kizi Aliyeva

Kaynaklar

  1. Korkmaz Zeynep. Türk Dünyası ve Ortak Yazı Dili konusu. http: 
  2. Öner, M, (2008), Ortak Türkçe Söz Varlığı denemesi. Türk Dünyasında Ortak Dil Türkçe Bilgi Şöleni, Türk Dil Kurumu Yayınları, s. 45.
  3. Yaman, E, Ortak Türkçe'nin temel ilkeleri. kulturu/Zülfikar, H, (1999), Türk Cümhuriyetleriyle Kurulması Beklenen Ortak Dil Üzerine, Türk Dili, S: 566, Şubat, s. 83-89.

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...