• Türk Dili
  • Dil Nedir? -6- Dil Ve Bilim Arasındaki İlişkiler Nelerdir?

Dil Nedir? -6- Dil Ve Bilim Arasındaki İlişkiler Nelerdir?

DİL VE BİLİM ARASINDAKİ İLİŞKİLER NELERDİR?

Dilin düşünce ile olan yakın ilişkisini, hatta iç içeliğini görmüştük. Dilsiz düşünce, düşüncesiz dil olmaz. Düşünürken de dil ile yani kelimeler ve imajlarla düşünürüz.

Bilim, doğa ile aklın ortak ürünüdür. Bilim, düşüncesinin, doğaya, olaylara ve insanlara eğilmesiyle bunlardan deneyler sonucu yasalar çıkarmasıyla gerçekleşir.

Başka bir deyişle bilim, aklın, doğaya yönelttiği sorularla aldığı cevaplar üzerine kurulur. Kısaca, insan ve doğa arasında başlayıp, ayrıntılar üzerinde fikir üretimiyle süre gelen bir diyalogdur bilim. Akıl ve zekâ ile doğa arasındaki araç, o halde gene bir (dil)dir. Düşüncenin biçim kazanması, matematiksel şekiller ve kalıplar alması, doğanın, evrenin ve insanın belli yasalarla anlaşılması demek olan bilim, disiplin kurarken, onsuz yapamadığı ve yapamayacağı araç, dilden başka bir şey değildir.

BİLİM DİLİ  VAR MIDIR?

Evet bir bilim dilinden bahsedilir. Bilim dili, yukarda söylediğimiz (bilimin oluşumu) hakkındaki dinamik şemanın bilim adamları arasındaki dolaşımıdır. Her bilim dalının kendisine özgü işaretler sistemi, kavramları, yasaları, sembolleri, anlatım biçimleri, kısaltmaları, özel terimleri, isimleri ve yüklemler sözlüğü vardır. Örneğin bir (fizik dili), bir (matematik dili), bir (hukuk dili) mevcuttur.

DİL NE ZAMAN GÜZEL SANAT HALİNE GELİR?

Dil, anlatım aracı olmaktan yani, anlatıma yarayan işaretler sistemi olmaktan çıkıp da güzel şekiller haline gelince, sanat olur. Bu halde dil iki taraf arasında saydam, uçan, soyut bir iletken değildir artık. Aksine somut ve nesnel bir durum olmuştur. Bir (şey) gibidir. Aramızda değil, hepimizin karşısındadır. Müzik gibi, resim gibi, heykel gibi karşımızdadır. Üçüncü bir şeydir artık.

Normal konuşma ve yazı dilinde dil (araç-dil) durumundadır. Konuştuktan sonra konuşulan sözcükler lüzumsuz hale gelir, dökülür, kaybolur gider. Oysa sanat haline gelen dil, (şiir, edebiyat, tiyatro, roman vb) eskimez. Kullanılıp, bitmez. Devamlı olarak lüzumlu bir nesne gibi kalır. Sanatta dil, araçdil de olduğundan farklı bir sözcükler hazinesi olmuştur. Konuşanın işine yaradığı gibi yararlı olmaktadır. Şair, tiyatro yazarı, edebiyatçı, bir meram anlatmaz. Başkalarına bir düşünceyi aktarmak için yazmaz. O, tıpkı ressam, ya da heykeltıraş gibi bir (şey) yapar, sözcüklerle biçimler kurar.

Dil, genel anlamıyla bir doğruyu araştırma ve anlatma aracıdır. Dil sanatlarının ise böyle bir görevi yoktur. Dil sanatçısı, dünyayı isimlendirmez. Ayrı bir dünya kurar.

DİL VE KONUŞMA SANATLARI NELERDİR?

Dilin sanat haline gelişi olayını, yukarda görmüştük. Dil sanatlarına (edebiyat sanatları) ya da (edebi sanatlar) diyoruz.

Bunları, dilin en geniş anlamından başlayarak hareket dili (jest), yüz işaretleri (mimik), ses dili (ünlem), konuşma dili ve yazı dili aşamalarında sıralayarak (pantomim, retorik, düz yazı, tiyatro, roman şiir) özetleyelim:

1) Pantomim: Özel bir eğitimden geçen sanatçıların yüz ve gövde anlatımına yarayan işaretlerle düşünceleri, duyguları sözsüz olarak -genellikle koro ya da müzik eşliğinde, dansla karışık olarak-  yansıtmaya çalıştıkları bir oyun türüdür.

2) Retorik: Söylenecek, anlatılacak olanı, düzgün, etkili, canlı ve sanatlı olarak düzenleme tekniğidir. Bu düzenlemede amaç, dinleyiciyi harekete geçirmektir.

“Güzel konuşma sanatı” diye çevirebileceğimiz retorik kelimesi, bir bakıma hitabet, nutuk modellerini ve konumuz olan bütün konuşma dillerini kapsamaktadır.

Eski Türk Edebiyatında konuşma sanatı (belâgat), maâni, beyan ve bedi olarak sınıflandırılırdı.

3) Edebiyat (yazı dili sanatları): Edebiyat sanatları, sözleri, kelimeleri, kendi anlamları dışında başka anlamlar için kullanılması yolunda yapılan dil sanatlarıdır.

İnsanları, olayları, doğayı özel anlatım biçimleri ve özel kişisel kurgular içinde nesnelleştiren roman, hikâye, çeşitli sanat kolları (edebiyat, müzik, dans, resim, mimarlık) oyuculuk sanatı ile birleşip, belirli kişiler arasında geçen bir olayı sahneye koyan, ışık, müzik ve çeşitli efektleri ile düzenleyerek sahne kurallarına göre kullanan ve oyun kişilerinden ayrı, doğal, rahat, yoğun ve gerilimli bir dile sahip olan tiyatro ve benzer metinleri orkestra ve insan sesi eşliğinde sahneye konan müzikal oyunlar (opera, operet), kelimelerle derin ve güzel şekiller kurma sanatı diye tanımlanan şiir bütün bunlar, yazının icadı ile birlikte başlayıp günümüze kadar gelen edebi sanatlardır.

DİL BİLGİSİ NEDİR? NELERİ İNCELER?

Dillerin bütününü ve bu bütünlük içinde bir dili inceleyen bilim dalına dilbilgisi diyoruz. Kullandığı yöntemlere göre dilbilgisi (genel karşılaştırmalı, tarihsel, tasviri) isimler alır.

Bir dilbilgisi, fonetik, morfoloji ve cümle yapısı (söz dizimi) bölümlerini kapsar.

En eski dilbilgisi kitapları Hindistan’da yazıldı. Batıda ilk dilbilimciler Trakyalılardır.

İlk Türk gramerini XI. yüzyılda Kaşgarlı Mahmut yazdı. (Kitabı Cevahir-ün Nahv fi lûgat-it Türk)

Kadri Efendinin 1530’da yazdığı Müyessiret-ül Ulûm (Bilimleri Kolaylaştıran) isimli kitabı Batı Türkçe sinin ilk dilbilgisi kitabıdır.

Dilbilgisini (dilbilim) ile karıştırmamak gerekir. Dilbilim, dillerin gelişimini, belli bir dönemdeki durumunu, dillerin yapısal niteliklerini, dilin sosyal, felsefi, psikolojik özelliklerini araştırır, sınıflandırmalar yapar.

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...