• Türk Dili
  • Tabelalarımız, İsimlerimiz, Dilimiz İşgal Altında

Tabelalarımız, İsimlerimiz, Dilimiz İşgal Altında

(Özgür ve Bilge'nin Ağustos sayısından)

Sadece büyük işyerleri ve alışveriş merkezleri değil, kasabından dükkânına, berberinden manavına kadar her yerde yabancı isimler kullanılıyor. Özellikle İngilizce kelimeler dilimize alabildiğine yerleşti. Üstelik bu kelimeleri artık bir İngiliz gibi telâffuz etmeye başladık.

Şirinevler’in en büyük iş merkezi Toyak’ın önündeyiz. Hemen yanı başındaki E-5’in bitmek tükenmek bilmeyen araç akışı devam ediyor. İnsanların çoğu bu görkemli binanın farkında bile değil. Farkında olanların da farkına varmadıkları bir ayrıntı var.  O ayrıntı, dev binanın E-5 tarafına bakan en alt katında. Bu katta çoğunluğu giyim üzerine satış yapan yan yana dizilmiş dokuz mağaza bulunuyor. Ancak bu mağazalardan sadece bir tanesi Türkçe isme sahip. Onun da adı Çin Malları Satış Merkezi. Diğerleri ise ya yabancı dilden veya yabancı dile benzetilmiş isimler. Little Big, Bems, Big Star, Marko Delli, Conan Jeans, Lee, Weber Jeans ve Galila Restaurant.

Şirinevler’den Kuleli’ye kadar uzandığınızda ise, arada çok yabancı gibi duran Türkçe isimli mağazalar var. Ezici çoğunluk yine yabancı isimlerde: LC Waikiki, Rodi, Big Free, Tiffany, Cotton Shop, Benson Jeans ve daha onlarca isim. Yaklaşık beş yüz metrelik mesafede 100’e yakın yabancı isim ve marka var.

Tabelalardaki yabancı isim hakimiyeti sadece Şirinevler için söz konusu değil. Bakırköy, Sirkeci, Levent, Mecidiyeköy, Beşiktaş, Kadıköy, Bostancı ve İstanbul’un daha pek çok semtinde Türkçe isme rastlamak için büyük çaba harcamak gerekiyor. Hele adı bağımsızlık anlamına gelen Taksim’deki İstiklâl Caddesi işgal edilmiş gibi. Adını Doğulu bir şehirden alan Bağdat Caddesinde ise tartışılmaz bir Batı egemenliği var.

Aynı durumu ülkemizin bütün şehirlerinde, ilçelerinde, kasabalarında, hattâ köylerinde dahi görmek mümkün.

Sokakların yabancısı olduk kenar mahallelere ve sokak aralarına kadar giren yabancı isimler artık hayatımızın ayrılmaz bir parçası oldu. Öyle ki, karşılaşılan isimlerin yabancı oluşundan çok, böyle bir ortamda insan kendisinin yabancı olduğu hissine kapılıyor. Gittiği kasap Rainbow Kasabı, alışveriş yaptığı dükkân Groseri Market, saçını tıraş ettirdiği berber Coiffeur Angle ismini taşıyor. Ülkemizde pek çok lise mezunu doğru dürüst İngilizce veya bir başka yabancı dil bilmemesine rağmen, bütün bu isimlerin ne anlama geldiğini, en azından Şekil A’da görüldüğü gibi mantığıyla çözebiliyor.

Aslında pek çok insanımız kendisindeki bu yabancılığı ortadan kaldırma yönünde epey mesafe almış görünüyor. Bunda en fazla yararlandığı kaynak ise, evinin baş köşesinde bulunan televizyonu. Pürdikkat seyrettiği pembe dizilerden, eğlence programlarından, reklamlardan, hattâ haber programlarından pek çok yabancı kelimeyi öğreniyor. Şov, mega-star, konsensüs, efor, zaping, diicey, viicey kelimelerini büyük bir beceriyle kullanıyor. Hattâ hızını alamayıp transformeyşın, informeyşın diyebiliyor. Eskiden bu kelimelerin Fransızca söylenişini tercih ederdik; şimdi İngilizleri izlemeye başladık. O kadar ki, İngilizler şedde bilmediği için, allerji kelimesini onlara bakarak alerji yaptık; entellektüel yerine  entelektüel demeye başladık—üstelik “Türk” Dil Kurumunun marifetiyle! Bu gidişle, intelekçuıl demeye başlamamız da çok sürmez herhalde. Nasıl olsa, alfabemizin büyük kısmını artık İngilizce telâffuz ediyoruz: ey bi si, si en en, ti ci ar ti, ti vi... Cep telefonu mesajlarımız c u harfleriyle bitiyor; bunlar İngilizce okunuşuyla si yu, Türkçe anlamıyla görüşürüz demek. Sahi, bizim ne zaman İngiliz sömürgesi olduğumuzu hatırlayan var mı?

Biz ister hatırlayalım, ister hatırlamayalım, sömürgecinin ruhu, temizlikçi bir kadının dahi iliklerine kadar sinmiş durumda:

Kadıköy Moda’da bir bayan, evine bir temizlikçi kadın çağırır. Temizlik sırasında evin hanımıyla temizlikçi kadın arasında ilginç bir konuşma başlamıştır. Evin hanımı bir televizyon kanalında seyrettiği programdan bahsetmek ister. “Dün akşam Ha-Be-Be’de bir program vardı” deyip sözüne devam edecek iken, temizlikçi kadın hemen atılır ve “Hanımefendi, o kanalın adı Ha-Be-Be değil, Eyç-Bi-Bi’dir” der.

Temizlikçi kadından en kültürlü ve eğitimli insanına kadar, ülkemiz insanı, hergün kelime dağarcığına yenilerini ekliyor. Bu kelimeleri büyük bir istek ve gayretle öğrendiği için, bir süre sonra o kelimelerin Türkçe karşılıklarını unutuyor. Derken dildeki bu dönüşüm tabelalara da yansıyor. Tabelalar yabancılaştıkça, insanlarda daha fazla yabancı hayranlığı oluşuyor. Yabancı hayranlığı daha fazla yabancı kelime kullanmayı doğuruyor. Ve bir kısırdöngü devam edip gidiyor.

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...