• Türk Dili
  • Dil Becerilerinin Geliştirilmesinde Kullanılacak Bazı Yöntemler

Dil Becerilerinin Geliştirilmesinde Kullanılacak Bazı Yöntemler

İnsanın içinde bulunduğu doğayı algılaması, onun duyularında dış ortamın yarattığı izlenimlerin bir seçime uğrayarak daha az karmaşık kavramlara indirgenmesiyle gerçekleşir. Bu bir soyutlamadır. Dil de soyutlamada önemli bir araçtır. Düşünme için temel koşul olan soyutlama; dilin insana sağladığı en büyük olanaktır. Dil aynı zamanda insanların toplu yaşamasının bir gereği, kültürün de bir ögesi ve aracıdır. Bu yönüyle dil, insanın ayrılmaz bir parçasıdır. Hayvanların hareketlerinin içgüdüye dayanmasına karşılık; insanlar iletişimde daha karmaşık bir araç olan dili kullanmaktadırlar. Bugüne kadar insanlar arası iletişimde ve kültürlenmede dilin yerini alabilecek bir araç bulunamamıştır.

Bilindiği gibi iletişim, iletişim kanalı aracılığı ile kaynaktan alıcıya doğru mesajın; alıcıdan kaynağa doğru da geribildirimin gönderildiği bir süreçtir. İletişimin sağlıklı olması ise hiç kuşkusuz, bu süreçte kaynak ile alıcının ortak kavramları kullanmasına bağlıdır. İnsanlar arası iletişimin en önemli aracı olan dilin etkilice kullanılması da, iletişimde bulunanların ortak kavramlara sahip olmalarına bağlıdır. Bir toplumda yaşayan insanların bu kavramları kazanmaları; onların dinleme, konuşma, okuma ve yazma olmak üzere dört temel dil becerisini geliştirmelerine; becerilerin öğrenilmesi de "bakmaktan çok yapmaya" dayalı bir etkinliğe bağlıdır.

Geleneksel sınıf ortamında daha çok öğretmenin aktif, öğrencinin ise pasif olduğu yöntemler kullanılmaktadır. Oysa öğrenmede, bakmaktan ve dinlemekten çok yapmak önemlidir. Eğer öğrenilecek şey beceri ile ilgili ise, bu önem daha da artar. Dinleme, konuşma, okuma ve yazma gibi dil becerilerinin geliştirilebilmesi için, öğrencilerin bu becerilere dayalı olarak etkinliklerde bulunması gerekir. Örneğin, öğrencinin konuşma becerisi geliştirilmek isteniyorsa; ona sık sık belli konularda konuşma olanağı verilmelidir. Dinleme (anlama) becerisi geliştirilmek isteniyorsa, öğrencinin iyi bir konuşmacı olduğu kadar iyi bir dinleyici olmasını sağlayacak dinleme durumlarının ve dinleme ortamının yaratılması gerekir. Öğrencilere dille ilgili becerileri kazandırma konusunda üzerinde durulan önemli noktalardan birisini "nasıl öğretelim" sorusu oluşturmaktadır. Bu soruya ancak kullanılacak yöntemi belirleyerek yanıt vermek olanaklıdır.

En genel anlamıyla yöntem kavramı: "Bir amaca ulaşmak için tutulan düzenli yol" (TDK Türkçe Sözlük) olarak tanımlanmaktadır. Öğretimde yöntem kavramından ise, "öğrenme koşul ve materyallerinin planlanması, hazırlanması, etkinlik öncesi ve sonrasını kapsayan durumların öğreten kimse tarafından yönetimi" (Binbaşıoğlu, 1977:24) olarak tanımlanabilir. Öğretimde bütün öğrenme öğretme durumlarına uygulanabilecek tek ve sihirli bir yöntem yoktur. Öğretmen, öğretiminin amacına, sınıftaki öğrencilerin ilgi ve gereksinimlerine, öğrenme düzeylerine, zamana, araç-gereç durumuna ve konunun özelliğine göre değişik yöntemleri kullanabilir (Binbaşıoğlu, 1977:147).

Anadilimiz olan Türkçenin öğretiminde de yukarda sıralanan durum ve özelliklere göre değişik yöntemler kullanılmaktadır. Bazı yöntemler, öğretim için beklenen ve istenen sonucu verirken, bazı yöntemler istenilen sonuca ulaşmakta yetersiz kalmaktadır.

Bu bildiride Türkçe öğretiminde kullanılan ve daha çok öğrenci etkinliğine dayanan başlıca yöntemler, öğretimde kullanılabilirlikleri, yararları ve sınırlılıkları açısından değerlendirilmektedir.

TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE KULLANILABİLECEK BAZI YÖNTEMLER

Bütün öğretim etkinliklerinde olduğu gibi Türkçe öğretiminde de öğrenciyi pasif durumdan çıkarmak ve etkinliğin merkezi durumuna getirmek, öğretimin başarısı açısından son derece önemlidir. Kalıcı öğrenmelerin aynı zamanda, birey tarafından yaparak, yaşayarak gerçekleştirilen öğrenmeler olduğu, artık hemen herkes tarafından kabul edilmektedir. O halde, dinleme, konuşma, okuma ve yazma olmak üzere dört temel dil becerisine dayanan Türkçe öğretiminde de, kullanılan yöntemler öğrenci etkinliklerine göre düzenlenmek durumundadır.

Şimdi Türkçe öğretiminde kullanılan soru-yanıt, örnek olay incelemesi, grup tartışması ve dramatizasyon yöntemlerini kısaca inceleyelim:

SORU-YANIT

Soru-yanıt yöntemi, önceden hazırlanmış bir dizi sorunun sınıfta öğrenciler tarafından yanıtlanması, açıklanması ve tartışılması temeline dayanan bir öğretim yöntemidir (Kavcar ve Oğuzkan, 1987:17). Ele alınacak konu üzerinde sınıfın topluca düşünmesini sağlamak için sorular çok titiz bir şekilde hazırlanır.

Birçok derste kullanılan bu yöntem Türkçe dersinde özellikle konuşma becerisinin geliştirilmesinde kullanılabilir. Sorular bir yandan öğrencinin dinleme (anlama) becerisini geliştirmesine olanak hazırlarken, diğer yandan onun düşünmesine ve düşündüklerini ifade etmesine yardım eder. Ancak, bu eylemin gerçekleşmesinde sorunun düzeyi son derece önemlidir. Örneğin, "Çalıkuşu romanının yazarı kimdir?" sorusu ile "Çalıkuşu romanının kahramanı Feride ile nasıl bir öğretmen tipi çizilmektedir?" sorusu aynı düzeyde ve ağırlıkta değildir. Birinci soru, hatırlama düzeyinde bir davranış gerektirmesine karşın, ikinci soru kavrama düzeyinde bir davranış gerektirir.

Soru-yanıt yöntemini kullanan öğretmenin eğitim amaçlarının aşamalı sınıflandırılması konusunda bilgi sahibi olması, yöntemi uygulamasını kolaylaştırır. Bu konuda B.S. Bloom ve Noris M. Sanders tarafından geliştirilmiş olan eğitim amaçlarının aşamalı sınıflandırılmasından yararlanılabilir. Bilindiği gibi Bloom bilişsel alanla ilgili eğitim amaçlarını bilgi, kavrama, uygulama, analiz, sentez ve değerlendirme olmak üzere altı basamağa ayırmıştır. Sanders ise, bilgi basamağını hatırlama, çevirme, yorumlama olmak üzere üç ayrı basamak olarak ele almış, daha sonraki basamaklarda Bloom'un sınıflandırmasını aynen benimsemiştir.

Öğrencinin her bir düşünme basamağındaki davranışı değişik düzeylerde özel sorular sormayı gerektirir. Hatırlama düzeyindeki sorular genellikle: Söyle..., sırala..., tanımla, kim...., ne..., nerede..., ne zaman..., ifade et... gibi sözcüklerle başlar ya da biter. Çeviri düzeyindeki sorular: Kendi sözcüklerinle anlat..., paragraftaki bilgileri içeren bir grafik oluştur..., verilen tablo hakkında bir paragraf yaz... gibi cümleler şeklinde sunulabilir. Yorumlama düzeyindeki sorularda, öğrenciden karşılaştırması..., anlamını bulması..., ilişkileri açıklaması..., neden ve sonuçları göstermesi..., yorumu destekleyici kanıtları göstermesi..., tablodaki rakamlardan sonuç çıkarması... gibi eylemler istenebilir. Uygulama düzeyindeki sorularda ise, öğrenciden: Göstermesi..., verilen bilgiyi çözümde kullanması..., nasıl kullandığını göstermesi..., araştırma yöntemlerini kullanarak bir araştırma ödevi yazması... vb. istenir. Çözümleme düzeyinde: Nasıl..., neden..., koşullar ne..., süreçteki aşamalar nelerdir..., sorunlar nasıl sıralanabilir..., kanıtları nasıl çözümleyebiliriz..., bilimsel yöntemi bu soruna nasıl uygulayabiliriz... gibi sorular sorulabilir. Bireşim düzeyindeki sorular üretici düşünme, orijinallik, zihinsel olarak canlandırma gerektirir. Bu düzeydeki sorular: Yarat..., düzenle..., hangi hipotezleri önerebilirsin..., tüm farklı yolları dene..., eğer koşullar bu olursa, sonuç ne olabilir..., destekle..., geliştir..., hangi yollarla iyileştirebilirsin... gibi sözcük ve cümleler içerir. Değerlendirme düzeyi ise, bir ölçütler dizininine ilişkin öğrenci yargısını gerektirir. Bu yargı, sonuçları değerlendir..., herbir değerlendirme için bir ölçütler dizini ve belli bir amaç oluştur..., bunun gibi daha neler düşünebilirsin..., seç..., bilgileri yargıla..., bilgi yeterli midir..., bunlara göre ölç..., ne olabileceğini kararlaştır... şeklindeki ifadelerle gösterilir. (Smith, D.E.A., l986:l96).

Soru-yanıt yöntemi Türkçe derslerinde çeşitli şekillerde kullanılmaktadır. Okunulan metinle ilgili hazırlanacak sorular, öğrencinin ilgisinin okuma parçası üzerinde yoğunlaşmasına, metinde geçen olaylarla ilgili bir zihinsel etkinlikte bulunmalarına, arkadaşlarının yanıtlarıyla kendi yanıtlarını karşılaştırarak, değerlendirme yapmalarına ve topluca düşünme alışkanlığı kazanmalarına yardım eder. Soru-yanıt yöntemi yerinde kullanıldığında, öğrencide yaratıcı düşünmenin gelişmesine de katkıda bulunur.

Türkçe dersi için önemli olan konuşma ve dinleme becerisi, bu yöntemin yerinde ve etkili olarak kullanılmasıyla geliştirilebilir. Soru-yanıt yönteminde öğrenci edilgin durumdan kurtulup, etkin duruma geldiğinden, dil becerileri için gerekli olan yaparak öğrenme ortamı da sağlanmış olur. Bu yöntem, öğrencinin güdülenmesine, analitik düşüncelerin uyarılmasına, düşünmeye özel bir yön verilmesine, sonuçların nedenlerinin açıklanmasına, öğrencilerin konuşma güçlüklerini tanımalarına ve kendi kendilerini değerlendirmelerine yardım eder.

Türkçe dersinin amaçları arasında yer alan "duygu, düşünce, tasarım ve izlenimlerini belli bir maksada yönelik olarak sözle açık ve anlaşılır biçimde ifade edebilme" ve "dinlediğini tam ve doğru olarak anlayabilme" amaçlarını gerçekleştirmek için gerekli olan iletişim ortamı, soru- yanıt yöntemi kullanılarak sağlanabilir. Böylece, öğrenci iletişim için gerekli olan verici ve alıcı etkinlikler konusunda da beceriler geliştirmiş olur.

Birçok derste kullanılan bu yöntem, Türkçe dersinde özellikle öğrencinin konuşma becerisinin geliştirilmesinde kullanılabilir. Sorular bir yandan öğrencinin dinleme (anlama) becerisini geliştirmesine olanak hazırlarken, diğer yandan öğrencinin düşündüklerini ifade etmesini sağlar. İnsanlararası iletişimin önemli iki öğesi olan dinleme ve konuşma konusunda öğrenciler bu yolla deneyim kazanırlar. Ayrıca, öğrencilerin derse katılmaları ve öğretim etkinliğinin merkezinde yer almaları onları öğrenme ve beceri geliştirme konusunda güdüleyebilir.

ÖRNEK OLAY İNCELEMESİ

Bu yöntemde öğrenciler, olayı anlatan ve gerekli verileri kapsayan bir rapor üzerinde çalışırlar. Olayla ilgili verileri analiz ederle, sorunu değerlendirirler. Tartışarak olayın nedenlerine ya da çözümüne ilişkin öneriler getirirler (Özyürek, 1983:52).

Türkçe öğretiminde bu yöntem çeşitli şekillerde kullanılabilir. Örneğin, sınıfta okunacak bir öykü belli bir noktada kesilerek, öğrencilerden öyküyü tamamlamaları istenebilir. Böyle bir etkinlikte, öğrencilerin düşünmesi, düşündüklerini sözlü ya da yazılı olarak ifade etmesi sözkonusu olacağı için konuşma ve yazma becerilerinin gelişmesine katkıda bulunulmuş olur.

Türkçe öğretiminde örnek olay incelemesinde temel amaç, öğrenciyi düşündürmek, düşündüklerini sözlü ya da yazılı olarak ifade ettirmeye çalışmaktır. Bu nedenle, seçilecek örnek olayların öğrencinin düzeyine uygun olmasına dikkat etmek gerekir. Öğrencinin düzeyinin üzerindeki bir örnek olay, başarısızlık duygusu, konuşma ya da yazmada çekingenlik yaratabilir. Öğrencinin düzeyinin altında bir örnek olay ise, ona çok basit geleceği için, olay hakkında konuşma ve yazma konusunda isteksizlik görülebilir.

GRUP TARTIŞMASI YÖNTEMİ

Grup tartışması yöntemi, herhangi bir öğrenme konusu üzerinde tartışamaya katılan grup üyelerinin düşünce ve görüşlerini ortaya koydukları bir öğretim yöntemidir. Bu yöntem öğrencinin etkinlik öncesinde hazırlığını gerektirdiğinden, öğrenciyi belli bir konu üzerinde düşünmeye ve araştırmaya yöneltir. Ona, düşündüğü ve araştırdığı konuyla ilgili düşüncelerini ifade etme olanağı da sağladığı için, konuşma becerisinin gelişmesine katkıda bulunur. Grup tartışması, Konuşma becerisinin yanında yazma becerisinin gelişmesine de uygun bir yöntemdir. Çünkü bu yöntemin kullanıldığı bir etkinlikte konuşmanın yanında dinleme de ağırlıklı olarak yer alır.

Tartışma, serbest olarak yapılabildiği gibi, öğrencilerin hedef davranışları kazanmaları için; birbirinin yaşantı ve görüşlerini paylaştıkları, öğretmenin dersi hedef davranışları gerçekleştirecek biçimde planladığı ve öğrencilere yol gösterme rolünü üstlendiği, güdümlü tartışma biçiminde de yapılabilir (Sönmez, l985:2l9). Ancak güdümlü tartışmada öğretmenin danışman rolünün dışında tartışmaya katılan öğrencilere sık sık müdahale etmesi, amacın gerçekleşmesini engelleyebilir. Bu bakımdan öğretmenin tutumu çok önemlidir. Öğretmen davranışlarıyla tartışmaya katılan öğrencileri cesaretlendirmeli, eğer tartışmada bir rol üstlenecekse, öğrencilerden birisiymiş gibi davranmalıdır (Nation, l989:22). Bu şekilde sürdürülen tartışma, öğrencide yaratıcı düşüncenin ortaya çıkmasına ve bu düşüncenin grup üyelerince paylaşılmasına yardım eder.

Türkçe öğretiminde grup tartışmasından etkili sonuç almak için başvurulan yollardan birisi de, öğrencileri dil becerilerindeki başarı durumlarına, seviye ve ilgilerine göre gruplara ayırmaktır. Böylece öğrenciler, düzeylerine ve ilgilerine uygun bir öğrenme yaşantısı geçirerek dil becerilerini geliştirme olanağı bulurlar.

Grup tartışması yöntemi öğrenci etkinliğine dayandığı, öğrencileri, konularıyla ilgili araştırma ve incelemeye yönelttiği ve onların düşüncelerini açıkça ortaya koyma fırsatı verdiği, karşılıklı etkileşim yoluyla sorunları daha iyi anlamalarına, tanımlamalarına ve çözümler bulmalarına yardım ettiği için etkili bir öğretim yöntemidir. Ancak grupla çalışma düzeni kurulmadan düzenlenen etkinlikten istenen sonucu almak mümkün değildir. Böyle bir düzen kurulmadan yapılan çalışmalarda, grup üyelerinin bir bölümü etkin roller üstlenmekte, bunların dışında kalanlar sadece fiziksel olarak orada bulunmaktadırlar. Oysa grup tartışmasının amacı, grupta yer alan öğrencilerin tamamını, araştırma-inceleme ve tartışma aşamalarında etkin roller üstlenmeye yönlendirmektir. Öğrenciler için birlikte çalışma etkinliği, gerekli araçları, yöntemleri ve çözümleri paylaşmaya dayanır. Böylece grupta yer alanlar, hem birbirlerinin eksik yanlarını tamamlarlar hem de benzer bir öğrenme yaşantısı geçirirler.

Grup tartışması öncesinde, öğrencilerin konuyla ilgili araştırma ve incelemelerini kolaylaştırmak için öğretmen tarafından yapılacak grup çalışması düzeninde şu noktalar göz önünde tutulmalıdır (Nation, l989:22):

DRAMATİZASYON YÖNTEMİ

Eğitimde dramatizasyon, oyun biçiminde eğitim analamına gelir. Bir başka deyişle, eğitimin oyunlaştırılmasıdır (Kavcar, 1988:83).

Bilindiği gibi çocuğun yaşamında oyunun önemli bir yeri ve önemi vardır. Oyun, çocuğun duyduklarını, düşündüklerini gerçekleştirdiği bir ortamdır. Çocuk çoğu kez özlemlerini, korkularını ve heyecanlarını oyuna yansıtır. Özlemlerini ve yaşamdan beklediklerini oyunun küçük dünyasında gerçekleştirir. Bu bakımdan, çocukla oyunu birbirinden ayırmak olanaksızdır.

İçinde bulunduğumuz yüzyılda, çocuklar için doğal bir ortam olan oyundan eğitim alanında yararlanılması gerektiği giderek artan ölçüde kabul görmüştür. Bunun bir sonucu olarak, kuru bilgiler ezberletmek yerine, oyun yoluyla eğitme anlayışı yerleşmeye başlamıştır. Böylece bir yandan öğrenme ortamını çocuklar için doğal bir ortam haline getirirken, diğer yandan, önemli bir öğrenme ilkesi olan yaparak yaşayarak öğrenme de gerçekleştirilmektedir.

Dil öğretiminde drama, bir bilgiyi sunmaktan çok, bir beceriyi gerçekleştirmek anlamında kullanılır. Öğrencilerin üzerinde çalıştıkları konuyla ilgili olarak iletişim ve etkileşimde bulunmaları, bunu gerçekleştirirken el, kol, yüz gibi çeşitli organlarını da etkinliğe katmaları becerilerin öğrenilmesini kolaylaştırır. Böylece öğrenciler, oynayarak, seyrederek, tartışarak, karşılaştırarak dili kullanma konusunda deneyim kazanırlar. Öğretmenler ise, öğrencilerin dili nasıl kullandıklarını görme ve dilsel yanlışları düzeltme şansına sahip olurlar (Holden, l98l:8).

Eğitimde dramanın kullanılması, öğrencinin etkinlikte bulunmasını gerektirir. Bu etkinliğin oyun biçiminde düzenlenmesi ise, öğretimi zevkle yapılan bir uğraş haline getirir. Çünkü oyunlaştırma, öğrenciye neşe veren, onun ilgisini çeken, ve katılımını sağlayan bir çalışmadır. Sözcükleri doğru söylemeye, sözü dugu ve düşünceye göre vurgulayıp tonlandırmaya,, topluluk karşısında konuşmaya, heyecanını kontrol etmeye, vücudu ve yüzü, sözün anlamına göre hareketlendirmeye alıştırır (Kavcar, l988:85).

Derslerde incelenen metindeki kahramanların rollerinin öğrenciler tarafından paylaşılması ve metnin canlandırılması, anlaşılmasını kolaylaştırır. Öğrenci metindeki kahramanlar arasındaki ilişkileri daha kolay kavrar. Bu işlem, işitme ve söyleme ile el, kol, yüz gibi çeşitli organların birlikte çalışmasını gerektireceğinden, dinleme ve konuşma becerilerinin gelişmesine katkıda bulunur.

Oyun sırasında öğrencinin oynadığı rolün kişisiyle arasına mesafe koyması, olaya kendi olarak bakabilmesi, yeni bir durumu, yeni bir olayı sorgulayabilmesi, denemesi, eleştirmesi önemlidir. Bu, çocuğun yaratıcılığını, kendine güven ve saygısını geliştirir.

SONUÇ ve ÖNERİLER

Daha önce de belirtildiği gibi dil dinleme, konuşma okuma ve yazma olmak üzere dört temel beceriye dayanır. Bir dili etkilice kullanmak, bu beceri alanlarında bir yetkinliğe ulaşmış olmak demektir. Bunun için ise, baktırmaktan çok yaptırmaya dayanan bir öğretim etkinliği gerekir.

Öğretim programlarında Türkçe öğretiminin amaçları olarak, öğrencilerin dinlediklerini ve okuduklarını, tam ve doğru olarak anlamaya alıştırmak; gördüklerini duyduklarını, bildiklerini, öğrendiklerini, düşünüp tasarladıklarını yazıyla ve sözle etkilice anlatma gücü kazandırmak; okuma alışkanlığını kazanılmasını ve kökleşmesini sağlamak; öğrencilerin sözcük dağarcıklarını zenginleştirmek, dilin dayandığı kuralları sezdirip kavratmak; metinler yoluyla öğrencilerin hayatı ve doğayı tanımasına ve bunları sevmesine olanak sağlamak yer almaktadır.

Bu amaçların gerçekleştirilmesi, uygun içerikle birlikte uygun öğretim yöntemlerinin seçilmesini de gerekli kılar. Bu çalışmada kısaca ele aldığımız yöntemlere başka yöntemleri de eklemek mümkündür. Ancak öğretim sürecinde, öğrencinin etkinliğin ana unsuru olması gerekir. Bu yaklaşımda öğretmen tıpkı bir orkestra şefi gibi etkinliği yönetmeli, düzenlemelidir. Etkinlikler ise öğrenciler tarafından gerçekleştirilmeli, yani onları konuşturmalı, yazdırmalı, outmalı ve dinletmelidir.

Türkçe dersinde temel anadili becerilerinin geliştirilmesinin yanında, öğrencilerin yaratıcılığını geliştirmeye de çalışılmalıdır.

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...