zaman

Dikte-Gelecek zaman, şimdiki zaman, tamlayan durumu, belirli geçmiş zaman

DOĞUM GÜNÜ

Bugün Şernıin'in doğum günü. Şermin on yaşına girecek. Bütün sınıf arkadaşkrını evdeki partiye davet etti. Doğum günü panisi için annesi pas­ta, kek ve tatlı yaptı. Kuruyemisçiden kuruyemiş, bakkaldan kola aldı. Şer­min partide en güzel elbisesini ve ayakkabısını giyecek, çünkü bu parti onun için çok önemli.

Şermin'in annesinin adı Fatma, babasının adı Kâzım'dır. Fatma Hanım ev hanımıdır. Kâzım Bey ise mühendistir. Fatma Hanım ve Kâzım Bey, Şer-min'den habersiz ona güzel bir hediye aldılar.

Bütün sınıf arkadaşları geldi. Hep birlikte yediler, içtiler, oynadılar ve çok eğlendiler. Parti saat üçten altıya kadar sürdü. Arkadaşlan evlerine gittiler.

Şermin partiden sonra odasına gitti. Annesi ve babasının kendisine küçük de olsa bir hediye almadıklarına üzüldü. Tam o sırada annesi ve ba­bası odasının kapısından İçeri girdiler. Kâzım Bey işinden geç çıktığı için hediyeyi geç getirdi. Şermin babasının elinden paketi aldı ve heyecanla aç­tı. Paketin içinden Şermin'in uzun zamandır beğendiği büyük bir bebek çıktı. Şermin çok mutlu oldu, annesine ve babasına sarılıp öptü.

Dikte-istek kipi, geniş zaman, -ip ulacı, -madan ulacı, şimdiki zaman, belirli geçmiş zaman

BAYRAM TATİLİ

Murat ve Tayfun aynı yurtta kalıyorlar. Onlar, oda arkadaşları. Çok iyi anlaşıyorlar. Bayram tatilinde Murat Tayfun'a "Haydi bu tatilde seninle be­raber dedemin köyüne gidelim. Hem onlar çok sevinirler hem de biz şeh­rin gürültüsünden uzak üç gün dinleniriz." dedi. Tayfun biraz düşünüp kabul etti. Bayramdan bir gün önce trene binip izmir'e kadar gittiler. Köye tren yoktu. Köye gitmek için izmir'den bir otobüse bindiler. Hemen dede­nin evine gittiler, iki yaşlı insan, dede ve nine çok mutlu oldular. Onlara evin en güzel odasını verdiler. Nine mutfağa koşup onlar için güzel yemek­ler yaptı. Tayfun ve Murat o akşam yorgunluktan erken uyudular. Sabah güneş doğmadan Önce uyandılar. Temiz havada biraz yürüyüp kahvaltıya koştular. Murat'ın dedesinin iki ineği, koyunları ve tavukları vardı. Murat'a ve Tayfun'a kahvaltıda taze süt, taze yumurta ve köy peyniri ikram ettiler. Tayfun "Her şey şehirden ne kadar farklı! Şehirde hiçbir zaman böyle taze yumurta, böyle güzel peynir yok." dedi. O zaman Murat'ın dedesi gururla "Tabi oğlum, burada her şeyi biz kendimiz yapıyoruz. Bunun için hem çok temiz hem de çok taze." diye cevap verdi.

Tayfun ve Murat köyde üç gün kalıp döndüler. Derslerine yeni bir güç­le başladılar. Tayfun, onlann konukseverliğini hiç unutmadı. Her bayram, o da Murat gibi köye mutlaka bir bayram kartı göndermeği ihmal etmedi.

Duyulan Geçmiş Zaman (Mişli Geçmiş Zaman)

Bu konunun etkileşimli (interaktif) sınavına gitmek için tıklayınız.

Tanım:Duyulan geçmiş zamanda iş, oluş, hareket, konuşan tarafından görülmemiş, sonradan duyulmuş veya öğrenilmiştir. Fiillere -mış, -miş, -muş, -müşekleri getirilerek yapılır.

Duyulan Geçmiş Zaman Olumlu:

Dün beni aramış.

Dün toplantıya herkes geç kalmış.

Zor durumda olanlara yardım etmiş.

Duyulan Geçmiş Zaman Olumsuz:

Sınavda Matematik sorularına cevap vermemiş.

Geçen haftaki derste anlatılanların hiçbirini anlamamış.

Yeni elbise sana hiç yakışmamış.

Duyulan Geçmiş Zaman Soru:

Ankara’ya da kar yağmış mı?

Geçen yıl yapılan olimpiyatlarda Türkiye altın madalya almış mı?

Trafik kazasında ölen ya da yaralanan olmuş mu?

Kullanımı:

1. Gerçekleştiğini bilmediğimiz ve görmediğimiz ama bir başkasından duyup öğrendiğimiz olayları anlatmak için kullanılır.

Dün İstanbul’a kar yağmış.

Dün matematik sınavına girmemiş.

2. Gerçekleştiği zaman değil de sonradan fark edilen olayları anlatmak için kullanılır.

Eyvah, ödevimi yanlış yapmışım!

Çantamı yanıma almayı unutmuşum.

3. Hikâyelerde, masallarda ve fıkralarda vb. kullanılır.

Nasrettin Hoca bir gün komşusunu evine gitmişve ondan kazanını istemiş

4. -dır, -dir, -dur, -dürekiyle birlikte kullanılırsa ihtimal veya kesinlik anlamları vardır.

Annem belki eve gelmiştir.                               (İhtimal)

Yarım saat oldu. Ders kesinlikle bitmiştir.         (Kesinlik)

5. Ben ve Biz şahıs zamirleriyle kullanımında belli sebeplerle kendimizde olmadığımız durumları ( Hastalık, sarhoşluk ) ve rüyamızı anlatırken kullanılır.

Ben çocukken çok ağır hasta olmuşum.

Dün rüyamda sürekli konuşmuşum.

Not:Bazen Duyulan geçmiş zaman yerine Şimdiki zaman kullanılabilir.

Sabah erkenden çantasını alıp evden çıkıyor.

(Çantasını alıp evden çıkmış.)

Dün akşam önüne aniden bir çocuk çıkıyor ve ona çarpıyor.

(Önüne aniden bir çocuk çıkmış ve ona çarpmış.)

Not:Bazen Duyulan geçmiş zaman yerine Geniş zaman kullanılabilir.

Keloğlan yine yollara düşer.

(Keloğlan yine yollara düşmüş.)

Adamın biri yolunu kaybeder.

(Keloğlan yine yollara düşmüş.)

Not:Duyulan geçmiş zaman fiillerin dışında isimlere de gelebilir.

Bir zamanlar bir kral varmış. O, çok yaşlıymış.

Ali geçen hafta hastaymış.

Gelecek Zaman

Tanım: Fiilde bildirilen işin ve hareketin içinde bulunulan zamandan sonra yapılacağını belirtir. Fiillere -acak, -ecek getirilerek yapılır.

Gelecek Zaman Olumlu:

Bütün hayatını kitap haline getirecek.

Yarın anneme mektup yazacağım.

İki ülke gelecek hafta barış imzalayacak.

Gelecek Zaman Olumsuz:

Bana hiçbir zaman yalan söylemeyeceksin.

Annesini hiç üzmeyecek.

Artık kavga etmeyeceksin

Gelecek Zaman Soru:

Okulunuz bu sene bitecek mi?

Kitaplarınızı da yanınıza alacak mısınız?

Ahmet gelecek hafta evlenecek mi?

Kullanımı:

1. Fiilde bildirilen işin ve hareketin, içinde bulunulan zamandan sonra yapılacağını belirtir.

Ödevlerinizi yarın kontrol edeceğim.

Hepimiz bir hafta sonra geleceğiz.

2. Emir kipi yerine kullanılabilir. Emir anlamında kullanılır.

Şimdi git, ama sabah mutlaka erken geleceksin.

(Şimdi git, sabah erken gel.)

Bir daha sigara içmeyeceksin.

(Bir daha sigara içme.)

3. Gereklilik kipi yerine kullanılabilir. Fiilin yapılması gerektiğini anlatır.

Acı ve ekşi yiyeceklerden kaçınacaksınız.

(Acı ve ekşi yiyeceklerden kaçınmalısınız.)

Verilen görevleri yerine getireceksin.

(Verilen görevleri yerine getirmelisiniz.)

Not: Şimdiki Zaman Kipi, Gelecek zaman yerine kullanılabilir. 

Kardeşim yarın geliyor.

(Kardeşim yarın gelecek.)

En kısa zamanda sularınız akıyor.

(En kısa zamanda sularınız akacak.)

Not: Geniş Zaman Kipi, Gelecek Zaman yerine kullanılabilir.

Babam bu habere çok sevinir.

(Babam bu habere çok sevinecek.)

Bu haberi duyarsa çok üzülür. 

(Bu haberi duyarsa çok üzülecek.) 

Not: de- ve ye- fiillerine gelecek zaman ekleri gelirse e harfi i harfine dönüşür.

de - yecek  (Yanlış)

di - yecek (Doğru)

ye - yecek (Yanlış)

yi - yecek (Doğru)

Not: et- / git- / tat- fiillerinde t harfi d harfine dönüşmektedir.

Bütün yemeklerden tad-acak.

Yarın nereye gideceğiz.

Birbirinize yardım edeceksiniz.

Geniş Zaman

Tanım: Geniş zaman, işin başlayıp devam ettiğini ve devam edeceğini gösterir. Geniş zaman, geçmiş, gelecek ve şimdiki zamanı içine alan bir zamandır. Bu zamanda hiçbir sınırlama ve kesinlik yoktur. Fiillere -r, ar, -er, -ır, -ir, -ur, -ür ekleri getirilerek yapılır.

Geniş Zaman Olumlu:

İnsanlar doğar, büyür, ölür. 

Bir gün mutlaka başarılı olursun.

Çok gülen çok ağlar.

Geniş Zaman Olumsuz:

Müzik dinlemez, film seyretmez.

Bunu yaparsan seni asla affetmez.

Babasından başkasını dinlemez.

Geniş Zaman Soru:

Dedenizi ve ninenizi ziyaret eder misiniz?

Müzik dinler misin?

Boş zamanlarında kitap okur musun?

Kullanımı:

1. Sürekli yaptığımız ve alışkanlık haline gelen durumlarda kullanılır.

Biz her hafta kütüphaneye gideriz.

Kardeşim çok ders çalışır.

2. Geniş zaman, sen ve siz şahıs zamirlerinde kullanıldığında istek, rica ve kibarca emir anlamı vardır.

Hava çok soğuk. Pencereyi kapatabilir misin?

Silginizi verir misiniz?

3. Geniş zaman, Duyulan Geçmiş Zaman yerine kullanılabilir.

Savaş 1945 yılında biter.

(Savaş 1945 yılında bitmiş.)

Fenerbahçe o yıl rakibini yener ve tur atlar.

(Fenerbahçe o yıl rakibini yenmiş ve tur atlamış.)

4. Geniş zaman, Gelecek zaman yerine kullanılabilir.

Babam bu haberi duyunca çok sevinir.

(Babam bu haberi duyunca çok sevinecek.)

Ali eğer okulda değilse öğretmeni mutlaka arar. 

(Ali eğer okulda değilse öğretmeni mutlaka arayacaktır.) 

5. Geniş zaman, Duyulan geçmiş zaman yerine kullanılabilir.

Keloğlan bunu duyduktan sonra yollara düşer.

(Keloğlan bunu duyduktan sonra yollara düşmüş.)

Adam oğlunu çok arar ama bulamaz.

(Adam oğlunu çok aramış ama bulamamış.)

Not: Şimdiki Zaman, geniş zaman yerine çok kullanılır.

Her gün okula bu yoldan gidiyorum.

(Her gün okula bu yoldan giderim.)

Babam sigara içiyor.

(Babam sigara içer.)

Not: Geniş zaman ekleri fiillere şu şekilde gelir:

1. Ünlü ile biten fiillere -r gelir.

söyle-r

oku-r

yürü-r

2. Tek heceli fiillere -ar, -er” eklerinden biri gelir.

bak-ar

yaz-ar

sor-ar

Not: Aşağıdaki 13 fiil bu kurala uymaz:

gel-ir, al-ır, bil-ir, var-ır, gör-ür, kal-ır, bul-ur, ver-ir, öl-ür, vur-ur, ol-ur, san-ır, dur-ur

3. Ünsüz ile biten birden fazla heceli fiillerin sonuna -ır, -ir, -ur, -ür gelir

çalış-ır

konuş-ur

öğren-ir

götür-ür

sevin-ir

Görülen Geçmiş Zaman (Dili Geçmiş Zaman)

Bu konunun etkileşimli (interaktif) sınavına gitmek için tıklayınız.

Tanım:Fiilin belirttiği iş ve oluşun, içinde bulunulan zamandan önce yapıldığını ve kesinlikle bittiğini ifade eder. Fiillere-dı, -di, -du, -dü, (-tı, -ti, -tu, -tü)ekleri getirilerek yapılır.

 

Görülen Geçmiş Zaman Olumlu:

Öğretmen, dün bize geldi.

Dün dersimizde konuları tekrar ettik.

Bütün sorulara doğru cevap verdim.

 

Görülen Geçmiş Zaman Olumsuz:

Ahmet geçen yıl derslerine çok çalışmadı.

Ödevlerimizi bitirmedik.

Geçen hafta kelimelerin hepsini ezberlemedim.

 

Görülen Geçmiş Zaman Soru:

Bütün sorulara cevap verdin mi?

Konuyu anlanız mı?

Sınavın sonuçlarını açıkladılar mı?

 

Kullanımı:

1. Fiilin, işin geçmişte yapıldığını ve kesinlikle bittiğini ifade eder.

Dün akşam eve geç saatlerde gitti.

Sınav bir saat önce bitti.

2. Gerçekleşen fiil ve iş anlatan kişi tarafından bilinmektedir.

Dün İstanbul’a kar yağ.

Öğretmenciler, öğretmenlerine şiir yaz.

3. Yaşadığımız ve gördüğümüz olayları anlatmak için kullanılır.

Ayağı kaydı, düş.

Dün sabaha kadar ders çalışm.

Not:Bazen Görülen geçmiş zaman yerine Geniş zaman kullanılabilir.

Fatih Sultan Mehmet 1453te İstanbul’u fetheder.

(Fatih Sultan Mehmet 1453te İstanbul’u fethetti.)

Olaylar biter, polisler olay yerine gelir.

(Olaylar bitti, polisler olay yerine geldi.)

Not:Bazen Görülen Geçmiş Zaman yerine İstek Kipi kullanılabilir.

Dışarı çıkınca bir de ne göreyim.

(Dışarı çıkınca bir de ne görm, dersiniz.)

Not:FıSTıKÇı ŞaHaP harflerinden sonra-tı, -ti, -tu, -tüekleri gelir.

Annesine yardım etti.

Not:Belirli geçmiş zaman, fiillerin dışında isimlere de gelebilir.

Bir öğretmenimiz var. İyi kalpli ve yardımsever biriydi.

Dün hava çok güzeldi.

Şimdiki Zaman

Şimdiki zaman konusunun etkileşimli ( interaktif ) sınavına ulaşmak için tıklayınız.

Tanım:Şimdiki zaman, fiilin belirttiği işin içinde bulunduğumuz zamanda başladığını ve devam etmekte olduğunu bildirir. Fiile–yor eki getirilerek yapılır.

Şimdiki Zaman Olumlu:

Şimdi ders anlatıyor.

Çocuklar bahçede futbol oynuyorlar.

Öğrencilerin sınavlarını okuyorum.

 Not: Eğer fiil   a, e   harfleri ile bitiyorsa   a, e  harfleri   ı, i, u, ü   harflerine dönüşür. Olumsuzda bu değişme olmaz.

dinle +yor  dinliyor

başla +yor  başlıyor

oyna+yor   oynuyor

 Öğrenciler otobüs bekliyor.                   (beklemek)

Öğretmen konuyu tekrarlıyor.               (tekrarlamak)

Bahçıvan bahçeyi suluyor.                       (sulamak)

 Bu kural tek heceli iki fiil için de geçerlidir.

de +yor   diyor

ye +yor   yiyor

 Şimdiki Zaman Olumsuz:

Öğretmen öğrencilere kötü not vermiyor.

Ben sigara içmiyorum.

Öğrenciler derste hiç konuşmuyor.

Not:  Türkçede olumsuzluk eki  ma, me  ekleridir. Fakat Şimdiki zamanda  -mı, -mi, -mu, -mü  eklerine dönüşür. Soru eki ile olumsuzluk eki birbiriyle karıştırılmamalıdır. Olumsuzluk eki Şimdiki zamandan önce, Soru eki ise Şimdiki zamandan sonra gelir.

koş -mu  (Olumsuzluk eki) - yor mu (Soru Eki) - yum?

Şimdiki Zaman Soru:

Anneni çok özlüyor musun?

Öğretmeninizi seviyor musunuz?

Sen beni tanıyor musun?

Not:  Şimdiki zaman anlamı  -makta, -mekte   ekleriyle de sağlanır.

Şimdi ders çalışmaktalar.

(Şimdi ders çalışıyorlar.)

 Ayak sesleri duymaktayım.

(Ayak sesleri duyuyorum.)

 Kullanımı:

1. Fiilin içinde bulunulan zaman içerisinde ve konuşma anında yapılmakta olduğunu anlatır.

Şimdi, odasında ders çalışıyor.

Bütün çocuklar, dışarıda oyun oynuyorlar.

 2. Şimdiki Zaman, Geniş Zaman yerine kullanılır.

Her gün düzenli olarak iki saat ders çalışıyor.

(Her gün düzenli olarak iki saat ders çalışır.)

 Babam hiç sigara kullanmıyor.

(Babam sigara kullanmaz.)

 3. Şimdiki Zaman Gelecek Zaman yerine kullanılır.

Bekleyin biraz sonra ben de geliyorum  .

(Bekleyin biraz sonra ben de geleceğim.)

 Yarın sabah yola çıkıyoruz.

(Yarın sabah yola çıkacağız.)

 4. Şimdiki zaman, Duyulan geçmiş zaman yerine kullanılır.

Geçen hafta annesinin ve babasının yanına gidiyor ve onları çok üzüyor.

(Geçen hafta annesinin ve babasının yanına gitmiş ve onları çok üzmüş.)

 Dün akşam babasına kızıyor ve evden çıkıp gidiyor.

(Dün akşam babasına kızmış ve evden çıkıp gitmiş.)

 Not:  et, git, tat fiillerinde  t  harfi  d  harfine dönüşmektedir.

Bütün yemeklerden tadıyor.

Nereye gidiyorsun?

Babasına yardım ediyor.

Şimdiki Zaman Öğretimi

       Bir dünya dili olan Türkçeye olan talep gün geçtikçe artmakta, ancak bu isteği karşılamaya yönelik çalışmaların sayısı aynı oranda çoğalmamaktadır. Yabancı dil olarak Türkçe öğretimine yönelik kaynaklar incelendiğinde daha fazla sayıda kaynağa gereksinim duyulduğu görülmektedir. Tüm dünyada en yaygın olarak kullanılan ve öğretilen dillerden olan İngilizce; dili öğretmek ya da öğrenmek isteyen öğretmen ve öğrencilere çok sayıda yazılı, sözlü ve görsel seçenek ve farklı olanaklar sunmaktadır. İngilizce herhangi bir yapıyı öğretmek ya da öğrenmek isteyen bireyin sadece internete girmesiyle bile binlerce kaynağa ulaşması olasıdır. Benzer kolaylığı dünyada yaygın olarak öğretilen diğer yabancı diller için de söyleyebiliriz. Ana dilimiz Türkçeyi yabancılara öğretmek amacıyla 2004 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü bünyesinde kurulan Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Anabilim Dalı bu alandaki eksiklikleri gidermek, kaynak oluşturmak, dilimizi yabancılara ve yurt dışında yaşayan üçüncü kuşak bireylere öğretmek amacını gütmektedir.

Bu çalışmada Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Anabilim dalı programında, yabancı dil olarak Türkçe öğrenmek isteyen bireylere, bu dili öğretecek olan öğretmenlere yardımcı olmak, bu alanda kaynakça oluşturmak amacıyla "şimdiki zamanın" öğretimine yönelik materyal geliştirilecektir. Bu araç gereçlerin geliştirilmesinde Türkçenin özellikleri göz önünde bulundurularak, yabancı dil öğretim yöntemlerinden yararlanılmıştır.

Çalışmanın kapsamında "şimdiki zamanın" öğretimine yönelik metin, etkinlik, oyun, resimler yer alırken, bunlara ek olarak öğretmenin ders anlatımına yönelik ders programları hazırlanmıştır.

Bu çalışmada, öğrenme, öğrenme yaklaşımları ve farkları ortaya konacak, yabancı dil öğretim yöntemlerinden söz edilecektir. "Şimdiki zaman"ın öğretimine yönelik görsel araçlar olan resimler, saydamlardan yararlanılarak örnek ders planı ve metinlerle yapının öğretimi ile ilgili materyal geliştirilecektir.

"Şimdiki zaman", yabancı dil olarak Türkçe öğrenilirken en çok gereksinim duyulabilecek zamanların başında gelmektedir. Bireyin öğrenmekte olduğu dilde en yaygın olarak kullanılan zamanın "şimdiki zaman" olması nedeniyle, bu çalışma bu amaca yönelik materyal geliştirmeyi amaçlamaktadır.

Yapılan bu çalışmada, şu sorulara yanıt aranacaktır:

*  Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde "şimdiki zaman" hangi aşamada öğretilmeli?

*  Şimdiki zamanın tüm işlevleri bir arada verilmeli mi yoksa her işlev için ayrı ders ve

ünite planları mı yapılmalı?

*  Hazırlanan ders planları sadece "şimdiki zamanın" dilbilgisel değerini öğretmeye

yönelik mekanik alıştırmalardan mı oluşmalı?

*  Oluşturulan metinlerdeki dil nasıl olmalı?

*  Metinlerin öğretimi nasıl desteklenmeli?

Bu sorulara belki yenileri de eklenebilir, ama çalışmamızda genel olarak bu konulara yanıt bulmaya çalışacağız.

 Yukarıdaki sorulara yanıt aranılırken; aynı zamanda görsel materyallere yer verilip verilmemesi, yer verilecekse hangi aşamanın uygun olduğu tartışılacak, öğrenme kuramları ve yabancı dil öğretim yöntemlerinin ışığında dikkat çekmeyi, yapıyı pekiştirmeyi sağlayacak materyallerin içeriğinin nasıl olması gerektiği, hangi aşamalarda kullanılmasının uygun olduğu tartışılacaktır.

 Şimdiki zamanın öğretilen ilk zaman olduğu varsayılarak, öğrencinin sadece, bu seviyede alfabeyi, Bu ne? / Bu kim? diye sormayı, Bu mi? kalıbını, bulunma durumunu, ad durum eklerini, çoğul yapmayı, ünlü uyumunu bildiği varsayılmış, bu nedenle ilk olarak eylem öğretimine yer verilmiştir.

İnsanlar, yaşamları boyunca çevre ile çeşitli etkileşimlerde bulunurlar. Birey, bu etkileşimler sonucunda bilgi, beceri, tutum ve değerler kazanır. Bu yaşantılar da öğrenmenin temelini meydana getirir. Böylelikle öğrenmeyi, kişilerde oluşan kalıcı değişmeler olarak tanımlamak mümkündür. Çevresi ile olan etkileşimleri, bireyin sürekli olarak bu çevreden bir şeyler alıp-vermesi anlamına gelir. Dolayısıyla, birey kendisine çevresinden sürekli olarak ulaşan verileri değerlendirir ve bunlarla ilintili düşünsel, duyuşsal veya davranışsal tepkiler verir.

       Açıkgöz (2005: 8)'e göre öğrenme, yaşantı sonucu meydana gelen davranış değişikliğidir. Bu bakış açısına göre, yeni bir kavramı öğrenen insanın düşünce olarak artık eskisinden farklı bir birey olması ve yeni öğrenmeler sonucunda önceleri yapamadığı bir şeyi artık yapabilir konuma gelmesi, öğrenmenin dinamik bir süreç olduğunu göstermektedir.

 Öğrenmenin ortak özellikleri Senemoğlu (2005: 89)'na göre aşağıdaki gibidir:

  1. 1.1.Davranışta gözlemlenebilir bir değişme olması;
  2. 2.2.Davranıştaki değişmenin nispeten sürekli olması;
  3. 3.3.Davranıştaki değişmenin yaşantı kazanma sonucunda olması;
  4. 4.4.Davranıştaki değişmenin yorgunluk, hastalık ve ilaç alma vb. etkenlerle geçicibiçimde meydana gelmemesi;
  5. 1.5.Davranıştaki değişmenin sadece büyüme sonucunda oluşmaması.

 Günümüzde öğrenmeyi açıklayan değişik kuramlar vardır. Ancak henüz bütün öğrenme durumlarını açıklayabilen bir öğrenme kuramı geliştirilememiştir.

 Ulusoy'a göre öğrenme kuramları iki ana başlıkta toplanabilir: Davranışçı kuramlar ve Bilişsel kuramlar (2007: 238).

 Bu çalışmada öğrenme kuramlarından davranışçı ve bilişsel kuramlara yer verilecektir, daha sonra bunlar arasındaki farklardan söz edilecektir.

Öğrenme ile ilgili kuramlara bakış açıları farklılıklar göstermektedir. Ulusoy, bazı psikologların kuramları ikiye, diğerlerinin dörde ayırdığını söylemektedir. Bu yaklaşımlar arasında, davranışçı, bilişsel ve nörofizyolojik öğrenme kuramları yer almaktadır. Bu tezde, nörofizyolojik öğrenme, yani beyin temelli öğrenmeye, beynin yapısı ve belli tür öğrenmelerin beynin hangi bölgeleriyle ilişkili olduğunun detaylıca anlatılmadan yeterince yer verilemeyeceği düşüncesiyle yalnızca davranışçı ve bilişsel yaklaşımlara yer verilecektir.

        Bu yaklaşıma göre öğrenme, uyaran ile bu uyarana verilen tepki arasında bir bağ kurma işlemi olarak tanımlanır. Birey, belli uyaranlara karşı belli tepkiler verir. Organizmayı etkileme gücünde olan iç ve dış olaylara uyaran denilmektedir. Uyaranın organizmada meydana getirdiği psikolojik ve/veya fizyolojik değişiklikler, tepki (davranım) adını alır. Bir araya gelen davranımların oluşturduğu bütüne "davranış" adı verilmektedir. Buna göre gözümüze gelen ışık bir uyaran, gözümüzü kapamamız bir davranımdır (Özer, 2001: 159).

      Davranışçı anlayışa göre, öğrenme süreçleri ; klasik koşullanma, edimsel koşullanma, gözlem yoluyla öğrenme, gestalt kuramı şeklindedir. Bu çalışmada bu dört başlık kısaca incelenecektir.

      Klasik koşullanmanın öğrenme ile ilgili çalışmalarda yerini alması, Ivan Pavlov'un hayvanlar üzerinde yaptığı deneyler sayesinde olmuştur. Bu anlayışa göre, yürüme ya da koşma gibi belirli bir koordinasyon altında gerçekleşen karmaşık kas hareketleri bütünleri uyaran ile davranım arasında bağ kurma yoluyla öğrenilmiş davranışlar olup bütün bu davranışlar klasik koşullanma yoluyla öğrenilebilmektedir (Demirel, 2004: 30). O halde klasik koşullanmanın öğrenme sırasında olumlu bir etkisinden söz etmek olasıdır.

Klasik koşullanma ilkelerinin, sınıfta öğretme-öğrenme ortamında kullanılma alanının sınırlı olduğu ileri sürülmekle birlikte, duyuşsal ve duygusal özelliklerin kazandırılmasında önemli rol oynamaktadır. Okullarda ilgi, olumlu tutum, olumlu benlik kavramı, akademik özgüven ve diğer olumlu duyguların gelişiminde klasik koşullanma etkili olmasına rağmen, bu tür öğrenmeler rastlantısal olmaktadır. Ancak, yukarıda adı geçen özelliklerin kazandırılması için klasik koşullanma ilkelerinin belirli bir şekilde kullanılmasını sağlayacak eğitim programlarının düzenlenmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Böylelikle, rastlantısal olarak değil, bilinçli bir şekilde, çocukların okulu, öğrenmeyi, okumayı seven, olumlu tutumlara sahip, öğrenilmiş çaresizlikten uzak, özgüveni yüksek olan bireyler olarak yetişmelerine yardımcı olunabilir (Senemoğlu, 2005: 104). Klasik koşullanma, yukarıda anlatıldığı şekilde sınıf ortamında yaygın olarak kullanılmamaktadır. Ancak, öğretmen-öğrenci ilişkisinde dersi sevdirmede, ilgiyi artırmada yardımcı bir etmen olabilir.

       Yabancı bir dili öğrenen öğrencilerde ilk etapta karşılaşılan problemlerden biri konuşma etkinliği ile ilgilidir. Öğrenciler öğrenmekte oldukları dili, gerek telaffuz ederken gerek yeni yapılar ve sözcüklerle kullanırken zorlanırlar. Sınıf ortamında hata yapmaktan, sözcüğü yanlış telaffuz etmekten, anlaşılamamaktan korkan öğrenci konuşmak istemez. Bu noktada öğretmenin ve sınıftaki diğer öğrencilerin tutumunun olumlu olması, öğrenciyi teşvik eder, hata yapmaktan korkmamasını, özgüveninin artmasını sağlar. Öğretmenin, kurulan her tümceden, verilen her cevaptan sonra öğrenciye olumlu yaklaşımı, öğrenci hatalarını düzeltmedeki dikkatli tutumu ve yapıcı eleştirileri, öğrenciyi öğrenmeye, daha çok konuşma etkinliğini gerçekleştirmeye sevk eder. Öte yandan yanlış kullanılan bir sözcükten sonra ya da telaffuz hatasından sonra sınıf genelinde gülünmesi öğrencinin tüm motivasyonunu alır ve bir daha "dili mükemmel öğrenene dek" konuşmamaya yöneltir. Klasik koşullanma öğretmen-öğrenci-öğrenme üçlüsünde öğrenmeyi kolaylaştırmaya olumlu katkıda bulunabilir.

 Edimsel koşullanmaya göre, davranışın sonucunda çevrenin gösterdiği tepki davranışın devam etmesine ya da azalmasına neden olur. Ulusoy'un aktardığına göre, Edward Lee Thorndike ve Burrhus Frederic Skinner öğrenme kuramlarının gelişimine katkıda bulunan en önemli psikologlardandır. Thorndike, 1913 yılında Pavlov'un deneyini değiştirerek davranışçı öğrenmeye yeni bir kuram eklenmesine öncülük etmiştir. Edimsel koşullanmanın ne olduğuna yönelik ve öğrenmedeki yerini belirlemek amacıyla özellikle Batıda önemli çalışmalar yapılmıştır. Thorndike'a göre öğrenme, uyarıcı-tepki bağı sonucu oluşmaktadır. Thorndike ortaya koyduğu bu kuram ve yapmış olduğu bir dizi deneyden yola çıkarak etki kanunu oluşturmuştur. Etki kanununa göre bir davranış sonucunda duyulan tatmin, bu davranışın gelecekte benzer durumlarda da devam edip etmeyeceğini belirler. Tatmin yaratılan bir davranışın tekrarlanma olasılığı artarken, tatmin yaratmayan bir davranışın tekrarlanma olasılığı azalmaktadır (Aktaran: Ulusoy, 2007: 270-71). Etki kanuna göre, öğretmen-öğrenci ilişkisindeki olumlu tutum öğrencinin aldığı olumlu tepki üzerine davranışını tekrarlamasını sağlar. Ders esnasında öğrencinin verdiği cevaba olumlu tepki olması, öğrencinin şevkini artırır ve sorulan soruya cevap vermek için çabalamasını sağlar. Aynı zamanda bu tezde hazırlanan tüm materyal öğrencinin öğrendiği dili kullanabilmesine yönelik olup, öğrenci öğrenmekte olduğu dil ile iletişim kurabildiğini görerek dil öğrenme amacına ulaşmış olur, öğrenmeye olan ilgisi artar.




Önemli not: Bu eserin sahibi bulunamamıştır. Onun için yazar kısmı belirtilmemiştir. Yazarını bilen varsa iletişim bölümünden site yöneticiyle lütfen iletişime geçiniz...

Devamını okumak için tıklayınız...

 

Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretilmesinde Yöntem Seçimine İlişkin Bir Durum Çalışması: Farklı Yöntemler Üzerinden Geçmiş Zaman Öğretimi

         Çalışmanın amacı yabancı dil olarak Türkçe geçmiş zaman öğretimine ilişkin A1 seviye sınıfı dersinde ne tür yabancı dil öğretim yaklaşımı/yaklaşımları kullanıldığını tespit etmektir. Araştırmakarma desen(mix method)kullanılarak tasarlanmıştır. Çalışmanın desenieş zamansız karma modelkullanılarak oluşturulmuştur. Araştırmada yabancı dil olarak Türkçe dersinde kullanılan yabancı dil öğretimi tekniklerinin hangi yabancı dil öğretimi yaklaşımına uygun olduğunedensellikile ilişkilendirilerek ve derste kullanılan her bir teknik içinnasılsorusu sorularak elde edilen detaylara ayrıntılı bir biçimde yer verilmiştir. Çalışmada ayrıca katılımcılarıngeçmiş zaman değerlendirme sınavındaaldıkları puanlar arasında cinsiyet ve bildikleri yabancı dil sayısına bağlı olarak farklılık olup olmadığı araştırılmıştır. Çalışma sonucunda yabancı dil olarak Türkçe dersine ait geçmiş zaman konusu öğretimi sırasında öğretmen tarafından dil sınıfında sadece bir yabancı dile ait yönteme ilişkin yabancı dil öğretim tekniği/teknikleri kullanılmadığı; bunun aksine pek çok yabancı dil öğretimi yaklaşımına ait tekniklerin aynı anda kullanıldığı belirlenmiştir. Konu değerlendirme sınavında üç ve üzeri yabancı dil bilen katılımcıların, bir yabancı dil bilen katılımcılara göre daha başarılı sonuçlar aldıkları tespit edilmiştir.

         Yirminci yüzyıl yabancı dil öğretimi ideolojileri sahasındaki pek çok değişim ve yenilik tarafından karakterize edildi (Kamhuber 2010, s.9). Güneş'e (2011) göre 1900'lü yıllardan itibaren dil öğretimi alanında çeşitli yaklaşım ve yöntemler uygulanmış ve yaklaşımların temel görüşleri, amaç ve uygulama yöntemleri ile ilgili tarihsel süreç içerisinde önemli değişmeler olagelmiştir. Richards ve Rodgers (2007) dil öğretimini ilgilendiren güncel soru ve sorunların bile aslında yabancı dil öğretimi tarihinde tartışılmış bulunduğunu belirtmektedir. Yavuz ve Şimşek (2008) 19. yüzyılda ilk kez Dilbilgisi-Çeviri Yöntemi ile başlayanyabancı dil öğretiminde yöntemkavramının 1990'lı yıllarda yöntembilimciler tarafından reddedildiğini ve yöntem sonrası çağın başladığını söylemektedir. Yabancı dil öğretimi çağın hızla gelişen şartları içerisinde kalıplara sığmamış ve sınıf içerisinde bir yöntemin kullanılması ve diğer yöntemlerin kapı dışarı edilmesi eski çağlara ait bir uygulama olarak tarihin tozlu raflarında yerini almıştır. Yaklaşık 100 yıllık sürece damgasını vuran, birbirine tepki ve bir önceki yöntemin teoride ve/veya pratikte var olan eksiklerini gidermek ve yabancı dil öğretimini bir adım daha ileriye taşımak temel amaçlarıyla ortaya çıkanDilbilgisi-Çeviri Yöntemi (Grammar Translation Method), Direk/Doğrudan Yöntem (Direct Method), Kelime Yöntemi (Approche Par Le Lexique), Kültür Yaklaşımı (Approche Par La Culture), Doğal Yöntem (Methode Naturelle), Aktif Yöntem (Methode Active), İşitsel-Sözel Yöntem (Methode Audio-Orale), Görsel -İşitsel Yöntem (Methode Audio- Visuelle), İletişimsel Yaklaşım (Approche Communicative), Kavramsal-İşlevsel Yaklaşımlar (Approches Notionnelle- Fonctionnelle), Beceri Yaklaşımı (Approche par competences)veEtkinlik Yaklaşımı (Approche par l'action)belli başlı yabancı dil öğretimi yaklaşımları arasında sayılabilir (Güneş, 2011; Kamhuber, 2010; Yavuz ve Şimşek 2008). Yavuz ve Şimşek(2008) yabancı dil yöntemleri arasında var olanyöntembilimsel çatışmalarıaltı başlık altında inceler: (1) Dilbilgisinin öğretiminde tümdengelimciliğe karşı tümevarımcılık(Dilbilgisi-Çeviri Yöntemindeönce kuralların verilerek örnekler üzerinden yabancı dil öğretimi yapılmaya çalışılmasına karşılık; doğalcılık ilkelerine dayanan, ana dili sınıf ortamından çıkaran ve çeviri etkinliklerinin yerini gösteri yoluyla öğretimin aldığıDüzvarım Yöntemi);(2) dil becerilerinin öğretiminde ayrılıkçılığa karşı birleştiricilik(Ordu Yöntemide denilen ve dinleme etkinliklerini ön plana alan ve ses bilime önem verilen; öğrencilere dil kalıplarının ezberletildiği yoğun sözel alıştırmalara yer verenİşitsel-Dilsel Yöntem'e karşılık; kural öğrenme ve anlamlı alıştırmalara, yabancı dilin yapısal çözümlenmelerine yer veren; dil öğrenmenin alışkanlık ve şartlanmanın ötesinde zihinsel ve üretimsel olduğunu savunanBilişsel Yöntem);(3) dil kuramında yapısalcılığa karşı işlevselcilik (Yine dili bir insan davranışı gibi gören ve büyük oranda Watson ve Skinner'in görüşlerine dayananİşitsel-Dilsel Yöntem 'ekarşılık; dilin kurallarının değil kullanımının esas alındığı, dil öğreniminin zihinde gerçekleşen aktif bir süreç olduğunu, her bir ünitenin işlevsel bir odağının olduğu İletişimsel Dil Öğretim Yöntemi), (5) dil üretiminde doğruluğa karşı akıcılık (Dil yanlışlarının kötü alışkanlıklar olduğunu savunarak doğruluğu öne çıkaran İşitsel-Dilsel Yönteme karşılık; dil üretiminde anlaşılabilirliği ölçüt olarak alarak akıcılığı savunan İletişimsel Dil Öğretim Yöntemi) ve (6) dil kavramlaştırmasında tek dilliliğe karşı iki dillilik (yabancı dil öğreniminde ana dili bir başvuru kaynağı olarak gören Dilbilgisi-Çeviri Yöntemine karşılık; ana dil kullanımını yasaklayan İşitsel-Dilsel Yöntem). Yabancı dil öğretimi yaklaşımlarının nedensellik zinciri içerisinde incelendiği zaman görüleceği üzere çoğu zaman birbiri ile çatışan yabancı dil öğretim teknikleri de barındıran bu yöntemler arasındayabancı dil olarak Türkçe öğretimi için hangi yöntem/yöntemler en uygun olanıdır?sorusu akılları kurcalayan ve yanıt bekleyen bir soru olarak karşımızda durmaktadır.

Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimine Uygun Yöntem Seçimi

Sierra'ya (1995) göre bütün yabancı dil öğretimi yaklaşımları dilin; anlam kodlamasıyla ilgili olan ve ses birimleri, biçimbirimler, sözcükler, yapılar ve cümleler haline gelen öğelerin yapısal bir sistemi olduğunu görmüşlerdir. Tüm yabancı dil öğretimi yaklaşımlarının temelinde aslında tek bir düşünce yatmaktadır: Yabancı dili olabildiğince hızlı, işlevsel ve doğru bir biçimde öğretebilmek. Collins (2006) küçük yaşlardaki çocukların ana dillerini doğru ve hızlı bir biçimde nasıl öğrendiklerini tam olarak çözümlenebilirse yabancı bir dili öğretmek için onların ana dili öğrenirken kullandıkları yolu kullanabilme olanağının doğacağını belirtmektedir. Belki de tüm yaklaşımların arka planında bu düşünce ve buna paralel fikirler yatmaktadır. Sierra (1995), sonuç olarak bir yabancı dili öğrenmenin; o dile ait tüm yapısal bloklara ve kurallara hâkim olmak ayrıca bunları birleştirip kullanabilmek olduğunu belirtir.

Peki dil öğretmenleri açısındanyabancı dil öğretim yöntemlerine işe yaramaktadır? Freeman yabancı dil öğretim yöntemlerinin yabancı dil öğreticilerine neler kazandırdığına dair beş madde sıralar (Freeman, 2005, s. 9-10):

  1. Yöntemler, dil öğretmenlerinin kendi davranışları altında yatan nedenlerin ne olduğunun farkında olmalarına yardımcı olur. Dil öğretmenleri dil öğretim yöntemlerini keşfettikleri zamanne yaptıklarıveneden yaptıklarıhakkında kesin bilgi sahibi olurlar.
  2. Yabancı dil öğretmenleri (yöntem bilgisi sayesinde) dil öğretimi açısından nerede ve hangi seviyede olduklarının farkına varırlarsa, kendilerine yabancı dil öğretilirken kullanılan yöntemlerden daha farklı bir öğretim yöntemi seçebilirler. Bu sayede dil öğretmeni bir yöntemi neden tercih ettiğinin ve diğer yöntemleri neden kullanmadığının farkında olacaktır.
  3. Yöntem bilgisi, öğretime dayalı bilginin bir parçasıdır. Yöntem sayesinde dil öğretmeni aslında pratik(ler) topluluğuna üye olmaktadır. Her bir yabancı dil öğretmeni, diğer öğretim üyelerinin yabancı dil öğretim yöntemleri hakkında yaptıkları profesyonel tartışmaların bir parçası olabilir.
  4. Yöntem bilgisi yabancı dil öğretmenininteknik repertuvarınıgenişletmeye yardımcı olur. Dolayısıyla yöntem bilgisi ders sırasında dil öğretmenine rahatlıkla farklı yabancı dil öğretimi teknikleri kullanabilme olanağı verir.

 Yabancı dil öğretmeninin yöntem bilgisi sayesinde üyesi haline geldiği tartışma topluluğu, öğretmenin dil öğrencilerini öğrenmeye nasıl yönlendireceği konusunda tasarladığı yöntem ve teknikleri değiştirip geliştirebilir.

Yabancı dil öğretim yöntemleri bilgisi, dil öğretmenine kendi davranışlarının farkında olması için bir ayna görevi görmekte; dil öğretmenine daha yararlı gördüğü yöntemler arasına geçiş yapma imkânı vermekte; dil öğretmenini yabancı dil öğretim yöntemlerinin tartışıldığı geniş bir topluluğun üyesi hâline getirmekte ve bu sayede dil öğretmeni kullandığı öğretim tekniklerini nasıl tasarlayacağını tekrar gözden geçirmektedir. Ayrıca yabancı dil öğretmeni dil öğretim tekniklerine ilişkin repertuvarı genişlediği için derslerde çok daha yararlı olabilme şansı yakalayabilmektedir.

Devamını okumak için tıklayınız...

Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Türkçede Zaman Kiplerin Anlamı

Türkçede birleşik zamanlı fiilerde i- ek-fiili yalnız görülen geçmiş zaman, duyulan geçmiş zaman ve şart kipi ekleri alabilir. Ek fiilin bu özelliği dolayısıyla birleşik zamanlı fiiller kendi içlerinde hikaye birleşik kipi, rivayet birleşik kipi ve şart birleşik kipi ayrılmaktadır.

Türkçede kip kavramı Arnavutçadakinden farklıdir. Türkçede eylemin belirttiği işin nasıl, ne zaman ve ne biçimde yapıldığını bildiren anlatım biçimine kip denir. Fiildeki kip kendi varlığını ancak zaman ekleri ile ortaya koyabilmektedir. Buna göre kip, şekil + zaman kavramlarının birleşiğidir. Eylemin belirttiği işin ne zaman yapıldığı çok önemlidir. Bu nedenle Türkçedeki bütün kiplerde, zaman temel unsur olarak kabul edilir. Türkçede dokuz kip vardır: Bildirme ve isteme kipleri. Arnavutçada ise bütün birleşik zamanları analitik şeklinde oluşturulur. Üstelik Arnavutçada kip kavramı farklılıklar gösterir. Arnavutca kipinin anlamı farklıdır. Bu gramer kategorisi ile eylemin ve nesnel gerçekliğin ilişkisini anlatmaktadır. Bu gramer kategorisi ile konuşucunun bir eyleme duruşunun belirler. Bu duruş ihtimal, isteklilik ve gerçeklilik. Arnavutçada kip gramer kategorisi eylemin gerçekleştirdiği (modalite) asıl unsurudur. Arnavutçada altı kip vardır. Bildirme, şart, istek, emir ve iki diğer kip.

Türkçede birleşik zamanlı fiilerde i- ek-fiili yalnız görülen geçmiş zaman, duyulan geçmiş zaman ve şart kipi ekleri alabilir. Ek fiilin bu özelliği dolayısıyla birleşik zamanlı fiiller kendi içlerinde hikaye birleşik kipi, rivayet birleşik kipi ve şart birleşik kipi ayrılmaktadır.

Türkçede kip kavramı Arnavutçadan farklılıklar göstermektedir. Türkçede eylemin belirttiği işin nasıl, ne zaman ve ne biçimde yapıldığını bildiren anlatım biçimine kip denir. Fiildeki kip kendi varlığını ancak zaman ekleri ile ortaya koyabilmektedir. Buna göre kip, şekil + zaman kavramlarının birleşiğidir. Eylemin belirttiği işin ne zaman yapıldığını çok önemlidir. Bu nedenle Türkçedeki bütün kiplerde zaman temel unsur olarak kabul edilir. Türkçede dokuz kip vardır: Onlar bildirme ve isteme kipleri. Arnavutçada ise bütün birleşik zamanları analitik şeklinde oluşturulur. Üstelik Arnavutçada kip kavramı farklılıklar gösterir.

 

Geleneksel dilbilgisinde birleşik zaman olarak adlandırılan ve hikaye, rivayet, koşul gibi türleri bulunan eylem çekimlerinde Türkçenin bir özelliği ortaya çıkar: Bu zamanlar birçok dildeki gibi, ayrı ayrı yardımcı eylemlerin de yardımıyla değil, çekim eklerinin bir araya gelerek kaynaştığı gibi bileşik biçimbirimlerin yanı sıra ekeylemin -dir biçimbirimiyle oluşmuş -iyor + dur gibi kalıplaşmış biçimbirimlerle anlatılır. Bu ek kalıplaşmasıyla zaman, kip ve görünüş açısından önemli anlam özellikleri ayrımları dile getirilir. Birleşik zaman çekimleri arasında çok nadir olsa, zaman zaman yakınlıklar, hatta eşdeğerlilikler bulunabilir.

Türkçede ad tümceleri kuran, kimi bileşik zamanların anlatımında görev alan -dir koşacının kullanılışı ve kimi tümcelerin bu biçimbirim olmadan kurulması, sözdizimi açısından olduğu kadar tümce anlambilimi bakımından önemli bir özelliğini oluşturur. Bu unsurun verdiği anlamları: tahmin yürütme, olasılık belirtme; geçmişte, sürekli gerçekleşen bir olayı saptama, bir durumu belirleme; gereklilik anlamını pekiştirme; geçmişte yapılmış olması gereken bir işi belirtme, bir beklentiyi, umudu dile getirme olabilirler.

Bildirinin amacı Türkçedeki birleşik zamanları açıklarken karşılaştığımız sorunların ve zaman yakınlıkları ve eşdeğerlilik durumların açıklamasıdır.

Batı dillerine Latince 'modus' teriminden aktarılmış olan ve Türkçede 'şekil, biçim, kalıp', anlamlarına gelen kip için Türkçe gramerlerinde verilen tanımlar ve yapılan açıklamalar oldukça bulanık ve karışıktır. Bunlar bazı noktalarda birbirleriyle uyuşmakta bazı noktalarda birbirinden ayrılmaktadır. Kipi, fiilin gösterdiği hareketin nasıl yapıldığını veya olduğunu bildiren bir şekil veya tarz olarak kabul eden görüşlerin yanında kip ile zamanı iç içe düşünen ve bunları birbirinden ayırmayıp zamanı kip gibi kabullenen görüşler de vardır. Bazı gramer kitaplarında da kip, 'fiillerin eylemleri, oluşları, durumları zamanla ilgili olarak anlatma biçimleri' veya 'fiilde eylem, zaman ve şahıs kavramlarının birleşkesi' olarak verilmiştir. 'Eylemin zaman ve kişi kavramı veren biçimine kip denilmektedir' tanımı ile aynı görüşü paylaşan daha başka gramer yazarları da vardır. (Korkmaz, 2003, 567-568)

Tahsin Banguoğlu da kipin 'zaman (ve varsa tarz) eki ile uzatılmış bir fiilin tekli ve çoklu kişi ekleri almasıyla meydana geldiğini' bildirmiştir. Dolayısıyla kipi yine zaman (varsa tarz) ve şahıs kavramlarına bağlamıştır.

Kipin zaman ile doğrudan doğruya bir ilişki olmadığını belirtmek gerek. Ancak, kiplerin bir grubu, girdikleri çekim kalıpları içinde aynı zamanda zaman kavramını da taşımış olduklarından, bu durum kip ile zamanın iç içe girmesine ve birbirine karıştırılmasına yol açmıştır. Türkçedeki şekil ve işlev özelliklerine bakarak şöyle bir tanıma bağlayabiliriz. Kip, kök veya gövde durumundaki fiilin bildirdiği hareketin, oluş ve kılışın, konuşan, dinleyen veya kendisinden söz edilen açısından ne biçimde, ne tarzda yansıtıldığını gösteren bir gramer kalıbı, bir anlatım biçimidir. Bu kalıp içinde, bu anlatım biçiminde kipin dildeki kullanılış biçimleriyle ilgili olarak bir ruh durumunun varlığı da söz konusudur. Yani kip, aynı zamanda bir oluş ve kılışın nasıl bir ruh durumu ile ilgili olduğunu da belirtir. Türkçede fiiller şekil, zaman ve şahsa bağlı bir yargıya dönüşebilmek için belirli anlatım kalıplarına girerler. İşte bu anlatım kalıplarına kip, bu kavramı karşılayan eklere de kip ekleri diyoruz. (Korkmaz, 2003, 569)

Kip, şekil ve zaman kavramları temelde ayrı ayrı şeylerdir. Ancak, kipler, zaman ekleri ile birleşmeden kendi varlıklarını ortaya koyamadıkları için, çekimli bir fiilin bir yargı kalıbı içinde mi yoksa bir niyet, bir tasarlama kalıbı içinde mi olduğunu, ancak zaman ve tasarlama ekleri belli ettiğinden, bu noktada zaman kavramı ve kip kavramı iç içe girmiş bulunmaktadır. (Korkmaz, 2003, 570)

Türkçe gibi, bağlantılı - ya da eklemeli - bir dilde özellikle kip, zaman ve görünüş kavramlarının anlatımı doğrudan doğruya sonek niteliğindeki biçimbirimlerle sağlandığı için bunlar Türkçede daha bir önem taşır. Örneğin hikaye birleşik, rivayet birleşik zamanlarını yansıtan iki eylem çekimi yalnızca eklerle oluşturulduğu halde bir Hint-Avrupa dillerinde olan iki ayrı eylemin yardımıyla gerçekleşir. (Aksan, 2006, 166) Hint-Avrupa dili olan Arnavutçada da iki ayrı eylemin yardımıyla gerçekleşir.

Geleneksel dilbilgisinde birleşik zaman olarak adlandırılan ve hikaye, rivayet, koşul gibi türleri bulunan eylem çekimlerinde Türkçenin bir özelliği ortaya çıkar: Bu zamanlar birçok dildeki gibi, ayrı ayrı yardımcı eylemlerin de yardımıyla değil, çekim eklerinin bir araya gelerek kaynaştığı gibi bileşik biçimbirimlerin yanı sıra ekeylemin -dir biçimbirimiyle oluşmuş -iyor + dur gibi kalıplaşmış

 

biçimbirimlerle anlatılır. Bu ek kalıplaşmasıyla zaman, kip ve görünüş açısından önemli anlam özellikleri ayrımları dile getirilir. Birleşik zaman çekimleri arasında çok nadir olsa, zaman zaman yakınlıklar, hatta eşdeğerlilikler bulunabilir.

Türkçedeki kıp kavramın farklılığını dile getirmek için dilcilerin açıklamalarında durmayı uygun gördük. Arnavutçada kip kavramı farklılıklar göstermektedir. Bu anlamı verebilmek için yardımcı fiilleri kullanmamız gerekir. Aynı zaman bazı durumlarda imek fiilinin yardımıyla birleşik zamanları oluşturur.

Türkçede ise -dir koşacını -di, -miş ve -sa şeklinde kullanarak fiiller ekleyince hikaye, rivayet ve şart birleşik zamanları oluşturur.

Arnavutçada da ayrı bir eylem olarak görülen anlatım, Türkçede ekeylem adı verilen ve simdiki zaman ve geniş zaman biçimindeki eklerle çekilen bir eylem niteliğindedir.

Belli bir zamanı dile getiren bir çekim eki, değişik zamanların, kiplerin anlatımını da üstlenmekte, görünüş açısından ilginç nitelikler sergilemektedir.

Bazı tanımlarına bir göz atalım. Oya Adalı'ya göre işletim ardılları hakkında bu tanımı vermektedir. Eyleme ulanan yüklem ardılları için: Çekirdek tümcede yüklemi oluşturan birim eylemdir. Yüklemi oluşturan ardıllar, birincil zaman, istem, kişi, ikincil zaman ardıllarıdır. Bunlardan birincil zaman, istem, kişi ardılları yüklemin zorunlu birimlerdir. Yüklemin oluşumu bunlara bağlıdır. İkincil zaman ise zorunlu birim değildir. (Adalı, 2004, s. 45) Eylemin zaman ve kişi kavramı veren biçimine kip denilmektedir. Kip eylemin ne gibi bir ruh durumu ile ilgili olduğunu belirtir. Bir ardıla bağlı olarak beliren kipler genellikle ortaya çıkan ya da çıkacak olan bir eylemi belirten bildirme kipleri ya da tasarlanan bir eylemi gösteren isteme kipleri olarak iki öbekte incelenir. Bildirme kipleri zamanla bağımlıdır. Bir başka değişle, bildirimi sağlayan, zaman ardıllarıdır. İsteme kiplerinde ise istem adı altında verdiğimiz ardıllar yer alır.

1 Dilaçar 1971; 107 ruh durumları sayısı kadar kip olduğunu söyler. Dilaçar, 1971; 106-109, Lewandowski, 1975; II 422, Aksan; 1976-b; 105-114 (kip konusundaki görüşler toplanmıştır.) (Adalı, 2004, s. 45)

Bu birimleri birincil zaman ardılları (-Z1-) ve ikincil zaman ardılları (-Z2-) ayırmaktadır.

Eyleme, zaman ve istem ardıllarıyla gelen kavramlara ek olarak ikinci bir zaman boyutu daha katılabilir. Bu boyutu taşıyan ardıllar yüklemin zorunlu birimleri değildir. Buna göre zorunlu olan zamana birincil zaman (-Z1-), zorunlu olmayana da ikincil zaman (-Z2-) denildi.

İkinci zaman ardılları, Çağdaş Türkiye Türkçesinde tek başına kullanımı olmayan 'i-' eylemin belirli, belirsiz geçmiş (-di, -miş) ardıllarıyla oluşturduğu 'idi', 'imiş' biçimlerinden 'i-' eyleminin düşmesiyle ardıllarıyla oluşur. (Adalı, 2004, s. 49) Bu ardıllar iki zaman anlamı vermekteler:

Öyküleme ardılı                  =       hikaye birleşik zaman (-di)

Aktarma ardılı                    =        rivayet birleşik zamanı (-miş)

Eyleme ulanan yüklem ardıllarının sıralanışı:

Yüklemde eylemden sonra ilk sırada birincil zaman ve istem ardılları bulunur. İkincil zaman kullanılmayacaksa, kişi ardılları onları izler. İkincil zaman yeri, genel olarak, birincil zamanla kişi ardıllarının arasıdır. Ancak, belirli geçmişte tüm kişi ardılları ikincil zamanın önünde ya da sonunda alabilirler. ( Örn. ver-di-y-dim, ver-miş-ti-m)

Eylem                    +        -di/-sa/-a        +       kişi eki

Yükleç Ardılları

Yükleçleri yüklem yapan ardıllar da eylemle kullanılan yüklemlik ardıllarıdır. Ancak yükleçten kurulu yüklemlerden birincil zaman kesitinde hiçbir sessel birim yer almaz. Kişi ardılları yükleç olan birimlere doğrudan doğruya eklenir. Yükleçten oluşan yüklemin tek bir zamanı, geniş zamanı vardır. Bu da işletim ardıllarının özgür (eylemdişi) ve bağımlı (eylem) öncüllere göre dizgelendiğini kanıtlar. (Adalıö 2004, s. 48)

birincil zaman (0)      + kişi Yükleç      (0)    -ım,-sın, 0,-ız,-sınız, -lar

Yükleç kallanılan kişi ardılları eylemle kullanılan kişi ardıllarının ikinci dizisinde yer alan ardıllardır.

 

Türkçede yüklemde yer alan temel birime göre değişik ardıllar kullanılmaz. Ancak buna dayanarak tümünü bir bütün saymak, yapıyı gözden kaçırmaya neden olur. Çünkü bu ardılların temel biriminin yapısına göre temel birimle ilişkileri değişmektedir. Bu nedenle geleneksel dilbilgisinde de eylem dışındaki birimlerle kullanılan yüklemlik ardılları cevher fiili, ek eylem gibi adlarla ayrıca ele anılıp işlenmiştir. Bunlarla kullanılan yüklemlik ardıllarını da -eylemle kullanılan öteki ardılları göz önünde tutarak eylemli yüklem ardılları, yükleç ardılları olarak ayırmıştır. öğretmen-im (yükleç) -öğretmen/i/m (iyelik) (Adalı, 2004, 79)

İkincil zaman ardılları (-di, idi) ve (-miş, imiş) yükleçle de kullanılır. İkincil koşul (-sa, ise), yükleçli tümcelerin de koşul dönüşümünü sağlar. Yükleçten kurulu yüklemi şu gösterimde belirtebiliriz.

yükleç + 0 + sa + (-Z2-) + k

(koş 2)

Eylemle ve yükleçle kurulan yüklemler karşılaştırıldığında Türkçe ardıl dizgesinin eylem ve eylem olmayana göre biçimlenişi daha iyi görülmektedir. Yükleç   + 0 + (-Z2-)   + K

(koş 2)

Eylem     +     (Z1)     + Z2 + K (istem)    (koş 2)

'-dır' ardılı ise Zorunlu olmayan bir birim olarak bu tür yüklemlerin geniş zamanına kesinlik, sürerlik, olasılık kavramı katar. Üçüncü kişiyle kullanımı yaygındır. :

'-dir' genellikle kişi diziminde üçüncü kişiyle ilişkili bir biçimbirim olarak gösterilmiştir (Ergin; 1962; 297) Gencan; 1971; 297; Banguoğlu; 1974; 47, Aksan; 1976-b; 82) üçüncü kişide yaygın kullanımı olan -'-dır'ın kişi kavramıyla bir ilişkisi yoktur. Ayrıca 'hava güzel' 'hava güzeldir' gibi kullanımların eş değerli olduğu da söylenemez. Değişik zaman biçimbirimleriyle kullanımlarını da göz önünde tutarak (-dır)-ı yüklemde değişik görevi olan ayrı bir biçimbirim olarak ele alınır. Emre (1955; 23-58) ad tümcelerini koşaç almayan ve koşaç alan ad tümceleri olarak ikiye ayırıp incelemiştir. (Ayrıca bkz. Hatiboğlu; 1953 a-b, Özdemir; 199-200) (s. 114)

Örn. -dır,-dır, -dir, -dur, -dür, -tır, -tir, -tur, -tür, hasta-y-ım-dır, hasta-sın-dır, hasta-dır, hasta-y-ız-dır, hasta-sın-ız-dır, hasta-dır-lar.

Bunun dışında '-dır' belirsiz geçmiş, şimdiki, gelecek zaman, gereklilik ve aktarma biçimbirimlerinin yer aldığı yüklemlerle kişi biçimlerinden sonra kesinlik ve olasılık kavramı taşıyarak yer alır.

Orn.    ver-miş-im-dir ver-miş-miş-im-dir ver-miş-tir ver-miş-miş-tir ver-i-yor-um-dur ver-i-yor-muş-um-dur ver-i-yor-dum ver-i-yor-muş-tur ver-eceğ-im-dir ver-ecek-miş-im-dir ver-ecek-tir ver-ecek-miş-tir ver-meli-y-im-dir ver-meli-y-miş-im-dir ver-meli-dir ver-meli-y-miş-tir

Zeynep Korkmaz'a göre ek-fiilin (kopula, verbum Predikativum) tanımı: Türkçe gramerlerinde birbirinden farklı terimlerle adlandırılmış olan ek-fiil, Eski Türkçedeki er- 'olmak' yardımcı fiilinin er > ir > i değişimi ile ekleşmiş olan biçimidir. Bugün bu fiili her ne kadar i-(mek) diye adlandırıyor isek de, fiilin tek başına bir anlamı yoktur. Asıl fiillerde olduğu gibi yalnız başına i- biçimiyle kullanılmaz ve yapım ekleri ile genişletilemez. Dolayısıyla fiilden bir ad ya da fiil gövdesi oluşturması mümkün değildir. Varlığını -idi /-imiş ise gibi zaman ekleriyle ortaya koyar. (Korkmaz, 2003, s. 702)

i-ek fiiilin dildeki görevi, ad soylu kelimeleri fiil durumuna getirmek ve basit zamanlı kiplerden birleşik zamanlı kipler oluşturmaktır. i- ek-fiilinin öteki fiillerden yani asıl fiillerden farklı olarak yalnızca bildirme niteliğinde dört kipi vardır: geniş, (şimdiki) zaman, görülen, duyulan geçmiş zaman ve şart. Asıl fiilerde olduğu gibi bu ek-fiilde de kip ve zaman kavramı zaman ekleri ile karşılanır. Orn. insan-ım, delikanlıy-ım, yokum, ardında-y-ız, devamları-y-ız, haklı-sın.

-dır, Bildirme ekinin işlevleri

 
  1. Kesinlik bildirme görevi

'-dır' bildirme eki, çekimli fiiilerin duyulan geçmiş zaman, '-makta' ekiyle oluşturulan şimdiki zaman ve gelecek zaman kiplerinin üçüncü şahıs teklik ve çokluk çekimlerinde, fiillin gösterdiği oluş ve kılışa bir 'kesinlik' ve 'pekiştirme' işlev ve anlamı katmıştır. Türkçede, içinde bulunulan zamanda geçen olayların anlatımı '-iyor'un yanı sıra bir başka yoldan da gerçekleştirilir. (Korkmaz, 2003, s. 726)

Örn. Yeter olmuştur, gün günden beter olmuştur ve de bıçak gelip kemiğe dayanmıştır.

Görülen geçmiş zaman kipinde, esasen görülen ve bildiren bir kesinlik bulunduğu için, bu kip, pekiştirme niteliğindeki -dır, -dur ekini almaz.

  1. Beklenti ve tahmin görevi ile

'-dir' bildirme eki, çekimli durumdaki bazı kiplerin bütün şahısları üzerine de gelerek bunlara kullanım özelliklerine göre, yine ya 'kesinlik' ve 'pekiştirme' ya da 'belki' ihtimal ki 'umulur ki' anlamlarıyla tahmin ve beklentiyi güçlendirme işlevi kazandırır. Bu kullanım yer yer ek-fiilin geniş zaman çekimlerinde de görülür.

Örn. görmüş-üm-dür, görmüş-müş-sün-dür, biliyor-sun-dur, biliyor-sunuz-dur, hak verecek-siniz-dir, inanmiş-im-dir, gidiyor-lar-dı.

  1. Zarf-görevi ile = ('-dır' eki gün, ay, hafta, yıl gibi zaman gösteren adların teklik ya da çokluk biçimleri üzerine gelerek '...zamandan beri' anlamıyla zarflar türetir.)

Türkçede birleşik kipli fiillerin tanımı: Çekimli fiiller, taşıdıkları kip sayısına göre basit kipli veya basit zamanlı fiiller ve birleşik kipli veya birleşik zamanlı fiiiler olmak üzere iki gruba ayrılır.

*Birleşik kipli fiilerde birden fazla kip eki vardır. Bunlar genellikten iki kipten oluşmuştur. Üç kipten oluşan katmerli birleşik zamanlı fiiller çok seyrektir. Birleşik kipli fiiler, içinde birden fazla kip eki bulunan fiiller olarak tanımlanabilir.

Basit kipli tek bir kip eki bulunduğu halde, birleşik kipli fiilerin çekimli biçimlerinde genellikle iki (nadiren üç) kip eki bulunur. (Korkmaz, 2006, s. 732)

Her ne kadar Türkçe gramerlerinde, yerleşmiş bir terim olarak birleşik zamanlı kipler terimi kullanılmakta ise de, burada asla iki ayrı zaman söz konusu değildir.

Bunlardan ilki doğrudan doğruya çekimli fiillerdeki kişinin tutum ve davranılı ile ilgili olan şekil ve tarz eki niteliğindedir. Zaman bildirme işlevi ise, yalnızca i- ek-fiilinden sonra gelen ekle belirtilir.

*Çekim sırasında i- ek-fiili çok kez eriyip kaybolmuştur. Buna göre birleşik zamanlı bir fiilin çekim biçimi:

esas fiil + kip eki + i- ek-fiiil - ikinci kip eki (zaman gösterme eki - şahıs eki olarak çekilebilir.)

i- ek-fiiili yanlız görülen geçmiş zaman, duyulan geçmiş zaman ve şart kipi ekleri alabilir. Ek-fiilin bu özelliği dolayısıyla, birleşik zamanlı fiiiler kendi içlerinde :

1. Hikaye birleşik kipleri, 2. Rivayet birleşik kipleri      3. Şart birleşik kipleri

Örn. Duyulan geçmiş zaman kipinin hikayesi:

esas fiil   +   '- miş' kip eki   +   ek fiil   '-di' hikaye + şahıs eki şartı

Esas fiil   +   görülen geçmiş kipi +   i- ek-fiiil + şart eki şahıs eki
Katmerli   = fiil kip eki + i- ek-fiil + şart kipi + şahıs eki
okudu idi isem                                     (görülen geçmiş zaman hikayesi)

okumuş idi isem                                 = okumuş idiysem

okuyor idi isem                                   = okuyor idiysem

okuyacak idi isem                              (gelecek geçmiş zaman hikayesi)

okur idi isem                                        (geniş geçmiş zaman hikayesi)

okumalı idi isem                                 (gereklilik hikayesinin şartı)

okumuş imiş isem okuyor imiş isem okuyacak imiş isem şart yoktur

okur imiş isem                                      (geniş zaman rivayetin şartı)

okumalı imiş isem                              (gereklilik kip)

Sonuç olarak Johanson'un verdiği tanımları vurgulamak istiyoruz. Türkçede -dir unsuru uç önemli işlevde bulunmaktadır.

Birleşik çekiminde yer almaktadır. Türkçede dilbilgisi kategorileri çok karmaşıktır.

Complex verbal system. As noted, the Turkic languages have complex, close-knit verbal systems containing a large number of grammatical categories. Thus particularly in the elaborate aspect-tense system, the functional load of an individual unit is often lighter than that of its counterepart in a contact language. (Johanson, s. 29)

'-dir'Türkçenin fiiilerin birleşik çekiminde çok önemli bir rol oynamaktadır. Bu unsur çok geniş ya da çok gramer kategorilerini içermektedir. Kip ve zaman kavramları arasında kesin bir sınır yoktur. Duruma göre bu kavramları veren unsurları daha çok belirginlik kazanmaktalar.

-dır Postverbs. A typicual feature of many Turkic languages is the expression of actionality -e.g. of the descriptive or phase-specifying type (Johanson 1991g) - by means of actioanal postverbial construction, i.e. combinations of verbal lexemes (chiefly converbs) and certain verbs with generalizing meanings, e.g. Turkish Ali yazıp duruyor 'Ali is writing continuosly.' I use the term postverb analogously to the term proverb, which denotes the functionally equivalent verbal prefixes found in Germanic, Slavic and other languages.(Johanson, s.29)

'Ali yazıp duruyor.' örneğinde olduğu gibi kalıp fiiller batı, germanik ve slav dilleri ile benzerlik göstemektedir.

-dir Morphosyntactically, the last verb in the compound is the head of preceding one; in terms of the semantically relevant syntax, however, it acts as a grammatical function marker semantically modifying the preceding actional phrase. Thus the modificational relations are reversed from sentence-hierarchic head-orientedness to word-hierarchic head-orientedness: from (yazıp dur - 'stand (while) writing' to (yaz- ıp dur) 'continuosly write' (Johanson 1974a). This process is yet another example of the grammaticalization of indepented lexemes. In these postverbs based on a converbial suffix plus 'auxiliary verb', the final element has usually not yet fully merged with the preceding verb; however, phonologically it often represents a transitional stage on the path to suffixation. Postverbial constructions can evolve into aspectotemporal forms. (Johanson 1976a;1976b) (s. 30)

-dir unsurun morfo-sentaks değeri daha çok anlama yöneliktir.

Türkçede ad tümceleri kuran, kimi bileşik zamanların anlatımında görev alan '-dır' koşacının kullanılışı ve kimi tümcelerin bu biçimbirim olmadan kurulması, sözdizimi açısından olduğu kadar, tümce anlambilimi bakımından önemli bir özelliğini oluşturur. Bu unsurun verdiği anlamları: tahmin yürütme, (Ögretmen sınıftadır, onu bir bakayım.) olasılık belirtme (izmir'e varmışlardır: simdi sizi ararlar.); geçmişte (Tatilde onun eksikliğini hissetmişimdir.), (anlatılan işin geçmişte, sürekli olarak yapıldığını dile getirmektedir.) sürekli gerçekleşen bir olayı saptama, (Hep aynı hataya düşmüşlerdir.) bir durumu belirleme (Her zaman beni mutlu etmiştir); gereklilik anlamını pekiştirme, daha kesin ve ciddi bir anlam sağlar (Tedavinin başarılı olması için ilaca iki hafta devam edilmelidir.); geçmişte yapılmış olması gereken bir işi belirtme (Umarım konuştuklarımızı kimseye söylememişsindir.), (Umarım, sahile giderken arabamı açık bırakmamışımdır.) bir beklentiyi, umudu dile getirme (Sizi arayacağını unutmuş değildir.) olabilirler. Kosacın dile getirdiği resmi acıklama, tahmin yürütme, durum belirleme, gerekliliği pekiştirme, bir beklentiyi açıklama gibi farklı amaçlar ve anlam özellikleri, değil'in (-dir)le birlikte kullanımında da geçerlidir. (Aksan, 2006, s. 182) Bazı örneklerinde tahmin yürütme, kişisel yorum anlamı on plana çıkmaktadır.

 Spartak KADIU

Tiran Üniversitesi

Kaynakça:

  1. Adalı O. (2004). Türkiye Türkçesinde Biçimbirimler. istanbul: TDK
  2. Akademia e Shkencave. (2002). Gramatika e Gjuhes shqipe I, Tirane: ADSH
  3. Akademia e Shkencave. (2002). Gramatika e Gjuhes shqipe II, Tirane: ADSH
  4. Akerson, F, Erkman (1991). Anlam-Çeviri-Karşılaştıra, İstanbul
  5. Aksan, D. (2006). Anlambilim, Anlambilim konuları ve Türkçenin Anlambilimi, Ankara
  6. Banguoğlu, T. (2000). Türkçenin Grameri. Ankara: TDK
  7. Deny, J. (2004). Türk Dili Gramerlerinin Temel Kuralları (Türkiye Türkçesi) Ankara TDK
  8. Göksel, Kerslake, 2005. Turkish: A Comprehensive Grammar, London, Nee York
  9. Karaağaç, G. (2009) Türkçenin Söz Dizimi, İstanbul
  10. Karahan, L. (2008). Türkçede Söz Dizimi. Ankara: TDK
  11. Kerslake, C. (1988). Semantic Differentiation in the Copular System of modern Turkish: Studies on Turkish Linguistics, Ankara
  12. Kıran, Z., Kıran, A. (2001) Dilbilime giri.ş Ankara:
  13. Korkmaz, Z. (2003). Türkiye Türkçesi Grameri (ŞekilBilgisi). Ankara: TDK

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...