ayırt

Dil Öğreniminde Bireysel Özellikler ve Ayırt Edici Etkenler

Dulay, Burt ve Krashen doğuştan aynı öğrenme mekanizmalarına sahip olmalarına rağmen bazı bireylerin diğer bireylere göre daha hızlı ve kolay dil öğrenmelerinin sebepleri üzerinde durmuş, bireysel özelliklerin ön plana çıktığını ve hangi özelliklerin önem taşıdığını anlamanın gerekli olduğunu belirtmişlerdir.

Bireyin karakteristik özelliklerinin tümü yani kişilik ve öğrencinin yaşı dil öğrenimindeki süreci etkileyen unsurlardır. Niçin çocuklar ve kendilerinden emin olan öğrenciler yabancı dili daha iyi ve kolay bir şekilde öğreniyorlar? Bir çocuk ile yetişkin arasındaki fark nedir?

Öğrencilerin yaşının küçük olması dilin edinim, öğrenim ve öğretim sonuçlarını etkileyecektir. Yaş sadece yabancı dil öğretiminde değil sosyal, psikolojik ve bilişsel açıdan da ayırt edici özelliktedir. Bir öğrenci dil öğrenirken iç faktör olarak karakteri, dış faktör olarak eğitim sürecinin durumu ve amaçları önemlidir. Yabancı dil öğrenimini kolaylaştıran diğer faktörler ise dil öğrenmeye olan yatkınlık ve güdülenme olarak gösterilebilir.

Dile olan yatkınlık terimi, Carroll tarafından yabancı dil öğrenen yetişkin bir öğrencinin hızı olarak tanımlanmıştır. Bu hız dört ana bileşenin bulunduğu bir test ile ölçülür. Bu bileşenler fonetik kodlama yeteneği, tümevarım - tümdengelim yeteneği, dil bilgisi öğrenme kapasitesi ve ezberleme kapasitesi olarak belirlenmiştir.

Fakat Cecioni yukarıda söylenenleri anlaşılması güç ve tümüyle tartışmalı bulur. Dil bilgisi öğrenme ve ezberleme kapasitesini tüm insanlarda az veya çok oranda bulunan ve eğitim metotlarının etkilediği genel bilişsel yetenekler olarak niteler. Fonetik kodlama yeteneği ve tümevarım - tümdengelim yeteneğinin yalnızca öğrenim metotlarına dayandığını söyler.

Hâlbuki kodlama ve kodları çözme kapasitesi ve uygun bir biçimde dil bilgisini kullanma, Chomsky'nin "dil yetisi" veya daha basit kelimelerle "bir dili bilme gerçeği" tanımlamasından başka bir şey değildir. Her halükârda Carroll'un bahsettiği bu dört bileşenin değişmez olarak tanımlanması doğru değildir.

Cecioni başka bir yerde dil öğretimi açısından yatkınlığın sabit ve değişken özellikler gösterdiğini açıklar. Sabit özellikler nörolojik (beynin esnekliği) ve bilişsel (çözümleyici ve sentezci zekâ) özelliklerdir. Bu özellikler kullanımla daha iyi bir hâle gelebilir ama değiştirilemez.

Dil öğreniminde bilişsel stili oluşturan kalıcı ve bilişsel işlevselliğin düzenlenmesiyle bağıntılı bireysel farklılıklar da rol oynar. Her öğrencinin kendisine ait bilişsel bir stili vardır. De Mennato'ya göre bu stil farklılığı bir seviye farkını belirtmez ve kapsamaz. Yalnızca kendine özgü bazı yeteneklerin seçimli edinme özelliğini ortaya koyar. Bu özellikler kültürel sürecin yeni sistemlerine uyum sağlayarak kendilerini değiştirmeye eğilimlidir.

Deneysel psikolojiye göre analitik - çözümleyici - bilişsel bir stil, "Field Indipendent" insanların sahip oldukları farklı bilgilerle dolu bir alanda bir unsuru veya bir özelliği kavrama, bir bütünün parçalarını tek tek ayırt etme kapasitesi ile birleşir gibi görünür. "Field Dipendent" insanlar ise sahip oldukları alanın içindeki tüm öğeleri kavrar. Bu bilgiler yabancı dil öğretimine uygulandığı zaman "Field İndependent" insanlar analitik bilişsel bir stille metalinguistik yeteneklerin edinimini daha iyi başardıkları. "Field Dipendent" insanların ise iletişimsel yeteneklerin bilinçaltı yeteneklerini daha iyi başardıkları sonucuna varılabilir.

Yetişkinler için yabancı dil öğrenmek psikolojik bir sıralama gerektirdiğinden oldukça zordur. Yetişkin kendi sosyal rolünün ve görünümünün en üst düzeyde bilincinde olduğu ve diğer gruplarla bütünleşme kapasitesi en az düzeyde olduğu için çok az zihinsel bir açıklığa sahiptir.

Aslında her öğrenci için kendi kişiliğini koruma ve aynı zamanda toplum içindeki ilişkilerinin belirlenmesi gibi bazı sorunlar vardır. Öğrenmeyi ve kullanımı çoğu yönden etkileyen dil, sadece bireysel değil sosyal bir anlayıştır. Çünkü dil iletişim esnasında kullanılır.

Öte yandan öğrenme çocuklar için çok kolay ve sancısız bir süreçtir. Çünkü kişilikleri oluşma aşamasındadır ve tam anlamıyla şekillenmemiştir.

J. Rubin'in öğretmen tecrübelerine dayanan 1975'teki bir makalesinde, yabancı dili iyi öğrenen bir öğrencide tahmin etme, belirsiz durumlarda bile kendini rahat hissetme, tutuk olmama, güçlü bir sosyalleşme ve iletişim kurma isteği, diğer gruplara arkadaşça yaklaşım, ırkçı davranmama, zihinsel açıklık gibi önemli bazı özelliklerin olduğundan bahseder. Ona göre ideal öğrencinin uygunluğu yabancı dil edinimini ve öğrenimini etkiler.

Rubin'in düşünceleri Isardi'nin yaptığı bir araştırmada onaylanır. Araştırma yetişkin öğrencilerin dil öğrenirken yetenekleri ve kişilikleri arasında bir ilişki olup olmadığı veya ne tür bir ilişki olduğunu ortaya koyma amacındadır. Son derece sınırlandırılmış bu araştırmadan yabancı dili iyi öğrenen bir öğrencinin aşağıdaki özelliklere sahip olduğu saptanmıştır:

1. Mükemmel bir sosyal etkileşim özelliğine sahiptir, uygun bir şekilde sosyal ilişkilerini yönetir.

2. Tutuk değildir ve başkalarının ön yargılarından korkmaz.

3. Ürkek ve temkinli olabilir ama çok duyarlıdır.

4. Yüzsüz, agresif değildir, her zaman kendini ölçer.

5. Gerçeği değerlendirebilir ve uygun bir şekilde koşullara karşılık verir.

6. Harekete geçmeden ve değerlendirme yapmadan önce içinde bulunduğu çevrenin görüş ve onayını isteme eğilimindedir.

7. Şartlara uyum sağlar.

8. Yeni tecrübelere açıktır, başkalarına güvenir ve uyum sağlamak için değişik olan her şeyi kabul etmeye hazırdır.

Dulay, Burt, Krashen da kendinden emin olma, empati yapabilme, mantıklı olma, çözümleme eğilimi gibi unsurların ikinci dil edinimi üzerinde olumlu etkisinin olduğunu savunur. Kendinden emin olan insanlar riske atılmaya, denemeye, yaşamaya ve bilinmeyen bir durumda bulunmaya daha açıktır. İşte bu yanlışlardan ve reddedilmekten korkmadan gerçek bir iletişim durumu aramak ve hatta bunu bir öğrenme fırsatı olarak görmek anlamına gelmektedir.

Dulay, Burt, Krashen yukarıda söylenen özellikleri "Kendine güvenen bir kişi daha geniş bir filtreye (screen) sahiptir." cümlesi ile özetlerler.

Tüm bahsedilen bilgilere rağmen araştırmalar güvenilir ve tek çözümlü sonuçlar sağlayamamıştır. Sert bir kişiliğe sahip olan öğrencilerin yumuşak bir kişiliğe sahip olan öğrencilere göre daha zor öğrendiklerinin gözlemi yapılmıştır.

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...