atatürk

Atatürk Üniversitesinde Öğrenim Gören Kırgız Öğrencilerin Türkçe Ve Türkiye'ye Yönelik Görüşleri

Bu araştırmanın amacı Atatürk Üniversitesinde öğrenim gören Kırgız öğrencilerin Türkçeye ve Türkiye'ye ilişkin görüşlerini ortaya koymaktır. Bu kapsamda Kırgız öğrencilerin Türkçeye ilişkin görüşlerinin yanı sıra Türkiye hakkındaki görüşleri de ele alınacaktır.

Nitel araştırma modeline göre tasarlanan bu araştırmada Atatürk Üniversitesinde öğrenim gören 15 Kırgız öğrencinin görüşüne başvurulmuştur. Veri toplama aracı olarak öğrencilerin yazılı görüşlerini toplamak amacıyla bir görüşme formu geliştirilmiştir.

Çalışma sonucunda Kırgız öğrencilerin Türkiye'ye karşı olumlu görüşler içerisinde oldukları, Türkçeyi kolay öğrenilebilir bir dil olarak gördükleri ve Türk toplumunun kendilerine sıcak ve iyi davrandığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin yaşadığı sorunların başında ekonomik sorunların yer aldığı da bu çalışmadan elde edilen sonuçlardandır.

1. Giriş:

Türkiye uluslararası anlaşmalar ve ikili kültür anlaşmalarıyla karşılıklı eğitim, kültür ve öğrenci değişimine yönelik sorumluluklar üstlenmiştir. Bu çerçevede Türkiye'den yabancı ülkelere öğrenciler gönderildiği gibi diğer ülkelerden de Türkiye'ye yükseköğrenim görmek üzere yabancı öğrenciler gelmektedir (Can, 1996). Türkiye'nin son yıllardaki eğitim, sağlık, ekonomi, turizmvb.alanlardaki gelişmesine paralel olarak Türkiye'ye gelen yabancı öğrencilerin sayısında da artış yaşanmaktadır. Uzak Doğu ülkelerinden, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile birçok Asya ülkesinden, Kafkaslardan, Rusya Federasyonu ve ona bağlı olan muhtar cumhuriyetlerden, Orta Doğu ülkelerinden başta olmak üzere Avrupa ve Amerika'dan pek çok öğrenci lisans ve lisansüstü eğitimini gerçekleştirmek, Türkçe öğrenmek amacıyla Türkiye'yi tercih etmektedir.

Ural-Altay dil ailesi içinde yer alan, yapısal özellikleri, sondan eklemeliliği, söz dizimi olarak da esnek bir yapıya sahip olup eylemin cümle sonunda yer alması ve vurgu gibi ayırt edici yönleriyle özellikle bu dil yapısına yabancı olanlar tarafından anlaşılması son derece güç ve karmaşık olan Türkçe dünya çapında kullanımı günden güne büyük bir artış gösteren bir dildir (Özyürek, 2009).

Türkçenin dünyada en çok konuşulan diller arasında beşinci olması (Buran ve Alkaya, 2013) da Türkçe öğrenimine olan ilginin, yönelimin yüksek olmasının sebeplerindendir.

Tarihî gelişimi içinde Türkçe lehçe ve ağızlara ayrılmıştır. Coğrafi uzaklık, farklı kültürel etkiler, yaşam şartlarıvb.Türk boy ve topluluklarının birbiriyle iletişim kurmalarında ciddi sorunlar doğurmuştur. Bu iletişim sorununu aşabilmek için Türk boy ve toplulukları birbirinin dilini öğrenme ihtiyacı hissetmiştir. Türkiye Türkleriyle iletişimlerini güçlendirmek isteyen Kırgızlar Türkiye'de ve kendi ülkelerinde Türkçeyi öğrenmeye çalışmaktadırlar.

"Kırgızistan Cumhuriyeti, Orta Asya'nın yüz ölçümü bakımından en küçük ülkelerinden biri olmasına rağmen insanlık tarihinin eski kültür varlıklarından önemli bir kısmını üzerinde barındırması sebebiyle öteden beri bilim dünyasının ilgi odağı hâline gelmiştir" (Alyılmaz, 2009: 186).

Türkçenin Kıpçak kolu içinde yer alan Kırgız Türkçesi, Kırgız halkının konuşma, yazma ve resmî dilidir. Kırgızların çoğu Kırgızistan'da; bir kısmı Kazakistan, Özbekistan veTacikistan'da; çok az bir kısmı da yabancı ülkelerde yaşamaktadır (Kaydarov ve Orazov, 2010: 236).

Çağdaş Kırgız Türkçesinde yedi kısa yedi uzun ünlü vardır. Kırgız Türkçesinin ünlüleri ses uyumu kuralına tam olarak uyar. Kırgız Türkçesindeki ünsüzlerin sayısı 25'tir (Kaydarov ve Orazov, 2010: 237).

Kırgız Türkçesinin tarihî gelişimi içinde Kırgızlar Köktürk Alfabesi'yle vücut bulmuş Yenisey Yazıtları'nın yazıcılarından olmuşlardır. Bugün sayıları 350'yi bulan Yenisey Yazıtları, (başta Kırgız / Hakas, Şor, Çik ve Altay Türkleri olmak üzere) farklı Türk boyları tarafından vücuda getirilmiştir (Alyılmaz, 2007: 17). Kırgızlar yakın dönemde de 1924-1928 yılları arasında Arap Alfabesi'ni, 1928-1940 yılları arasında Latin Alfabesi'ni kullanmışlardır. 1940'tan sonra da Kiril Alfabesi'ni kullanmaya başlamışlardır. Kırgız Türkleri, bugün de Kiril Alfabesi'ni kullanmaktadırlar (Buran ve Alkaya, 2013: 319). Sovyetler Birliği içinde yer alan Türk boyları Kiril Alfabesi'ni kullanmışlardır ve Türk boylarına Kiril Alfabesi'nin 18 farklı türü tatbik edilmiştir (Ercilasun, 1977). Bu alfabelerden birisi de Kırgızlar için uyarlanmış olan Kırgız Türkçesi Alfabesi'dir.

Türk devlet ve topluluklarından gelen öğrenciler Türkçe öğreniminde yabancılara göre daha şanslıdırlar. Özellikle Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Tataristan gibi ülkelerden gelen bu öğrencilerin kendi ülkelerinde konuşulan diller, Türkçenin lehçeleridir (Karatay ve Kartallıoğlu, 2012). Bu öğrencilerin Türkçe öğrenmedeki yaşadıkları zorlukların başında Türkçenin farklı kollarına mensup olma (Oğuz, Karluk, Kıpçak) ve farklı alfabe kullanma sorunları bulunmaktadır. Kazakistan ve Kırgızistan başta olmak üzere Rusya Federasyonu'na bağlı özerk cumhuriyetlerden gelen öğrencilerin kendi ülkelerinde Kiril alfabelerini kullanmaları nedeniyle Türkiye Türkçesini öğrenirken karşılaştıkları Latin Alfabesi kullanımı bu öğrencilere zorluk yaşatmaktadır. Türkçenin yabancılara öğretiminde Türk soylular diğer öğrencilere göre bir adım önde başlamaktadır. Ancak bu öğrencilerin de Türkçenin farklı kollarına mensup olmaları kendi içlerinde Türkiye Türkçesi öğrenirken farklı ayrıcalıklara sahip olmalarına neden olmaktadır. Türkiye Türkçesi gibi Türkçenin Oğuz grubu içinde yer alan Türkmen Türkçesi, Azeri Türkçesi, Gagavuz Türkçesi, Salar Türkçesi ana dili olan öğrenciler ana dili diğer Türk lehçeleri olanlara göre Türkiye Türkçesi öğreniminde daha hızlı ve başarılı bir öğrenme gerçekleştirmektedir.

Türk boy ve toplulukları arasında iletişimin sağlam temeller üzerinde ilerleyebilmesinde dil ve dil öğretiminin kuşkusuz ayrı bir yeri ve önemi vardır. Türk televizyon yayınlarının Orta Asya'da izlenmesi, Türkiye Cumhuriyetinin bu akraba ülkelerde ilk, orta ve yükseköğretim kurumları açması, Türk Elçiliklerinin MEB kanalıyla Türkçe kursları düzenlemesi, OrtaAsya'dan soydaş öğrencilerin Türkiye'deki eğitim-öğretim kurumlarında okuması sonucu, buradaki öğrenci ailelerinin, her meslekten ilgili bireylerin Türkçe ve Türk kültürüne ilgisini çekmeye başlamıştır. Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde de yeni açılımlar sunmuş, teorik ve pratik açıdan birçok bilimsel araştırmayı zorunlu kılmıştır (Daşman, 2009).

Türkiye Cumhuriyeti ve Kırgızistan arasında gelişen ikili ilişkiler ülkeler arasında öğrenci, öğretim üyesi değişimi ve göndermeyi beraberinde getirmiştir. Ülkeler arasındaki ticari ilişkiler de iki ülke arasında göç oluşturmuştur. Türkiye'den Kırgızistan'a, Kırgızistan'dan da Türkiye'ye gelenlere dil öğretimi ihtiyacı da doğmuştur.

Kırgızların Türkiye Türkçesi öğrenme sebepleri irdelendiğinde Türk okullarında eğitim almak istemeleri, Türkiye'ye gelmeyi planlamaları, Türklerle arkadaşlık kurmaları ya da evlenmeleri, Türk şirketlerinde iş bulabilirim düşüncesi veya sadece bir dil öğrenme merakı gibi eğitimden, iş kaygısına kadar birçok sebeple karşılaşılmaktadır (Duman, 2013: 84).

Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi, Cusup Balasagın Kırgız Millî Devlet Üniversitesi, Kırgız-Rus Slavyan Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Fakültesi, AUCA (Orta Asya'daki Amerikan Üniversitesi), İktisat ve Girişimcilik Üniversitesi (Celalabat Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı İktisat ve Girişimcilik Üniversitesi), Kırgız Özbek Üniversitesi (OŞ), Arabaev Üniversitesi, Sebat Eğitim Kurumları, Uluslararası Atatürk-Alatoo Üniversitesi, T.C. MEB. TÖMER (Daşman, 2009) Kırgızistan'daki başlıca Türkçe öğretim merkezleridir.

Yabancı öğrencilerin Türkiye'de kaldıkları süre boyunca edindikleri tecrübeler, hem kendileri hem de yerli öğrenciler için kalıcı bir değer taşımaktadır. Bu sayede öğrenciler arasında derinleşen bağlar, ulusal sınırları aşarak kaynaşmayı sağlamaktadır (turkey.setimes.com). Kırgız öğrencilerin Türkiye'de yaşadığı süre içinde çeşitli tecrübeler yaşayarak Türkçeye ve Türkiye'ye ilişkin fikirler geliştirdiği düşünülmektedir. Kırgız öğrencilerin Türkiye'de daha iyi şartlarda öğrenim görmeleri için bu düşüncelerinin bilinmesi önem arz etmektedir.

1.1. Araştırmanın Amacı

Bu araştırmanın amacı Türkiye'de öğrenim gören Kırgız öğrencilerin Türkçeye ve Türkiye'ye ilişkin görüşlerini ortaya koymaktır. Bu kapsamda Kırgız öğrencilerin Türkçeye ilişkin görüşlerinin yanı sıra Türkiye hakkındaki görüşleri de ele alınacaktır. Bu görüşler alınırken aşağıdaki araştırma sorularına yanıt aranacaktır:

•  Atatürk Üniversitesinde öğrenim gören Kırgız öğrencilerin Türkiye'ye yönelik görüşleri nelerdir?

Devamını okumak için tıklayınız...

Türkçe Öğrenen Yabancı Öğrencilerin Karşılaştığı Sorunlar: Atatürk Üniversitesi Örneği

            Bu araştırmanın amacı Atatürk Üniversitesi DİLMER'de (Dil Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi) 2012-2013 eğitim-öğretim yılında Türkçe öğrenen yabancı öğrencilerin karşılaştıkları sorunları belirlemek ve bunlara yönelik çözüm önerileri sunmaktır. Araştırma kapsamında Atatürk Üniversitesinde Türkçe öğrenen yabancı uyruklu öğrencilerden yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak veriler toplanmıştır. Toplanan veriler üzerinde içerik analizi yapılmıştır.

Bu araştırmayla Türkçenin dil özelliklerine ilişkin yaşanan sorunlar, temel dil becerilerine ilişkin sorunlar, derslerin işlenme yöntemiyle ilgili sorunlar, ölçme-değerlendirmeyle ilgili sorunlar, okutmanlara ilişkin yaşanan sorunlar, yaşanan çevreyle ilgili sorunlar, kurumlarla ilgili sorunlar yabancı öğrencilerin görüşleri doğrultusunda tespit edilmiştir. Yabancı öğrencilerin telaffuz, alfabe, yazma, okutmanların hızlı konuşmaları, hayat pahalılığıvb.konularda daha fazla sorun yaşadığı belirlenmiştir.

Araştırma sonuçlarının Atatürk Üniversitesinde Türkçe öğrenen yabancı öğrencilerin karşılaştıkları sorunların çözümüne yönelik katkı sağlayacağı öngörülmektedir.

Dil sistematik ve aynı zamanda karmaşık yapıya sahip bir sistemdir. Bu yapı içerisinde her dil kendine özgü kuralları ile karşımıza çıkmaktadır. Türkçe de kendi sistematiği ile dünya dilleri içerisinde önemli bir yere sahiptir. Türk dilinin ilk devirlerinden günümüze kadar olan süreci incelendiğinde köklü tarihi göze çarpmaktadır. Bu tarihî süreçte Türkçe diğer milletlerin de öğrenmek istedikleri bir dil konumuna gelmiştir. Türkçe hâlen yabancılar tarafından öğrenilmek istenilen bir dildir.

Türkçe öğretimi yurt içinde üniversitelerin veya farklı kurumların yabancılara Türkçe öğretim merkezleri / birimleri tarafından, büyük oranda da eğitim fakültelerinin Türkçe Eğitimi Bölümleri tarafından yürütülmektedir (Alyılmaz, 2010). Yurt dışında ise Türk Kültür Merkezleri, üniversitelere bağlı Türk Dili ve Edebiyatı Bölümleri, elçiliklere bağlı Türkçe Öğretim Merkezleri başlıca Türkçe öğretim kurumlarını oluşturmaktadır ve son yıllarda bu görevi Yunus Emre Enstitüsü yürütmektedir (Er, Biçer ve Bozkırlı, 2012).

Yurt içinde ve yurt dışında çeşitli merkezler tarafından yürütülen Türkçe öğretimi birtakım sorunları da beraberinde getirir. Bu sorunlarla ilgili alanyazında çeşitli araştırmalar yapılmıştır (Açık, 2008; Alyılmaz, 2010; Arslan ve Adem, 2010; Barın, 2004; Büyükaslan, 2007; CandaşKarababa, 2009; Demir ve Açık, 2011; Derman, 2010; Doğan, 1989; Dolunay, 2005; Göçer, 2007; Göçer, 2009; Güneyli ve Demirel, 2006; Güzel, 2004;İsmail, 2000;İşcan, 2011; Kara,

2011; Kont, 2000; Köse, 2004; Mavaşoğlu ve Tüm, 2011; Öksüz, 2011; Özbay, 2010; Özdemir,

2012; Özyürek, 2009; Toprak, 2004; Tosun, 2005; Ungan, 2006; Ünlü, 2011; Vandewalle, 2000;

Yağmur, 2006; Yüce, 2005a; Yüce, 2005b; Yücer, 2011; Er, Biçer ve Bozkırlı, 2012).Yapılan bu

çalışmalar sonunda yabancılar için hazırlanan Türkçe öğretimi programlarının öğrencilerin ana diline, yaşına, eğitim düzeyine ve kültürüne göre hazırlanmadığı, programla birlikte Türkçe öğretiminde kullanılan yöntem ve materyallerin çağın koşullarına uygun olmadığı ve eksikliklerinin bulunduğu gibi çeşitli sorunlar tespit edilmiştir.

Er, Biçer ve Bozkırlı'nın (2012) ilgili alanyazın doğrultusunda yabancılara Türkçe öğretiminde tespit etmişolduğu birtakım sorunlar mevcuttur. Bunlar; öğretim araç gereçleri bakımından yaşanan yetersizlikler, lisans ve lisansüstü düzeyde görevli öğretim elemanlarıyla ilgili sorunlar, Türkçenin dil özelliklerinden kaynaklanan sorunlar, Türkçe öğretimi alanının farklı ana bilim dallarına ayrılmamışolması, öğretim programı yetersizliği, Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde yararlanılabilecek kaynakların yetersizliği, Türkçe öğretimi ile ilgilenen kurumlarla ilgili sorunlar, eğitim öğretim ortamı bağlamındaki yetersizlikler, kullanılan yöntem ve teknikler bakımından yaşanan sıkıntılar, alfabeden kaynaklanan sorunlar, yabancılara Türkçe öğretimiyle ilgili devlet politikasının olmaması gibi sorunlardan oluşur.

CandaşKarababa (2009) Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde, öğrenenlerin gereksinimlerine ve düzeylerine uygun programların geliştirilmesi gerektiğini, Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen çocuklar için uygun resimler ve metinlerin bulunduğu kitapların hazırlanması ve onların yaşdüzeyine uygun ders programlarının düzenlenmesinin zorunluluğunu ifade etmiştir.

Özyürek (2009) günümüzde kullanılan programların Türkçe öğrenenleri aynı yapıdaymışgibi kabul ederek farklılıklar gözettiğini belirtmiştir.

Oysa Türk soylu kişilerin, Hint-Avrupa dil ailesine mensup bireylerin, Hami-Sami dil ailesinden olan kişilerin ve Bantu dillerini konuşan kişilerin sahip olduğu diller birbirinden farklıdır. Bu dillerin gramer yapıları, sözcük yapım yolları ve ögelerin zihne kodlanışbiçimleri aynı değildir. Her ne kadar Türkçe de dâhil olmak üzere bütün dünya dilleri işlevsellik açısından ortak bir tanımda birleşse de, ait oldukları dil ailelerine göreşekillenen yapısal özellikleri ve dillerin kullanımları ve öğretimi açısından diller arasında birtakım önemli farklılıklar söz konusudur (Özyürek, 2009: 1822).

Yabancılara Türkçe öğretim programı, her yönden alanında uzman kişilerce hazırlanmalı; bunun için konu alanı uzmanlarından bir birim oluşturulmalıdır. Oluşturulacak birim içerisinde Türkçenin öğretim yöntemlerini belirleyebilmek için Türkçe öğretimi uzmanları, hazırlanacak programın hedef kitleye uygunluğunu belirleyebilmek için gelişim ve öğrenme uzmanları ve kazanımlara ulaşma düzeyini belirleyebilmek için ölçme ve değerlendirme uzmanları bulunmalıdır (Ünlü, 2011).

Farklı dil ailelerine mensup kişilerin zorlandığı konular veya kolayca öğrendiği konular farklıdır. Türk devlet ve topluluklarından gelen öğrenciler Türkçe öğreniminde diğer milletlere göre daha avantajlıdırlar. Zira özellikle Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Tataristan gibi bölge ülkelerden gelen bu öğrencilerin ana dilleri aynı zamanda Türkçenin lehçeleridir ve Türkiye Türkçesiyle benzerlikler gösterir(Özyürek, 2009). Bu yüzden programlar hazırlanırken öncelikle hedef kitlenin ana dili ve bu dilin bağlı bulunduğu dil ailesi dikkate alınmalıdır. Günümüzde farklı dil ve dil ailelerinden öğrencilerin Türkçe öğrenirken yaptıkları hata tipleri tespit edilerek her bir dil için ayrı öğretim programı geliştirilmelidir.

"Oldurganlık, ettirgenlik, edilgenlik gibi çatı ekleriyle zaman, olumsuzluk, yeterlik ve yetersizlik, soru, istek, koşul, çoğul, durum gibi yapım ve çekim ekleri belirli sıralarla köke eklenir" (Tosun, 2005: 22). Her dilin olduğu gibi Türkçenin de kendine özgü birtakım fonetik, morfolojik ve sentaktik özellikleri vardır. Türkçenin sahip olduğu bu özellikler bazı milletler için kolaylık sağlasa da bazıları için zorluk teşkil eder.

Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminin verimliliğini arttırmak ve öğrencileri motive etmek için onların mümkün olan tüm uyarıcılarını harekete geçirmek gerekir. Bundan dolayı yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde kullanılacak görsel ve işitsel araçlar öğrencilerin görme ve işitme duyularını harekete geçirerek Türkçenin daha etkili ve kalıcı öğretilmesini sağlar (Arslan ve Adem, 2010). Dil öğretiminde bu materyallerle birlikte işitsel-görsel yöntemden (the audio visual method) de yararlanılmalıdır. Bu yöntemle dili öğrenen kişi "français fundamentalda"diye tanımlanan günlük konuşma ile karşılaşır ve öğrendiklerini günlük hayata aktarma imkânı bulur (Stern, 1991).

Yabancılara Türkçe öğretimine yönelik sorunların vakit kaybedilmeden çözülmesi büyük önem arz etmektedir. Bu sorunların da muhatabı olan öğrencilerdir. Dolayısıyla sorunların öğrenci görüşleri doğrultusunda tespiti ve değerlendirilmesi incelemeye değerdir. Yabancı öğrencilerle yapılmış yüz yüze görüşmelerin yetersiz olduğu görülmüştür. Bu tür konular hakkında detaylı bilgi elde etmek için görüşme tekniği avantajlı olduğundan bu çalışmaya ihtiyaç duyulmuştur.

Devamını okumak için tıklayınız...

Türkiye'deki Yabancılara Türkçe Ögretım Merkezleri Ve Atatürk Üniversitesi Dil Eğitimi Uygulama Ve Araştırma Merkezi

Türkiye'deki Yabancılara Türkçe Öğretim Merkezleri Üzerine:

İnsanlar, sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel birtakım nedenlerle eski çağlardan beri başka dilleri öğrenme ve kendi dillerini başka insanlara öğretme ihtiyacı duymuşlardır. Bilindiği üzere, ikinci bir dili kullanarak başka insanlarla iletişim kurmak ve o dilin sahiplerine ait maddi ve manevi unsurlarla tanışmak yeni bir dil öğrenmek isteyen insanın öncelikli hedefidir. Bu sayede insan, hem farklı dünyalara açılmış olacak hem de kendi iç dünyasını hedef dildeki insanlara aktarmış olacaktır. Bu bakımdan, sınırların kalkmaya başladığı ve teknolojik gelişmelerden hareketle toplumların birbirleriyle zorunlu olarak iletişime geçtiği kocaman bir şehir hâline gelen günümüz dünyasında farklı diller öğrenmek, farklı kültürlerle tanışmak hemen herkesin ortak isteği hâline gelmiştir.

Türkçe, yaşayan dünya dilleri arasında en eski tarihe sahip dillerden biri olarak, Moğolistan'dan Sırbistan'a, Sibirya'dan Irak'a kadar geniş bir coğrafyada yazı ve konuşma dili olarak varlık göstermektedir. Çeşitli lehçe ve kollarıyla dünya nüfusunun yaklaşık %3'ünün konuştuğu, bugün itibarıyla 12 milyon m2'lik oldukça geniş bir alanda yaklaşık 250 milyon insanın kullandığı Türkçe, XXI. yüzyılın en yaygın dilleri arasında yer almaktadır.

Kaşgarlı Mahmud'un XI. yüzyılda Araplara Türkçe öğretmek amacıyla yazmış olduğu Dîvân-ü Lûgati't-Türk'ten günümüze kadar yabancı dil olarak Türkçenin öğretimi, gerekli yetkinlikte ve istenen düzeyde olmasa da çeşitli çalışmalarla devam etmektedir. Özellikle günümüzde Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi, Türkiye'nin ekonomik, stratejik ve jeopolitik öneminden, sosyal, tarihî ve kültürel birikiminden dolayı daha fazla önem kazanmıştır. Çevre ülkelerle, Avrupa Birliği, Rusya, Çin, Amerika gibi dünyanın önde gelen ülkeleriyle son yıllarda artan ikili anlaşmalar, ekonomik, ticari, askerî alanlarda yapılan işbirliği çalışmaları ve dil-kültür-eğitim alanlarındaki ortak çalışmalar da yabancıların Türkçe öğrenimine olan gereksinimini artırmaktadır.

Her yıl binlerce insanın çeşitli sebeplerle Türkçe öğrendiğini ifade eden Koç (1988, s. 241), genel olarak Türkçe öğrenmeyi amaçlayanların şöyle sıralanabileceğini belirtir:

1.Türk işçisi çalıştıran ülkelerde, Türk işçisi sorunlarıyla ilgilenen görevliler

2.Yabancı ülkelerde, Türk öğrencilerin yoğun olarak bulunduğu bölge ve okullarda görev alan yabancı öğretmenler

 

3.Yabancı üniversitelerin Türk bilim (Türkoloji) ve Doğubilim (Şarkiyat) bölümlerinde okuyan öğrenciler

4.Türkiye ile sıkı ticari ilişkileri olan yabancılar

5.Türkiye'ye gelen elçilik personeli

6.Dost ülkelerden Türkiye'ye eğitim için gelen askerî personel

7.Çeşitli ülkelerden Türk üniversitelerine eğitim için gelen yabancı öğrenciler

8.Çeşitli nedenlerle Türkiye'ye yerleşen yabancılar

9.Türklerle evlenen yabancılar

10.Sayıları on binleri bulan Türk işçi çocukları.

 

Yukarıda belirtilen gerekçelerden hareketle Türkçe öğretim merkezlerinin öncelikli hedefi yurt içinde ve dışında yabancılara, akraba topluluklardan gelen soydaşlarımıza özellikle ekonomik ve akademik açıdan değeri hızla artan Türkiye Türkçesini öğretmek; onlara Türkiye'yi ve Türk kültürünü yaşatarak tanıtmaktır. Bu amaçla Türkiye'ye gelen öğrenci, işçi, mülteci ya da turist her kim olursa onların, öğrenmek istedikleri bu dili kendi doğal ortamında öğrenmelerini sağlamaya çalışmak da bu merkezlerin varlık sebeplerindendir.

 

Yabancı dil veya ikinci dil olarak Türkçe öğrenecek olan bireylerin öncelikle amaçlarının iyi belirlendiği, bir seviye belirleme sınavına tabi tutularak çıkan sonuca göre bir öğretim programı, yöntemi ve materyallerinin hazırlandığı bu merkezler günden güne daha donanımlı, tecrübeli ve üretken bir yapıya doğru hızla ilerlemektedirler. Yapılan ulusal ve uluslararası anlaşmalar çerçevesinde ülke içinde olduğu kadar dünya genelinde de başarılı çalışmalarıyla göz dolduran TÖMER'lerde (Türkçe Öğretim Merkezlerinde) Türkçeye ait hemen her konuda çalışmalar yapılmakta, çok güncel ve bilimsel projelere de imza atılmaktadır. Çağdaş yöntem ve tekniklerin geliştirildiği, uygulamada birtakım aksaklıklar yaşansa da eğitim öğretim faaliyetlerinin karşılaştırmalı bir şekilde irdelendiği, olası sorunların ortadan kaldırılmasına yönelik akademik çalışmaların da sıkça yürütüldüğü bu merkezlerin birer laboratuvar görevinde olduklarını da söylemek mümkündür.

 

Gerek coğrafi alan bakımından gerekse stratejik ve jeopolitik durumundan hareketle Türkçe elbette sadece bu merkezlerde değil yurt dışındaki birçok üniversitenin Türkoloji kürsülerinde, fakültelerinde, özel eğitim kurumlarında ve dershanelerinde de öğretilmektedir. Duyulan ilginin günden güne ciddi oranda artış göstermesi de memnuniyet vericidir.

Devamını okumak için tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...