atasözlerinin

Osmanlı Dönemi İngilizlere Türkçe Öğretiminde Deyimler Ve Atasözlerinin Önemi

Atasözleri ve deyimler kültürümüzün dildeki tezahürü ve edebiyatımızdaki zengin ürünler olarak karşımıza çıkmaktadır. Üzerlerine yapılan onlarca araştırma ve Türkçe Öğretim Programlarında kendilerine ayrıca yer açılması bu anonim ürünlerin dilimiz açısından önemini gözler önüne sermektedir. Atasözleri ve deyimler sağlıklı kültür aktarımının olmazsa olmazı konumundadır. Bu çalışmada Osmanlı döneminde İngilizlere Türkçe öğretiminde atasözleri ve deyimlerden ne derece yararlanıldığı incelenmiştir. Bu nedenle Osmanlı döneminde İngilizlere Türkçe öğretmek amacıyla yazılmış kitapları kaynak olarak ele aldık.

1. Giriş

Teknolojinin gelişmesi ile büyük bir köy haline gelmiş olan modern dünyada yabancılara Türkçe öğretiminin öneminin de her zamankinden çok hissedildiği aşikârdır. Bu öneme binaen yapılacak çalışmalarda belli bir öğretim tekniği ve çeşitli öğretim yöntemlerinin kullanılması amaca ulaşılması açısından gereklidir. Bununla beraber öğretim sürecinde kültür aktarımına da ayrıca değinmek ve kültürel özelliklerimizi en doğru şekliyle anlatmak dil öğretiminin getirilerinden bir tanesidir.

Atasözleri ve deyimler; anlatımı etkili kılma, söyleneni açıkça, kolay, anlaşılır bir şekilde dile getirme ve bunları yazılı olarak ifade edebilme konusunda çok önemli etkilere sahiptir (Bulut, 2013). Dil öğretiminin sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi için atasözleri ve deyimlerden de mümkün olduğunca yararlanmak gerekmektedir. Ancak bu şekilde dil öğretimi tamamlanmış olur.

Atasözleri için çeşitli tanımlar yapılmıştır; Uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş, öğüt verici nitelikte söz, deme, mesel, sav, darbımesel (Tdk, 2014), Atalarımız tarafından uzun yaşam deneyimi sonucunda, bilgece birtakım öğüt verici düşüncelerin mahsulü, güzel ve özlü söyleyiş kalıplarına sahip, kesin yargılar bildiren, söyleyeni belli olmayan, anonim geleneksel sözlü kültür ürünleridir (Bulut, 2013). Deyim için ise, genellikle gerçek anlamından az çok ayrı, kendine özgü bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbeği, tabir (Tdk, 2014) tanımı yapılır. Tüm bu tanımlara baktığımızda deyimler ve atasözlerinin kalıplaşmış oldukları, deneyimler sonucu halk tarafından ortaya çıkarıldıkları ve kültürümüzün bir parçası oldukları görülür.

Öğretim sürecinde kültür aktarımına da ayrıca değinmek ve kültürel özelliklerimizi en doğru şekliyle anlatmak dil öğretiminin sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi açısından elzemdir.

Osmanlı döneminde yazılan İngilizlere Türkçe öğretim kitapları içerisinde en kaliteli ve kapsamlı olanlarının Redhouse'nin eserleri olduğu görülmektedir. Bunda Redhouse'nin ülkemizde uzun süre yaşayıp çalışması ve dilimize yeteri kadar aşina olması önemli bir etkendir. Redhouse, gerek lügatleriyle gerekse yabancılara Türkçe öğretmeyi hedefleyen eserleriyle Türk kültürü açısından önemli bir şahsiyettir. Onun bilhassa Türkçe-İngilizce lügatleriyle İngilizlere Türkçe öğretmek maksadıyla yazdığı Vade-Mecum ve OTL'ye, İngilizlere Türkçe öğretimi seti nazarıyla bakılabilir (Karagöl, 2011) Ayrıca karagöl (2011)'ün Redhouse'un Türkçe öğretimiyle ilgili tezinde Redhouse'nin Türkçe öğretimine katkıları ayrıntılı bir şekilde anlatılmaktadır.

1.1.              Problem Durumu

Ülkeler arasındaki iletişimin son elli yılda hızla artması, ekonomi alanında yapılan anlaşmalar ve ülkemizin avrupada ve dünyada varlığını gösterme çabasının artması yabancılara Türkçe öğretiminin önemini daha da arttırmıştır. Bu durum devlet kurumları ve özel kuruluşların bu konudaki çalışmalarını hızlandırmalarını sağlamıştır. Bu çalışmalar, Türk dilinin özelliklerini, yapısını gözeten ve bunlara uygun, Türk kültürünün de sağlıklı aktarımını sağlayacak materyallerin hazırlanmasının gerekliliğini gözler önüne sermiştir (Akpınar, 2010). Hazırlanacak materyallerde göz ardı edilmemesi gereken maddelerden biri de atasözü ve deyimlerin kullanımıdır. Bu çalışmada Osmanlı döneminde yazılan İngilizlere Türkçe öğretim kitaplarında atasözleri ve deyimlerden ne derece yararlanıldığını tespit etmeyi amaçlanmıştır.

1) Osmanlı Dönemi İngilizlere Türkçe Öğretiminde Kullanılan Atasözleri

a.       Anton Tien'in "Turkish Grammar" adlı eserinde kullanılan atasözleri dilin kemiği yok (s. 365)

dost bin ise azdır, düşman bir ise çoktur (s. 365) ummadığın taş baş yarar (s. 365) it iti ısırmaz (s. 365)

iki kaptan bir gemiyi batırır (s. 365)

ayağını yorganına göre uzat (s. 365)

gülü seven dikenine katlanır (s. 366)

akıllı düşman akılsız dosttan hayırlıdır (s. 366)

doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar (s. 366)

at ölür meydan (nalı) kalır, yiğit ölür şan (namı) kalır (s. 366)

kendi düşen ağlamaz (s. 366)

ayıpsız yar arayan (dost isteyen), yarsız (dostsuz) kalır (s. 367)

el elin aynasıdır (s. 367)

bal bal demekle ağız tatlanmaz (s. 367)

bahşiş (beleş) atın dişine (yaşına) bakılmaz (s. 367)

hastaya döşek sorulmaz (s. 367)

doğru söz acıdır (s. 367)

dost (akraba) ile ye, iç, alışveriş etme (s. 367)

gözden ırak olan gönülden de ırak olur (s. 367)

adam adamı bir kere aldatır (s. 367)

ne verirsen elinle o gider seninle (s. 369)

herkes kendi ayıbını bilmez (s. 369)

eğri oturup doğru konuşalım(s. 370)

bugünkü tavuk yarınki kazdan iyidir (s. 370)

kâr, zararın kardeşidir (ortağıdır) (s. 371)

çok bilen (söyleyen) çok yanılır (s. 371)

komşunun tavuğu, komşuya kaz görünür (karısı kız görünür) (s. 371)

cefayı çekmeyen sefanın kadrini bilmez (s. 371)

Devamını okumak için tıklayınız...

Türkçe Temel Dil Becerilerinin Öğretiminde Atasözlerinin Kullanımı

Özet

Türk kültürünün ve sözlü edebiyatımızın zengin ürünlerinden biri de atasözleridir. Bugüne kadar atasözleri üzerine oldukça fazla sayıda çalışma yapılmıştır. Atasözlerimiz Türkçe öğretiminde anonim bir ürün olarak yer alırlar. Türkçe programında atasözlerimiz ile ilgili genel amaç, özel amaç ve hedef davranışlar bulunmaktadır. Türkçenin dört temel dil becerisi olan dinleme, konuşma, okuma ve yazma çalışmalarında, atasözlerimizden faydalanılmalıdır.

Giriş

İnsanların uzun gözlem ve tecrübeler sonunda vardıkları yargıları hikmetli düşünce, öğüt ve örneklemeler yolu ile veren; birçoğu mecazî anlam taşıyan; yüzyılların oluşturduğu biçimle kalıplaşmış bulunan; daha çok sözlü gelenek içinde kuşaktan kuşağa geçerek yaşayan; anonim nitelikte özlü sözlere atasözü denir.1 Arapça “nush, nasihat, meviza”, Farsça “pend”ve Moğolca “erdeni üge: cevherli söz”ün anlattığı düşünceyi zamanımıza kadar getiren sözlerdir; anlamından da anlaşılacağı gibi atalardan geçmiştir. Buna göre tarihî hayatı olan sözlerdir. Zamanın akışı ve toplumsal çevrenin coğrafyası içinde biçim ve içeriğini kazanarak bugüne kadar gelen bu sözlere özellikle Irak Türklerinin “eskiler sözü” demeleri bundandır.2

Ata-baba sözleri(Tebriz’de), cümle-i hikemiye, darb-ı kelâm, darb-ı mesel, deme, demece, deyişet, emsal eskiler sözü (Kerkük ağzı), eski söz (Kazan lehçesi), hikmet, kartlar sözü(Kırım lehçesi), kelâm-ı kibar, makal (Türkistan, İran ve Afganistan Türkmenleri arasında),mesel, oranlama, samah, büyükler sözü, çomak (Çuvaşça’da), sanaka, sınıka (Güney Anadolu’da), tapma (Doğu Türkistan’da), ulular sözü (Türkçe’de) atasözünün eş anlamlısı olarak kullanılan bazı kelime ve deyimlerdir.3

*Gazi Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Türkçe Eğitimi Bölümü. 1 Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi, Dergâh Yayınları, 1977,  C:1, s.214. 2 Şükrü Elçin, Halk Edebiyatına Giriş, Akçağ Yayınları, Ankara, s.625. 3 Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi, Dergâh Yayınları, 1977, C:1, s.214.

Atasözü genel bir adlandırmadır. Bunun içersinde darbımeseller ve deyimler (tâbirler) yer alır. Atasözü çeşitli biçimleriyle her şeyden önce bir yargı içerir. Darbımesel tamlamasının eskiliği ve bunun yeni kuşaklar için artık çok yabancı bir “Fârisî tamlama” hâline gelmiş olması dolayısıyla yargı içeren sözlere “Atasözü” denmesi ve bunların dışında kalanların da deyim adıyla adlandırılması doğru olur. Fakat deyimlerin de atalardan gelen bir miras olduğu unutulmamalıdır.4

Atasözü (darbımesel); (çoğulu Durûb-ı emsal) bir özlü düşünce taşıyan, vecize (yahut özlü söz) niteliğinde, kalıp (klişe) hâline gelmiş bir sözdür. Bir olay veya meydana gelişin eş veya benzer anlamını içeren bir halk düşüncesini veya felsefesini dile getirir ve mutlaka bir yargı taşır. Bununla bir olayın niteliği de tanımlanır veya bunun benzeri betimlenir. Böylece bu olay veya oluşumun geçmişte aynısının veya benzerinin geliştiği göz önünde tutularak, böyle bir durumun etkisinde veya karşısında kalmış, etkisinde veya karşısında kalma olasılığı bulunan veya etkisinde ya da karşısında kalacak olan insana genellikle öğütte bulunulur; bazen böyle bir insan hemen hemen teselli olur.5

Sözlü Türk edebiyatı dönemi ürünlerinden olan “savlara” bazı atasözlerinin asılları, ilk biçimleri gözüyle bakılır. Savlar Kaşgarlı Mahmud’un Divân-ı Lûgat’it Türk’ünde açıklamalar arasında geçmektedir. Sav terimi, sonradan, İslâmiyetin etkisiyle yerini “mesel” terimine bırakmıştır. Aslında misal getirme, örnek verme anlamında olan darb-ı mesel ve bunun çoğulu durub-ı emsâl sözleri, edebiyatımızda atasözü ve atasözleri anlamında kullanılmaya başlanmıştır.6

 “Ağaç yaş iken eğilir” cümlesinin ilk anlamı açıktır. Tâze bir fidanı eğmek kolaydır. Bu fidan kartlaşınca eğmesi, bükmesi, kırması zorlaşır. İkinci anlamı biz, mânevî-zihnî hayatımıza naklederek icat ederiz. Çocuğu küçükken eğitmek gerekir, düşüncesi bizde yerleşir. İşte bu maddî biçimi bir hareket noktası yapan ve ilk söyleyicilerini tespit edemediğimiz bu dil ürünleri, hayat prensibi olacak fikir ve düşünceleri, din ahlâk, hukuk, iktisat, eğitim, gelenek, görenek ile tabiat olaylarından, teknikten vb. çıkacak kuralları somuttan soyuta giden bir yolla, bazen bir fıkra kılığında söz ve yazı ile kuşaktan kuşağa geçen hikmetli cümlelerdir.7

Bir kurala bağlı olanların dışında, büyük çoğunluğu ile anonim içerik taşıyan yani ilk defa kimin tarafından ve ne zaman ortaya atıldıkları bilinmeyen atasözleri, halk topluluklarının asırlar boyunca karşılaştıkları olaylardan ve tecrübelerden ilham alarak attıkları, benimsedikleri ve kendilerinden sonra gelecek kuşaklara aktardıkları öğütler, yol gösterici, toplum ve doğa olaylarının nasıl sona ereceklerini belirten düşüncelerdir. “Böyle yapılırsa veya böyle olursa sonuç şöyle belirir” ögesi atasözlerini karakterize eden işarettir.8

Bir milletin her türlü toplum ve birey sorunlarına bakışı atasözlerinde görülür. Ne var ki, hemen bütün milletlerde benzer anlamlara gelen atasözleri de vardır. Bu durum kavimler ve soylar arasında eski ve bilinmeyen manevî ilişkileri göstermektedir. Ayrıca hangi milletin olursa olsun insan düşünüşünün çok defa aynı noktalarda birleştiği de şüphesizdir.9

Türkiye’de ve Türklerin yaşadığı diğer topraklarda, halkın ağzında dolaşan; nesillerden nesillere geçen 10.000’i aşkın atasözü  hakkında pek çok yayın yapılmış, birçok kitap ve makale yayımlanmıştır. Türk atasözleri üzerine hazırlanmış ve basılmış kitap, broşür ve makalelerin sayısı 700’ü aşmaktadır.10

Halk, kendi diliyle söylenen bu seçkin felsefe parçalarına büyük önem vermiştir. Bugün de okullarda ve yetişkinler eğitiminde onlardan yararlanmak gerekir. Atasözleri; dinleme, konuşma, okuma ve yazma becerilerinden oluşan, çocuğun anlama ve anlatma gücünü geliştirmeyi kendine ana amaç edinen Türkçe dersinde ve Türkçe dersinin eğitim ortamlarında kullanılması gerekli olan anonim ürünlerden birisidir.

TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE ATASÖZLERİNİN KULLANIMI

Çok geniş ve çeşitli anlamlarda kullanılan atasözleri, günlük hayatta en çok başvurduğumuz sözlerdendir. Öğüt vermek, örnek göstermek, sözümüze güç katmak düşüncelerimize delil bulmak, duygu ve düşüncelerimizi en kısa yoldan belirtmek istediğimiz zaman atasözlerinden yararlanırız.11

Atasözleri, kendi başlarına bir edebî tür olmasalar bile özellikle söyleyişi kuvvetlendirme, fikirlerimize kuvvetli birer kanıt oluşturma ve az sayıda cümle ile öz  ifadeler kurabilme açısından konuşma ve yazma eğitiminde; ilgi ve merak uyandırma açısından dinleme eğitiminde; metinlerdeki söyleyişleri daha anlamlı hâle getirip, vurgu ve tonlamayı kolaylaştırma açısından okuma eğitiminde kullanılabilecek ürünlerdir.

Türkçe programında, “Öğrencilere Türk dilini sevdirmek, kurallarını sezdirmek; onları, Türkçeyi gelişim süreci içinde bilinçle, özenle ve güvenle kullanmaya yöneltmek”12 ve “Sözlü ve yazılı Türk ve dünya kültür ürünleri yoluyla, Türk kültürünü tanıma ve kazanmalarında Türk yurdunu ve ulusunu, doğayı, hayatı, insanlığı sevmelerinde yardımcı olmak”13 biçiminde ifade edilen genel amaçlardan, öğrencilere Türk dilini sevdirmek için, dilimizin güzel ve kültürümüzün zengin örneklerinden biri olan atasözlerinden yararlanmamız gerektiği fikrini çıkarabiliriz.

1. Anlama Çalışmalarında Atasözleri

a. Dinleme Eğitiminde Atasözlerinden Faydalanma:

Doğumuyla yaşama merhaba diyen çocuk, “anadil”ine ait ilk bilgileri dinleme yoluyla edinmeye başlar. Bu açıdan bakıldığında “dinleme” dil öğreniminin temelini oluşturur. Birey, okul öncesine ait bütün, bilgi duygu ve düşünce evrenini dinleme yoluyla oluşturur. Bu dinleme, aslında hayatı anlamlı kılma, çevrede olup bitenleri anlama adına kendiliğinden oluşan bir süreç olsa da, bir öğrenme yolu hâline gelmektedir.14

Atasözlerinin, ilköğretimin ilk sınıflarında şarkılar, masallar, eş anlamlı kelimelerle düzenlenmiş oyunların; daha üst sınıflarda hikâye, şiir, deneme, söyleşi ve anı türlerinin; ilköğretimin ikinci basamağında ise bu türlere ek olarak bilgi verici nitelikteki fıkra, makâle, röportaj vb. türlerin içeriğine ya da ana fikrine işlenmesi, öğrencilerin dinlemeye konsantre olmasını, konuyu daha iyi anlamasını ve dinleme anında konuya motive olarak dinleme sürelerini artırmalarını sağlar.

Türkçe programında, bir basamağını dinleme eğitiminin oluşturduğu “Anlama” becerisiyle ilgili,  “Bir yazıdaki kelimelerin gerçek ve mecaz anlamlarını kavrayabilmek, kelime gruplarını, benzetmeleri, atasözlerini çözümleyebilmek”15“Bir yazıdaki kelimelerin, kelime gruplarının, benzetmelerin, atasözlerinin anlamlarını çözümleyebilmek”16“Bir yazıdaki kelimelerin, kelime gruplarının, benzetmelerin, atasözü ve özdeyişlerin anlamlarını çözümleyebilmek”17 biçiminde verilen hedef davranışlarda atasözleriyle ilgili çalışmalar da yer almaktadır.

Öğretmen, atasözlerini ders kitaplarında yer alan anonim ürünler basamağında işlenebilecek bir konu olarak algılamamalı, onları dinleme eğitiminin bir dayanağı kabul etmelidir. Metnin konusunun anlaşılması ve ana fikrin tespiti için ders içinde bir eğitim ortamı olan metin altı soruları ve sözlü ve yazılı anlatım çalışmaları sırasında atasözlerinin dinlemeyi kolaylaştırmasına dair açıklamalar yapılmalı ve örnek eğitim ortamları oluşturulmalıdır. Öğrencilerden metnin ana fikriyle ilgili bir atasözü bulmaları ve bu bağlamda metni açıklamaları, dinleme ortamında diğer öğrencilerin dikkatini çekebilecek bir uygulama olabilir. Ayrıca bir atasözü ya da başka bir konu ekseninde oluşturulmuş bir hikâyenin, serim bölümü anlatılıp, düğüm ve çözüm ya da sadece çözüm bölümünün atasözlerinden de yararlanarak, öğrencilerden tamamlanması istenerek, sınıfta dinleme ortamı sağlanabilir. 

b. Okuma Eğitiminde Atasözlerinden Faydalanma

Okuma seslem ve anlamadan oluşan iki yönlü bir beceridir. Okuma becerisinin geliştirilebilmesi için,  yazılı ve basılı sembollerin çözümlenmesi ve çözümlenen sembollerin anlamlandırılması gerekir. Anlamanın kazanılmasında ise dil önem kazanır. Okuyucunun çözümlediği metni anlayabilmesi için kendi bilgi ve yaşantısıyla metin arasında ilişki kurulabilmelidir.18

Okuma eğitiminde atasözlerinden çeşitli biçimlerde faydalanmak mümkündür. Öğrencilerden ders içi ya da ders dışı zamanlarda (özellikle yaşanılan bir tecrübe sonucunda edinilmişse) karşılaştıkları ve çevrelerinde kullanılan atasözlerini defterlerine kaydetmeleri ve bunlarla ilgili metinler hazırlayarak sınıfta okumaları istenebilir. Öğrencilere, ana fikri buldurulan atasözleriyle ilgili, gözlemleri doğrultusunda olumlu ve olumsuz örneklerle zenginleştirilip planlı yazılar hazırlatılıp, okutulabilir. Özellikle bir hikâyesi olan atasözleri19.bulunup sınıfta okunabilir. 

Atasözleri, sadece öğrencilerin yazılı anlatım becerilerini ölçmek amacıyla, öğretmenler tarafından sınavlarında kullanılabilecek bir “konu” örneği olarak kalmamalı, öğrencilerin bir atasözü etrafında oluşturdukları ya da sonuçta bir atasözüne vardıkları metinlerden güzel olanları sınıfta okunmalıdır. Çoğunluğu kafiyeli bir yapıya sahip olduğu için, öğrencilerin okuma becerilerini, seslerini vurgu ve tonlamaya dikkat etme yolunda yönlendirici özellikleri olan atasözleri, sesli ve sessiz okuma çalışmalarında da kullanılmalıdır.

2. Anlatma Çalışmalarında Atasözleri

a. Konuşma Eğitiminde Atasözlerinden Faydalanma

Çocukların kazandıkları ilk dil becerilerinden olan konuşma, araştırmalara göre dinlemeden sonra en çok kullanılan beceridir. Çocuklar genellikle okula bu beceriye sahip olarak gelirler. Ancak, okula getirdikleri bu beceri henüz olgunlaşmamıştır ve yerel bir özellik taşır. Yaşları gereği kelime dağarcıkları yeterince gelişmiş değildir. Konuşma, sosyalleşmeyi sağlayarak çocukların kendine güvenlerini artırmaktır. Özellikle sınıf içi ve sınıf dışı konuşmalar burada önemlidir. Çünkü bu konuşmalar öğretimin amaçlarının gerçekleşmesine hizmet etmektedir. Öğrencilerin, okuduklarına, dinlediklerine, gördüklerine cevap verme yollarından biri de konuşmadır. Çocuklar, konuşma yoluyla yeni bilgileri yorumlamakta, sorular oluşturmakta, arkadaşlarının davranışlarını kontrol etmekte, sosyal ilişkilerini sürdürmekte, bilgi aktarmakta, kişisel deneyimlerini paylaşmaktadırlar.20

Türkçe programında, “Kelime grupları, atasözü, özdeyiş, deyim vb. açıklayabilme”21 biçiminde verilen özel amaç;  “Düzeyine uygun kelime grupları, atasözü, özdeyiş ve deyimleri açıklayabilmek”22,“Kelime, kelime grupları, atasözü, ödeyiş, deyim ve benzetmeleri açıklayabilmek”23“Atasözü, özdeyiş, deyim, kelime, kelime grupları ve benzetmeleri açıklayabilmek24, biçiminde verilen hedef davranışlar, sözlü çalışmalarda atasözlerinden de yararlanılması gerekliliği doğrultusundadır.

Atasözleri, konuşmada yerli örnekler oluşturarak “dilin doğru kullanımını”, ahenkli ve kafiyeli özellikleriyle “akıcılığı” ve bir olayla ilgili mesajlar vererek “fikir” zenginliği sağlar. Atasözleri bu tür çalışmalarla yardımcı bir unsur olarak kullanılabileceği gibi, içeriğinin ve vermek istediği ana fikrin tespit edilmesiyle konuşma eğitimine destek sağlayabilir. Örneğin, öğrencilerden, “ ‘Âlet işler el övünür’ atasözü hakkında bir konuşma metni hazırlayınız.” biçiminde bir ödev hazırlamaları ya da bu konu etrafındaki düşüncelerini sınıfta sözlü olarak ifade etmeleri istenebilir. Metin üstlerinde yer alan ya da öğretmenin konu çerçevesinde sınıfa getirdiği resim vb. ögelerden, öğrencilerin çıkardıkları sonuçlarla ilgili atasözleri buldurulup, bunlar hakkında konuşma yaptırılabilir.

b. Yazma Eğitiminde Atasözlerinden Faydalanma

Duygu, düşünce, görüş ve hayallerin sözlü ifade edilmesi yeterli değildir. Dil gelişiminde yazı da çok önemlidir. Yazmak, insanın günlü çalışmalarında olduğu kadar, meslekteki bilgilerini başkalarına aktarmak açısından da bir ihtiyaçtır. Yalnız edebiyatla uğraşanlar değil, diğer alanlarda çalışanlar da yazma ihtiyacı duyarlar. Bir bilim adamı fikirlerini, buluşlarını yazıyla tespit eder, başkalarına bu yolla ulaştırır. Bu bakımdan yazı duygu, düşünce ve hayalleri belirli bir zaman ve mekânla sınırlı olmaktan kurtarır.25

Konuşurken, dinleyenin gösterdiği tepkiler (yüz ifadesinin değişmesi soru sorması vb.) bizi hemen etkileyerek amacımız yönünden konuşmamıza şu ya da bu doğrultuda değiştirebilmeyi yönlendirmesine karşın, yazıda böyle bir olanak yoktur. Yazıda her şeyi önceden iyice hesaplayarak, yazımızı okuyacak kimsenin düşünce ya da duygularımızı tam bizim istediğimiz biçimde anlamasını sağlayıcı önlemleri önceden almamız gereklidir. Çünkü yapacağımız yanlışları sonradan şu ya da bu biçimde düzeltemez, eksikleri tamamlayamayız. Ayrıca yazılı anlatımın belli ve kesin kuralları vardır. Yazı yazarken bunlara uymamız, düşüncelerimizi kurallara uygun cümleler durumuna getirmemiz, bu cümleleri en etkili ve amacımıza en iyi varacak biçimde sıralamamız gerekir.26 Yazı yazmanın tekniğini de iyi bilmemiz gerekir. Karşımızda bir okuyucu olduğunu var sayarak iyi düşünmek, amacı tam tespit ettikten sonra, konuyu tam kavrayıp anlamak ve düşünceleri sistemli bir biçimde düzenlemek gerekir.27

Yazılı anlatım öğrencinin kendi gördüğünü, duyduğunu, düşündüğünü ve yaşadığını yazarak anlatmasıdır.28 Türkçenin genel amaçlarından biri olan “Öğrencilere, görüp izlediklerini, dinlediklerini, okuduklarını, incelediklerini ve düşündüklerini, tasarladıklarını söz ya da yazı ile doğru ve amaca uygun olarak anlatma beceri ve alışkanlığın kazandırmak”29, yazma eğitiminin Türkçe dersindekini önemini vurgulamaktadır.

Yazma, zor uğraş kabul edilmesine karşın, öğrenilebilen ve sık sık yapılan etkinliklerle de geliştirilebilen bir beceridir. Yazılı anlatım becerisinin gelişmesi, sürekli ve plânlı yapılan etkinliklerle mümkündür.

Türkçe programında “Anlatım” başlığı altında VI-VIII. sınıflar için 15 tane özel amaç yer almaktadır. Konuşma ve yazma becerilerini içeren bu amaçlar, yazma eğitimi için şu biçimde ifade edilebilir:30

1. Bir düşünce bir olay üzerinde önce konuşma, sonra konuşulanları yazma.

2. Cümle kurma ve yazma tekniği alıştırmaları.

3. Görülen, yaşanan, incelenen, olayları yazı ile anlatma.

4. Derslerde varılan sonuçları yazma.

5. Resim ve levhalara bakarak yazma.

6. Dinlenen ve okunan parçalarla ilgili yazılar yazma.

7. Mektup, kart, telgraf, davetiye, dilekçe senet yazma, alındı, bildiri yazma, tutanak hazırlama.

8. Betimleme ve portreler yazma.

9. Okul gazetesine yazılar yazma.

10. Hayalî konular yazma.

11. Okunan veya dinlenen bir parçanın özetini çıkarma, ana fikrini bulup yazma.

12. Rapor hazırlama.

13. Anlatılanları not etme.

14. Bir şiir, hikâye veya makale üzerindeki görüş ve duyuşları yazma.

15. Güzel yazılmış yazıları okuyup inceleme yolu ile yazmayı geliştirme.

Yazma eğitiminde bir eğitim ortamı olan yukarıdaki sınıf içi ve sınıf dışı uygulamalarında atasözlerinden de faydalanabiliriz. Örneğin, sınıf ortamında örnek olarak verilen bir atasözü hakkında öğrenciler tarafından konuşulanlar, konuşma sonrasında öğrencilere yazdırılabilir. Öğrencilerden gördükleri veya yaşadıkları olaylardan çıkardıkları sonucu anlatan bir atasözü bulmaları ve bununla ilgili yazı hazırlamaları istenebilir. Öğrencilere atasözlerinden de faydalanarak mektup ya da düşünce yazısı yazdırılabilir. Sınıf köşelerinin oluşturulmasında, belirli gün ve haftaların bu köşelere işlenmesinde, günün ya da haftanın konusunu içeren atasözlerinden yararlanılabilir. Öğrencilerin gerek kendi hazırladıkları gerekse araştırdıkları örnek yazılardan meydana gelen okul gazeteleri de, atasözlerinin kullanılabileceği yerlerdir. 

Ünlü yazarlarımızın atasözlerinden faydalanarak hazırladıkları eserlerden sınıfa örnekler getirilip, atasözlerinin anlatımı nasıl kuvvetlendirdiği gösterilebilir. Örneğin, içinde atasözü yer alan aşağıdaki gibi şiirler öğrencilere gösterilebilir:

“Seni saksıda gül yetiştirir gibi Yetiştirmedik tek başına Bir limonlukta büyütmedik seni

Kırağı çalmaz diye acı patlıcanı

Salıverdik sokağa”

Rıfat ILGAZ

“İşlemeli el kol, bunlar

işledikçe boğaz doyar.

İnsan gözleriyle görür.

Alet işler el övünür.”

Tevfik FİKRET

Öğrencilerden örnek metinlerdeki atasözlerini bulmaları, atasözlerinin şiirde neyi anlatmaya çalıştığı ve şiire ne gibi katkıda bulundukları hakkında düşüncelerini yazmaları istenebilir. 

Ayrıca öğrencilere, ilköğretimin ikinci basamağında beş saatlik Türkçe dersinin bir saatini oluşturan “yazı” dersinde, atasözleriyle güzel yazı örnekleri hazırlatılabilir.

SONUÇ

Sözlü edebiyatımızın bir ürünü olan, kökleri tarihin bilinmeyen çağlarına kadar uzanabilen ve kültürümüzün zengin ürünlerinden olan atasözleri, farklı milletlerin ortak ögelerinden birisidir.

26.10.1981 tarihinde 2098 sayılı Tebliğler dergisinde yayınlanan Türkçe Programının genel amaçlarında, Türk dilinin bilinçle, özenle ve güvenle kullanılması, Türk ve dünya kültür ürünleri yoluyla Türk kültürünün tanınması ve kazanılması; özel amaçlarında anlama ve anlatma becerilerinin dinleme, konuşma, okuma ve yazma becerileri doğrultusunda geliştirilmesine ilişkin ifadeler ve bu amaçlar altında öğrenciye kazandırılması istenen onca hedef davranış, Türkçe dersinin eğitim ortamlarında atasözlerinden de yararlanılması gereğine yöneliktir.

Bu gerekliliği metot zenginliği çerçevesinde ders ortamlarına taşımak her öğretmenin, üzerinde araştırmalar yaparak yönlendirmeyi ve bilgilendirmeyi sağlamak her uzman, araştırmacı ve bilim adamının temel görevlerindendir.

KAYNAKLAR

Akyol, Hayati. “Konuşma Becerisi”, Konu Alanı Ders Kitabı İnceleme Kılavuzu Türkçe 1-8, (Ed. Prof .Dr. Ayşegül Ataman vd.), Nobel Yayın Dağıtım, İstanbul: 2001.

Elçin, Şükrü. Halk Edebiyatına Giriş, Akçağ Yayınları, Ankara. Göğüş, Beşir. Orta Dereceli Okullarımızda Türkçe ve Yazın Eğitimi, Kadıoğlu Matbaası, Ankara: 1978.

Güzel Özmen, Rüya. Okuma Becerisi”, Konu Alanı Ders Kitabı İnceleme Kılavuzu Türkçe 1-8, (Ed. Prof.Dr. Ayşegül Ataman vd.), Nobel Yayın Dağıtım, İstanbul: 2001.

Kabaklı, Ahmet. Türk Edebiyatı, Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları, İstanbul: 1994. Kantemir, Enise. Yazılı ve Sözlü Anlatım, Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara: 1991. Kavcar Cahit, Oğuzkan Ferhan, Sever Sedat. Türkçe Öğretimi (Türkçe ve  Sınıf Öğretmenleri İçin), Engin Yayınevi, Ankara: 1995. Millî Eğitim Bakanlığı, Temel Eğitim Okulları Türkçe Eğitim Programı, 26.10.1981

Tarih ve 2098 Sayılı Tebliğler Dergisi. Öz, Feyzi. Uygulamalı Türkçe Öğretimi, Anı Yayıncılık, Ankara: 2001, S.240-250. Özbay, Murat. İlköğretim Okulu Öğrencilerinin Yazılı Anlatım Becerileri (Alan

Araştırması), Bizim Büro Basımevi, Ankara: 2000.

Temur, Turan. “Dinleme Becerisi”, Konu Alanı Ders Kitabı İnceleme Kılavuzu  Türkçe 1-8, (Ed. Prof.Dr. Ayşegül Ataman vd.), Nobel Yayın Dağıtım, İstanbul: 2001.

Türk Atasözleri ve Deyimleri, (Haz. Millî Kütüphane Genel Müdürlüğü), Millî Eğitim Basımevi, İstanbul: 1992. Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi, C:1, Dergâh Yayınları, 1977.

Yabancı Öğrencilere Türkçe Öğretiminde Türk Kültür Elçisi Olan "Atasözleri"nin Kullanımı

                Folklor, bir milletin maddi ve manevi yarattığı her şeyin, kültürün bir parçasıdır. Folklor, bir milletin yaşayan tarihidir, geçmişteki nice nesillerin duygu ve düşünce dünyasını içinde barındırır. Hafızalarda taşınır, taze belleklere aktarılır. Diğer taraftan aktarılırken, içinde bulunulan çağa uyum sağlar, benimsenir ancak özündeki mesajları silmez. Tüm bu sebeplerle, eğitiminde folklorun yeri, temel değerleri yüklenici rolü yadsınamaz. Folklorun bu önemli özelliği, yabancı öğrencilere Türkçe öğretiminde de kullanılabilir. Folklorun yapı taşlarından birisi de 'atasözleri 'dir. Yabancı öğrencilere Türkçe öğretimi derslerinde, bu tür sadece bir 'ders adı' olabileceği gibi, Türkçe öğretimi sırasında bilinçli olarak bu folklor ürününe başvurulup Türk kültürünün temel değerleri, mecazlı, kinayeli ince üslubu, ders verici mesajları sezdirilmeden 'doğrudan' verilebilir. Yabancılara dil öğretiminde, dilin ait olduğu kültürün de tanıtılması, yabancı dil öğretiminin temel hedefleri arasında sayılmaktadır. Bu çalışmada, yabancılara Türkçe öğretiminde, 'folklor' ve 'eğitim' anahtar kelimelerinden hareketle, atasözlerinin kullanımı ile ilgili bazı yaklaşımlar, öneriler ve buradan hareketle örnekler sunulmaya çalışılmıştır.

Giriş

            Türkçenin yabancılara öğretiminde, folklor ürünlerinden yararlanılması ve bu manada Türk kültürünün tanıtımının da sağlanması Türkçe öğretiminin başlıca amaçları arasında yer almalıdır. Böylece, Türkçenin Türk kültür ürünlerinden hareketle öğretimi daha kolay ve zevkli hale gelecek gelecektir. Nitekim, Avrupa Dil Portfolyosu'nun esasını teşkil eden üç temel görüşten birisini, yabancı dil öğretiminde kültürel değerlere yer verilmesi ilkesi oluşturmaktadır (Özdemir, 2013: 158).

Nihat Sami Banarlı, Türkçenin Sırları adlı eserinde bir dili milli yapan unsurların o dilin sesi ve mimarisi (gramer yapıları, cümle yapıları vb.) olduğunu vurgular (Banarlı, 2004: 7). Bununla birlikte, yabancı dil öğretiminde, sadece seslerden oluşan kelimeleri, birer düşünce edimi olan kavramları ve gramer bilgisini sunmak yeterli değildir. Bu konuda, milli unsurlardan biri olan 'kültür'ün de yabancı dil öğretiminde aktif olarak kullanılması, öğrenilen dile olan hakimiyeti arttıracaktır.

Ahmet Akkaya'nın bildirdiğine göre dil, öğretimi, kültürü yansıtması ve aktarması özelliğiyle adeta kültürle özdeşleşmiştir. Dil öğretiminde, öğrencilerin yeterlik düzeyi arttıkça (ara düzey kullanıcı/ ileri düzey kullanıcı) kültürel ayrıntılar, bu konudaki tarihî birikimler, hedef dilin anlatım incelikleriyle (mecazlar, aktarmalar vb.) ve yazınsal türler aracılığı ile aktarılmaktadır (Akkaya, 2013: 172). Halkbiliminin yahut Folklorun inceleme alanlarına giren masallar, efsaneler, destanlar, halk hikayeleri, fıkralar, ve bunun yanında diğer folklor ürünlerinden olan bilmeceler, atasözleri, deyimler, halk şiiri Türkçenin bir tür aynası olduğu için yabancılara Türkçe öğretiminde bu başlıkların her birinden ziyadesi ile yararlanılabilinir.

William R. Bascom'a göre, folklorun dört işlevinden üçüncüsü "özellikle, okuma yazması olmayan kültürlerdeki eğitim" işlevidir. Örneğin, masalların bir grubunu oluşturan "dev masalları" çocukları eğitmek için kullanılır (Bascom, 2005: 141). Diğer taraftan, folklor ürünlerinden hem yaygın hem de örgün eğitimde yararlanılmaktadır. Nitekim, Fatih Yılmaz Türkçe öğretimi amaçlı ders kitaplarında kültür aktarımının esas alındığını vurgular. Jagellon Üniversitesi Türkoloji Bölümünde kullanılan Yabancılar için Türkçe Yeni Hitit serisi kitaplarında, "konu alanı", "metin türü", "görsellik" kültür aktarım ölçütleri esas alınarak değerlendirilmiştir. Yabancılar için Türkçe Yeni Hitit serisi ders kitapları, kültür aktarımı bakımından incelendiğinde, içeriğinde Türk kültürünün öğrencilere farklı yönleriyle sunulduğu birçok öğe içerdiği ve bu şekilde Türkçe öğretmeyi hedeflediği öğrenci kitlesine Türk kültürünü aktarmada başarı sağlayabilecek nitelikte olduğu görülmüştür (Yılmaz, 2012: 2752). Gül Banu Duman'a göre, yabancı dil öğretiminde, kültürler arası yaklaşım modelinden hareketle, yabancılara Türkçe öğretmek için hazırlanan ders materyalleri Türk kültürünü aktarıcı özellikler taşımalıdır. Seçilen ve hazırlanan ders materyalleri, kültürü tanıtıcı olup kültürel unsurlar materyalin içinde konuyla örtüşerek verilmeye çalışılmalıdır (Duman, 2013: 7).

Türk kültürünün kuşaklar arası önemli köprülerinden birisini oluşturan çalışma konusu atasözleri, Türklerin yüzyıllar boyunca geçirdikleri hayat tecrübelerinden ve bunlara dayanan fikirlerden doğmuşlardır. Ömer Asım Aksoy'a göre atasözleri, atalarımızın uzun denemelere dayanan yargılarını, genel kural, bilgece düşünce ya da öğüt olarak düsturlaştıran ve kalıplaşmış biçimleri bulunan halkça benimsenmiş özsözlerdir! (Aksoy, 1984: 37). Özkul Çobanoğlu, dünyadaki bütün Bu özlü sözler Türkler ve çeşitli milletlerce farklı terimlerce adlandırılmışlardır:Divanü Lügati 't Türk'tesavşeklinde geçen atasözü, Arapçamesel, darb-ı mesel, durub-ı emsal, emsal, hikmet;Farsçapend;Yunancaparabol;Latince ve Fransızcaproverbe,İngilizceproverb;Almancasprichwörtşeklinde adlandırılır. Orta Asya Türk kavimleri ise atasözü için değişik terimler kullanırlar: Sahalar/Yakutlar  hohoonu,Tobollartakmak, milletlerin atalarından kalma, yol, yöntem gösteren, öğüt veren sözleri olduğunu vurgular. Atasözleri, milletlerin karakterlerini, hayat karşısındaki tavır ve duruşlarını ifade eden özlü sözlerdir. Dünyanın oldukça geniş coğrafyasına yayılmış olarak yaşayan Türklerin atasözleri, taşıdıkları mesajlar ve yönlendirdikleri davranışlar itibari ile, Türk milletinin temel zihin yapısını, aynı sosyal psikolojiyi gösterir. Bunun yanı sıra, tek bir zihin ülkesinde, birlik ve bütünlüğü anlatmaları bakımından sözlü edebiyat türleri içinde ayrı bir öneme sahiptir (Çobanoğlu, 2004: 1).

Türkçenin (şimdiye kadar bulunan) en eski yazılı metinlerinden beri atasözlerinin kullanıldığı bilinmektedir2. İslamiyet öncesi atalar kültü inancının varlığı bilinmekle birlikte, Oğuznâme'de, "Atalarsözü Kuran'a girmez yanınca yel yel yarışur / Atalar sözi Gur'an'a girmez, amma Gur'an yanıca yel yel yalışur." şeklindeki atasözü, İslamiyet sonrasında da, Türk kültüründe atasözlerine atfedilen kutsiyeti göstermektedir (Çobanoğlu, 2004: 5).

Francis Bacon'a göre, bir milletin zekası, fikir kıvraklığı, ruhsal yetenek gücü atasözleri sayesinde bilinir (Eyüboğlu, 1973: XIX). Atasözleri aklı ve akîlliği içinde barındıran kolektif bilincin ürünleridir. Bununla birlikte, atasözleri, bireylerin haklarını arayan avukatlık mesleğinin en eski formlarını oluşturur. (Çobanoğlu, 2004: 10). Nejat Muallimoğlu, atasözlerinin insanlar hakkında pek çok kitaptan daha fazla bilgi verebileceğini vurgular (Muallimoğlu, 1977: I). Atasözleri, atalarımızın ortak düşünce, kanış ve tutumunu belirterek bize yol gösterirler (Aksoy, 1984: 15).

Aydın Oy, atasözlerinin diğer halk edebiyatı ürünleri gibi bağımsız bir edebiyat türü olmadığını, türkü, masal, destan, koşma gibi türlerin içinde ya da günlük konuşmalarda söz arasında geçtiğini, böyle olmakla birlikte sanat gücü yönünden kıymetli bir özelliğe sahip olmalarından dolayı ayrı bir türmüş gibi incelendiklerini bildirir (Aça; Yılmaz; Sever 2007: 163; Oy, 1972: 53).

Atasözleri içinde, keskin bir zekayla harmanlanmış, bir millete ait töre, inanç, dünya görüşü, hayat tecrübeleri barınmaktadır. Sözlü veya yazılı anlatım ifadelerinde atasözü kullanımı, düşünce değerini fazlasıyla arttırır. Sayıca az ama etkili kelime kullanımıyla, ses ve söz sanatlarını kısacık ifade biçiminde barındırmasıyla diğer anonim türlerden ayrılan atasözlerinin kıymeti inkar edilemez. Atasözlerini diğer kalıp sözlerden ayıran temel özelliklerden birisi de, anlatımlarının kısa, net ve kesin olmasıdır.

Devamını okumak için tıklayınız...

Yabancılara Türkçe Öğretiminde Atasözlerinin Karikatür Halinde Kullanılması

      Bu karikatürler Türkçeyi yeni öğrenenler için değişik şekillerde kullanılabilir. Bu okul gazeteleri,sınıf panoları,haftanın atasözü,dil haftaları vb. faaliyetlerde faydalanılabilir.Küçük sınıflarda boyatarak daha güzel hale getirilebilir. Not: Resimleri bilgisayarınıza indirmek için resme tıklayıp büyük haldeyken farenizi sağ tuşuna basınız ve resmi farklı kaydet seçeneğini seçiniz.

 acik-agiz-ac-kalmaz    Aci-patlicani-kiragi-calmaz   ac-otur-ama-dilencilige-alisma.jpg   

Adam_adamdır_olmasada_çulu_eşek_eşektir_atlastan_olsa_çulu.jpg    Adam_olacak_çocuk_bakışından_bellidir.jpg   Adam_olan_iki_kere_aldanmaz.jpg   
Adı_çıkmış_dokuza_inmez_sekize.jpg    Akacak_kan_damarda_durmaz.jpg   Aklınla_gör_kalbinle_işit.jpg   
Alan_razı_satan_razı.jpg    Altta_kalmayı_ayı_bile_istemez.jpg   Alttan_kuyu_kazan_üstte_kalmaz.jpg   
Altın_yumurtlayan_tavuk_kesilmez.jpg    Ambarda_duran_fare_aç_kalmaz.jpg   Armut_piş_ağzıma_düş.jpg  
Arsız_güçlü_olunca_haklı_suçlu_olur.jpg    Arı_ile_kalkan_bal_başına_sinek_ile_kalkan_leş_başına.jpg   Aslan_bile_gün_gelir_fareye_muhtaç_olur.jpg  
Aslan_kuyruğu_ile_oynamak_başına_iş_almak_demektir.jpg    Aslan_yattığı_yerden_belli_olur.jpg   Asıl_zengin_verendir.jpg  
At_çalındıktan_sonra_ahıra_kilit_ne_çare.jpg    Ateş_ateşle_söndürülmez.jpg   Atına_bakan_ardına_bakmaz.jpg   
Ay_görmüşün_yıldıza_itibarı_yoktur.jpg    Az_yaşa_çok_yaşa_akibet_gelir_başa.jpg   Azimle_yüce_dağlar_devrilir.jpg   
Açın_halini_tok_bilmez_hastanın_halini_sağ_bilmez.jpg    Ağacı_güzel_yapan_yapraklarıdır.jpg   Ağaç_meyvesi_olunca_başını_aşağı_eğer.jpg   
Ağrısız_baş_yastık_istemez.jpg    Balık_ağa_girdikten_sonra_aklı_başına_gelir.jpg   Balık_baştan_kokar.jpg   
Başkasına_kötülük_eden_kendisine_etmiş_olur.jpg    Besle_kargayı_oysun_gözünü.jpg   Bilgili_adam_güçlü_olur.jpg   
Bin_kargaya_bir_sapan_taşı_yeter.jpg    Bir_adama_kırk_gün_deli_dersen_deli_olur.jpg   Bir_çöplükte_iki_horoz_ötmez.jpg   

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...