arama

Çağdaş Türkçenin Türk Dünyası İçin Ortak Dil Olma Sürecinde Ortak Dilbilimi Terimleri Arama Sorunları

Türk edebi dilinin (Türkiye Türkçesinin) Türk dünyası için ortak dil olma sürecinde onun gramer kategorileri ve terimleri ile ilgili bazı sorunlarını çözmek, Türk halklarının ortak olarak kullana bileceği terimleri saptamak bu günümüz için çok önemli bır konudur.

Dil birliğine giden yolda bu gün Türk dili en yaygın, kabul gören bır dildir. Ayrı-ayrı Türk devletlerinde okulların açılması, televizyon programlarının yayınlanması, kurultay veya sempozyumların sık-sık organize edilmesi bu işi daha da hızlandırmaktadır.

Türk dilinin bilimsel olarak öğrenilmesi gramer kitaplarından başlıyor. Fakat bu kitaplardakı terim farkları öğrenciler için zorluklar oluşturmaktadır. Örneğin, Türk bilim adamları tarafından adlarda çekim farklı sayıda ve farklı adlarla sunulmaktadır.

Bizce terimlerin adlarının ve onların kapsamlarının netleştirilmesi gerekmektedir. Örneğin bulunma hali, kimde hali, kalma hali, kalma durumu, lokatif hali gibi terimlerin aynı bir kavramı ifade etmesi doğru sayılamaz.

Bizce, Türk dilinde soru sıfatları kategorisine dahil edilen kelimeler aslında soru zamirleridır. Türkçe'de soru zamirleri diye bir terim variken, soru s fatlar teriminin kullanılması yanlış.

Bazı Türkiyeli araştırıcılar hem edebi dil, hem de yazı dili terimini eş anlamlı kelimeler gibi kullanırlar. Aslında edebi dilin hem yazılı, hem de şifahı kolları mevcuttur.

Türk dilinin sorunlarının çözülmesi, gramer terimlerinin diğer Türk dilleri ile karşılaştırılmalı olarak araştırılması, ortak dilbilimi terimlerinin oluşturulması gerekmektedir.

Dil birliğine giden yolda bu gün Türk edebi dili (yani Türkiye Türkçesi) en yaygın, kaul gören bır dildir. Ayrı-ayrı Türk devletlerinde türkçe okulların açılması, televizyon prog-amlaının yayınlanması, kurultay veya sempozyumların sık-sık düzelenmesi bu işi daha da hızlandıraktadır.

Türk Dil Kurumu sempozyumları diğer Türk Cumhuriyetlerinde de düzenleseydi, bu, Türk dilinin ve Türkçülüyün gelişmesine özel bir katkı olardı. Aynı zamanda Türk devletlerınde, özellikle Azerbaycan'da Türk Dil Kurumu'nun bölmesi açılmış olsaydı, bu, daha büyük fayda verirdi. O zaman dil araştırmaları özel bir şekil almış olurdu. Bu, hem gramer kategoriler, hem de terimlerle ilgili sorunların kolayca çözülmesine yardımçı olurdu.

Türk dilinin Türk dünyası için ortak dil olacağı getdikçe daha çok gerçekleşiyor. Bu, ulu Atatürkün vasiyeti, Türk halkının öz diline ve önderine olan saygısının sonucudur.

Fakat Türk dili eğer ortak dil olarak kullanılacaksa, o zaman bu dilin gramerindeki mevcut sorunlar, kargaşalar en kısa zamanda öz yoluna (rayına) oluşturulmalıdır.

Biz dıkkat çeken bazı sorunları açıklamak isterdik.

Türkçe, lehçe, yoksa dil.

Türk bilim adamları Türk dilleri hakkında konuşurken, hem dil, hem lehçe, hem de türkçe gibi kelimeleri kullanıyorlar. Bazan aynı bir dilden bahıs ederken bir cümlenin içinde her üç terim yer alıyor.


Sayın Prof. Dr. Haluk Şükrü Akalın da Türk dillerinden bahıs ederken hem lehçe, hem de dil terimini kullanmıştır: "Öncelikle Türklehçelerindekiortak unsurlar üzerinde durulmalıdır. Bunlardan ilki Türklehçelerininortak söz varlığıdır.Türk soylu halkların dilleriincelendiğinde kelimelerin çoğunun ortak olduğu görülür. Türk halkları arasındakiortak iletişim dilibu ortak söz varlığına dayalı olarak kurulacaktır."

Doç. Dr. Mustafa Argunşah Türkçe ve lehçe terimini eş anlamlı kelime gibi mi kabul ediyor, yoksa Türkiyede konuşulan dili Türkçe, diğer Türk Cumhuriyetlerinde konuşulan dili ise lehçe şeklinde kabul ediyor, anlaşılmıyor. Örneğin, onun bir tebliğinin farklı sayfalarına nazar yetirelim: "Gaspıralı Bey'in yaptıkları günümüz için de geçerlidir. Onun yüz yıl önce yapdığı gibi,Türkiye Türkçesiağırlıklı, diğerTürk lehçelerindenalınan kelimelerle beslenmişortak bir diloluşturulmalıdır...Sizlere bu konuda diğerTürk lehçelerinede uygulamada örnek olabilecekGagauz Türkçesinianlatacağım... Bu çalışmaların ikinci halkasını Oğuz grubuna girenTürkiye Türkçesi, Azeri Türkçesi, Türkmen Türkçesi ve Gagauz Türkçesininkelime hazinelerinde yapılacak yakınlaştırma ve birleştirmeler oluşturmaktatır. Türk dünyasının en büyük bölüğünü meydana getiren bu blokta sağlanacak bir birliktelikdiğer yazı dilleriylegirişilecek çalışmalar için de kolaylaştırıcı bir faktör olacaktır". Şu satırlarda, göründüğü gibi, bir anlaşılmazlık, karışıklık duyulur.

Nihayet, 1991 yılında hazırlanan ve yayımlanan Karşılaştırmalı Türk Lehçeleri Sözlüğü'nün de bu şekilde isimlendirilmesini, yani burada lehçe kelimesinin olması doğru değil

Bu hususda M.Ergin böyle açıklama vermişdir: "...Bunlardan lehçe bir dilin bilinen ve takip edilebilen tarihinden önce, karanlık bir devrinde kendisinden ayrılmış olup çok büyük ayrılıklar gösteren kollarına denir...Meselâ, Türkçeden bilinmeyen zamanda ayrılmış olan Çuvaşça ve Yakutça Türkçenin lehçeleri; Kırgızca, Kazakça, Özbekçe, Azeri ve Osmanlı Türkçesi v.b. Türkçenin şiveleri; Karadeniz, Konya, istanbul Türkçeleri v.b. Türkiye Türkçesinin ağızlarıdır".

Günümüzde her bir Türk halkının danışık ve yazı dilinin gelişerek bağımsız bir dil, edebi dil seviyesine kadar yükselmesi her kese bellidir. Yani, onları Türkçenin şiveleri, yahud lehçe gibi kabullemek doğru sayılmaz. Çünki bu dillerin özünün dahilinde lehçeler, şiveler (ağızlar) grubu oluşmuştur. Araştırıcılar tarafından dil mi, Türkçe mi terimlerinden hangisinin kullanım tarzının doğru olması da netleşdirilmelidir.

Biz, mesela, Kazak Türkçesi ifadesini "kazakların konuştuğu Türk dili" gibi anlıyoruz. Eğer böylese, o zaman "Kazak İngilizcesi" ifadesi de kullanıla bilir. Fakat bu, doğru değil, İngiliz dili her zaman İngiliz dilidir, değişmezdir. Bu sebebden de dil teriminin kullanılmasını daha çok tercih ediyoruz. Çünki her kes biliyor ki, Kazak dili Ulu Türkçeden gelişerek ayrılmış, özgürlük kazanmış bir dildir, Türk dilidir. Diğer tarafdan eğer kitaplarda "ortak dil" terimi kullanılırsa, demek ki, burada Türkmence de, Azerbaycanca da dil gibi kabul ediliyor.

Emine Gürsoy da şu soru ile ilgili bazı fikirler söylemiş, fakat son seçim kararını söylememiştir: "Bugün, Türkiye Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi, Türkmen Türkçesi, Kazak Türkçesi, Kırgız Türkçesi ve Türkçenin diğer kolları arasındakı farkı belirtirken lehçe terimini mi kullanmak yerinde olur yoksa dil terimini mi? Yapılacak terim seçimi Türkçeye bakış açımızı, Türkçeyi algılayış biçimimizi ve dünya görüşümüzü yansıtmaktadır".

Bir başka mekama da dıkkat çekmek istiyoruz. Eğer Azerbaycan'ın Anayasası'nda dilin adı Azerbaycan dili şeklinde kayıtolunmuşsa, o zaman onu Azeri (Türkçesi) şeklinde isimlendirmek doğru olmaz.

Son olarak bildirmek istiyoruz ki, şu konular tüm türkologlar arasında beraberce incelenmeli, şunlardan hangisi daha doğruysa, daha çok kabul görülürse, her kes tarafından onun kullanılmasına karar verilmelidir.


Edebi dil ve yazı dili.

Bazı Türkiye'li araştırıcılar eş anlamlı kelime gibi hem yazı dili, hem de edebi dil terimini kullanırlar. Halbuki, bunlar farklı anlamları kapsatıyor. Edebi dilin hem şifahi (sözlü), hem de yazılı şeklinin mevcutluğunu da öngörmek gerekir. Eğer yazı dili terimini, edebi dil terimi ile tam aynı anlamda kullanırsak, o zaman böyle anlaşılır ki, edebi dil yalnız yazıda olur. Aslında edebi dil daha geniş kapsamlı bir ifadedir. Bununla ilgili M.Ergin yazır: "Yazı dili eserlerde, kitaplarda, tek kelime ile, yazıda kullanılan dildir. Yazı dili medeniyet dilidir. Tarih boyunca ancak medeniyeti, kültürü, edebiyatı olan kavimlerin yazı dilleri olmuştur. Yazı dili bir kavmin kültür dili, edebiyat dili olduğu için ona edebi dil de denir". Bu satırlardan göründüğü gibi, M.Ergin de edebi dilin sözlü şeklinden bahıs etmiyor.

Prof.Dr. Z. Korkmaz edebi dil ve yazı dili konusunu aşağıdakı şekilde açıklamıştır: "Edebi dil- edebi eserlerin dili, sanat değeri, taşıyan dil...Yazı dili- Bir dilin lehçe veya ağızlarından biri üzerine kurulan ortak dilin yazıda kullanılması sonucunda ortaya çıkan yazılı dil". Buradan belli olur ki, Z.Korkmaz edebi dille yazı dilini farklandırmıştır.

Gramer terimleri

Gramer terimleri, Cumhuriyet döneminden üzerinde en çok incelenen konulardandır. Ama yapılan bütün çalışmalara rağmen, çeşitli sebeplerle uzun süre Türk dili için sorun olarak kalmıştır. Biribirinden farklı terimlerin ortaya çıkması dili öğrenmek isteyenler için hep zorluklar yaratmıştır.

Dr.Salim Pilav terim sorunlarının nedeninin ilk önce ders kitaplarında olduğunu belirtmişdir: "Öğretmenler, uzmanlar, yazarlar ve sanatkârlar, terimleri adlandırmada zaman zaman keyfî uygulamalara yer vermektedirler. Farklı kaynaklarda bir konuyla ilgili herhangi bir kavram, çok değişik terimlerle karşılanmakta, bu durum dilde bir kargaşa meydana getirmektedir. Ayrıca öğretimi de zorlaştırmaktadır.

Türk dilinin bilimsel olarak öğrenilmesi gramer kitaplarından başlıyor. Fakat bu kitaplardakı terim farkları öğrenciler için zorluklar oluşturmaktadır. Türk bilim adamları tarafından gramer terimleri farklı şekilde, farklı sayıda ve farklı adlarla sunulmaktadır. Onlardan bazılarını izleyelim.

Söz sınıfları

Gramer kitaplarında ilk dıkkat çeken sorunlardan biri söz sınıflarının incelenmesidir. Türk dilinin bu alanında da kargaşalığın olması göz önündedir. Bazan aynı bir dilci değişik mekamlarda birbirinden farklı terimler kullanır.

Prof. Dr.Z. Korkmazdan okuyoruz: "...Yerli gramer yazarlarının bir kısmı da konuları Türkçenin yapı ve işleyiş özelliklerine göre değerlendirerek doğrudan doğruya isim (veya ad), sıfat, zamir, zarf, fiil, edat, bağlaç ve ünlem olmak üzere sekiz söz sınıfına ayırmışlardır. Bizce de gerçek durum böyledir. Ancak, daha anlamlı ve işlevlik bir değerlendirme ile gramer ögelerini kendi içinde önce 1. Anlamlı ögeler, 2. Görevli ögeler diye iki temel gruba ayırmak uygun olur. Anlamlı ögeler içinde ad ve ad soylu sözler ile fiil ve fiil soylu sözler yer alır. Görevli ögeler içinde ise, işlevce birbirinden çok farklı görevler yüklenmiş olan edat, bağlaç ve ünlem niteliğindeki sözler yer alır. Bunların, yüklendikleri işlev ayrılıkları dolayısıyla elbette ayrı ayrı adlandırılmaları gerekir".

Bu satırlardan göründüğü gibi, Z.Korkmaz söz sınıfı terimini kullanmıştır. Prof. Dr. Z. Korkmazın "Gramer Terimleri Sözlüğü" kitabında ise hem kelime sınıfı, hem de kelime türü terimleri yer almıştır.

T.Banguoğlu da kelime sınıfı terimini kullanmışdır: "...Türkçede her şeyden önce iki kelime sınıfı vardır: isim ve fiil".


Şu mekamda M. Erginin fikirlerine nazar yetirelim: Mânâ veya vazife bakımından üç çeşit kelime vardır:1. İsimler; 2. Fiiller; 3. Edatlar.

Mehmet Kurudayıoğlu kelimelerin sınıflara bölünmesi ile ilgili kendi fikirlerini böyle anlatıyor: "Arap ve Fransız gramerlerinin kalıplarına sokmadan Türkçede kelimeler önce iki grupta toplanır: Anlamlı kelimeler (isim, fiil) ve Görevli kelimeler (ünlem, edat, bağlaç). Sıfatlar, zamirler ve zarflar ismin alt gruplarını oluşturmaktadır. Böylece Türkçede nitelikleri bakımından birbirinden farklı üç ayrı kelime sınıfı (isim, fiil ve görevli kelimeler -M. Ergin'e göre de edat-), taşıdıkları özellikler ve cümle içindeki fonksiyonları bakımından ise sekiz kelime sınıfı vardır". 

Gördüğümüz gibi, kelime sınıfı, kelime türü, söz sınıfı, kelime terimleri eş anlamlı ifadelerdir.

Türk dilinin gramerinde yalnız terimlerle ilgili değil, gramer kategorilerin kendileri ile ilgili de sorunlar mevcuttur. Örneğin, Türk dilinde soru zamirleri diye bir terim ve kategori variken, soru sıfatları teriminin ve kategorisinin kullanılması yanlış. Türk dilinden soru sıfatları gibi tanıdığımız kelimeler soru zamirlerine ayitdir. Aslında kaç ekmek ifadesinde kaç soru anlamındadır, şurda hiçbir vasıflandırma, yani sıfat anlamı yoktur. Türk edebi dilinde gramer kategorilerin bu şekilde olması diğer Türk dillerinden tercümeler zamanı da sorun çıkarıyor. Mesela, Azerbaycan dilindeki soru zamirleri Türk dilinde soru sıfatları gibi kabullenir. Çeviri zamanı onları soru sıfatları mı adlandırmak, yoksa soru zamirleri mi adlandırmak doğru olur?! Bu, bir sorun. Aslında, şu şekilli örnekler çoktur. Ortak Türkçe yaratılırken Türk dillerinin gramerlerinden çeviri zamanı ortaya çıkacak mevcut kargaşalık aradan götürülmelidir.

Bazı belirsizlik zamirleri ( hiç biri, kimse, kimisi, bazısı, bir kaçı) ve belirsizlik sıfatları (hiç kimse, bazı, çoğu) arasında da fark görünmüyor. Aslında bunların hepsi belirsizlik zamirleridir.

Türk dilinde nesnenin belirsiz miktarını anlatan sayı kelimeleri de (örneğin, birkaç, biraz, birçok, az, çok) belirsizlik sıfatlarına dahil edilmiştir.

Bizce terimlerin adının ve kapsamının netleştirilmesi gerekmektedir. Örneğin, bulunma hali, kimde hali, kalma hali, kalma durumu, lokatif hali (Azerb.: yerlik hal) gibi terimlerin aynı bir kavramı ifade etmesi doğru sayılamaz. Bizce, ismın şu hali hem yer, hem de zaman anlamı taşıması nedeniyle Başkırt, Özbek ve Tatarlar daha doğru terim kullanıyorlar: urın-vakıt, urin-payt. Türk dilinde, Azerbaycan dilinde de buna uyğun olarak, yer-zaman halı veya bu anlamı kapsayan bir terimin kullanması daha uygun olacağı düşüncesindeyiz.

Prof. Dr. Z. Korkmazın "Gramer Terimleri Sözlüğü" (Ankara, 2007) kitabından Türk dilinde hem tarz zarfı, hem hâl zarfı, hem de nitelik zarfı terimlerinin kullanılması belli olur. Aynı kavramların bu gibi farklı terimlerle sunulması dilin kurallarını öğrencilere, yabancılara öğretmekte, sevdirmekte engeller çıkarıyor. Bu duruma örnek olarak daha bir çok terim sıralayabiliriz: alofon/ değişken ses/ bir sesin varyantları, alomorf/ değişken şekil/ bir şekil varyantları, ana cümle/ temel cümle, anlamdaş/ eş anlamlı, asli uzunluk/ birincil uzunluk, aykırılaşma/benzeşmezlik/disimilasyon, azlık çokluk zarfı/ miktar zarfı/ nicelik zarfı, benzeşme/ asimilasyon, bulunma hâli/ lokatif hâli, cümlenin unsurları/ cümlenin ögeleri, çıkma hâli/ ayrılma hâli/ablatif hâli, dizin/ indeks, edilgen fiil/ pasif fiil, eşitlik hâli /ekvatif hâli, ettirgen/ faktitif, gövde/ taban, hece düşmesi / haploloji, isim/ ad, isim fiil/ kılış ismi, öğrenilen geçmiş zaman/ duyulan geçmiş zaman, özel isim/ has isim, pekiştirme/ kuvvetlendirme, sedalı ünsüz/ tonlu ünsüz, ses birimi/ fonem, tamlayan/ belirten, ünlü/ vokal, ünsüz/ konsonant, yönelme hâli/ datif hâli, yükleme hâli/ akuzatif hâli, zarf fiil/ gerundium, hâl/ durum.

Örnekler Emine Gürsoyun "Türk Dünyası Gramer Terimleri Kılavuzu" (Ankara, 1997) kitabından götürülmüşdür. Düşünürüz ki, sıralanan terimleri türkologlar beraberce inceleyip bunlardan hangi birinin ortak Türkçe için daha uygun olmasına karar vermelidirler.


Beynelmilel sözler Türk dilinde

Bazı beynelmilel sözler var ki, Çağdaş Türk dillerinin hepsinde kullanılır. Ortak Türkçeye giden yolda şu kelimelere üstünlük vermek gerekiyor. Örneğin, Türk dilinde eklemeli diller gibi sunulan anlam için diğer Türk dillerinde vahit bir terim mevcuttur: aglütinativ dillâr (Azerbaycan d.), agglyutinativ diller (Türkmen d.), aglütinativ dillâr (Gagauz d.), agglutinativ tillar (Özbek d.), agglütinativ tellâr (Tatar d.), agglutinativ teldâr (Başkırt d.), agglütinativ tiller (kumuk) v.b.[14]

Veya bükümlü diller şeklinde isimlendirilen anlam diğer Türk dillerinde flektiv diller şeklinde kullanılır.

Dilin bölümleri de Türk dilinde diğer Türk dillerinden farklı olarak milli kökenlere dayanıklı şekilde isimlendirilmiştir. Örneğin, dil bilimi (grammatika), ses bilgisi (fonetika), şekil bilgisi (morfologiya), cümle bilgisi (sintaksis).

Aslında terimlerin milli kökenli olması beyenilmeli bir haldır. Fakat Türk dillerinin büyük kısmını kapsayan terimlerin deyişilmesine lüzum yok.

Sonuc: Türk dilinin sorunlarının çözülmesi, gramer terimlerinin ve gramer kategorilerinin diğer Türk dilleri ile karşılaştırılmalı olarak araştırılması, ortak dilbilimi terimlerinin oluşturulması gerekmektedir.

Bizce, TDK tarafından son olarak terimler netleşdirilmeli ve gramer kitaplarının hepsi şurada yaradılmış senzör tarafından yoklanılmalı, teftiş edilmeli, yalnız bundan sonra onun yayımına izn verilmelidir. Eğer böyle olursa, Türk dilinin hem Türkler, hem de yabançılar için öğretimi kolaylaşar, Türk dilinin öğrenilmesi ile ilgili zorluklar aradan çıkar.

 Dr. Elnare ALİYEVA

Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi

Kaynaklar

  1. Akalın     Ş.H.     Türk     Dünyasında     Ortak     İleteşim     Dili Üzerine./ 
  2. Argunşah M. Ortak Dil Yaratırken Yapılanlar Ve Beklentiler./ Türk Dünyasında Ortak Dil Türkçe Bilgi Şöleni (25 Eylül 2002), Ankara, 2008
  3. Banguoğlu T. Türkçenin Grameri. Ankara, 2007
  4. Ergin M. Türk dil 
  5. Gürsoy E. Türk Dünyası Gramer Terimleri Kılavuzu.Ankara, 1997
  6. Korkmaz Z. Gramer Terimleri Sözlüğü.Ankara, 2007
    1. Korkmaz Z. Türkiye Türkçesi Üzerindeki Gramer Çalışmaları Ve Bu Çalışmaların Günümüzdeki Durumu./ 
    2. Kurudayıoğlu M. Türk Gramerinin sorunları. Anafılya. Nısan Dergisi. Yıl 2006. Sayı 58/ 
    3. Pilav S. Terim Sorunu ve Eğitim öğretiminde terimlerin yeri ve önemi. Mart 2008 Cilt: 16. No:1 Kastamonu Eğitim Dergisi

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...