araştırmaların

Beyin Ve Dil: Araştırmaların 150 Yılı

  İletişim yetisi ve insanın kendi varlığı ile dış dünyanın özelliklerini algılamasının temelinde yatan dilsel işlevler, beyin lokalizasyonuyla ilgili konular yüzyıllar boyunca çeşitli bilim dallarının ilgi odağı olmuştur. Dilin ve bilincin maddesel altkatmanını bulma arayışları İsa'dan önceki yıllarda Doğulu ve Batılı filozofların çalışmalarıyla başlamıştır. Yeni Çağda da Descartes'ten başlayarak ünlü bilim adamları "dilin beyinsel organını" conariumdan corpus collosuma kadar beynin farklı bölgelerinde bulmaya çalışmışlardır. Zihinsel işlevlerin beyin lokalizasyonuyla ilgili varsayım en kapsamlı şekliyle, ilk kez sağ serebral hemisferin gri maddesinin önemini fark eden ve dönemin en büyük anatomi uzmanlarından biri olan Gall'in çalışmalarında ele alınmıştır. Zihinsel işlevlerin beyin lokalizasyon haritasını oluşturma başarısı ona aittir. Zihinsel faaliyetlerin işleyişinde yer alan korteksi(cortex) beynin en önemli bölgesi olarak ilk kez incelemeye başlayan da Gall'dir.

Doğal olarak, Gall'in bu yaklaşımına karşı çıkan, beynin tek bir organ olduğunu ve beyin bölgelerinin işlev açısından ayrı olmadığını savunan araştırmacılar da vardı. Bu görüşler, günümüzde de kabul edilen beyinsel faaliyetlerin organizasyonuyla ilgili "dinamik yaklaşımların" temelinde yatmaktadır.

Beyni inceleyen bilim dallarının gelişmesiyle kimi zaman "dinamik", kimi zaman da "lokal" yaklaşımlar ön plana çıkmıştır. Yeni yöntemlerin ortaya çıkması sonucunda, beyin hasarı gören hastalar üzerinde yapılan anatomik ve fizyolojik araştırmaların gelişmesiyle birlikte bilişsel işlevlerin beyin lokalizasyonuyla ilgili yaklaşım yeni bir ivme kazanmıştır.

İnsanın üst bilişsel işlevleriyle ilgili fikirlerin gelişimi İ. M. Seçenov, İ.P.Pavlov, A. A. Uhtomskiy,V.M. Behterev, L. S. Vıgodskiy,P.K. Anohin, A. N. Leontiyev, A. R. Luriya ve diğer pek çok ünlü Rus bilim adamının çalışmalarıyla ortaya konmuştur.

Aynı zamanda dilbilimde dizge olan dil ile somut zaman-mekan boyutlu süreç olan söz ayrımının ve sözün deneysel incelenmesinin gereksinimi gündeme gelmeye başlamıştır. Bu yaklaşımın temeliW.Humbold,F.de Saussure, A. A. Potebniya, İ. A. Boduen de Kurtene, A. M. Peşkovskiy, N. S. Trubetskoy,V.O. Matezius ve Prag dilbilim okulunun diğer üyeleri, L.V.Şçerba, R. Jakobson tarafından atılmıştır. Ancak, dilbilimsel ve nörofizyolojik verilerin doğrudan ilişkilendirilmesiyle ilgili düşünceler daha geç dönemde oluşmaya başlamıştır.

1860'lı yılların ikinci yarısında FransızP.Broca ve Avusturyalı K. Wernike tarafından beynin sol hemisferinde bulunan ve sözün üretimiyle sözün tanımından sorumlu bölgeler tespit edilmiştir. Bu tespit, beynin gerçekten de bilişsel işlevlerin altkatmanı olduğunu ispatlaması nedeniyle bilim dünyasında çok büyük bir etki yaratmıştır. Kısa bir süre sonra diğer üst işlevlerin de beynin sol hemisferi tarafından sağlandığı gösterilmiştir. Bundan uzun bir süre sonra ise beynin sol ve sağ hemisferlerinin kendine has özellikleriyle işlevsel asimetrisi ayrıntılı olarak araştırılmıştır. Bunun sonucunda bütün göstergebilimsel faaliyetlerin beynin sol ve sağ hemisferleri arasında paylaştırıldığı gösterilmiştir (R. Sperri'nin Nobel ödülü). Dolayısıyla Homo Loquens, çift hemisferli beyin yapısı sayesinde, sağ ve sol hemisferlerce sağlanan otomatik ve rasgele sözsel işlev, ikili kodlama ve çözümleme yapabilme yetisine sahiptir.Uzun bir evrim sonucu oluşan ve biyolojik tür olarak daha çok insana özgü olan serebral asimetri, büyük bir olasılıkla, insanlığın biyolojik saatlerin hızıyla kıyaslanamayacak bir hızla ilerleyen yoğun ve ani kültürel gelişiminin nöronal temelinde yatmaktadır. Bu oluşum, diğer türlere nazaran insana tartışmasız bir bilişsel avantaj ve uyum sağlama yeteneği kazandırmıştır, ki bunun sürekli değişim gösteren çağdaş dünyada çok büyük bir önemi vardır.

Aslında, L. Vigan'ın sağ ve sol hemisferlerin 'bağımsızlığı' ile ilgili düşüncelerinin yanında büyük hemisferlerin özellikleri ve her hemisfere özgü bilinç türü ile ilgili fikirleri ileri sürdüğü kitabı, 1844 gibi erken bir tarihte ortaya çıkmıştır. Ancak sadece bu önemli çalışmanın değil, aynı zamanda ünlü İngiliz nörologları S. Wilks'in ve H. Jackson'un 1868 yılında yaptığı araştırmanın, Rus M. M. Minasseina'nın ve daha sonra M. İ. Astvatsaturov'un çalışmalarının da üst işlevlerin beyin lokalizasyonu ile ilgili düşüncelerin gelişimini etkilememiş olması hayret vericidir. Aynı zamanda Brocka ve Wernike tarafından yapılan keşifler uzun yıllar boyunca bilim dünyasını meşgul etmiştir (Luriya, 1979; Ahutina, 2002).

Dil yetisi patolojisi ile ilgili konuşmasında Jackson, dilsel işlevin, önermeyi dile getiren 'entelektüel dil' ve duyguları dile getiren 'duygusal dil' olmak üzere iki özel şekli olduğunu ileri sürmüştür. Jackson'a göre 'duygusal dil', stereotip, argo, küfürler ya da basit yapılar gibi dil birimlerinin yanı sıra mimikler, jest ve ses benzetmelerini içermektedir. Bu yaklaşımda günümüzde bilinen ve beynin onlarca deneyle ispatlanmış sol ve sağ hemisferlerinin özellikleri rahatça görülebilmektedir. Jackson, sözün çizgisel yapısını; sesbilgisel, sözcüksel, dilbilgisel ve anlamsal gibi dilsel kurallara göre düzenlenmesini kastederek 'söz, sözcüklerin bir araya getirilmesi değildir' diye yazmıştır. Hastalık, bu kuralların tümünün ya da bir kısmının bozulmasına yol açabilir; bozuklukların 'listeleri' ise hasar gören sağ ya da sol hemisfere bağlı olarak farklı olacaktır. Bu tespit, ilgili kuralların beynin belli yapılarıyla ilişkilendirilmesini mümkün kılmaktadır ki daha sonraları Roman Jakobson bu ilişkilendirmeyi dile getirerek afazilerin sınıflandırılma temelini atmıştır (Jakobson, 1985).

Olası çelişkiyi öngören Jackson, 'sözü bozan beyin hasarının lokalizasyonu ile dilsel işlevin lokalizasyonu birbirinden iki ayrı olgudur' diye uyarmıştır. Zaten 21. yüzyılın eşiğinde beyin haritalaması yöntemleri ile donatılmış bilim, Jackson'un yaptığı bu tespit ile yüz yüze gelmemiş midir?

Korteks işlevlerinin dinamik ve sistematik düzeni ile ilgili yaklaşımlar, gerek fizyoloji ve psikoloji, gerekse hızlı bir şekilde gelişen deneysel dilbilim dallarından ruhdilbilim ve nörodilbilim üzerinde belirleyici etki yaratmıştır. Dilbilimden bilişsel bilimlere ve nörobilimlere kadar birçok alandan bilgi gerektiren bu disiplinlerarası bilime duyulan ilgi artmaya devam etmektedir.

Entelektüel faaliyet sürecinde nöronların aktivitesini görüntüleyen beyin işlevlerinin haritalanmasına yönelik olan ve bilimsel yayınlarda gün geçtikçe artış gösteren çalışmalar; üst işlevlerin gerçekleştirilmesi sırasında, dilsel süreçlerden sorumlu olan bölgelerin yanında beynin geri kalan bölgelerinin de aktif hale geldiğini; okuma süreçlerinin söz konusu olduğu durumlarda görsel bölgenin, ses üretiminde ise motor bölgelerin aktif olduğunu göstermektedir. Dikkatle, hafızayla, duygularla vb. ilgili bölgelerin de aktif hale geldiği besbellidir. Bu listeye son yıllarda yayınlanan bazı bilimsel tanıtım çalışmalarının tespit ettiği gibi, farklı kabuk altı yapıları da girmektedir.

Ayrık beyin hastaları ile lokal patolojisi olan ya da ruhsal bozuklukları olup çeşitli terapiler gören hastalar üzerinde yapılan araştırmalardan elde edilen bulguların sayısı oldukça fazladır. Dikotik dinleme ve takistoskopik muayene, beyin biyoelektrik aktivitesinin değişim kayıtları, bir faaliyet esnasında beyin bölgelerindeki kan dolaşım gücü ve ısı ölçüleri, PET ve fonksiyonel MR vb. özel amaçlı deney yöntemleriyle elde edilen veriler de incelenmiş ve klinik bulgularla karşılaştırılmıştır. Girişimsel olmayan (non-invasive) araştırma yöntemlerinin ortaya çıkmasıyla, solak ya da sağlak, farklı cinsiyet ve yaştan (yeni doğandan prenatal dönemde incelenenlere kadar) sağlıklı insanların beyinleri hakkında pek çok bilgi elde edilmiştir. Ampirik verileri sistematikleştiren bir çok yaklaşımdan söz edilebilir.

Devamını okumak için tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...