araştırma

Deyim Ve Atasözlerinin Yabancılara Türkçe Öğretiminde Kullanımı Üzerine Bir Araştırma

I. BÖLÜM : GİRİŞ

1.1.            Problem Durumu

                  Gelişen dünyamızda yabancı dil öğrenimi ve öğretiminin önemi büyüktür. Yabancıların Türkçe öğrenmelerinin önemi ve gerekliliği yine buna paralel olarak onlara Türkçe öğretmenin önemi ve gerekliliği son otuz yıl içinde büyük ivme kazanmıştır. Önemi fark edilen bu durum karşısında devlet politikalarının da yönlendirici etkisiyle birçok devlet kurumu (devlet üniversiteleri ve diğer kamu kuruluşları) ve özel kuruluşlar (vakıf üniversiteleri, dil kursları vb.) çeşitli çalışmalar başlatmıştır.

                 Yukarıda adı geçen kurum ve kuruluşlar sürekli gelişen dil öğretim stratejileri, yöntemleri ışığında yabancılara Türkçe öğretimi alanında önemli mesafeler kat etmiştir. Türkçe öğrenen yabancılara materyal hazırlama alanındaki çalışmalar da hızlanmıştır; ancak ilk aşamada daha çok İngilizce, Fransızca, Almanca gibi dillerin öğretim yöntemleri benimsenmiştir. Buna neden olan Türk dilinin yapı ve özelliklerine uygun yöntemlerin neler olabileceğine ilişkin çalışmaların yetersiz oluşudur.

                  Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde, yabancı dil öğretiminin genel öğretim yöntemleri ve tekniklerinden doğal olarak yararlanılacaktır, bu bir zorunluluktur; ancak ikinci bir zorunluluk karşımıza çıkmaktadır: Türk dilinin özelliklerini, yapısını gözeten ve bunlara uygun, Türk kültürünün de sağlıklı aktarımını sağlayacak materyaller hazırlanmalıdır.

                   Kültürün ilk ve temel unsuru “dil” dir. Dil bir milletin ruhunun yansımasıdır. Duygularını, düşüncelerini yazılı ve sözlü ifade eden bir milletin dili incelenerek o milletin duygu ve düşünce hayatının özellikleri rahatlıkla belirlenebilir. “Bir toplumun pek çok özelliği, yaşayışı, gelenekleri, dünya görüşü yaşam felsefesi, inançları, bilim teknik ve sanata katkıları o toplumun diline yansır; o toplumun dilinden izlenebilir. Bugün Köktürk yazıları, ulusumuzun VIII. yüzyıldaki kültürüyle ilgili, pek değerli ipuçları vermektedir. Kısaca söylenecek olursa dil, aynı zamanda her yönüyle bir ulusun kültürünün de aynasıdır; insanın ve uygarlığın en önemli belirtisi ve aracı, dildir.” (Aksan, 1990:13). M.Engin’e göre dil, millî hafızanın, millî  hatıralarını, duyguların ve düşüncelerin, bütün maddî ve manevî değerlerin bütün, buluş ve yaratışların müşterek hazinesidir (Ergin, 1994:20). Kültürü oluşturan unsurlar içinde sıralayabileceğimiz her değer (gelenekler, din, hukuk, sanat vb.) dil aracılığı ile anlatılıp nesilden nesile aktarıldığına göre, dil millî birliği sağlayan, insan topluluklarını birbirinden kopuk yığınlar olmaktan kurtararak millet hâline getiren yegâne sistemdir. Dilin en damıtılmış hali olarak düşünebileceğimiz atasözleri ve deyimlerin sağlıklı kültür aktarımındaki görevini bu bağlamda ele almamız gerekmektedir. Bir dili konuşan toplumun yüzyıllar boyu edindiği tecrübelerin toplamı olan deyim ve atasözlerinin hem o dili ana dili olarak konuşan bireylere hem de yabancı dil olarak konuşanlara öğretimi büyük önem taşımaktadır. Türkçenin zengin kaynaklarından olan deyimlerin ve atasözlerinin Türkçe öğrenen kişiler tarafından yazılı-sözlü iletişimde doğru kullanılması, öğrencinin Türkçeye hâkimiyet derecesini belirler. Bunun sağlanabilmesi de uygun deyim ve atasözlerinin hazırlanacak materyallerde etkili bir biçimde kullanılmasıyla mümkün olabilecektir.

                   Hazırlanacak materyallerde nelerin, nasıl ve niçin kullanılması gerektiğini plânlamak, sınıflandırmak bir uzmanlık sorunudur. Yukarıda sözünü ettiğimiz aksaklıkların giderilmesi, bu doğrultuda yapılacak çalışmalarla sağlanabilecektir. Bu bağlamda araştırmamız öncelikle yabancılara Türkçe öğretiminde kullanılan ve örneklem olarak seçilen kitapların deyim-atasözü varlığını tespit edip daha sonra bu alanda uzmanlarca hazırlanacak kitaplarda ve dolaylı olarak diğer materyallerde bir anlamda Türkçenin ve Türk kültürünün zenginliğini gösteren deyim ve atasözlerinin temel, orta, yüksek seviyelere uygun ve sağlıklı olarak kullanılmasına yönelik birtakım bulgular ve yorumlar içermektedir.

1.2.            Araştırmacının Amacı

Araştırmamız;

1.2.1.                  Araştırmamız yabancılara Türkçe öğretmek amacıyla hazırlanan ve örneklem olarak seçilen kitaplardaki deyim, atasözü varlığını; bunlarla ilgili etkinliklerin nicelik, nitelik özelliklerini tespit etmeyi,

1.2.2.                  Genel olarak yabancı dil öğretiminde, özel olarak Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde tarihsel süreç ve günümüz şartları; sağlıklı kültür aktarımı; yabancı dil öğretimi temel ve genel ilkeleri; yabancı dil öğretim yöntemleri ve teknikleri; yabancı dil öğretiminde kullanılan görsel ve işitsel materyaller; Avrupa Dil Gelişim Dosyası, Türkiye Türkçesi Öğretim Programı bağlamlarında deyim, atasözlerinden yararlanma zorunluluğunu ortaya koymayı,

1.2.3.                  Yukarıda sıralananlar doğrultusunda yabancılara Türkçe öğretimi alanında hazırlanacak materyallerde Türkçenin zengin bir varlığı olan deyim ve atasözlerinin nasıl, ne kadar, niçin kullanılması gerektiğini içeren birtakım bulgu ve yorumlar ortaya koymayı amaçlamaktadır.                          

1.2.4.                  Çalışmamız yukarıda sıralanan amaçları gerçekleştirme durumuna göre bu      alanda çalışanlara yardımcı olmayı, ayrıca Türkçenin ve Türk kültürünün öğretimine katkıda bulunmayı amaçlamıştır.

1.3.            Araştırmanın Önemi

Araştırmamız,

1.3.1.                  Örneklem olarak tespit edilen yabancılara Türkçe öğreten kitapların deyim atasözü ve bunlarla ilgili etkinliklerin nitelik, nicelik özelliklerini ortaya koyması; bunlarla ilgili yorumlar içermesi; literatürde de bu durumu tespit eden çalışma bulunmaması yönüyle,

1.3.2.                  Genel olarak yabancı dil öğretiminde, özel olarak Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde tarihsel süreç içinde ve günümüz şartları bağlamında deyim ve atasözlerinden yararlanma zorunluluğunu ortaya koyması yönüyle,

1.3.3.                  Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde dolaylı yoldan kültür aktarımının da sağlanabilmesi için deyim ve atasözlerinin seçimine, kullanımına dair pratikte ve teoride birtakım bulgular ve yorumlar içermesi yönüyle,

1.3.4.                  Yabancılara Türkçe öğretimi alanında hazırlanacak kitaplara bir dayanak, kaynak olabilecek 2005 Türkçe Dersi Öğretim Programının atasözü ve deyim öğretimine yaklaşımını değerlendirmesi yönüyle,

1.3.5.                  Yukarıda adı geçen program uyarınca hazırlanan ve örneklem olarak seçilen 6.7.8. sınıf Türkçe Ders ve Çalışma Kitapları’nın atasözü, deyim varlığını da tespit etmesi yönüyle önemlidir.

1.4.            Araştırmanın Varsayımları

1.4.1.                  Türkçenin zengin bir kaynağı olan deyimlerin ve atasözlerinin Türkçe öğrenen kişi tarafından yazılı-sözlü iletişimde doğru kullanılması, öğrencinin Türkçeye hâkimiyet derecesini belirler. Çalışmamız deyim ve atasözleriyle zenginleştirilmiş materyallerde bu hâkimiyeti sağlamada öğreticiye ve öğrenciye yardımcı olmayı,

1.4.2.                  Yaygın olarak kullanılan dil öğretim kitaplarının deyim ve atasözlerini kullanımları bakımından zenginliğini veya eksik yönlerini ortaya koymayı,

1.4.3.                  Hazırlanacak materyallerde atasözü ve deyimlere yönelik uygulanabilecek bazı öneriler sunabilmeyi varsaymaktadır.

Devamını okumak için tıklayınız...

Rusya-Devlet Beşeri Üniversitesi Rus-Türk Araştırma ve Eğitim Merkezi’nde Türkçe Öğretimi

1999 yılında Ankara’da yapılan “Dünyada Türkçe Öğretimi Semineri”ne katılarak Türkçe’nin Rusya’da ta eski zamanlardan bu yana öğrenilmesini detaylı şekilde anlatmıştım (bkz: “Dil” dergisinin özel sayısı, No: 82, Ağustos 1999). Bugün, Moskova’daki Rusya Devlet Beşeri Üniversitesinde geçenlerde açılan Rus-Türk Araştırma ve Eğitim Merkezi hakkında bilgi vermek isterim.

Rusya Devlet Beşeri Üniversitesi, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra, yeni Rusya devletinin oluşması döneminde, Devlet Tarih ve Arşivcilik Enstitüsü’nün tasfiyesi sonucunda kurulmuştur. Üniversite Rektörü, Prof.Yuri Afanasyev, Sovyetler Birliği’nin uyguladığı dış ve iç politikanın ve Sovyet liderlerinin güttüğü faaliyetin kritik şekilde yeniden değerlendirilmesinin gerektiğini herkesten önce belirten Rus tarihçilerindendir. Bu sayede, Sayın Afanasyev’in başkanlık ettiği Rusya Devlet Beşeri Üniversitesi, Rus gençleri için yeni düşünüş tarzının ve sosyal bilimlerde Marksist olmayan bilimsel araştırma ve öğretim metotlarının sembolü olmuştur. Aslında, Moskova Devlet Üniversitesi’nden sonra, Rusya Devlet Beşeri Üniversitesi, tüm sosyal bilim dallarında öğretimin yapıldığı, Rusya’nın ikinci üniversitesidir.

Rusya Devlet Beşeri Üniversitesi’nde bazı ülkelerle ilgili etraflı araştırmalarda bulunan eğitim ve araştırma merkezleri kurulmaktadır. 2000 yılında Rus-Türk Eğitim ve Araştırma Merkezi de bunlar arasında yer almıştır. Türk-Rus Tolerans Vakfı, üniversite mezunu, Türkçe bilen uzmanların eğitimine ihtiyaç duyan Türk ve Rus işadamları, bu merkezin kurulmasına maddi ve organizasyon yardımı göstermiştir. Türkçe’nin bundan önce de Rusya Devlet Beşeri Üniversitesi’nde öğretilmesine rağmen, Merkez, yeni nesil Türkologların eğitiminde yeni bir aşama olmuştur.

Rusya Devlet Beşeri Üniversitesi’nde Türkçe, Doğu Dilleri, Siyasal Bilgiler, Sosyal Antropoloji, Kültür Bilimi, Tarih ve Filoloji Fakültelerinde öğretilmektedir. Bugün birinci, üçüncü ve beşinci sınıflarda yirmiden fazla öğrenci Türkçe öğrenmektedir. Bu üniversitenin özelliği şudur ki, bir öğrenciye sadece Türk dilini öğretmek amacı güdülmez. Bu durumda Türkçe, öğrencinin seçtiği dalı daha iyi ve derin şekilde anlamak, daha geniş bilgi ufukları açmak için bir araç rolünü oynar. Örneğin, bu ders yılında, merkeze Türkçe öğrenmek üzere, filoloji ve dil dalını seçen öğrencilerin yanısıra, felsefe ve arşivciliği tercih eden çocuklar da kayıt edildiler.

Bugün Merkezde 5 Türkçe öğretmeni ders vermekte olup, bunlardan ikisinin ana dili Türkçe’dir. Ayrıca, Türkçe öğretilirken ses bilimi teorik gramer, tarihi gramer (Osmanlıca yazılışı dahil), söz haznesi ve cümle bilimine, konuşma dilinin geliştirilmesine önem verilmektedir.

Derslerde Rus, Türk ve Alman üniversitelerinde uygulanan ders kitapları kullanılır. Başlıca ders kitabımız, tanınmış Türkçe öğretmeni, rahmetli Profesör Pötr Kuznetsov’un hazırladığı iki ciltlik ders kitabıdır (P.I.Kuznetsov, Türkçe Ders Kitabı. İzdatelski Dom “Muravey-Gayd, Moskova, 2000). Yıllar boyunca Moskova Devlet Uluslar Arası İlişkiler Enstitüsü’nde çalışmış olan Profesör Kuznetsov, kendi öğretim sisteminin esaslarını o enstitüde oluşturdu. Buna rağmen, ömrünün son döneminde Rusya Devlet Beşeri Üniversitesinde öğretmenlik yaparak, bu sistemi aktif olarak kullanmış ve gelişmiştir. Kayda değer şu ki, Profesör Kuznetsov söz konusu ders kitabının yayına hazırlanışına üniversite öğrencilerini de çekmiştir. Ve çocuklar bu işi coşkuyla yapmışlardır. Ders kitabının bilgisayar varyantı, tümüyle Rusya Devlet Beşeri Üniversitesi Dil Bilimi Dalı öğrencileri tarafından dizilmiştir.

Rusya Devlet Beşeri Üniversitesi’ndeki öğretim özellikleri uyarınca, öğrenciler, diploma aldıktan sonra bilimsel araştırmalar veya öğretmenlik yapmaya hazırlanmaktadır. Bu nedenle ders programında “Orta ve Batı Asya Tarihi” (2 sömestr), “Türk Halklarının Kültürel Mirası” (1 sömestr), “20. Yüzyılda Türk Edebiyatı ve Sanatı” (1 sömestr) gibi özel kurslar yer almaktadır. Bundan başka Türkiye’nin günlük yaşam tarzı, kültürü, aile içi ilişkiler, toplumsal hayat ve gelenekler, etnografi konularında da seminerler yapılmaktadır. Özel pratik dersler de öğrencilerin çok büyük bir beğenisini kazanmaktadır. Rusya Devlet Beşeri Üniversitesi Müzecilik Kürsüsü’nün katılımıyla yapılan söz konusu pratik dersler, Osmanlı ve modern Türk sanatının şaheserlerinin yer aldığı koleksiyonların bulunduğu Rus müzelerinde gerçekleştirilmektedir.

Türkçe okuyan öğrenciler için ana sömestrlerden sonra Türkçe uygulama dönemi de öngörülmektedir. Bu yıl Türkçe uygulama dönemi, Moskova’daki Rus-Türk Lisesi’nde yapılmıştır. Bazı öğrencilerimiz, Türkçe uygulama olarak Moskova’daki Türk ve diğer Rus-Türk ortak şirketlerinde tercümanlık yapmaktadırlar, “Perspektif” ve “Diyalog Avrasya” dergilerinin hazırlanmasına katkıda bulunmaktadırlar. Öğrencilerimizden bir bölümü Türkçe uygulama sırasında Rusya Devlet Kütüphanesi Ender Doğu Kitapları Bölümünde çalışırken eski Osmanlı kitapları katalogunun yapılması çalışmalarına katıldı. Bir öğrencimiz de, Rusya Devlet Arşivinde Türkçe uygulama dönemini geçirirken, Rus amirallerinden kalan Osmanlı arşivlerinin tasnifine katıldı.

İkinciden başlayarak, her sınıfın sonunda öğrenciler seçtiği ihtisaslaşmaya göre dönem ödevini de yapmaktadır. Bu yıl hazırlanan ödevlerin en iyileri şunlardır: “Türk masallarının sabır taşı ile Eski Orta Asya Türk metinlerini yâd taşı arasındaki paralellikler”, “çeşitli yazarların Türk Yüzükleri hakkında verdikleri etnik, bilgilerin karşılaştırılması” ve “Küçük Türkçe-Rusça kısaltmalar sözlüğü”dür. Kayda değer husus şu ki, tüm bu ödevlerin yazılması için öğrenciler Türkçe kitapları esaslı şekilde okumuşlardır.

Rusya Devlet Beşeri Üniversitesi çerçevesinde kurulan Rus-Türk Merkezi sayesinde, eğitim sürecinin teknik araçlarıyla donatılması ile ilgili sorunlar da daha kolay şekilde çözülebilecektir. Ayrıca, eğitimde son model bilgisayarlar ve programları kullanılacak, bir uydu teleanteni de monte edilecektir. Böylece öğrencilerimiz direkt Türkiye’den televizyon programlarını seyredebilecektir. İleride kütüphanemiz de daha sistemli bir şekilde düzenlenecektir.

Bugün ise merkezin karşı karşıya geldiği başlıca problemler, ders kitaplarının ve sözlüklerin keyfi seçilişi, ses kasetlerinin yetersizliği ve video malzemelerinin tamamen bulunmamasıdır. Öğrencilerin daha mükemmel tercümeler yapabilmeleri için, terim sözlükleri hariç, en yüksek düzeyde söz haznesi ve stilistik konusundaki ders kitaplarının ve metot araştırma eserlerinin bulunması gerekir.

Son zamanlarda genç Türkoloji uzmanlarımız, özellikle arşivcilik dalını seçenler, bir ciddi sorunla daha karşı karşıya geliyor. Bu mezunların bir çoğu, şimdiye kadar pratik olarak incelenmemiş durumda bulunan Osmanlı tarihi belgeleri üzerinde çalışmak ister, ancak yeteri kadar Osmanlıca bilmediklerinden bunu yapamazlar. Oysa ki, Rusya’nın çeşitli arşivlerinde Osmanlı belgelerinin bulunduğu dosya sayısı 700 bini aşar. Kaydetmek gerek ki, son zamanlarda bu yönde bazı olumlu değişiklikler görüyoruz. Geçen ders yılında değerli meslektaşlarımızdan Profesör İlber Ortaylı Moskova’ya gelerek bir dizi Osmanlıca dersi vermiştir. Böyle derslerin ileride de Türk profesörleri tarafından okutulacağını ümit ediyoruz.

Üniversitemiz öğrencilerinin yaz döneminde pratik yapabilmeleri için, benzer dallarda öğretim yapan bir Türk üniversitesiyle öğrenci teatisinde bulunmak da çok yararlı olacaktır. Bu konuda bu saygıdeğer toplantıya katılan Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı ve TÖMER görevlilerinin bize yardımcı olacaklarını umarız.


 Rus-Türk Araştırma vs. Eğitim Merkezi Müdürü  Türk Dil Kurumu Şeref Üyesi - 

Prof. Dr. Dmitri VASİLYEV

Türkçe Öğretimi Araştırma Ve Uygulama Merkezlerinde Türkçe Öğrenen Yabancı Öğrencilerin Bilgisayar Okuryazarlığı Düzeyleri: Zonguldak, Gaziantep, Bolu Örneklemi

          Bu çalışmanın amacı, Türkçe Öğretimi Araştırma ve Uygulama Merkezlerinde (TÖMER) Türkçe öğrenen yabancı öğrencilerin bilgisayar okuryazarlığı düzeylerini belirlemektir. Araştırmanın örneklemini Zonguldak (Bülent Ecevit Üniversitesi) , Gaziantep ve Bolu (Abant İzzet Baysal Üniversitesi) illerinde bulunan devlet üniversitelerindeki Türkçe Öğretimi Araştırma ve Uygulama Merkezlerinde (TÖMER) Türkçe öğrenen toplam 221 yabancı öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada betimlemeye dayalı nicel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın verileri, bilgisayar okuryazarlığı ölçeği ile toplanmıştır. Toplanan veriler, SPSS 17.0 (Statistical Package for the Social Sciences) programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, bilgisayar okuryazarlığı kapsamındaki temel beceriler (Monitörü açıp kapayabilme, yazıcının ayarlarını yapıp kullanabilme, tarayıcının ayarlarını yapıp kullanabilme vb.) yazılım becerilerine başvurma ve bilgisayar farkındalığı bölümlerinde cinsiyet değişkeninin etkili olmadığı; programlama bölümünde ise erkekler lehine etkili olduğu tespit edilmiştir. Yine yazılım becerilerine başvurma ve programlama bölümlerind eüniversite değişkeni etkili değildir; temel beceriler ve bilgisayar farkındalığı bölümlerinde ise üniversite değişkeninin etkili olduğu tespit edilmiştir. Yaş değişkeni ise temel beceriler ve programlama bölümlerinde etkilidir; fakat yazılım becerilerine başvurma bölümünde, 20 ve diğer yaş grubu arasında; bilgisayar farkındalığı bölümünde de 18 yaş ve diğer yaş grubu arasında bir etkiye sahiptir. Son olarak bilgisayar kullanma sıklığı bilgisayar okuryazarlığı üzerinde etkili değildir. Araştırmanın ortaya koyduğu bulguların Türkçenin yabancı dil olarak bilgisayar ve internet ortamındaki öğretiminde faydalı olacağı düşünülmektedir.Anahtar Kelimeler:Yabancı dil olarak Türkçe öğretimi, bilgisayarokuryazarlığı, Türkçeöğretimmerkezleri

Giriş

       "İnsanoğlu, tarihsel süreklilik içerisinde belirli bir bilgi birikimine sahip olmuş, bu bilgi birikiminin oluşturduğu yaşam biçimine göre adlandırılmış- avcı-taşıyıcı toplum, tarım ve sanayi toplumu- ve bu bilgi birikimini kendinden sonraki toplumlara çeşitli şekillerde aktarmıştır. Evrensel bilgi birikiminin bu oluşum süreci devam etmekte ve insanlar bilginin ortaya çıkardıkları sayesinde evreni, kendi hayatlarını, diğer insanları, olayları, durumları, düşünceleri vs. günümüzde daha yoğun bir şekilde anlamlandırmakta, bu süreçte eskiye kıyasla bilgiyi daha fazla kullanmaktadırlar. Bilginin eskiye kıyasla daha fazla kullanılması ve daha fazla önemli hâle gelmesi, günümüz toplumlarını bilgi (enformasyon) toplumlarına dönüştürmüştür" (Dağtaş, 2013: 1). Bilgi toplumlarında da "Elektronik devrelerden oluşan, bilgiyi işleyen tüm cihazlar" (Çağıltay, 2013: 3) olarak adlandırılabilen bilgisayarları, amacına uygun bir şekilde kullanabilmek; başka bir deyişle bilgisayar dilinden anlayıp bilgisayar ortamındaki çeşitli programları kullanarak bilgiyi işlemek, üretmek, depolamak, paylaşmak vb. oldukça önemli bir hâle gelmiştir. "Bilgisayarı kullanma becerisi her bireyin sahip olması gereken temel becerilerden biri olmuştur" (Korkut ve Akkoyunlu, 2008: 180).

           Bilginin yanı sıra eğlence ve oyun oynama gibi diğer kullanım amaçlarının yanı sıra internet ile birlikte bilgisayarların iletişim amaçlı kullanımının da oldukça yaygınlaşması gibi birçok sebep, geleneksel okuryazarlık anlayışının yanına bilgisayar okuryazarlığının eklenmesine sebep olmuştur. Bilgisayar okuryazarlığı, günlük hayatta ve eğitim ortamında araç ve ortam ilişkisi olarak işbirliği yapabilmek, iletişim kurmak, yaratıcı işler yapabilmek ve istenilen sonuçlara ulaşmak için yeterli düzeyde bilgisayar kullanma bilgi ve becerisi yani bireyin bilgisayar teknolojisinden etkin bir şekilde yararlanabilmesi olarak tanımlanmaktadır (Karagöz, Yıldız ve Özerçin, 2007; Korkut ve Akkoyunlu, 2008; Newsfield, 1997; Son, Robb ve Charismiadji, 2011; Varol, 2002). Aynı zamanda bilgisayar okuryazarlığı, bir bilgisayar sisteminin yazılım ve donanım unsurlarını, dosya soyutlamalarında somut hâle gelen bilgisayar-kullanıcı arayüzünü   ve bilgisayar kullanımının   sosyal ve   etik bağlamını kapsamaktadır

(Hoffman ve Blake, 2003).

Ortamdan ortama bilgisayar okuryazarlığı kapsamındaki görevlerin değiştiğini belirten Newsfield'e (1997) göre genel kullanıcılar için bilgisayar okuryazarlığının üç unsurunun olduğu söylenebilir:

  1. Bilgisayara ait temel kuralları bilmek
  2. En azından bir bilgisayarın işletim sistemini bilmek
  3. Bir veya daha fazla yazılım programında yeterlilik kazanmak.

Bununla birlikte bir kişinin bilgisayar okuryazarı olarak kabul edilmesi için; bilgisayar sistemleri ve yazılımının kullanımından emin olması, evde ya da işte kendisinden bilgisayarla ilgili bir istekte bulunulduğunda bu ihtiyaçları karşılayabilecek kadar bilgisayar ile onun yazılımını kullanabilmesi, bilgisayarın dünya ve insanlar üzerindeki etkisinin ne olduğuna ve gelecekte bu etkisinin ne olacağına dair bir fikre sahipolması, bilgisayar yazılım ve donanım satın alacaksa makul ve mantıklı kararlar alabilmesi ve son olarak bilgisayarın ne olduğu, ne işe yaradığı hakkındaki bilgilerini başkalarına gerektiğinde anlatabilmesi gerekir (Creighton, Kilcoyne, Tarver ve Wrigt,2006).Elbette bu konuların bilinme düzeyi, her bir bireyin bilgisayarı kullanma amacına göre değişecektir. Ancak bir bilgisayar kullanıcısının asgari düzeyde de olsa bu konular hakkında bilgi sahibi olması gerekir.

           Öte yandan"Çağdaş toplumların bilgi toplumu adı verilen yeni bir toplum düzenini yarattıkları yirminci yüzyılda, tüm ülkeler çağdaşlaşma sürecindeki yarışta öne geçmek amacıyla bilgisayarlardan her alanda- özellikle eğitimde- yararlanma çabalarını arttırmışlardır" (İmer, 2000; aktaran Karaduman ve Emrahoğlu, 2011: 926). Günümüzde "Çağdaş toplumların gelişmişlik düzeyleri, genellikle, ürettikleri bilim ve teknoloji ile ölçülmektedir. Bu da ancak eğitim yoluyla sağlanabilmektedir. Bu anlamda, son yıllarda yaşanan iletişim bilimi ve teknolojilerindeki hızlı gelişmeler ve uygulamadaki yaygınlık da, gelişmiş eğitim sistemlerinin yetiştirdiği, yaratıcı, üretici ve tüketicilerin varlığı ile yakından ilgilidir" (Karasar, 2004: 117). Bu durum, eğitimin neredeyse bütün kademelerinde bilgisayarların eğitime dâhil edilmesini gerektirmektedir. Bilgisayarlar öğretmen, sınıf, ders kitabı, öğrenci gibi geleneksel eğitim ortamı, araç ve ögelerinin uzun sürede ulaşabileceği başarıya, çok kısa bir sürede ulaşılabilmesini sağlayabilir. Örneğin bilgisayar ve programlar, çeşitli fen ve matematik kavramları ile problem çözme becerilerini öğrenmede doğal ve uyarıcı bir yöntem olabilir (Fetler, 1985). Fen ve matematik derslerinin dışında, dil derslerinde de bilgisayarlar basılı kitapların sunduğu imkânlardan çok daha fazlasını sunabilir. Öğrencinin okuduğu bir metinde anlamını bilmediği bir kelimeyibilgisayar veya internet ortamındaki elektronik bir sözlükten öğrenmesi, internetten kitabın yazarı hakkında istediği zaman kolaylıkla araştırma yapabilmesi, ona ulaşabilmesi ve gerektiğinde okuduğu kitaba dair notları, kelime işlemci programlarına çok daha rahat ve etkili bir şekilde alabilmesikaydedebilmesi bunlardan birkaçı olarak gösterilebilir.

            Diğer taraftan bilgisayarların günümüzde hayatın her alanında etkin biçimde kullanılması ve kullanımın artmasıyla öğrenci ve öğretmenlerin bilgisayar teknolojilerini bilme ve bu teknolojiye ait araçları kullanabilme becerilerine sahip olmaları gerektiği birçok çalışmada belirtilmektedir (Creighton ve diğerleri, 2006; Dağtaş, 2013; Geçer ve Dağ, 2010; Hindi, Miller ve Wenger, 2002; Korkut ve Akkoyunlu, 2008; Şahin ve Akçay, 2011).Öncelikle öğretmenlerin, özellikle dil öğretmenlerinin, öğretim sürecinde bilgisayarların nasıl kullanılacağını bilmeleri yani bilgisayar okuryazarı olabilmeleri, derslerini daha verimli hâle getirmelerini sağlayabilir. Bilgisayar okuryazarı bir öğretmen, dersinde işlenecek konuları bilgisayar ortamında elektronik hâle getirebilir, öğretim malzemesini böylece daha somut bir şekle büründürebilir. Öğretim malzemesinin somutlaşması da konunun daha iyi anlaşılmasını ve öğrenilmesini sağlayabilir. Bilgisayarların, İngilizcenin yabancı ve ikinci dil olarak öğretiminde sunacağı imkânları ele alan Ybarra ve Green'e (2003) göre bilgisayarlar, okuma ve yazma gibi temel akademik öğrenme alanlarında ve aynı zamanda sözel dil gelişimi ve kelime hazinesinin genişlemesinde yardımcı olabilir. Bununla birlikte "... eğitimcilerin gelişen teknolojiyi sınıfta kullanabilmeleri için öncelikle teknolojiyi benimsemeleri, yakından takip etmeleri ve teknolojiye karşı olumlu tutum göstermeleri önem arz etmektedir" (Şahin ve Akçay, 2011: 910).Teknolojiyi benimsemeyen, takip etmeyen ve özellikle teknolojiye yönelik olumlu tutumlara sahip olmayan öğretmenlerin de dil öğretiminde bilgisayarlardan yararlanabilmeleri zor görünmektedir.

          Öğretmenlerin yanı sıra öğrencilerin de dil öğretiminde daha başarılı olabilmeleri yani hedef dili daha iyi öğrenebilmelerinde bilgisayar okuryazarı olabilmeleri oldukça önemlidir. Ancak günümüzde bilgisayar teknolojileri ve erişimine sahip olan öğrencilerin oranı oldukça yüksektir (Ciampa, 2013) ve öğrenciler öğretmenlere göre bilgisayar teknolojilerini daha yakından takip edebilmekte, hatta bilgisayar bağımlısıbile olabilmektedir. Nitekim öğrencilerin bilgisayar ve internet bağımlılığı araştırmalara konu olabilmekte, bu noktada neler yapılabileceği önerilmektedir (Cengizhan, 2005; Erboy ve Vural, 2010; Yılmaz, 2010). Onun için öğrencilerin gerçek manada bilgisayar okuryazarı olabilmeleri, bilgisayarın sadece oyun oynama ve internete girip bir video ya da film izleme aracı ile sosyal paylaşım sitelerini kullanmak demek olmadığını bilmeleri gerekir. Özellikle internet ortamıyla birlikte bilgisayar okuryazarlığı noktasında öğrenciler seçme becerilerine sahip olmalıdırlar. İnternet ortamında sayısız bilgi, video, oyun vb.den hangilerinin işlerine yarayacağını, hangilerinin yaramayacağını bilmelidirler. En önemlisi, bilgisayarı dil öğreniminde işe yarar bir şekilde kullanabilmeli, ekrandan amaçlı okuma, dinleme/izleme yapabilmeli, dili, ekran yazışma ve konuşmalarında düzgün bir şekilde kullanabilmelidir. Ayrıca internet ortamının sunduğu sözlükler, kitap ve yazarlara ait bilgiler gibi kaynaklardan da seçme yaparak yani doğru bilgiyi bularak yararlanabilmelidir. Böyle olduğu zaman, Fetler'in (1985) deyimiyle, bilgisayarlar öğrencilerin eğitiminde ve bir çalışma nesnesinin kendisinde önemli bir araç olabilir.

Yurt içi ve dışında Türkçe öğretmek, Türkiye'yi ve Türk kültürünü tanıtmak amacıyla kurulan "Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezleri" bugün artık Türkçenin öğretimi ile ilgili yeni programlar hazırlayıp, yeni öğretim teknikleri geliştirme çabası içerisindedir. Özellikle dil öğretimi ile bilgisayar uygulamalarını birleştiren internet tabanlı uzaktan dil öğretim programları birçok Türkçe Öğretim merkezinde kullanılmaya başlanmıştır. Yapılan öngörüler bu tür çalışmaların daha da yaygınlaşacağı ve özellikle bu programların dört temel dil becerisinin tümü kapsayacak şekilde geliştirileceği doğrultusundadır. Bu gerçek Türkçe öğretimi uygulama ve araştırma merkezlerinde dil öğrenen yabancı öğrencilerin bilgisayar okuryazarlık düzeylerinin tespit edilmesinin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır.

Literatürdeki Çalışmalar

Alharafsheh ve Pandian (2012) da Ürdün'de yabancı dil olarak İngilizce öğrenen 171 üniversite öğrencisinin katılımıyla öğrencilerin bilgisayar ve internet kullanma becerilerini araştırmışlardır. Bir anket dahilinde verileri toplanan araştırma, derslerinde öğrencilerin kelime işlemci, Powerpoint ve sunum yazılımlarını kullanma düzeylerinin yüksek olduğunu ortaya çıkarmıştır. Ayrıca araştırmada bilgi araştırması, çevirimiçi eğlence ve farklı kaynaklardan haber hesapları açılması noktasında da internetin yüksek düzeyde kullanıldığı ortaya çıkmıştır.

Tella ve Mutula (2008) Botswana Üniversitesi'nde 2006 yılında, üniversite öğrencilerinin bilgisayar okuryazarlığı düzeyleri arasında cinsiyetlerine göre farklılık bulunmadığına dair yapılmış bir araştırmayı yayınlanmışlardır. 500 öğrencinin katıldığı araştırmada 300 öğrenci kız iken 200 öğrenci erkektir. Araştırmanın verileri bir bilgisayar okuryazarlığı anketiyle toplanmıştır. Araştırma erkeklerin daha fazla bilgisayar okuryazarı olduğunu, daha fazla bilgisayar deneyimine sahip olduklarını, haftalık olarak bilgisayar kullanımına daha fazla vakit ayırdıklarını ve bilgisayarda oyun oynamaktan, bilgisayar ile uğraşmaktan mutlu olduklarını göstermiştir. Ayrıca erkeklerin daha çok kelime işlemci, internet tarayıcıları, e-mektup, veri analizi programları gibi bilgisayar uygulamalarını kullandıklarını; kızların ise sohbet ve el oyunlarında bilgisayarı kullandıklarını; ancak kelime işlemciler ile e-mektup kullanımında cinsiyete göre bir farklılığın bulunmadığını göstermiştir. Yine bilgisayar okuryazarlığı düzeyi yüksek olan öğrencilerin çevrimiçi kütüphane imkânlarına erişim ve bunlarınkullanımına daha eğilimli oldukları görülmüştür.

Devamını okumak için tıklayınız...

Türkiye'deki Yabancılara Türkçe Ögretım Merkezleri Ve Atatürk Üniversitesi Dil Eğitimi Uygulama Ve Araştırma Merkezi

Türkiye'deki Yabancılara Türkçe Öğretim Merkezleri Üzerine:

İnsanlar, sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel birtakım nedenlerle eski çağlardan beri başka dilleri öğrenme ve kendi dillerini başka insanlara öğretme ihtiyacı duymuşlardır. Bilindiği üzere, ikinci bir dili kullanarak başka insanlarla iletişim kurmak ve o dilin sahiplerine ait maddi ve manevi unsurlarla tanışmak yeni bir dil öğrenmek isteyen insanın öncelikli hedefidir. Bu sayede insan, hem farklı dünyalara açılmış olacak hem de kendi iç dünyasını hedef dildeki insanlara aktarmış olacaktır. Bu bakımdan, sınırların kalkmaya başladığı ve teknolojik gelişmelerden hareketle toplumların birbirleriyle zorunlu olarak iletişime geçtiği kocaman bir şehir hâline gelen günümüz dünyasında farklı diller öğrenmek, farklı kültürlerle tanışmak hemen herkesin ortak isteği hâline gelmiştir.

Türkçe, yaşayan dünya dilleri arasında en eski tarihe sahip dillerden biri olarak, Moğolistan'dan Sırbistan'a, Sibirya'dan Irak'a kadar geniş bir coğrafyada yazı ve konuşma dili olarak varlık göstermektedir. Çeşitli lehçe ve kollarıyla dünya nüfusunun yaklaşık %3'ünün konuştuğu, bugün itibarıyla 12 milyon m2'lik oldukça geniş bir alanda yaklaşık 250 milyon insanın kullandığı Türkçe, XXI. yüzyılın en yaygın dilleri arasında yer almaktadır.

Kaşgarlı Mahmud'un XI. yüzyılda Araplara Türkçe öğretmek amacıyla yazmış olduğu Dîvân-ü Lûgati't-Türk'ten günümüze kadar yabancı dil olarak Türkçenin öğretimi, gerekli yetkinlikte ve istenen düzeyde olmasa da çeşitli çalışmalarla devam etmektedir. Özellikle günümüzde Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi, Türkiye'nin ekonomik, stratejik ve jeopolitik öneminden, sosyal, tarihî ve kültürel birikiminden dolayı daha fazla önem kazanmıştır. Çevre ülkelerle, Avrupa Birliği, Rusya, Çin, Amerika gibi dünyanın önde gelen ülkeleriyle son yıllarda artan ikili anlaşmalar, ekonomik, ticari, askerî alanlarda yapılan işbirliği çalışmaları ve dil-kültür-eğitim alanlarındaki ortak çalışmalar da yabancıların Türkçe öğrenimine olan gereksinimini artırmaktadır.

Her yıl binlerce insanın çeşitli sebeplerle Türkçe öğrendiğini ifade eden Koç (1988, s. 241), genel olarak Türkçe öğrenmeyi amaçlayanların şöyle sıralanabileceğini belirtir:

1.Türk işçisi çalıştıran ülkelerde, Türk işçisi sorunlarıyla ilgilenen görevliler

2.Yabancı ülkelerde, Türk öğrencilerin yoğun olarak bulunduğu bölge ve okullarda görev alan yabancı öğretmenler

 

3.Yabancı üniversitelerin Türk bilim (Türkoloji) ve Doğubilim (Şarkiyat) bölümlerinde okuyan öğrenciler

4.Türkiye ile sıkı ticari ilişkileri olan yabancılar

5.Türkiye'ye gelen elçilik personeli

6.Dost ülkelerden Türkiye'ye eğitim için gelen askerî personel

7.Çeşitli ülkelerden Türk üniversitelerine eğitim için gelen yabancı öğrenciler

8.Çeşitli nedenlerle Türkiye'ye yerleşen yabancılar

9.Türklerle evlenen yabancılar

10.Sayıları on binleri bulan Türk işçi çocukları.

 

Yukarıda belirtilen gerekçelerden hareketle Türkçe öğretim merkezlerinin öncelikli hedefi yurt içinde ve dışında yabancılara, akraba topluluklardan gelen soydaşlarımıza özellikle ekonomik ve akademik açıdan değeri hızla artan Türkiye Türkçesini öğretmek; onlara Türkiye'yi ve Türk kültürünü yaşatarak tanıtmaktır. Bu amaçla Türkiye'ye gelen öğrenci, işçi, mülteci ya da turist her kim olursa onların, öğrenmek istedikleri bu dili kendi doğal ortamında öğrenmelerini sağlamaya çalışmak da bu merkezlerin varlık sebeplerindendir.

 

Yabancı dil veya ikinci dil olarak Türkçe öğrenecek olan bireylerin öncelikle amaçlarının iyi belirlendiği, bir seviye belirleme sınavına tabi tutularak çıkan sonuca göre bir öğretim programı, yöntemi ve materyallerinin hazırlandığı bu merkezler günden güne daha donanımlı, tecrübeli ve üretken bir yapıya doğru hızla ilerlemektedirler. Yapılan ulusal ve uluslararası anlaşmalar çerçevesinde ülke içinde olduğu kadar dünya genelinde de başarılı çalışmalarıyla göz dolduran TÖMER'lerde (Türkçe Öğretim Merkezlerinde) Türkçeye ait hemen her konuda çalışmalar yapılmakta, çok güncel ve bilimsel projelere de imza atılmaktadır. Çağdaş yöntem ve tekniklerin geliştirildiği, uygulamada birtakım aksaklıklar yaşansa da eğitim öğretim faaliyetlerinin karşılaştırmalı bir şekilde irdelendiği, olası sorunların ortadan kaldırılmasına yönelik akademik çalışmaların da sıkça yürütüldüğü bu merkezlerin birer laboratuvar görevinde olduklarını da söylemek mümkündür.

 

Gerek coğrafi alan bakımından gerekse stratejik ve jeopolitik durumundan hareketle Türkçe elbette sadece bu merkezlerde değil yurt dışındaki birçok üniversitenin Türkoloji kürsülerinde, fakültelerinde, özel eğitim kurumlarında ve dershanelerinde de öğretilmektedir. Duyulan ilginin günden güne ciddi oranda artış göstermesi de memnuniyet vericidir.

Devamını okumak için tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...