amerikalılar

Amerikalılar niçin Türkçe öğreniyor?

Bazı Türkler, Amerikalılar'a Türkçe dersi verdiğimi duyunca hep şu tepkiyi verir: 'Aaa, Amerikalılar niçin Türkçe öğrenmek ister ki?' Bu yaklaşımla hem kendilerini, hem de ana dillerini küçümsediklerinin ne kadar farkındadırlar bilemiyorum ama cevabım aynı olur: 'Niçin öğrenmesinler ki?'

Ne zamandır size bu konuda yazmak istiyordum. Öyle ya, gerçekten niçin Türkçe öğreniyorlar? Derken bunu kendim anlatmaktansa öğrencilerimden niçin Türkçe öğrendiklerini anlatan bir kompozisyon istedim. Hoşgörünüze sığınarak yaptıkları şirin hataları düzeltmeksizin yazdıklarını sizinle paylaşmak istiyorum. Biraz dikkatle okursanız ne demek istediklerini anlamanız pek de zor olmayacak. İşte verdikleri cevaplar:

"...Ben bütün diller çok seviyorum. Dil öğrenmek çok ilginç bir hobi. Ne kadar çok dil öğreniyorsun o kadar çok dünya kültürü anlıyorsun. 10 yıl önce Türkiye'ye gittim. Şimdi her fırsat gitmeye çalışırım çünkü her yer görmek isterim. Türkiye'de doğal güzellik ve çok tarihsel alan var. Ama problemim 'dil'. Çünkü büyük şehirlerde herkes İngilizce bilir ama Gaziantep, Urfa veya Van'da bazen hiç kimse İngilice bilir! O zaman anladım Türkiye'nin hep yer görmek istersen Türkçe öğrenmek lazım."

"...Calvin Klein Company beni iki yıl önce bir toplantı için Istanbul'a gönderdi. Önce Türkiye'ye giderim diye Türkçe öğrenmek istedim. Ama şimdi Türkiye'de, evde hissedeyorum. Herkes arkadaş gibi. Emekli olunca Türkiye'de Güney'de yaşamak isteyorum. Onun için Türkçe öğrenmeliyim.

'Benim için Türk müzik, kültür ve edebiyat çok ilginç. Doğu dillere çok merakım var. Türk müzik dili de çok seviyorum. Türkiye, Azerbaycan ve Türkmenistan'da çok vakit geçirmek istiyorum. Türki diyarları gezip kopuz, kemence, bağlama gibi yerel sazlar keşfetmek istiyorum. En çok zurna sesi bayılıyorum ve ney çok ilginç buluyorum. Onun için Türkçem çok iyi yapmalıyım.'

" Fonetik dillere cok meraklıyım. Türkçe müzik gibi bir dildir. Çünkü ses uyumlar vardır. Türkçenin müzik gibi dil olduğunu keşfedince öğrenmeye karar verdim. Doğru bir karardı çünkü Türk tarihi ve kültürü çok zengin. Her gün yeni bir şey öğreniyorum. Öğreniyince Türkçe daha çok seviyorum."

"Kocam Türk. Onun için Türkçe öğreniyorum ki, o kaynana ile ne konuşur anlarım. Hem mutluyum ki, şimdi Türkiye'de yalnız alışveriş çıkabilirim ve pazarlık ederim. Türkçe bilince bana 'turist fiyat' söylemezler! Derim 'ben yenge! Turist değil!' Onlar 'yenge bizden'der. Herkes sever. Şimdi kaynana da cok mutlu çünkü telefonda 'nasılsın'dan çok konuşabiliriz."

"Adı Ayşe bir Türk hastam var. Az İngilizce bilir ama işaretle her şeyi anlatır. Her zaman neşeli ve güler. Her muaynede bana Türk lokum, fındık, çay getirir.

Bir gün beni akşam yemek için davet etti. Evde herkes bana çok iyidi. Bir odalı bir evde babaanne, dede, anne, baba ve iki çocuk yaşar. Ev çok küçük ama bu insanlarda çok büyük kalp var. Önce Türk kahve içtik. Sonra yemek, meyve ve Türk çayı... Her şey cok nefis. O gece ağladım çünkü bir insan nasıl bu kadar cömert ve iyi kalp olur anlayamam ve mutlaka Türkiye'ye gitmek için karar verdim ki, daha çok insan tanıdım. Türkiye'ye gittim. Bütün Güney'de, İstanbul ve Giresun'da (Ayşe'nin köyü oradadır.) bulundum. Herkes bana çok iyidi. Ama Giresun'da çok az insanlar İngilizce bilir ve az! Bu insanlar ve kültürü daha iyi anlamak isterim. Bunun için Türkçem daha iyi yapacağım.'

İşte böyle!..Biz Türkçe'yi hoyratça yıpratmaya devam edelim; Amerikalılar şakır şakır Türkçe öğreniyor... Ama buna sevinmeli. Zira, biz değerini bilmezken hiç olmazsa onlar Türkçe'ye gereken önemi verebiliyor...


Kaynak:www.zamanamerika.com


Herkes İngilizce, İngiliz ve Amerikalılar Türkçe öğreniyor

Uluslararası Türkçe Olimpiyatları’na İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’nden katılan öğrenciler, diğer öğrencilerden farklı bir özellik taşıyor. Ana dilleri tüm dünyada yaygın bir şekilde kullanılan İngilizce olan bu çocuklar, Türkçe konuşuyor. Yani dünya İngilizce öğrenirken, onlar Türkçe öğreniyor.

İngiliz Ocean Carli, İrlandalı Iysha Arun ve Yasmin Haris; İskoç Clare Cırık; Amerikalı Maria Bressler ile Danielle Tanner bunlardan birkaçı. Dünya üzerinde ikinci bir dili en az öğrenen insanların yaşadığı ülke olan İngiltere’den olimpiyatlara katılan Ocean, Mehmet Akif’ten ‘Uğurlar Ola’ şiirini okuyor. Londra’daki Mevlânâ Kültür Merkezi’ne devam eden Ocean, Türkçesini daha da geliştirmek istiyor. Glasgow’da yaşayan Bushra Samimy ise Türk hafta sonu okuluna devam ediyor. Babası Özbek annesi Türkmen olan Bushra Afganistan’da doğmuş, 1 yaşından bu yana İngiltere’de yaşıyor. Afganistan’daki Türk okuluna giden ağabeyi sayesinde Türkçeyi öğrenmiş. Barış Manço’dan ‘Gülpembe’ şarkısını söyleyen Bushra, bir Türk kadar güzel Türkçe konuşuyor.

Anne kız Türkçe öğreniyorlar

Iysha Arun (12) ve Yasmin Haris (14) ise İrlanda’dan olimpiyatlara katılıyor. Iysha ‘Gurbet Şiiri’ni okuyor, Yasmin ise ‘Kölem Ol’ şarkısını söylüyor. İskoçya’dan annesi ile birlikte gelen Clare Cırık (13) da ‘Memleketim’ şarkısını seslendiriyor. Annesi ile birlikte İskoçya’da hafta sonu Türk okuluna devam eden Clare, tatil için hep Türkiye’yi tercih ettiklerini söylüyor. 5 yaşından bu yana Türk hafta sonu okuluna devam eden Iysha ise, birkaç yıl önce Türkiye’ye tatile gelmiş ve Türkleri çok sevmiş. Türkleri daha iyi anlamak için Türkçe öğrenmeye karar veren Iysha, çok güzel Türkçe konuşuyor. Iysha ile aynı okula devam eden Yasmin de Türkiye’ye tatile gelmeyi seviyor. Tatilde Türklerle konuşup anlaşamayınca İskoçya’da Türkçe okuluna devam etmeye başlamış. Türk arkadaşları Yasmin’e Yasemin, Iysha’ya ise Ayşe diyormuş.

Amerikalılar Türk kültürünü öğreniyor

ABD Arizona’dan olimpiyatlara katılan Maria Bressler (15) ile Danielle Tanner (16) ise devam ettikleri devlet okulunda Türkçe dersleri alıyor. 2 yıldır Türkçe öğrenen Maria ve Danielle, ‘Türk kültürünü daha iyi öğrenmek’ ve İstanbul’da üniversite okumak istiyor. Öğretmenleri Oğuzhan Aras’ın mezun olduğu Boğaziçi’nde okumak isteyen öğrenciler, tatillerini genellikle Türkiye’de geçiriyor. Türkçe öğrenmek Maria ve Danielle’e zor gelmiş, özellikle de ekler. Amerikalı öğrenciler simit, baklava, börek ve mercimek çorbası yapmayı bile öğrenmişler, ancak yufkaları hazır alıyorlarmış! Bu yemekleri ise Taşkent’teki Türk kolejinden mezun olduktan sonra üniversiteyi Amerika’da okuyan Özbek öğretmenleri Leyla Kayumova’nın evinde öğrenmişler.

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...