alfabe

Türkçe İlk Alfabe Kitabı Nuhbetü'l-Etfâl'de Türkçe Öğretim Metodu Ve Günümüzdeki Bazı Uygulamalar

              Türkçenin eğitimi ve öğretiminin temelini ilk okuma ve yazma öğretimi oluşturur. İlkokuma ve yazma bütün eğitim hayatının ana unsuru olması nedeniyle önemlidir. Bu nedenle çocukların, yaşamları boyunca başarılı bireyler olarak toplumda yer almaları için iyi bir ana dili eğitiminden geçmeleri şarttır. İlk okuma ve yazma çağındaki Türk çocuklarına Türkçenin öğretimi konusu, Tanzimat Dönemi'nde eğitim hayatımızda yer almaya başlamıştır.Nuhbet'ül-Etfalde ilk okuma ve yazma öğretimi açısından döneminin önemli bir kitabıdır. Bu çalışmada, Tanzimat Dönemi'nde yazılmış bir Türkçe öğretimi kitabı olanNuhbet'ül-Etfalilk okuma ve yazma öğretimi açısından incelenmiş, kitabın değişen eğitim programı doğrultusunda önemi ortaya konmaya çalışılmıştır.

         İnsan iletişim kurma zorunluluğu taşıyan sosyal bir varlıktır. İletişimin temel araçlarından biri ise dildir. Dil, toplumsal ve kültürel birlikteliği ve devamlılığı sağlamanın yanı sıra bireylerin topluma uyum sağlamasında da çok önemli bir görev üstlenir. Bu nedenledir ki özellikle ulus devlet esasına dayalı bütün ülkeler anadili eğitim ve öğretimine büyük önem vermişlerdir.

Türkçe öğretiminin temelleri çok eskilere dayanmaktadır. Ancak tarihî döneme bakıldığında Türkçenin anadili olarak öğretiminden çok, yabancılara Türkçe öğretimi ile ilgili kaynaklar ön plana çıkmaktadır. Özellikle yabancı diller ile Türkçenin mukayesesinin yapıldığı çalışmalar ve iki dilli sözlükler çok önemlidir. Türkçenin ilk okuma ve yazma çağındaki Türk çocuklarına öğretimi konusunun Tanzimat döneminde eğitim hayatımızda yer almaya başladığı görülmektedir.

Türkçenin öğretimiyle ilgilenen araştırmacılar çoğunlukla ilk okuma ve yazma öğretiminin gelişimi üzerinde durmuşlardır. Ancak Türkçenin öğretimi sırasında kullanılan bir ders kitabının yöntem, konu ve metin seçimi incelemesi birkaç örnek dışında yapılmamıştır.

Eğitim tarihimizdeki ilerlemeler kendini Türkçe öğretiminde de göstermiştir. Öğretmen merkezli öğretim anlayışından öğrenci merkezli eğitim anlayışına geçilirken başta ilk okuma ve yazma yöntem ve teknikleri olmak üzere, ders kitapları ile diğer eğitim araç ve gereçleri de gelişip değişmişlerdir.

Ülkemizde Türkçe öğretiminde değişik metotlar uygulanmıştır. Bu metotların çoğu yabancı ülkelerden uyarlanmadır. Oysa ülkemizde de Türkçe öğretimi konusunda oldukça özgün ve yetkin çalışmalar vardır. Bu eserlerden biri deNuhbetü'l-Etfâl'dir.

Ülkemizde ilk okuma ve yazma öğretiminde kullanılan yöntemler genel olarak şunlardır:

Harf (alfabe-tesmiye) yöntemi, ses (fonetik-savtî) yöntemi, hece yöntemi, kelime yöntemi, cümle yöntemi, ses temelli cümle yöntemi, bizce ses temelli cümle yönteminin temelini oluşturan aşamalı bireşim tekniği, öykü yöntemi...

Nuhbetü 'l-Etfâl,ilk okuma ve yazma öğretimi alanında orijinal bir yere sahiptir. Mekteb-i Tıbbiye doktorlarından Mehmet Rüştü Bey tarafından hazırlanan ve Mehmet Rasih Efendi tarafından yazılan eser ilk Türkçe alfabe kitabıdır. Taş baskısı olan eser H. 1274 (M. 1858) tarihinde İstanbul Çırçır'da bulunan ressam Necib Efendinin litografya atölyesinde Ramazan ayının sonunda basılmıştır.

Doktor Rüştü eserin yazımında Ahmet Cevdet Paşa ve Fuat Paşa'nınKavâ'id-i Osmâniyeve Mehmet Emin Efendi'ninTuhfetü'l-Küttâbadlı eserlerinden yararlanmıştır.

Eser, Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane Nazırı İsmail Hakkı Paşa ile Sultan Mecid'e takdim edilir. Padişah, eserin basılması ve yayım hakkının yazarına ait olmasına dair ferman vermiştir.

Doktor Rüştü, kitabının giriş kısmında elifba kitaplarında p (v), ç (g), j (j) harflerinin bulunmadığını, oysa bu harflerin "para, portakal, çarşaf, çorap, ejderha, müjde" gibi kelimelerde kullanıldığını söyleyerek bu harflerin de alfabe kitabına konulmasını ister. Doktor Rüştü ayrıca vav(j)harfi ile karşılanan o, ö,u, ü seslerini birbirinden ayırmaya yarayan harekeleri(JVa) eserindeki örnek metinlerde kullanır. Eserde ayrıca Türkçede bugünkü k, g, ğ ve n harflerini karşılayan dört türlü kef (^) harfi olduğu ve bunların da alfabe kitaplarında yer alması gerektiği belirtilir.

Nuhbetü 'l-Etfâlilk okuma ve yazma öğretimi için yazılmış olsa da öncelikle öğretmenlere yol göstermeyi amaçlamıştır. Kitabın çeşitli yerlerinde çocukların zor anlayacağı konularla ilgili olarak öğretmenlere neler yapmaları gerektiği söylenmekte, bazı uyarılarda bulunulmaktadır. Bu uyarılardan yola çıkarak kitabın öğretmenlere yönelik hazırlandığını düşünmekteyiz. Bu uyarılardan bazıları şöyledir:

            Pes mufallim olan eat-ı mübtedyye taflim ve tafryf esnasında...(11. sayfa kenarı)

Bundan sonra öğretmen, (okuma yazmaya) yeni başlayana (harfleri) öğretirken ve tarif etme sırasında.

(ab, ic, ök)ym'lafıelarındaki elifler elif olmayub müteharrik olduğıçün hemze oldığı müntehi tarafından mübtedye ifade ve beyan olması mercüdır.(16. sayfa kenarı)

Ab, ic, ok y M) kelimelerindeki eliflerin elif olmayıp harekeli oldukları için bunların hemze oldukları öğretmen tarafından (okuma yazmaya) yeni başlayana açıklanması rica olunur.

...sıbyânın eihnini tafğyyr ve teşvyş itmemek öusüslarında tedrys olınub olunmamasıçün ra'i üstadına iöâle kılınmıştır.(19. sayfa) Çocukların   zihnini   bozup   karıştırmamak   için   bu   konuların öğretilip öğretilmemesi öğretmene bırakılmıştır.

sınıf-ı saninin öısm-ı evvelinde bulunan üç öarfli iki öarekeliden bed 'an altı öarfli iki öarekeli kelimelere öadar çıöılmış olduğunu bi 'l-tefhim tekerrüre rifayet olunması mercüdur.(22. sayfa)

. ikinci sınıfın birinci kısmında üç harfli iki harekeli kelimelerden başlayarak altı harfli iki harekeli kelimelere kadar çıkılmış olduğunun (okuma yazmaya) yeni başlayana anlatılması ve konuların tekrar edilmesi öğretmenlerden rica edilir.

Yukarıdaki alıntılarda görüldüğü gibi eserde doğrudan öğretmenlere seslenilmektedir. Ayrıca eserin yazıldığı dönemdeki öğretmen merkezli eğitim anlayışı da bunu gerektirmektedir.

Eserdeki Baki, Şeyh Galip, Rûhî gibi birçok şaire ait şiirlerin çocukların yaş seviyelerine uygun olmaması da kitabın bir öğretmen kitabı olmasıyla ilgilidir.

İlkokuma ve yazma kitabının içerisinde öğretmenlere yönelik uyarılar olması 1926 yılında toplanan İlk Mektep Kitapları Tetkik Komisyonu'nun Alfabe Kitapları Raporunda"Elifba kitaplarının içinde muallimlere aid birtakım ihtiyarlar bulundurulması muvafık değildir"(Gürel, 1997:69) denilerek eleştirilmektedir.

 

Nuhbetü'l-Etfâl'de dersler şu şekilde verilmiştir:

BİRİNCİ DERS:Bu derste nesih yazısı gösterilmiştir. 35 harf bir çizelgede verilmiştir. (s.11)

           İKİNCİ DERS:Bu derste talik yazısı gösterilmiştir. 35 harf bir çizelgede verilmiştir. (s.11)

           ÜÇÜNCÜ DERS:Bu derste dîvanî yazı gösterilmiştir. 35 harf bir çizelgede verilmiştir. (s.12)

 Devamını okumak için tıklayınız...

Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretiminde Alfabe Sorunu

          Bu çalışmanın amacı, yabancıların Türkçe öğrenirken yaşadıkları alfabe sorununun hangi boyutlarda olduğunu ortaya koymak, yaşanan sıkıntılara yönelik çözüm önerileri sunmaktır. Alan yazınına bakıldığında birçok çalışmada yabancılara Türkçe öğretiminde alfabe sorunundan bahsedildiği fakat konunun bağımsız olarak ele alınmadığı görülmüştür. Bu doğrultuda, Atatürk Üniversitesi Dil Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezinde, Gaziantep Üniversitesi Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezinde ve Fırat Üniversitesi Dil Eğitim-Öğretim ve Araştırma Merkezinde Türkçe öğrenen C1 düzeyindeki 45 yabancı öğrenciye 8 maddelik yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmış ve dikte yöntemiyle metin yazdırılmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda öğrencilerin çoğunluğunun Türk alfabesinde yer alan a, e, ı, i, o, ö, u, ü, c, ç, ğ, l, ş, y seslerini/harflerini seslendirmede ve yazmada zorlandıkları sonucuna ulaşılmıştır. Genel olarak bu seslerin/harflerin kalın ve ince hâllerinin yerlerini karıştırdıkları tespit edilmiştir.

Giriş:

            Bir dilin o dili bilmeyen insanlara yabancı dil olarak sistemli ve etkili bir şekilde öğretimine dönük olarak yapılan çalışmalara yüzyıllardır rastlamak mümkündür. Yabancı dil öğretimini önemli kılan şeyler ticari, dinî, askerî, kültürel ve bilimsel faaliyetler ve bunlara dönük gereksinimlerdir. Bir dili konuşan topluluk ticari, dinî, askerî, kültürel ve bilimselhususlarda ne kadar ileri bir medeniyet oluşturursa bu topluluğun dilinin yabancı dil olarak öğrenilmesi o kadar zaruri bir hâl alır. Türkçe, yukarıda ifade edilen nedenlerden dolayı tarih boyunca öğrenilen ve öğrenilmek istenen bir dil konumunda olmuştur. Türkiye'de Türkçe öğretimi kısmi oranda üniversitelerin veya farklı kurumların yabancılara Türkçe öğretim merkezleri / birimleri tarafından, büyük oranda da eğitim fakültelerinin Türkçe eğitimi bölümleri tarafından yürütülmektedir (Alyılmaz, 2010: 729). Yurt dışında ise Türk kültür merkezleri, üniversitelere bağlı Türk dili ve edebiyatı bölümleri ve elçiliklere bağlı Türkçe öğretim merkezleri başlıca Türkçe öğretim kurumlarını oluşturmaktadır. Son yıllarda ise Türkçenin yabancı dil olarak yurt dışında öğretimi işi büyük oranda Yunus Emre Enstitüsü tarafından yürütülmektedir (Er, Biçer ve Bozkırlı, 2012: 52).

Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde birçok sorunla karşılaşılmaktadır. Bunlar; yabancılara Türkçe öğretiminin devlet politikası hâline getiril(e)memesi, program sorunu, uzman öğretim elemanı sorunu, kullanılacak kaynakların yetersizliği, öğrenme ortamlarında görülen eksiklikler, öğrencilerden kaynaklanan sorunlar, hedef dilden kaynaklanan sorunlar, ana dilden kaynaklanan sorunlar ve alfabeden kaynaklanan sorunlar şeklinde sıralanabilir (Açık, 2008; Alyılmaz, 2010; Er, Biçer ve Bozkırlı, 2012; Karababa, 2009; Subaşı, 2010; Yıldız ve Tunçel, 2012).

Alfabe, "bir dilin seslerini gösteren, belirli bir sıraya göre dizilmiş belli sayıda harfin bütünü, yazı, abece" (TDK, 2005: 72), "içerdiği sembollerin her biri bir ses birimini veya birimlerini karşılayan yazılı işaretler sistemi" (User, 2006: 18), "bir dilin yazımında kullanılan harfleri, kabullenmiş sıraları içinde veren liste" (Gemalmaz, 2010: 59) olarak tanımlanmıştır. Tanımlara bakıldığında alfabenin iki boyutunun olduğu görülmektedir: a- Ses boyutu, b- Harf boyutu.

Selen'e (1979) göre, ses, konuşma organlarının düzenli çalışmasıyla anlamlı sözcükler ve tümceler oluşturmak için ağızdan çıkarılan birimlerdir. Alfabeler, kullanılan seslere göre form alır ve yazıyla karşılık, simge bulur. Buna da harf denir. Gemalmaz'a göre (2010), harf, bir dilin -veya lehçesinin- anlam ve görev ögelerini yazıya geçirmede kullanılan, çizim -veya basım, oyma, kabartmavb.-türü işaretlerden her biridir. Bunun için harf ve ses kavramlarını birbirinden ayırmak gerekir. Konuşma sesleri, akciğerlerden gelen havanın ses yolunda titreşmesiyle oluşur. Sesler, işitme; harfler ise özellikle görme yoluyla algılanır. Konuşma dilinde heceler, yazı dilinde harfler, anlamlı veya görevli yapıların doğrudan algılayabildiğimiz en küçük parçaları sayılır.

Dil öğretimi başlangıçta iletişim dilini öğretmek amacıyla yapıldığı için yazı dilinden ziyade konuşma dili öğretilmeye çalışılırdı (Biçer, 2012: 108). Bu nedenle alfabenin yabancı dilöğretimindeki rolü göz ardı edilirdi. Fakat kişiler ve toplumlar arasındaki iletişimin artmasıyla birlikte ileri medeniyetlerin oluşturduğu millî alfabeler yazışmanın ana unsurunu teşkil etmeye başlamış, böylelikle bir dili öğrenmede ve o dille iletişim kurmada alfabe önemli bir rol üstlenmiştir.

Ercilasun (1976), 1927-1928 yıllarından önce hemen hemen bütün Türk dünyasında sadece Arap harflerinin kullanıldığını belirtmektedir. Ancak çeşitli siyasi, bilimsel veya kültürel gelişmeler sonrasında ülkelerin çeşitli alfabeleri resmî olarak kabul ettiği görülür. Türkiye 1 Kasım 1928 tarihinden beri Latin alfabesini kullanmaktadır. Türkiye'de kullanılan Latin alfabesinde 8'i ünlü 21'i ünsüz 29 harf vardır. Bunlar; Aa Bb, Cc, Çç, Dd, Ee, Ff, Gg, Ğğ, Hh, İi, Iı, Jj, Kk, Ll, Mm, Nn, Oo, Öö, Pp, Rr, Ss, Şş, Tt, Uu, Üü, Vv, Yy, Zz'dir. Atatürk Latin alfabesini alırken q, x, w harflerini almamış; i harfinden sonra ı harfini eklemiştir. Her ne kadar alfabetik sırada ı, i harfinden önce gelse de yazım kılavuzunda ve Türkçe sözlükte i harfiyle başlayan kelimelerden sonra ı harfiyle başlayan kelimeler yer alır. Alfabede yer alan ç, ğ, ı, ö, ş, ü harfleri Türkçeye özgüdür.

Bilindiği gibi, dünyadaki bütün dillerde sesler ortaktır. Dilleri birbirinden ayıran, sesler değil seslerin oluşturduğu anlamlı yapılardır. Seslerin yazıdaki karşılıkları olan harfler de farklı dillerde aynı sesleri gösterebilir (Öksüz, 2011: 76). Ancak her dilde her sesin karşılığı bulunmayabilir veya aynı sesler farklı şekillerle simgeleştirilebilir. Önemli olan şunu bilmektir: Dile ait seslerin ayırıcı özellikleri o millete aittir ve bu durum o milletin her sese yüklediği farklı vurgu ve tonlamalarda saklıdır.

Türkçede yazı dilinde 8 ünlü vardır.

Devamını okumak için tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...