akademisi

Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültesinde Okuyan Yabancı Uyruklu Öğrencilerin Türkçe Öğrenme Sorunları

         Türkçenin yabancılara öğretilmesi konusu 1970'li yıllardan itibaren önem kazanmaya başlamıştır. Türkçenin İngilizce, Fransızca gibi dillerin mazhar olduğu şekilde yabancı kişiler tarafından öğrenilmek istenmesi bu konuyu her geçen gün daha da önemli hale getirmektedir. Bu araştırmada, Türkçenin yabancılara öğretilmesi sırasında karşılaşılan zorluklar, Polis Akademisi'nde öğrenim gören yabancı öğrenciler üzerinden incelenmiş ve çözüm yolları önerilmiştir. Türkçe bilmeden Türkiye'ye gelen bu öğrencilerin karşılaştıkları sorunların tespitine yönelik olarak içerik analizi, anket ve gözlem yöntemleri kullanılarak tespitlerde bulunulmuştur. Polis Akademisinde öğrenim görmek amacıyla gelen öğrenciler Afrikalı, Asyalı ve Avrupalıdır. Arapça konuşulan ülkelerden gelen öğrencilerin Arap alfabesiyle okuyup yazmaları, Latin alfabesini bilmiyor olmaları, Türkçe öğretiminde önemli bir problem alanı olarak ortaya çıkmaktadır. Türkçe vokal ağırlıklı bir dil olması nedeniyle aynı öğrencilerin Türkçedeki vokal sistemini uygulamakta zorluk çektikleri gözlenmiştir. Yabancılara Türkçe öğretirken karşılaşılan diğer sebepler çalışmada sunulmuştur.

Dil öğrenimi bütün dünyada başarılmak istenen temel eğitim faaliyetlerinin başında yer almaktadır. Bu amaçla açılan dil öğretim kursları, fakültelerde bölümler, yazılan kitaplar ve gerçekleştirilen araştırmalar vardır. Dil öğretimi alanında ülkemizde giderek çoğalan sayıda araştırmalar yapılmakta, kitaplar yazılmakta, seminerler düzenlenmektedir. Türkiye ve Türkçe, dünya gündemine oturdukça bu konudaki araştırma-geliştirme ihtiyacı da çoğalmaktadır. Yabancılara verilen Türkçe eğitiminde öğrencilerin başarısız oldukları alanları ve başarısızlık nedenlerini araştırmak; sorunları tespit etmek ve çözüm önerileri sunmak eğitimcilere yardımcı olacaktır.

Türkçenin yabancılara öğretilmesi konusu 1970'li yıllardan itibaren önem kazanmaya başlamıştır. Bu konu ile ilgili çalışmalar halen yeterli düzeyde değildir. Son zamanlarda Türkçenin İngilizce ve Fransızca gibi yabancı kişiler tarafından öğrenilmek istenmesi bu konuyu her geçen gün daha da önemli hale getirmektedir. Bu duruma paralel olarak gün geçtikçe Türkçe öğreten yeni kurum veya kuruluşlar ortaya çıkmaktadır. Her geçen yıl Türkçenin yabancılara öğretimiyle ilgili yeni yayınlar yapılmakta, yeni bir metot geliştirilmekte ve dilimizi daha güzel bir şekilde yabancılara nasıl öğretebiliriz sorusuna cevaplar aranmaktadır.


Güvenlik Bilimleri Fakültesinde (GBF) Türkçe öğretme programları TÖMER'de okutulan dil öğretme programlarının benzeri ve hatta aynısıdır. Bu açıdan GBF'de öğrencilere uygulanan ölçme ve değerlendirme ölçütleri açısından eksiklikten söz etmek mümkün değildir.

Günümüze kadar Polis Akademisine 20 yabancı ülkeden farklı sayılarda öğrenci gelmiş ve bir kısmı eğitimlerini tamamlayarak ülkelerine dönmüşlerdir. Bu öğrencilerin Türkiye'ye gelebilmeleri ve Polis Akademisi'nde öğrenci olabilmeleri için o ülkeler ile TC. İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü arasında ikili eğitim anlaşması bulunması gerekmektedir. Nitekim 20 ülke ile ikili eğitim anlaşması imzalanmış ve bu ülkeler öğrenci göndermeye hak kazanmışlardır. Halen Polis Akademisi'nde 15 ülkeden yabancı öğrenci bulunmaktadır. Yabancı öğrencilerin bir kısmı Türkçe bilerek Türkiye'ye gelmekte ve bu öğrenciler yapılan sınavda başarılı oldukları takdirde doğrudan birinci sınıfa kaydedilmektedir. Türkiye'ye gelen yabancı öğrencilerin büyük çoğunluğu ise Türkçe bilmemektedir. Bir yıl Türkçe hazırlık eğitimi alan öğrenciler dönem içinde yapılan sınavlarda ve dönem sonunda yapılan final sınavında ortalama en az 70 puan alırlarsa başarılı sayılmakta ve 1. sınıfta okumaya hak kazanmaktadırlar. Bu amaçla, Polis Akademisi'nde 19 yıldan beridir yabancı öğrencilere Türkçe öğretilen hazırlık sınıfları bulunmaktadır. Hazırlık sınıfında başarısız olan öğrencilerin sınıfta kalma, ders tekrar etme hakları yoktur. Bu durumdaki öğrenciler ülkelerine geri dönmektedirler.

Türkiye'ye gelen yabancı uyruklu öğrencinin Polis Akademisi'nde okuma şartı Türkçe bilmesidir. Çünkü hazırlık sınıfında Türkçe öğrenen bir öğrenci daha sonra Türk öğrencilerle aynı sınıf ortamında ve aynı hocadan ders alarak ve başarılı oldukları durumda Polis Akademisi'nden mezun olmaları söz konusudur. Türkçeyi yeni öğrenmiş bir öğrenci ile Türk kökenli bir öğrencinin Akademide öğrenci olmak açısından ve Akademiyi bitirdikten sonraki statüleri açısından hiçbir farklılıkları yoktur.

Bu çalışmada, Polis Akademisi'ndeki yabancı uyruklu öğrencilerin Türkçe öğrenirken karşılaştıkları sorunlar araştırılmış ve çözüm yolları önerilmiştir. Cevap aranan sorunlar, Türkçe öğretiminde kelime öğrenme problemleri, Türkçe öğretiminde okuma sorunları, Türk alfabesiyle yazmakta karşılaşılan sorunlar, Türkçe konuşmada karşılaşılan sorunlar ve Türkçe dinleme sorunlarıdır.

3. Literatür Taraması 3.1. Dil nedir?

Sorunu doğru olarak tanımlamak için önce dilin ne olduğuna kısaca değinmekte fayda vardır. Dil diğer insanlarla iletişim kurmak, kültürel bir kimlik oluşturmak ve sosyal ilişkileri sürdürmek için insanlar tarafından kullanılan, ses ve sembollerden oluşan son derece karmaşık bir yapı olarak karşımızda durmaktadır. Banguoğlu dili insanların meramlarını anlatmak için kullandıkları sesli işaret sitemi olarak tanımlar (Banguoğlu: 1974:9). Güvenç'e göre dil dediğimiz iletişim aracı toplumu bir arada tutan bir harç; kültürü taşıyan ortak hazine; toplumu yansıtan ayna; bireyler, gruplar ve topluluklar arasında ilişkiyi düzenleyen hakem, hâkim veya hekimdir (Güvenç, 2002:47,48). Dilin insanlar arsında iletişimi sağlayan bir araç üzerinde durulur. Dilin en önemli özelliği iletişimi sağlamasıdır (Özbay, 2006:2). Aynı konuda Aksan (1977:55) dilin bireyi diğer insanlarla iletişime geçirdiği gibi düşünme, duyma ve fikir üretme aracı olduğuna dikkatimizi çeker ve dilin tanımında bu hususu vurgular.

Araştırmacıların tamamı dili tanımlarken dilin bir anlaşma aracı olduğu ortak görüşüne sahiptir. Dil ile toplum arasında zorunlu bir ilişki olduğuna; insanların sosyalleşebilmeleri için toplumda diğer kişilerle iletişime geçmeleri gerektiğine; bunu gerçekleştirmenin en kolay yolunun da dil olduğuna vurgu yapılmaktadır.

3.2. Dil-Kültür İlişkisi

Dil, kültürden ayrı düşünülemez. Dil, kültürel mirasın kuşaktan kuşağa aktarılmasında en önemli araçtır; dün ile yarın arasında bağ kuran bir köprüdür. İnsanoğlu dil aracılığı ile kendi kültürünü içselleştirmekte, devam ettirmekte ya da değişikliklere uğratmaktadır. Dil, kültürün bir unsuru olmakla birlikte, aynı zamanda kültürün aktarıcısı ve var edicisidir. Dil-kültür ilişkisine dikkat çekilen çalışmalarda değişik açılardan konu incelenir.

Bütün ülkelerin eğitim sistemlerinde büyük önem verilen anadili öğretiminin amacı, kişilerin düşünme ve iletişim becerilerinin geliştirilmesidir (Tekin, 1980:12). Bir ulusu tam olarak tanımak ve anlayabilmek için onun dilini de bilmek gerekir (Dilâçar, 1978:10). Bazen dildeki bir sözcük bile milletin inançları, gelenekleri, kişilerin kendi aralarındaki davranış ve ilişkileri, maddi ve manevi kültürü üzerinde fikir verebilir (Aksan, 1995:67). Kültür, insan davranışlarının, bu davranışları etkileyen düşünce biçimlerinin, inançlarının, törenlerinin, dilinin ve tüm maddi manevi birikimlerinin oluşturduğu bir bütündür. Kültür bir milletin hayat tarzıdır. Milletin ortaya koyduğu kültürün bütün unsurları dilin söz varlığı içinde değer bulmaktadır. Dil, beden; kültür ise kan ölçüsündedir (Jiangn, 2000:328). Dilin içinde kültürün bütün özellikleri ve tarihi, sosyal birikimlerin hepsi bulunur (Bölükbaş ve Keskin, 2010). Her dilde mefhumlar örgüsü bulunduğundan ve her dil insanlığın bir bölümünün tasarlama biçimini ele aldığından, kısacası her dil özel bir dünya görüşünün yankısı olduğundan, yabancı bir dilin öğrenilmesi de insana yeni bir görüş kazandırır, görüş açılarını çoğaltır (Akarsu, 1998:64).

Dilde yer alan her kelimenin dış dünyada işaret ettiği bir gönderme alanı, bir dış dünya gerçekliği vardır ve gönderme alanı da kültürle ilgilidir (Bölükbaş ve Keskin, 2010). Kelimelerin anlamları da bu şekilde oluşmakta, kültür unsuru ile tamamlanmaktadır (Asutay, 2003:27). Bundan dolayı dilin şekil yapısının taşıdığı mana yapısını kültürün oluşturduğu açıktır. Yabancı dil öğretiminde kültürler arası etkileşim odaklı yaklaşımın üst-amacı, kültürlerarası etkileşim yeteneğini kazandırmaktır (Işık, 1996:7). Dil öğretimi kelime veya dil bilgisi öğretimi değil, aynı zamanda o dilin içinde geliştiği kültürün de öğretimidir. İkinci dil öğrenen kişi, öğreneceği dilin karşılıklı konuşma açısından gerekli olan kültürel durumundan da haberli olmalıdır (Demircan, 1990:26).

 3.3. Yabancı Dil Olarak Türkçenin Öğretilmesinde Karşılaşılan Zorluklar

Türkçenin yabancı dil olarak öğretilmesi konusu üzerinde son yirmi yıla kadar bilimsel ölçekte durulmuş, ciddi olarak ele alınmamış bir konudur. Yabancılara Türkçe öğretiminde karşılaşılan sorunlarla ilgili çalışmalar şöylece sıralanabilir:

Çotuksöken (1983:88) yaptığı çalışma sonucunda şu saptamalarda bulunmaktadır: Türkçe öğrenen yabancı öğrenciler tarafından ad durum ekleri ya unutulmakta ya da yanlış kullanılmaktadır. Yüklemde kişi kavramı veren ekler unutulmakta, ad ve sıfat tamlamalarında yanlışlıklar yapılmaktadır.  Ayrıca  ulaç,  ortaç  ve  eylemlik  eklerinin yerinde kullanılamamasından kaynaklanan yanlışlıklar, yapım ve çekim eklerinin tam olarak bilinememesinden doğan yanlışlıklar, tümce kurarken yapılan yanlışlıklar, tümce kurarken "nitekim, böylece, zaten" gibi edatların yanlış kullanılması, girişik tümce, bağlı tümce, sıralı karmaşık tümcelerin kurulmasında söz dizimi ve anlamca yapılan yanlışlıklar, yüklemin çatısını belirleyememekten doğan yanlışlıklar, yazım, noktalama, sesletim konularında yapılan yanlışlıklar da dikkat çekmektedir.

Doğan (1989:259-261) Hacettepe Üniversitesinde yaptığı araştırmalarında farklı saptamalarda bulunmaktadır. Doğan'a göre Arapça ve Farsça konuşan yabancı öğrenciler ünlü uyumunu öğrenmekte zorluk çekmektedirler; "ı-i, o-ö, u-ü" seslerini anlayamamaktadırlar; "kâğıt, dikkat" gibi kelimelerde bulunan yumuşak 'a' ları çıkartmakta zorluk çekmektedirler. Ayrıca sert ünsüzle biten bir kelimeden sonra "ç, h, f, p, s, ş, t" sert ünsüzle başlayan ek almalıdır kuralı ihlal ettikleri görülmektedir. "Ç, t" kuralını uygulamada, yardımcı seslerin öğrenilmesi ve kullanılmasında güçlük çekmektedirler. İsim hal eklerinin kullanılmasından doğan yanlışlıklar, "sabah, yaz, kış" gibi zaman adı bildiren kelimelerin arkasına bulunma hali eki getirilerek yapılan yanlışlıklar, "hep" kelimesi ile "bütün" kelimesi karıştırılması, "-yor" ekinin İngilizce "your" şeklinde yazılması, kelime sonunda bulunan 'ı-i'nin yerine 'y' yazılması, geniş zaman kullanılırken yapılan yanlışlıklar, edilgen çatılı fiillerde ne zaman '-l' ne zaman 'n' kullanılacağını bilememekten doğan yanlışlıklar, işteşlik eki, edilgenlik eki ve ettirgenlik ekinin üst üste kullanımı güçlükler, vurgulu söyleyiş ve atasözleri ve deyimlerin kavranmasında çekilen zorluklar Doğan'ın diğer tespitleri arasındadır.

Ekmekçi (1993:53), Türkiye'de Türkçe öğrenen İngiliz ve Amerikalı öğrencilerin yaptığı hatalar ve bu konudaki saptamaları çalışmasında şöyle sıralamaktadır. Ekmekçiye göre yabancıların Türkçe konuşurken yaptıkları yanlışlıkları dört başlık altında toplamak mümkündür. Bunlar soneklerin yanlış kullanılması (suffixation), ünlü uyumu sağlayamamak (vowel harmony), söz dizimi hataları (word order), kaynaştırma ekini yanlış kullanmaları, sen ve siz sözcüklerini sosyal statüye göre kullanamamak, konuşma sırasında kullanılan dilin konuşmacıya göre ayarlanamaması, düzenek kaydırmak şeklindedir.

         Türkmen (2007:276) Çinli, Kazak ve Kırgız öğrencilere Türkçe öğretirken karşılaştığı sorunları şu başlıklar altında sıralamaktadır: Fonetik yönden karşılaşılan güçlükler; yapı bakımından karşılaşılan zorluklar; ad durum ekleri karıştırılması; yüklemde kişi kavramını veren eklerin unutulması; isim tamlamalarında eklerin hangisinin tamlayana hangisinin tamlanana getirileceği yönünde karasızlıklar; sıfat tamlamasında yapılan hatalar; fiilimsilerin kullanımında çekilen sıkıntılar; yapım ve çekim eklerinin kullanımından doğan yanlışlıklar; cümle kurulurken öğelerin doğru yerleştirilememesinden doğan hatalar; cümle türleri oluşturulurken söz dizimsel ve anlamsal hatalar yapılması, olayın geçtiği zaman ile olayın anlatım zamanı için kullanılan zaman eklerinin yanlış seçilmesi.

Demir'e göre (1993:183) Türkçe sözcük öğrenimi ve söz dizimini öğrenmek öğrenciler için zorluk oluşturmakta, Türk Dilinin eklemeli bir olması ve değişen eklerle yeni anlamda kelimeler üretilmesi öğrencileri zorlamaktadır. Demir ayrıca, dilbilgisel, yapısal, sesbilgisel ve anlamasal güçlüklerden söz etmektedir. Yabancı öğrenciler Türkçenin güzelliğini tanıyamadıkları gibi bu alanda yaralanabilecekleri çok az kaynak olmasının da Türkçe öğretimi açısından zorluk oluşturduğuna dikkat çeker. Sözcük türetme kurallarının çokluğu, birleşik sözcüklerin yapımı ve kullanımı, sıfatların kullanım yerleri, yan tümcelerin tümceye bağlanış biçimleri, ortaç ve ulaçların yerine bağlaçların yeğlenmesi gibi kullanım yanlışlıkları öğrencilerin sık yaptığı yanlışlıklardır.

Nofel (2002:71) Mısır'da verdiği Türkçe derslerinden sonra fonetik alanda, dilbilgisi alanında ve kelime bilgisi alanında problemler olduğu tespitinde bulunmaktadır. Yılmaz (2002:42) yabancılara Türkçe öğreten bir öğretim elemanı olarak belirlediği dil öğrenme sorunlarını maddeler şöyle halinde saymaktadır: Yazılı anlatım yaparken sayfayı doldurmak için nasıl olursa olsun anlayışı ile her şeyi kâğıda aktarmak, yazıda giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinde ne yazılacağına bilmemek, konu ne olursa olsun öğrencinin bildiği sözcük ve sözcük gruplarıyla yazı yazması. Yazılı anlatımı zaman kaybı olarak algılayan öğrencilerin özensiz yazması, kompozisyonda düşünceler arasında anlam ilgisinin olmaması, anlatım bozukluğundan kutulamamaları, ad durum eklerinin yanlış kullanılması, eş anlamlı kelime tekrarı ve gereksiz sözcük kullanımı şeklinde hatalar yapılması.

Kıvırcık'a göre (2001:94) en çok yapılan hatalar ise eklerde yapılan yanlışlıklar, ad durum eklerinin kullanımında görülen yanlışlıklar, imek eyleminin kullanımından doğan hatalar, iyelik eklerinin yanlış kullanımı ve belirtisiz ad tamlamasında yapılan hatalardır Vandewalle (2000:23) Dünya Türkçe Öğrenimi Sempozyumunda yaptığı konuşmada Belçika'da Türkçe öğrenen Belçikalı öğrencilerin ek eylem kullanımı ve sıfırlaştırma konusunda, edilgen ve ettirgen fiillerin kullanımında Türkçe eylemlerin birleşim değerlerini öğrenmede, eylem zaman ve kiplerinin birbirinin yerine kullanılmasında sorunlar yaşadığını belirtmiştir

Tanış da (1999:101) 17 yıl boyunca İtalya'da İtalyan öğrencilere verdiği Türkçe öğretiminden sonra öğrencilerin Türkçe öğrenirken karşılaştıkları başlıca sorunları şu şekilde özetler: Öğrencilerin kullandığı Türkçe sözlükler yetersizdir. Türkçedeki "ğ, h, ı, ö, ü" sesler İtalyan öğrenciler için güçlük oluşturmaktadır. Türkçe yeni sözcük yapımında kullanılan eklerin kelime köklerine getirilmesi öğrenciler açısından sorun olmaktadır. Türkçe '-i' hal ekini İtalyan öğrencilere kavratmak çok zor olmakta, olumsuzluk eki -ma/-me'nin bazen -mı/-mi şeklinde kullanılması anlaşılmamakta, geniş zaman ekinin olumsuzunun(-maz/-mez) 1. tekil kişide yok olması (gel-mem, ye-me-yiz) çok zorluk oluşturan konular arasındadır. Öte yandan eylemin cümlenin sonunda bulunması, birleşik zamanlı fiillerin kullanılması, belirsiz geçmiş zaman kullanımı diğer sorun alanları arasında yer almaktadır.

Derjaj (2005), Arnavutluk üniversitesinde Türkçe öğreten bir öğretim elemanı olarak Arnavut öğrencilerin Türkçe zamanları karıştırdıkları, ad durum eklerinde hatalar yaptıkları, ünlü uyumu kullanımında zorlandıkları, ad tamlaması, adılların kullanımı, bağlaçların kullanımı sözdizimsel hususlar ve eklerin kullanılması konularında yanlışlıklar yaptıkları tespitinde bulunmaktadır.

Devamını okumak için tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...