afrika

Afrikada Türkçe Öğretimi

  Bu makalede Türkçe öğretirken nelere dikkat etmeliyiz? Adım adım neleri anlatmalıyız? Sahada uygulanan ve tecrübe edilen yabancılara Türkçe öğretimi metodunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu saha Afrika sahası Türkiye ve Türkçe ile alakası şu ana kadar çok az olan ama yavaş yavaş Türkiye’nin bilinilirliğinin arttığı bir coğrafya: Farklı yerel dillerin konuşulduğu,bunun yanında Fransızcanın hakim olduğu bir ülke, Batı Afrika Bölgesinde Senegal.

  İlk olarak belirtmek isterim ki Afrikanın her yerinde Türkçe öğretiminin aynı seviyede zorluklarının olduğunu söylemek yanlış olur. Her bir ülkenin şartları Türkiye ve Türkçeye yaklaşımı farklı ele almak gerekir. Coğrafi şartların (çok sıcak bölgeler, çok sıcak ve nemli bölgeler, serin bölgeler) etkisini, Türkiye’ye yakınlığın etkisini, (Kuzey Afrika Bölgesinde olduğu gibi) ve konuşulan Avrupa dilinin Türkçe öğretirken farklı yaklaşımlara becerilere yol açtığını göz önüne almak gerekir.

  Bir dilin öğrenilmesinde ihtiyacın ve motivasyonun önemi herkesçe malumdur. İhtiyaç açısından ele alacak olursak Afrika bölgesinde öğrencilerin küçük yaşlarda ne kadar ihtiyaç duyacağı malumdur. Bir ülkenin popülerliği insanların o dili öğrenmesi adına önemli bir etkendir. Dünyada tanınmayan bilinmeyen bir dili ne diye öğrenesiniz ki. Tüm dünyada olduğu gibi Afrika coğrafyasında da Türkiye’nin bilinilirliği dünya coğrafyasında varlığı açığa çıktıkça (tabii ki müspet anlamada yardımlar, ticaret vs.) insanların ilgisi de artmaktadır. Küçük bir örnek olması açısından Türk hava yollarının buralara sefer yapması bile insanların kafasında güçlü bir Türkiye imajı oluşturmakta ve Türkiye ve Türkçeye karşı ilgiyi artırmaktadır. Diğer büyük firmaların varlığını da buna ekleyebilirsiniz.

  TÜRKÇE DERSİNE GİRİŞ:

  İlk Derste göstereceğiniz performans, Türkçenin ne kadar kolay bir dil olduğuyla ilgili küçük bilgileriniz öğrencilerle ilk derste kuracağınız iletişim sizi ileride çok rahatlatacak veya zor durumda bırakacaktır. İlk derste öğrencilerle tanışmanın ardından yapılacak ilk iş Türkçe selamlaşma-tanışma kelimelerini öğretmek olmalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken küçük bir nokta bence nazik Türkçeyi öğretmektir. Mesela nasılsın yerine ilk derste nasılsınız? İfadesini öğretmek daha isabetli olacaktır. Büyük-küçük herkese öğrenci nasılsınız? desin, nasılsın? İfadesini öğretirsek öğretmenine okulda müdürüne bayana kaba bir dil kullanmış olacaktır. Onun için genel anlamada bu anlayış ön planda olmalıdır. Sonraki derslerde nasılsın? Ve nasılsınız adın ne? Ve adınız ne? Arasındaki fark verilebilir.

  İlk birkaç derste tanışma ifadelerini öğrettik. Şimdi artık alfabeye geçebiliriz. Çünkü öğrenciler kendi okuma alışkanlıklarına göre Türkçeyi okumaya çalışmakta ve yanlışlar yapmaktadır. Batı Afrika örneğinde Fransızca bilen öğrenciler Türkçeye göre karmakarışık Fransızca alfabesiyle Türkçe okumaya çalıştıklarında ciddi hatalar yapmaktadırlar. En çok yapılan hatalardan biri Fransızcada olduğu gibi kelimelerin son harflerini okumama , veya benzer harflerin (c gibi) farklı telaffuz ciddi hatalara yanlış öğrenmeye sebep olmaktadır.

  Yabancılara Türkçe öğretiminde Türkçenin en büyük avantajı ne yazılıyorsa hepsinin okunması ,harflerin tek bir sesinin olmasıdır. Onun için çocuklar 1-2 hafta içinde küçük yanlışlarını telafi ederek doğru okumaya başlamaktadır. Bu özellik dil öğretme ve öğrenme adına önemli bir avantajdır. Çünkü öğrenci kendi başına kelime öğrenmek istediğinde alfabeyi doğru öğrendikten sonra hata yapma oranı sıfıra yakındır. Diğer dillere nazaran bu ciddi bir avantajdır.

  Alfabeyi öğretirken ilk olarak tahtaya büyük harfleri yazdık. Bunların nasıl okunduğunu tekrar ettik. Burda dikkat edilmesi gereken küçük ayrıntı şudur: Öğrencilerin aşina olduğu kelimeleri örnek olarak verirsek, öğrenci harfi daha iyi anlayacaktır. Mesela “d” harfinin anlatırken Senegal için Başkent “Dakar” örneğini verirsek d harfi daha iyi anlaşılmış olur. “z” harfi için Afrika’ya özgü “zebra” dersek daha anlamlı olur.

  Sonraki aşamada (Fransızca ile karşılaştırarak) dikkat edilmesi gereken harfler denebilir. Öğrencilerin dikkati bildikleri dildeki alfabe ile Türk alfabesi arasındaki farklı okunuşları vermek gerekir. Bunlar tebeşirle belirtilerek iki dildeki farklılığı göz önüne serilmelidir. Bunlarla ilgili güzel örnekler seçilmelidir.

  Akabinde küçük harflerle birlikte harflerin okunuşu da (fe-ce vs.) verilebilir. Burada asıl maksat öğrencilerin harflerin çıkışını doğru öğrenmeleridir. İngilizce ve Fransızca gibi dillerde (ef,em vs.) okunan harflerin küçük bir bilgilendirmeyle gerekirse deftere bunu da yazarak bu problem ortadan kalkmış olur. Harflerin okunuşu küçük görünebilir fakat ilerki derslerde dikte çalışmalarında sınıfta sözlü ve ya yazılı bir aktivite de sizin söylediğiniz harfi öğrencinin anlaması önemlidir.

  Alfabe öğretilirken dikkat çeken bir husus var. Bununla zannımca dünyanın değişik yerlerinde Türkçeyi öğreten öğretmenlerimiz karşılaşıyorlardır. Türkçedeki (ı) harfiyle (i) harfinin karıştırılmasıdır. Tahtaya -nasılsınız?- diye yazdıktan sonra defterleri kontrol ettiğinizde bazı öğrencilerin bunu -nasilsiniz- olarak yazdığını harfleri karıştırdığını göreceksiniz. Çaresi tahtaya doğru ve yanlışı da yazarak bu meseleye parmak basmak, üzerinde durmaktır. Ayrıca ilk zamanlarda yazıları kontrol etmek bu hatayı en aza indirecektir.

  Alfabeyi öğrettikten sonra yapılacak ilk iş öğrencileri çok fazla sıkmadan ( çünkü bu kuralları yeri geldikçe öğrencilere hatırlatacağız) ünlü ve ünsüz harfleri vermek (yaşına göre buralarda oyunlar oynanabilir). Hemen sonrasında kalın ve ince ünlüleri vermektir. Aslında burada verilebilecek bir başka meselede yumuşak ve sert sessizlerin verilmesi meselesidir. Daha sonraya bırakılması dilbilgisi konusu geldiğinde bu harflerin yumuşak ve sert diye ayrıştırılması isabetli olur kanaatindeyim. İlk derste neden vermeyelim? derseniz bence arka arkaya kurallara boğarsak çocuk harflerin içinde boğulabilir. İlk planda ünlüleri ayırabilsin zamanı gelince de ünsüzleri ayırabilsin diye düşünüyorum.

  Burada yapılmaması gereken şey nedir? Alfabe konusunu anlatırken kitaplarda büyük ünlü uyumu ve küçük ünlü uyumunu görürsünüz. Yeni öğrenenlere Türkçe öğretiminde kitaplarda var diye bu konu anlatılmamalıdır. Öğrenciye ne faydası var, konuşmasına katkı mı sağlayacak hele hele küçük ünlü uyumu Yeni Öğrenenlere Türkçe kitaplarında yazılması zorunluluk olabilir ama bence öğretmenin anlatmasına gerek yoktur ? Biz Türkçeyi büyük – küçük ünlü uyumuna göre mi öğrendik? Bir kelime o dilde nasıl kullanılıyorsa hafızaya alınır ve kullanılır ,ister büyük ünlü uyumuna ister küçük ünlü uyumuna uysun uymasın. Yeni öğrenenlere Türkçe öğrenenler için gereksiz bir ayrıntıdır. İleri düzeyde belki verilebilir.

  Alfabeden önce veya sonra şahıs ekleri verilebilir. Öğrencilerin genelde 5 dk. da öğrendikleri, zorlanmadıkları konudur. Küçük bir ayrıntı Afrika müziği seven bir coğrafya olduğu için ben müzikleştirerek vermeye çalışıyorum. Arka arkaya hızlıca söylendiğinde güzel bir makamın ortaya çıktığını fark edeceksiniz. 3-5 uygulamamda da bu tuttu. Öğrencilerin bu müzikaliteyle beraber ben söylemesem de tekrar ettiklerine şahit oldum. Ayrıca karıştırmamaları için ben ve biz şahıs eklerinde b harfi ile başlandığına , sen ve siz şahıs ekinde s harfi ile başlandığına, o ve onlar kelimesinde o harfi ile başlandığına dikkati çekiyorum.

  Bu arada ilk birkaç derste öğrenci ve öğretmen olarak heyecanımızı attıktan sonra bence çok önemli olan şu maddeleri yeri ve zamanı geldikçe peyderpey vermeliyiz:

  1.      Türkçenin sondan eklemeli bir dil olması özelliğini örnekle ifade etmek. Çünkü (Batı Afrika örneği) batılı bir dil gibi Türkçeye yaklaşıyor. İlk planda zorluk çekiyor. Türkçenin sondan eklemeli olmasını güzel ve basit bir iki örnekle anlatabiliriz. Tabii burda öğrencinin bildiği dili kullanmak isabetli olacaktır. ( Dil dersinde öğretilen dilden başka dili konuşmak zinhar sakıncalıdır diyenler varsın karşı gelsinler. Bu mesele daha sonra ayrıntılı ele alınacak nerede dersi kolaylaştırma adına öğrencinin bildiği dili konuşması gerektiği anlatılacaktır.) Bu sava örnek: Göz , Göz-lük – Gözlük-çü , Göz-lem vs. veya bir fiil örneği gel – iyor – lar vs.
  2.      Yine birkaç ders sonrasında Türkçe cümlenin diziliş yapısı verilirse iyi olur. (Özne – Tümleç – Yüklem) Batı Afrika örneğinde öğrencinin bildiği yapı Özne – Yüklem – Tümleç tir. Bu da basit bir cümle ile verilmelidir. Yavaş yavaş cümle kurmaya başlayacak öğrenci için bu önemli bir ayrıntıdır.
  3.      İlk derslerde bir başka önemli konu yukarıda da ifade edildiği gibi Türkçenin yazıldığı gibi okunduğu, yazılan bütün harflerin okunduğu bilgisinin üzerinde durmaktır. ( Yabancılara Türkçe Öğreten birisi olarak yabancı dillerden gelen spor, tren vs. gibi kelimelerin yazılışına karşı olduğumu belirtmek isterim. Ne olurdu bu kelimelerde sipor, tiren vs. diye yazılsaydı ağzımızdan çıkan bütün sesleri yazıya dökseydik ? Elimiz mi yorulurdu, bu kelimelerin şu anki yazılışlarıyla Türkçeye yabancı kalmaları daha mı iyi? Yeni öğrenenlere Türkçe öğretenler olarak biz de rahatlıkla Türkçede yazımda istisna yok deseydik işi kökten halletseydik.
  4.      İlk derslerde verilebilecek ama şu an Türkçenin eksikliği olan bir sunum meselesidir. Türk Dilinin önemini dünyada konuşan kişi sayısını, bununla birlikte Türkiye’nin güzelliklerini, Türkçeyi öğrenince kazanacakları avantajları vs . bütün dillerde en azından dünyada çok konuşulan 8-10 dilde hazırlanmış bir sunumun gerekliliği meselesi. Bu konuda kitap yazan, materyal hazırlayan, özel ve devlet kuruluşları da inş. bu eksikliği fark edip kısa bir zamanda profesyonel bir hazırlıkla bu eksikliği giderirler. Dünyada Türkçe öğretmeye çalışanların işini kolaylaştıracak, küçük gibi görünen ama öğrenenlere ufuk açacak , onları teşvik edecek önemli bir meseledir.
  5.      Yeni Öğrenenlere Türkçe öğretiminde dikkat edilmesi gereken önemli bir hususta anlatılan her bir konunun bir sonraki ders veya derslerde tekrar edilmesi meselesidir. Dil öğretiminde tekrar her şeydir. Bunun bir kısmını derste öğretmen bir kısmını da öğrenci evde ödevlerle yapabilirse Türkçe edinimi o kadar kolaylaşır.
  6.      Yeni Öğrenenlere Türkçe öğretiminde ödev meselesini de ayrı ele almak icap eder. Yukarıda da değinildiği gibi ödev yapmanın önemi bellidir. Burada öğretmene düşen pay ödevin hangi aralıklarla verileceği ve nasıl kontrol edileceği meselesidir. İlk baştan itibaren öğretmen kafasında bir ödev sistemi kurmalıdır. Her konunun akabinde bu ödevleri vermeli ve takibini çok düzenli olarak yapabilmelidir. Öğrencinin dil öğrenimindeki eksikleri, yaptığı ödevde görünecektir. Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer mesele, ödevin miktarıdır. Ödevin az veya çokluğu öğrenci grubuna, haftalık Türkçe ders saatine, öğrencilerin kapasitesine, motivasyonuna göre değişebilir. Dil öğrenme daha çok öğretmenin anlatımıyla değil, öğrencinin gayretiyle ve dikkatiyle ilerler. Ödev bu açıdan da çok önemlidir.
  7.      Sıkmadan, bunaltmadan Türkçe öğretebilmek bir başka üzerinde durulması gereken husustur. Öğretmene ciddi iş düşmektedir. Bütün yaş grupları için bu geçerlidir. Dil edinimi ciddi efor gerektirir. Arada oyunlarla ( bu oyunlar dil öğretiminde kullanılacak, konuları tekrar etmemize yarayacak oyunlar) öğrenciler rahatlatılmalıdır. Bu konuda makaleler internette mevcuttur.
  8.       Yeni öğrenenlere Türkçe öğretiminde Türkçede var olan temel formül güzelce verilebilirse gelecekte 8-10 konu çok kolay anlatılabilecektir. Bunlar genel olarak soru ekleri, başta şimdiki zaman olmak üzere tüm zamanlar, iyelik ekleri vs.

Nedir bu formül?

Formül:

İyelik ekleri

Şimdiki zaman

Soru ekleri

Geçmiş zaman

a-ı : sonra ı

-ım...

-ıyor

mı?

dı ve tı

e-i : sonra i

-im...

-iyor

mi?

di ve ti

o-u : sonra u

-um...

-uyor

mu?

du ve tu

ö-ü : sonra ü

-üm...

-üyor

mü?

dü ve tü

Genel değerlendirmelerden sonra konu anlatımımıza geri dönelim. Burada tekrar ifade edelim ki: Konu sıralaması değişebilir. Bu makalede ilk planda anlatılmak istenen, konunun nasıl anlatılabileceği, anlatımda dikkat edilecek hususlar ve öğrencilerden alınan dönüşümlerdir. İyelik eklerini anlatmadan, tecrübeyle sabit, hazırlıklı olmak gerekir. Günlük plan öğretmenler için zor olsa da bu konu öncesi kesin hazırlık gerekir. Vereceğimiz her örnek, yazacağımız doğru-yanlış her kelime bize artı veya eksi olarak geri dönecektir. Konuştukları dile ait bir iki örnekte akılda tutulursa ilk planda karşılaştırmalı olarak verilebilir. Hatta öğretmen-öğrenci muhabbetini artırmak için Afrika örneğinde yerel dilden (Volofça) örnek yazılabilir.

Konumuz iyelik ekleri; Şahıs eklerini önceki derslerimizde vermiştik. Burada her yerde aynı olan, değişmeyen ilgi ekini ( benim-senin-onun-bizim-sizin-onların) kalıbını verebiliriz. Sonrasında ise ilk öğrendikleri ad kelimesiyle bunu çekimleyerek gelen eke ( ım-ın-ı-ımız-ınız-ları) dikkat çekeriz.

Sonra (ı) harfiyle biten bir kelime (sınıf) örneği verebiliriz. Devamında ise (e,i),(o,u),(ö,ü) ile biten kelime örneklerini yan yana yazıp dikkati sondaki eklere çekeriz. Dikkat edilmesi gereken bir başka husus: ilk önce sessiz harfle biten örnekler seçmek daha sonra ise sesli harfle biten kelimeleri vermek en iyisi olacaktır.

Bu örnekleri inceledikten sonra kuralımızı da tahtanın bir köşesine yazıp öğrencilerle beraber inceleyip, anlatırız. Sıra pekiştirmeye geldi. Formülü tahtadan silmeden örnekler yazıp öğrencilere buldururuz. Çok ek olması öğrencileri korkutabilir. Formüle dikkat edilirse ne kadar kolay olacağı gösterilmeli. Aktiviteyi ne kadar çok yaparsak iyi, çünkü ilk cümlelerimizi iyelik ekleriyle birlikte kurmaya başlayacağız. Burada isterseniz var ve yok kelimelerini de öğretip ilk cümlelerimizi kuralım. Çocukların ağzından yavaş yavaş, kırık dökük çıkmaya başlayan cümlelerin tadını çıkaralım. Bir insan bir işi yapabildiği ölçüde mutlu olur ona güven gelir, çocuklar konuştuklarını gördükçe çok rahatlayacak ve ben bu işi yapabilirim duygusu, içlerini saracaktır. Başta söylenmesi gereken şeyi burada ifade etmek istiyorum. Bütün dillerde olduğu gibi Türkçede de bel kemiği diyebileceğimiz bir konudur iyelik ekleri. Gerekirse biraz fazla zaman ayırıp öğrencilerin hazmetmesi sağlanmalıdır. Bu konu üstünkörü geçilirse gelecekte dökülmeler başlayacaktır.

  Bu kısma kadar yaklaşık on derste tanışma ifadelerini öğrettik, alfabeyi öğrettik, şahıs ve iyelik eklerini öğrettik. İlk cümlelerimizi kurmaya başladık. Fakat dil ediniminin devam edebilmesi için kelime öğreniminin sürekli olması gerekir. Dil kelime üzerine bina edilir. Kelime bilmeden iyelik ekinin kullanımının, fiil bilmeden şimdiki zamanı kullanabilmenin mümkün olmayacağı aşikârdır. Onun için dil öğretimi sürecinde öğretilen kelimelere( ihtiyaç durumu göz önüne alınarak) ayrıca önem vermek gerekir.


  Peki ilk önce hangi kelimeleri öğreteceğiz? Nereden başlayacağız? Türkçe Öğrenenlerin yaş, meslek, ilgi alanları göz önüne alarak ona göre kelimeler öğretmek gerekir. Öğrenci için en gerekli kelimelerle birlikte konu anlatımlarımıza devam etmeliyiz. Burada önemli olan husus öğrencinin kullanacağı ve ihtiyacı olan kelimelerden başlamaktır. Bizim yaş grubumuz okul çağı 12-15 yaş olduğunu varsayarsak ilk öğreteceğimiz kelimeler öğrencinin en çok kullandığı sıra, masa, kalem, defter vs. gibi kelimeler olacaktır.

  Dilbilgisi kuralları içinde temel sayılabilecek, öğrenciye zor gelmeyecek konularla devam edebiliriz. Çokluk ekleri bunlardan biridir. Beş-on dakikada öğretebileceğimiz bir konudur. Formülümüzü tahtaya yazıp (a-ı-o-u dan sonra –lar, e-i-ö-ü den sonra –ler) örneklerle pekiştiririz. Burada unutulmaması gereken mesele birkaç tane istisnanın olmasıdır. Bu istisnaların hepsini vermek yerine en çok kullanacağımız (saat ve gol) kelimeleri versek temel seviyede yeterli olacaktır. Kullanmayacağı istisnaları vermek muhatabı zorlamaktır.

  Şimdi ne? ve kim? Soru kalıplarını öğretebiliriz. Kolay bir konu. Öğrencilere ne? Soru kalıbını, insan dışında her şey için kullandığımızı, kim? Soru kalıbını ise sadece insanlarda kullandığımızı örneklerle belirtiyoruz.

Yukarıda ne? ve kim? Soru kalıbını öğretirken (bu) işaret zamirini kullandık. Artık konuyu bütünüyle anlatma zamanı geldi. İşaret zamirlerinin hepsini örneklerle ( mesela: 3 öğrenci seçiyoruz sınıfta yakından en uzağa yerleştiriyoruz ve arasındaki farkı gösteriyoruz bunu bir nesne içinde yapıyoruz sonrasında aynı örneğin çoğulunu gösteriyoruz ) anlatıyoruz. İşaret zamirlerini kavradıklarında ne? ve kim soru kalıbıyla birlikte harmanlayarak öğrencilere sorular sorup konunun pekiştirilmesini sağlıyoruz.

  Sıra geldi soru kalıplarını öğretmeye. (mi?) Alfabeyi öğretirken ünlü harfler ve iki kısma ayrıldığı üzerinde ayrıntılı durmuştuk. Burada da işimize yarayacak o bilgiler. İlk önce tahtaya konumuzla alakalı öğrencilerin bildiği kelimelerden 3-5 örnek yazalım. Mesela - Bu defter- bunun pozitif olduğunu ve öğrendiklerini belirtelim ve arkasından (mi?) Soru ekini de yazarak bunun soru eki olduğunu belirtelim. İsterseniz burada yerel dilde soru ne demekse kullanıveriniz. Anlamını belirtmek için soru işareti de bu işi görecektir. mi? ile bir örnek yazdık mı?, mu?, mü? İle de birer ikişer örnek yazıp kuralımızı verebiliriz artık. Kuralımızı da a-ı (mı?),e-i (mi?), o-u (mu?), ö-ü (mü?) olarak müzikalleştirip eğlenerek tekrar ettirirsek bilgi edinilmiş olacaktır. Bundan sonra tahtaya kelimeler yazıp öğrencilere soru eklerini buldurmak, konuyu pekiştirmek kaldı.

  Soru kalıplarından sonra isimlerde olumsuzluğa (değil) geçebiliriz. İşaret zamirlerini, soru ekleriyle beraber kullanarak evet ve hayır cevabını nasıl vereceklerini öğreteceğiz. Örnek bir soru cümlesi yazıyoruz.

Mesela: Ali: Bu kitap mı? Eğer olumluysa,

  Ayşe: Evet, bu kitap? Eğer olumsuzsa,

  Ayşe: Hayır, bu kitap değil? Başka örneklerle beraber hep isimlere geldiğini ,fiillerle bir işimizin olmadığını dikkatlice belirtmek lazım. Akabinde yukarıdaki örnekteki gibi tahtaya yeni misaller yazıp öğrencilere bu konuyu kazandırırız.

  İsimlerde olumsuzluk ekini verdik. Şimdi bence fiillerde olumsuzluğu da verirsek iyi olur. Neden?

  1. Şu ana kadar genelde hep isimlerle çalıştık. Öğrenciler yaklaşık 100’e yakın isim öğrendiler. Fiilleri geri planda bırakamayız. Önemi malum.
  2. İsimlerde olumsuzluk (değil) ekini verince akabinde fiillerde olumsuzluğu vermek daha iyi olur kanaatindeyim. Hataları ve (değil) ile karıştırmaları önlemiş oluruz. Klasik hata olarak öğrenci fiillerde olumsuzluğu anlatırken ismin yanına isimlerde olumsuzluk (değil) getirecektir. Burada hemen dikkati toplayıp fiil ve isimde hangi olumsuzu verdiğimizi tekrar ve tekrar belirtmeliyiz. Zor olmayacaktır fakat nüans önemli.
  3. Ayrıca öğrenciler şu ana kadar 25’in üzerinde fiil öğrenmiş olacaktır bu bir aylık süreçte. Tabii bu öğrencinin ve ders saatinin ve coğrafyanın durumuna göre değişebilir.(lütfen unutmayınız bu makale Afrika göz önüne alınarak yazılmaktadır) Biraz az biraz çok normaldir. Burada önemli olan öğrencinin bu fiillerle emir kipinde olumlu-olumsuz basit diyalog kurabilmesidir. Örnek: yaz / yaz-ma – sen gel./ sen gel-me gibi. Belirtilmesi gereken bir başka husus fiillerde olumsuzluk eklerini (me-ma) sen emir kalıbında vermektir. Bence burada (siz-o-onlar) emir kalıplarını vermeye gerek yoktur. Kafa karışıklığına sebep olur kanaatindeyim.
  4. Bugün Türkçe var mı?
  5. Evet ,bugün Türkçe var.
  6. Hayır, bugün Türkçe yok. vs

Sonraki konuda öğrenciye en çok ihtiyacı olan kelimeleri öğretmeye devam ediyoruz. Eğer bir okulda Türkçe öğretiyorsak, ders adlarını ve günleri verebiliriz. Ders adlarımızın büyük kısmı Avrupa dillerinden alındığı için öğrenmede ciddi sıkıntı pek yaşanmaz. Burada önemli olan günlerdir. Haftanın günlerini karışıklık çıkmasın diye rakamlarla alt alta yazarak verebiliriz. (1. Pazartesi gibi) Günleri verdikten sonra sıra dün-bugün ve yarın ifadelerini öğretmeye geldi. Ortaya bugün, sağa bir okla beraber yarın ve sola bir ok işaretiyle beraber dün yazıp her birinin altına tarihi yazarız. Devamında dün, bugün ve yarın kelimeleriyle haftanın günlerini pekiştirebiliriz. Burada gün, hafta, tatil kelimelerini tahtada yazılan günlerin üzerinde belirtmemiz iyi olacaktır.

Bu konuda öğrendiğimiz kelime ve söz kalıplarıyla bolca soru-cevap diyalog yapabiliriz. Burada dün kelimesini öğretirken ek-fiilin geçmiş zamanını dikkatlice vermek gerekir veya sonraya da bırakılabilir. Kafa karışıklığına sebep olmamak için.

De-da bulunma ekini nasıl anlatabiliriz? Nerede? Soru kalıbıyla birlikte vermek en güzeli olur düşüncesindeyim. Öğrencilerin bildiği kelimelerden yola çıkarak sorular soralım? Öğretmen nerede? Sınıf-ta. Senegal nerede? Afrika-da. Kitap nerede? Çanta-da gibi. Daha sonra 2.grup soru olarak : Sınıf-ta kim var? Çanta-da ne var? Gibi sorular sorarız. Dikkatini öğrencilerin dört türde örnek yazdığımız ekimize çekelim ve bu ekin anlamını işi tiyatrolaştırarak anlamalarını sağlayalım. Çantada derken çantayı alıp içini göstermek gibi. Burada (ne ve kim ve soru eki mi?) ile sorular sorup cevaplarını öğrenciden almalıyız. Kitap çantada mı? Ali sınıfta mı? Gibi. Şimdi geldik ekin neden d ve t olarak karşımıza çıktığına. f,s,t,k,ç,ş,h,p (sert sessiz-yumuşak sessiz) verme zamanı geldi. Bu kuralda malumunuz temel dilbilgisi kurallarından, ileride birçok dilbilgisi kuralında vereceğiz, onun için yavaş ve dikkatlice anlatmalıyız. Yukarıda yazdığımız örnekleri gösterip hangi sessiz grubundan sonra ne gelmiş öğrencilere fark ettirmeliyiz. Bolca beraber örnek yazıp oyunlaştırarak devam edebiliriz.


Bu zamana kadar soru eki (mi?) ve nerede? soru kalıbını öğrettik. Burada basit soru sıfatlarını verebiliriz? Kaç? soru sıfatıyla ilgili en çok karşılacağı sorulardan başlayabiliriz. Bunlardan birincisi kaç yaşındasın? İkinci olarak da alışverişte kullanacağı Domates kaç lira? ve benzeri sorular olabilir.

Sonra nasıl?, hangi?, kaçıncı? Soru sıfatları önceden düşünülmüş örneklerle beraber verilebilir. Kaçıncı ? soru sıfatında en güzel örneklerden biri 3-5 katlı bir ev resmi,herbir katta birinin resmi veya adı ve bunlarla ilgili soru cevaptır. Nasıl? soru sıfatında ise zıt anlamlı sıfatlar verilebilir. Hem nasıl? soru sıfatı öğretilmiş bu arada da 20-30 tane sıfat kavratılmış olur. ( Nasıl adam? A) İyi adam B) Kötü adam ) ( Nasıl çocuk? A) Uzun çocuk B) Kısa çocuk ) Sıra sayı sıfatı Kaçıncı’ yı öğretirken eklerinin daha önceden verilen formül üzere yapıldığını ve tahtada rakam ve sayı ile bunları yazarak öğrencilere gösterilebilir.

Artık geç bile olsa bir zaman öğretmenin zamanı geldi. Burada küçük bir eleştiride bulunursak genelde Türkçe kitaplarına bakıldığında zamanlar çok sonraya bırakılıyor. Konunun zorluk derecesine bakılınca hiç de hak etmiyorlar zamanlar arkaya atılmayı . Ayriyeten çocukların geç konuşması bizim için bir avantaj teşkil etmiyor. Fransızca kursunda müşahede ettiğim bir husus, çok zor olmasınarağmen ilk derslerde hemen zaman çekimlerine başlamaları, çekimleri fotokopiler halinde dağıtmaları oldu. Bunun üzerine bence biraz düşünmeliyiz. İlk zamanımız şimdiki zaman. Burada dikkat edilmesi gereken husus bence,bu zamanı –yor olarak vermemektir. Şimdiki zamanı (a-ı’dan sonra –ıyor), (e-i’den sonra –iyor), (o-u’dan sonra –uyor), (ö-ü’dan sonra –üyor) verirsek kolaylık yaşarız. Son olarak bu konuda sesli harflerden sonra (-yor) olarak geldiğini belirtiriz. Tahtayı beş fiil yazacak şekilde ayarlarsak hepsini birden göstermek faydalı olacaktır. Şimdiki zamanda zorlanacağımız kısım sesli harfle biten fiillerde olacaktır. Yukarıdaki kuralları iyice hazmettirdikten sonra bu kısım verilebilir. Bunları ezberlettirmek en kısa yol olarak görünüyor. Temel seviyede burada formüllere dalmaya bence gerek yok. Bu seviyede öğrenciye öğreteceğimiz,en çok ihtiyaç duyacağı 5-6 fiil olacaktır. Örn: Ye-mek,yiyor – anla-mak,anlıyor, söyle-mek, söylü-yor, iste-mek, isti-yor, oyna-mak, oynu-yor gibi.

Şimdiki zamanı anlatırken temel fiilleri de vermek lazım. Bunun üzerine ciddi çalışma yapılabilir. İlk akla gelenler şunlardır: Gel-mek, git-mek, al-mak, ver-mek, konuş-mak, söyle-mek, sus-mak, anla-mak, anlat-mak, öğren-mek,öğret-mek, yap-mak, yaz-mak, sil-mek, çık-mak, gir-mek, bak-mak, gör-mek, bil-mek, düşün-mek, aç-mak, kapat-mak, oku-mak, uyu-mak, yürü-mek, koş-mak, oyna-mak, iste-mek, ye-mek, iç-mek, çağır-mak, dur-mak, başla-mak, bekle-mek, sor-mak, devam etmek, tekrar etmek, dinle-mek, çalışmak, ders çalışmak, yaşa-mak, gez,mek... (42 fiil)

Tahtayı silmeden geldik şimdiki zamanın olumsuzuna. Neden tahtayı silmeden dedim. Çünkü tek bir hareketle 5 dakikada şimdiki zamanın olumsuzunu kavratabiliriz. Elimize renkli bir tebeşir alıyoruz. Beşe böldüğümüz tahtada şimdiki zamanın olumsuzu üzerinde fiilden hemen sonrasına (m) harfini yerleştiriyoruz. Karşımızda en kısa yoldan olumsuz şimdiki zaman. Tahtayı silip tekrar yazdığımızda bu kolaylığı bulamayabiliriz. Sessiz harflerde bu şekilde (m) harfiyle işi çözdük. Sesli harfle biten fiillerde ise, önceden öğrettiğimiz kurala göre –mı,-mi,-mu,-mü şeklinde olduğunu belirtiyoruz ve olumsuz şimdiki zamanı bitiriyoruz.

Şimdiki zamanın olumlu soru ve olumsuz sorusunu da tahtayı silmeden soru ekini ekleyerek basitçe verebiliriz. Mantığını anlamada sorun çıktığını görmedim. Bu ifadeler dinleyen,anlamak isteyen öğrenci için, fakat sıkıntı telaffuzda olabiliyor. Ağız yapıları bizim sesli haflerle ilk defa karşılaştığı için bol tekrar ve cesaret vermek gerekiyor. Yukarıda yazılan fiilllerden seçilip öğrencilerin olumlu,olumsuz ve soru şeklinde şimdiki zamanı bulması ciddi faydalı olacaktır.

11 Mart 2013

 Bir sonraki konumuzda evle ilgili kelimelerimizi öğretiyoruz. Bununla birlikte evin bölümlerini de vermeliyiz. Sonrasında konuyla alakalı adres sorma ,ev kiralama ,evini tanıtma gibi bir okuma parçasını paylaşabiliriz. Ev konusunda (burası,şurası,orası) neresi? Soru kalıbı önemli. Altında,üstünde,içinde,dışında,önünde,arkasında,köşesinde,karşısında, arasında, kelimelerini de ezberletebiliriz. Bu kelimeleri öğretirken tahtaya bir yol planı çizip orada eczane,hastane,okul gibi çevrede gördüğümüz kelimeleri yazıp öğrencilere sorular sorarak yukarıdaki verdiğimiz karşısında, önünde... gibi kelimelerle pratik yapabiliriz.

li ve siz yapım eki. li’nin var anlamında kullanıldığını siz yapım ekininde yok anlamında kullanıldığını bahçe-li ve bahçesiz ev resimleriyle gösterebiliriz. İkinci bir örnek olarak da gözlük-lü ve gözlük-süz öğrenci arasında anlam ilişkisini de verebiliriz. li’nin neden (lı-lu-lü) olduğunu siz ekinin neden (sız-suz-süz) olduğunu her derste tekrar ettiğimiz, Türkçe’nin önemli bir formülü olduğunu tekrar hatırlatırız. (a-ı:ı,e-i:i,o-u:u,ö-ü:ü)

Geldik ülke adlarına,başkentlere,dil ve millet kavramlarına. Dersin anlatıldığı ülke ve komşu ülkeler her zaman gözönünde bulundurulmalıdır. Burada bilinmesi gereken en önemli soru nereli olduğunu ifade edebilmedir. Nerelisiniz? Soru kalıbıyla beraber ülke,başkent,dil ve millet kelimelerini, ayrıca (liyim-lıyım-luyum-lüyüm) cevap ekini kalıp olarak benimsetebiliriz. Başkent, dil ve millete yönelik de kalıp sorular sorarak pratik yapabiliriz.

DEVAM EDECEK...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...