adanmış

Bu işe adanmış ömürler var, takdirle karşılıyorum

TÜRK DİL KURUMU BAŞKANI PROF. DR. ŞÜKRÜ HALUK AKALIN:

Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın, Türkçe Olimpiyatları’na dâhil olma sürecini anlattı. Türk okullarının, Türkçenin evrensel dil olmasını sağladığını söyleyen Akalın, Olimpiyatlar’ın arkasında adanmış ömürlerin olduğunu ve bu ömürlerden alınmış belirli anların Olimpiyatlar’ı oluşturduğunu söyledi.

Siz nasıl dâhil oldunuz Türkçe Olimpiyatları’na?

Olimpiyatlar bu yıl 8. kez düzenleniyor. Ben 3. Türkçe Olimpiyatları’ndan itibaren düzenleme kurulunda ve jüride görev yaptım. Basından ilk ikisini takip etmiştim. Üçüncüsü düzenlenirken, düzenleme kurulundan arkadaşlar gelip detaylı bir şekilde bilgi verdi ve kurum olarak bizim de katılımımızı istedi. O yıl Olimpiyatlar’a dâhil olduk. Hatta katkılarından ötürü TDK’ya ödül de verilmişti. Daha sonraki yıllarda, organizasyonla ilgili çalışmaların içinde yer aldık.

Olimpiyatlar’da görev aldıktan sonraki izlenimleriniz neler?

İlk olimpiyatlardan itibaren, bir yabancının Türkçeyi konuşması, Türk edebiyatından şiirler okuması, şarkı söylemesi beni çok duygulandırdı, Afrika’dan gelen bir öğrenci Türkçe şiir okuyor, yazı yazıyor, makale yazıyor, başından geçen bir olayı anlatıyor. Etkilenmemek mümkün değildi.Türkçenin dünya dili olarak, evrensel boyuta gelmesinin göstergesiydi Olimpiyatlar. Dilimizi öğrenen çocuklar, aynı zamanda medeniyetimizi de tanıyor, İstiklâl Marşı’mızı öğreniyor. Daha geniş çerçevede Türk kültürüne yaklaşıyorlar. Türkçeyi öğrenmeleri dil olarak güzel; bunun ötesinde bazı deyimlerimizi doğru yerde kullanmaları son derece önemli. Öyle deyimlerimiz var ki şuanda ana dil olarak Türkçeyi kullanalar bu deyimleri kullanmıyorlar, unutuyorlar.

Olimpiyatlar Türk okullarının daha da görünür kıldı. Siz okulları biliyor muydunuz?

Türk okullarından ben haberdardım. Yurtdışına çıktığımda ziyaretlerde bulunuyordum. Gittiğimde öğrencilerle görüştüm, öğretmenlerle görüştüm, deneyimlerini aktardılar. Olimpiyatlar’dan da önce okullardaki öğrencilerden haberdardım. Romanya’da ziyaret ettiğimde, Rumen öğrenciler hafta başında o ülkenin marşını ve İstiklâl Marşımızı okuyarak derse başladılar. Gerçekten sevindiriciydi, Türkçeyi öğreten bir okulumuz var, çok sevindiriciydi. Ama Olimpiyatlar sebebi ile sadece gidip görenler değil, bu gelişmeyi tüm ülke, tüm dünya öğrendi. Yeryüzünde başka bir örneği yok, İngilizce, Fransızca ile yapılan bir olimpiyat yok. Türkçe Olimpiyatları, Türk liselerindeki öğretimin ulaştığı noktayı somut olarak gösteren bir etkinlik oldu.

Olimpiyatlar, çocukların Türkçe ile ilgilileri devam ettirmeleri bakımından onları motive eden bir araç oluyor mu sizce?

Elbette, öğrencilerin Türkçe ile yarışmalarına vesile oluyor. Türkçe konuşarak yarışıyorlar. Bir dil en kolay o ülkede öğrenilir, bu gerçek. Türkiye’ye geldiklerinde kısa sürede de olsa bizimle birlikte yarışıyorlar, konuşuyorlar. Daha orjinali; çeşitli ülkelerden gelen çocuklar kendi aralarında da Türkçe konuşarak anlaşıyor.

Olimpiyatlar her görüşten insanı bir araya getiriyor. Siz neler söylersiniz bu konuda?

Bizi buluşturan Türkçe. Türkçe siyaset üstü olmalı, ideolojilerin üstünde tutulmalı. Kişi hangi görüşte olursa olsun herkesin, Türkçenin ortak dilimiz ortak değerimiz olduğunun bilinmesi gerekiyor. Bu noktada farklı görüşlerden, bölgelerden olsa bile insanlar Türkçenin birleştiren bir unsur olduğunu görüyor, etkileniyor. Siyasi görüşler farklı bile olsa, bizim Türkçeye bakışımız, dilimizin temel değerimiz olmasıdır. Türkçe temel değerdir.

Türkçe’nin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Sovyetler Birliği’nin dağılması ile birlikte Türk okulları Orta Asya ülkelerinde yaygınlaşmaya başladı. Türkçe kabuklarını kırdı. Türkçe Olimpiyatları vesilesiyle, Türkçe evrensel dil konumuna geldi. Sonuçları önümüzdeki yıllardaki nüfus sayımlarında daha net ortaya çıkacak. Şu anda 35 ülkede insanların öğrendiği yabancı dil Türkçe görünüyor. Bu azımsanacak bir sayı değil. Bunlar Türk okulları sayesinde oldu, 5 yıl sonra belki bu 70 ülkeye çıkacak. 10 yıl sonra, şu anda BM’ye kayıtlı 192 ülke var, belki de 180 ülkede Türkçeyi yabancı dil olarak bildiğini açıklayanlar olacak. 2005 yılı raporlarında böyleydi, Eminim şimdi, Türkçeyi yabancı dil olarak konuşan sayısı daha da artmış olacak. Geçen yıl araştırma yaptığımızda en az bir orta öğretim kurumunda Türkçe öğreten ülke sayısı 87 idi. Bunun sonuçları önümüzdeki yılın nüfus sayım sonuçlarında ortaya çıkacak, ben kısa zamanda ülke sayısının artacağına inanıyorum.

Olimpiyatları izleyen insanları duygulandıran nedir sizce ?

Duygularımız çok farklı olabilir. Herkes bu manzara karşısında çok farklı etkilerle duygulanabilir. Ama beni duygulandıran, bu çocukların Türkçeyi öğrenme çabaları ile ulaştıkları noktada sadece dilimizi değil, kültürümüzü de öğrenmiş olmaları. Tarihimizi, geleneklerimizi, edebi değerlerimizi öğrenmiş ve paylaşmış olmaları.

Türkçe öğretenlerden bazıları ile tanıştınız, neler söylersiniz eğiticiler için?

Bu, gerçekten özveri sonucu elde edilen bir sonuç. En iyi okullarda okuyorlar. Gittiğim zaman soruyorum, Boğaziçi, ODTÜ mezunu öğretmenler gitmiş, büyük bir çaba içinde çalışıyorlar, gece gündüz gönüllü olarak çalışıyorlar, hizmet ediyorlar. Bu başlı başına bir iş. Elbette Olimpiyatlar o hayatlardan seçilmiş belirli anlardan oluşuyor. Arkasında yılların emeği var, deneyimler ve adanmış ömürler var. Binlerce kilometre uzakta, hayat kuran, vefat eden, defnedilen var. Moğolistan’a gittiğimde, orada vefat eden bir öğretmenin mezarını ziyaret ettim. Bu görüntünün arkasında, moda tabirle, işin mutfağında pek çok kişinin emeği var.

İlk katıldığınız ile son katıldığınız Olimpiyatlar arasında nasıl bir başarı grafiği var?

Çok büyük gelişim var, benim katıldığım yıl ile ondan sonrakiler her geçen yıl daha da genişledi Olimpiyatlar. Katılım açısından, yarışmalarda öğrencilerin gösterdiği başarı açısından çok büyük gelişme var. Öğrencilerin dilimizi öğrenmesi yıllar alıyor, Olimpiyat hazırlıkları da bir yıl öncesinden başlıyor. Her geçen yıl daha da gelişerek zenginleşiyor.

Bu kadar büyük bir organizasyonda aksaklıklar olmuyor mu?

Katılım çok yoğun, aksamalar olabilir ama ben dikkatimi çeken bir olumsuzluk görmedim. Çok düzenli olarak yürüyor. Son yıllarda kendi şehirlerinde düzenlenmesini isteyenler oluyor. Şiir finali, şarkı finali başka şehirlerde oluyor. Aslında süreyi uzun tutabilirsek, benim istediğim kısa mesajla halkın dereceye girmede etkin olmasıydı ama belirli bir zaman içinde, yayın açısından bitirilmesi gerekiyor. Önceki yıllarda denedik bunu, yapabilsek daha büyük ilgi olabilir dedik ama süre çok uzuyor. Bu da Olimpiyatlar’ın yayınlanması açısından sorun oluşturuyor.

Siz şarkı söyleyenleri aynı zamanda doğru Türkçe konuşmaları noktasında da test ediyorsunuz...

Şarkıyı bir dili hiç bilmeseniz bile ezberleyip söyleyebilirsiniz. Ama biz şarkı söyleyen çocuklarla konuşup, Türkçelerini test ediyoruz, tabii şiir okuyan veya diğer performans gösterenleri de test ediyoruz. İzleyici finale katılanların iyi derecede Türkçe okuyup, yazdığını, konuştuğunu bilmeli. Orada tabii şarkı daha çok ilgi çekiyor. Ben şiir okunmasından, canlandırma yapılmasından tarafım, çünkü bir insanın bir şarkıyı okuması onun sanatçılık yönüdür, ama bir şiiri okumak sadece ezberlemek değil, okurken yaşamak, canlandırmak, yüz ifadeleri hepsi etkileyici oluyor. Şarkı kolay yönü olsa da, şarkı söyleyenlerin de dili iyi bildiğini biz tespit ediyoruz.

Kaynak: http://www.turkceolimpiyatlari.org/index.php?konu=haber&id=775

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...