adamları

Türkçenin Dünya Dili Oluşunda Türk Devlet Adamları Şair Mutasavvıf ve Yabancı Bilim Adamlarının Düşünceleri Üzerine

Yahya Kemal‟ in, “Anamın ak sütü kadar saf ve temiz olan Türkçem2 dediği Türkçeyibaşlangıçtan günümüze değin Ses bayrağımız olarak yaşatan, onu, „Anadil- resmî dil-devlet dili-bilim dili‟ hâline getiren, onu kurumsallaştıran ve onu devlet güvencesi altına alan, herkesin Türkçe Öğrenmelerini, Türkçe konuşmalarını, Türkçe eser yazmalarını sağlayan ve bizzat kendileri de Türkçe eserler yazan büyük Devlet ricali ve onu oluşturan Türk millet ‟ dir.

Tarihi veriler içinde bizim ilk yazılı dil yâdigârımız olan Orhun âbideleri; VIII. asrın ilk yarısında Göktürkler‟ in devlet kurduğu Ortaasya‟nın doğusunda bir Bilim Merkezi‟ olmuştur. Bu Orhun âbideleri de, yalnızca Türk varlığını kanıtlayan ilk yazılı belgeler olmayıp, aynı zamanda Türkçenin3; tarihi, sosyal, politik, kültürel, felsefî, dinî-tasavvufi, edebî, millî ..vb özelliklerini ortaya koyan BİLİM DİLİ‟ nin de ilk yazılı âbidesi olmuştur.

Bilindiği gibi, sekizinci asırdan   günümüze değin Türkistan yöresinde Türkçe resmi dil

olur. Taşkent, Semerkand, Buhara, Hive, Herat, Fergana, Merv ve Beykent gibi BİLİM VE KÜLTÜR MERKEZLERİNDE; Tarih, dil, tasavvuf kültür, felsefe, edebiyât, tefsir,hadis, musiki, matematik, Astronomi, Tıp, hukuk, ekonomi dallarında en yüksek derecede dersler verilir, öğrenci yetiştirilir, Türk-İslam âlimleri yetiştirilir, eserler verilir ve bunların eserleri de Avrupa dillerine tercüme edilerek, Türk dünyası şöhret olurlar. Türkçe de Dünya dili Türkçe olarak kendini kabul ettirir. Özellikle bu dönem âlimlerinden İsmâil Cevheri;

Kanat yaparak uçma denemesi yapan ve yaralanarak ölen ilk Türk âlimidir.4

İlk yadigar eserlerimizden olan Kaşgarlı Maghmud‟un Divan-ı Lügati‟t-Türk‟ünde Türkün, Türk milleti‟nin ve Türk Dili‟nin yüceliği anlatılırken, bu milletin adını da Tanrı‟nın verdiği belirtilir ve Hz. Muhammed‟in Türkler ve Türkçe hakkındaki;

Türk dilini öğreniniz! Çünkü onların uzun sürecek bir hâkimiyetleri vardır‟5 Hadisi hatırlatılır.6

Dedem Korkut, Ahmed Yesevi, Süleyman Hakim Ata7Ali şir Nevâi, Mahdumkulu, Bahtiyar Vahabzâde gibi âlimler, mutasavvıflar; bu „Dünya Dili Ses Bayrağım Türkçenin güzelliğini, Türkçenin kolay öğrenilişini, Türkçenin başka dillerden üstünlüğünü, Türkçenin Cennet‟in uçsuz bucaksız gül bahçelerindeki gül kokusu olduğunu, Türkçenin o Cennet bahçelerinde bulunan en güzel hazineler kadar kıymetli olduğunu vurgulamaktadırlar.

26 Ağustos 1071‟de büyük Kumandan Alparslan‟ın zaferi ile, Anadolu‟nun asıl sahiplerine geçmesi sonucunda Anadolu‟da da; Türkçe Bilim-Kültür Merkezleri‟ kuruldu. Buralarda bir yandan Türkçenin öğretimi, diğer yandan yine Orta Asya‟da olduğu gibi; „Tarih, dil, tasavvuf kültür, felsefe, edebiyat, tefsir, hadis, musiki, matematik, Astronomi, Tıp, hukuk, ekonomi..‟ dallarında bilim adamı yetiştirip, eserler verilmeğe, diğer dillerden de tercümeler yapılmağa başlandı. Bu cümleden olarak 1220‟li yıllarda Kırşehir‟de Caca Bey Medresesi ve Rasathanesi kuruldu. Burada özellikle de Astronomi alanında verimli büyük çapta çalışmalar Avrupa‟ya da örnek oldu. Ayrıca Sosyal bilimler alanında da pek çok Türkçe eserler yazıldı. Böylece Anadolu‟da oluşan Oğuzcanın, edebî yazı dili durumuna gelebilmesinde, birbiri ardınca sürekli olarak doğudan gelen Türklerle, doğu Türkçesi geleneğinin buluşması, Anadolu‟da yetişen şairler ve yazarlarla da Anadolu Türkçesi Geleneği‟ daha güçlü bir şekilde oluştu.

Böylece XIII. Asırdan itibaren Anadolu sahasında da Türkçe‟yi koruyan ve Türkçeye hizmet eden Bilim ve Kültür Merkezleri‟ açan pek çok devlet adamlarımız, şâir ve yazarlarımız oluştu. Bunlardan Karamanlı şemseddin Mehmet Bey XIII. asırda Anadolu‟da bir “dil inkılâbı” başlatır. Bu öze dönüş ”le bizzat devlet, kendi ana ve resmi dili olan Türkçesine sahip çıktı ve onu olanca gücüyle de geliştirdi.

Türkçenin Resmi dil oluşunda tarihimizde üç büyük karar vardır. Bunlar da;

a. Birinci olarak Anadolu‟ya dalgalar hâlinde yeni gelen göçebe Türkmenler, Türkmen beyleri

ve bunlardan Karamanoğlu Mehmet Bey, 15 Mayıs 1277‟de Konya‟yı aldığı zaman; Türkçe ‟yi;

“Bu günden sonra, divan ü dergâh ü bârgâhda, meclisde ve meydanda Türkçe ‟den gayri   dil kullanılmayacaktır.. ” fermanını ile devlet dili-bilim dili haline ilk önce getiriverdi. 1

Ancak bazılarının iddia ettiği gibi Türkçene Selçuklu Devleti, ne de Osmanlı Devleti dönemlerinde hiçbir suretle Arapça ve Farscanın esiri olmamıştır. Kelime almış, fakat taviz vermemiştir. Halbuki bugün günümüzde ise; İlk-orta ve Yükseköğretim kurumlarımızın resmi ve özellerinde âdeta yarış halinde bir İngilizce eğitim-öğretim yapılarak yabancılaşma ve yabancılaştırma süreci başlamış ve yarış halinde devam ediyor. Yani günümüzde İngilizce bilirsen Profesör de olursun, her şey olursun. O halde geçmişimize büftan da bulunmayalım.

Beylikler döneminde özellikle „Fâtiha, Mülk, Tebâreke ve İhlâs..vb gibi surelerin çevirileri yapılmıştır. Pratik hayatla ilgili olarak yazılan tıbba ait eserler, hayvan sağlığı ve bakımı ile ilgili baytar-nameler, avcılıkla ilgili bâz-nâme, rüya tabirleri, kıymetli taşlarla ilgili eserler yazılmış ve çevrilmiştir. Bütün bu eserlerin dili Türkçe‟dir. Bu eserler Türkçe‟yi geliştirmiş ve zenginleştirmiştir.

b. İkinci olarak da Sultan Abdülhmâd‟ in Kanûn-i Esâsî” [23 Aralık 1876]nin 18.
Maddesinde:

“Teba-i Osmaniye ‟nin hidemâti devlette istihdam olunmak için devletin lisan-ı resmisi olan Türkçe‟yi bilmeleri şarttır”2kanuni zorunluluğu getirirken Osmanlı devleti ‟nde resmi dil‟in Türkçe olduğunu bildirir ve bir yandan da „ Latin harflerinin resmen kabulü‟3nü ister, fakat o dönemdeki 1878 Osmanlı-Rus ve1912 Balkan Savaşları bu kararları engeller.

c. Ücüncü olarak da, Mustafa Kemâl Atatürk‟in 1923 Anayasasındaki Türkiye Cumhuriyeti‟nin Resmi Dili Türkçe‟dir‟ hükmü ve 3 Kasım 1927‟deki „Yeni Harflerin kabulü hükümleri bu güzelliklerin ve gerçek devlet adamlarının şuurlarının simgeleridir.

Muhterem Bilim adamları,

Sizleri tekrar biraz tarihin içine ve gerilere doğru götürmek istiyorum. Zira oralarda da „Türkçe‟nin resmi dil oluşu, hemen hemen bütün devlet ricalinin Türkçe eserler yazdığını, kendilerine Türkçe eserler ithaf edildiğini ve bu zevatın her mekan ve zamanda Türkçe‟nin önemini vurguladıkları cümlelerden, mısralardan bir kaçını vermeye çalışacağım.

Bilindiği gibi bu tarihi şahsiyetlerden Germiyân Beylerinden Süleymân şâh ve oğlu II. Yâkub Bey zamanlarında; ilim adamları ve sanatkârlar korunmakta, Türkçe ilmî eserler yazılmakta, Türkçe‟ye tercümeler yapılmakta, şeyhoğlu Sadruddin Mustafa, Kenzü‟l-Küberâ‟sında;

İlim Türk‟dür dil‟üm Türk ‟dür didüm

Eğerçi Tat dil‟üm Türk‟dür didüm

derken mensubu bulunduğu milletinin Türk ve dili‟nin de Türkçe olduğunu;1 söylemektedir.

Yine Mısır Hükümdarı Sultan Bakuk, Erzurumlu Kadı Darîri ye Siyretü‟n-Nebî‟yi Türkçe olarak yazmasını emrederken, O‟nun da „Siyretü‟n-Nebi ‟ yi „Türkçe‟ olarak yazışı ve;

Söylemişdür Darir Türkî dilin

Sec ‟ini şi ‟rine şi ‟ar itmiş

Resul ‟ı sevdügi gayet de siresin anun

Buyurdı Gözsüz‟e kim Türkî dilce söyle sen

beyitlerinde ifade ettiği şekliyle Türkçe söylemesi, Türkçe yazması ile onun seciyesini ortaya koymaktadır.2

Mutasvvıflardan     Yunus‟ un Türkçe‟yi sanatkarane bir üslûpla en üstün bir şekilde kullanması ;

Kaygusuz Abdalın,

Ya Cibril git Âdem ‟e Türki dilince söyle

Duru gelsin Cennetin terkin ursun

derken Tanrı‟yı, Cebr‟ail‟i ve ilk insan Hz. Âdem‟i Türkçe konuşturması ve kendisinin de eserlerinde,

ben Türkiceden başka  dil bilmezem, biz dillerden Türk dilün bilirüz‟ demesi 3dünyanın hiçbir şairinde ve yazarında görülen bir olay değilken;

Yazıcızâde Mehmed Efendi‟nin

Eger Türkî dili‟nce varsa divân Hatipoğlu‟nun;

Türk dili‟nden ben bu sözi söyledümÂşıkpaşa‟nın

Türk dili‟ne kimsene bakmaz-ıdı

Türkler‟e hergiz gönül akmaz-ıdı .Gülşehrî‟nin:

Türk dilince dahı tâzıdan latif.6

beyitleri o dönemin Türkçeye verdiği önemi vurgulamaktadır.

Osmanlı Beyliğinde Orhan Gâzi‟nin mülk-nâme‟si, Fâtih   Sultan   Mehmed‟in   Avnî

mahlası ile yazdığı Divân'ı; Sultan Bâyezid‟in Adlî mahlası ile yazdığı Divân‟ı, Kanuni Sultan Süleyman‟ın; „kızılelma‟ya sahip olabilmek için gece gündüz durmadan seferler yaptığı dönemlerde bile bir yandan ilim meclisleri kurdurması, diğer yandan da ilim adamlarını bizzat koruması, kollaması ve sonunda da „Muhibbî‟ mahlası ile „aşk, heyecan, kahramanlık ve tefekkür‟ü işleyen bir Türkçe Divan yazması;

II. Murad Han‟ın, “Gönüller ancak açık Türkçe‟den haz zalır. ” ifadesiyle gerek tercüme ve gerekse telif yoluyla birçok Türkçe eser yazdırması;.7

Muiniddin Mustafanın, Türkçe yazdığı Mesnevi-i Muradiyye‟sini   II. Murad Han‟a ithaf ederken

Kavmine kendi lisaniyle nüzûl

Eyledi küllî nebî vü hem resûl

Biz de Türkî dil ile şerh eyledük

Kavmümüze dil ‟leriyle söyledük

beyitlerinde Muiniddinin Türkçenin şuuruna varmış bir şâir olduğu, Türkçenin hiçbir dile üstünlük tanınamayacağını, aslında bunların hepsinin Hakk‟ı anlatmada eşitlik fikrine yer verdiğini görmekteyiz.1

Sultan Abdülhmâd‟in Türkçeciliğinde bir yandan „Latin harflerinin resmen kabulü‟2 konusu, diğer yandan da Kanûn-i Esâsî” [23 Aralık 1876]nin 18. Maddesini bizzat koyması, O‟nun Türkçe‟ye verdiği değeri gerçekten ortaya koymaktadır.

Nitekim Mustafa Kemal Atatürk de, 12 Kasım 1924de „Türkiyât Enstitüsü‟nü, 1926da Konya‟da orta Muallim Mektebi‟nin Türkçe Bölümünü kurması, 1928‟de yeni harflere geçmesi, 1932‟de Türk Dil Kurumunu, 1934‟de de Türk Tarih Kurumu‟nu kurarak bunların yaşaması için de Türkiye İş Bankası‟ndan belirli bir hisseyi bağlaması onun „ Türkçe‟ye yasal olarak ne kadar önem verdiğinin de bir göstergesidir.

Yine o büyük Devlet adamı, Milli birlik ve beraberlik3 konusunda da;

“Türkiye Cumhuriyeti ‟ni kuran Türk halkı, Türk milletidir. Türk milleti demek; “Türk dili” demektir. Türk dili, Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti, geçirdiği nihayetsiz felaketler içinde ahlakını, an‟anelerini, hatıralarını, menfeatlerini kısacası bugünkü kendi milliyetini yapan her şeyinin dili sayesinde muhafaza olunduğunu görüyor. Türk dili, Türk milletinin kalbidir, zihnidir4 Türk dilidillerin en zenginlerindendir. Yeter ki bu dil, şuurla işlensin.

Türk dili, zengin ve geniş bir dil‟dir; her mefhumun ifadeye kabiliyeti vardır. Yalnız, onun bütün varlıklarını aramak, bulmak, toplamak, onlar üzerinde işlemek lazımdır. Türk milleti‟ni ve Türk dili‟ni, medeniyet tarihinin ve kültür dillerinin dışında görmenin ne yaman bir yanlış olduğunu bütün dünyaya göstereceğiz. ”5

Türk milletindenim diyen insan her kişi, her şeyden önce “Türkçe konuşmalı”dır. Türkçe konuşmayan bir insan; Türk kültürüne, Türk milletine bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz” Türk milleti‟nin en bariz vasıflarından biri de Türkçe-dil‟dir.

Türk milletinin milli dili ve milli benliği bütün hayatında hâkim ve esas kalacaktır6” derken Atatürk, Türk dili nin diğer dünya diller arasındaki önemini, Türkçe konuşmayanın Türklüğe bağlı olamayacağını da ifade ediyordu. 7

Süleyman Demirel de;

„Türkçe, bir ulu çınar olan büyük Türk Milletinin dilidir. Anlayış ve bilgiye tercüman olan dil TÜRKÇEdir; insanı dil kıymetlendirir ve insan onunla saadet bulur. Büyük Türk dünyasının gerçek atayurdu büyük Türk dilidir, Türkçe‟dir. Bu dilin hangi lehçeyle olursa olsun konuşulduğu her yerde bir Türk, kendini evinde hisseder, saadet bulur.

Türkçe,bilim dilidir, Türkçe, edebiyat dilidir, Türkçe, şiir dilidir. Türkçe, müzik gibidir. Her lehçesiyle güzeldir. Her lehçesinin ayrı güzelliği, ayrı rengi, ayrı şekli vardır. şairler, edipler, yazarlar, Türkçe denen bu sihirli dilin kullanılması suretiyle benim insanımı, doğamı, milletimi,

velhasıl her şeyimi bugünden yarına taşımışlardır.

Türk milleti ve Türk dili dünya üzerinde ebed-müdded varolacaktır.” demektedir.

Yabancı Türkologlardan; Jean Deny: “İnsan bu Türkçenin yüce bir bilim akademisinin dilindeki müzakerelerinden çıkmış olduğu zannına düşebilir. Halbuki Türkçe, Türkistan bozkırları ortasında, kendi başına kalmış insan zekasının sadece kendi yaradılışından ayrılmaz kanunlarla yaratıldığını, hiçbir bilginler kurulunun yaratmadığı düşünülemez. ”

Max  Müler: “Türkçe  insan aklının  üstün kudretini  ürünüdür.   Türkçe kadar kolay anlaşılan, insana her okuyuşunda zevk verici pek az dil vardır. ”

Moliere: “Türkçe, az söz ile çok anlam ifade eden, hayran olunacak mükemmel bir yapıya sahip dildir.”

Hocam Ord. Prof. Dr. Herbert W. Duda da1 “ Türkçe; bütün düşünce ve hisleri en mükemmel bir şekilde ifade eden, o kadar zengin bir söz varlığına sahiptir ki, herkes bu dile hayranlıkla bakmakta ve onu en şanslı bir bilim dili olarak kabul etmektedir. ”

Yine Hocam Herbert Jansky: “Türk dili  Söz varlığı‟ itibariyle son derece zengin ve kolay anlaşılan, kolay öğrenilebilen bir bilim dilidir. ”

Paul Roux: “Türkçe akıl ve düşünce dolu, matematiksel bir dildir”

Sözlerimi Türkçe‟yi, devletimin ve milletimin anasının ak sütü kadar berrak olarak kullanmaları ve yaşatmaları dileğimle, Oğuz Kağan‟ın;

„Tanrım!

„Türkçe konuşulan, Türklere yurtluk yapmış ve yapacak olan bütün coğrafyaları Kıyamete dek, Türkün hükmü altında bırak ve onları ebediyen dilleri, gelenekleri, bayrakları ve vatanları ile beraber koru, onlara yardımını esirgeme Rabbım!.‟ duasıyla tamamlar, hepinizi saygılarımla selamlarım.

1 “ Anadolu Türklerinin Türkçelerinde bulunan birçok kelimelerin Türk edebiyat ve yazı dilini zenginleştireceğine inananlardanım. Fakat bu tekâmül, Türkiye tarafından büyük bir gayretle yükseltilmesine çalışılan Anadolu halkının maddi ve manevi kültürel seviyesi sayesinde kendiliğinden meydana gelecektir…

Anadolu Türkleri, mâzi‟de ve hâlihazırda siyasi ve kültürel başarılarıyla dünyayı hayrete düşürmüştür. Çünkü bu millet, Atatürk‟ün izi üzerinde tekâmmül yolunda ilerlemektedir”1dediği Türkiye Cumhuriyeti ‟nim kurucusu Mustafa Kemal Atatürk; hayatının her döneminde Türk dil‟i ve edebiyatı ile yakından ilgilenmiş, Cumhuriyet‟in ilk yıllarında Çankaya ‟da haftalık ve aylık olmak üzere edebiyatçılarla ve diğer meslek grupları ile toplantılar yapmış , özellikle edebiyatı toplum yararına yöneltmek için direktifler vermiş ve öğretim programlarının da bu yolda düzenlenmesini emretmiştir.

III. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu (16-18 Aralık 2010 İzmir)

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...