abi

"Abi sen Türk olamazsın!"

Aslında başlı başına ayrı yazı konusu olan teğmenlikten firari bir arkadaşım anlatmıştı. (İki cümle ile özetlersem, babasının vasiyeti üzerine denizci olmuş ama rütbesini taktığı gün, 'Vasiyetini yerine getirdim' deyip atandığı gemiden firar etmiş bir arkadaş.)

Moğolistan'da dolaşırken başkentte bir Türk restoranı görür. Yemekti, çaydı derken üzerine sigarasını yakar. Restoranın çekik gözlü garsonu gelip 'Abi sen Türkçe'yi nereden biliyorsun?' diye sorar. Bizimki, 'Ben Türküm' der. Moğol genç biraz duraksadıktan sonra 'Abi Türkler sigara içer mi?' deyince şoke olur.

Garson Türk kolejlerinde öğrenciymiş ve o güne kadar sigara içen bir Türk görmemiş. Aslında gördüğü tüm Türkler de kolejdekilermiş. Bu anekdotu aktardım çünkü önümüzdeki bir hafta gündem Türkçe Olimpiyatları ve yurtdışındaki Türk Okulları olacak. Tabii ki Ankara'nın kısır siyasi çekişmeleri, CHP'deki muhalefet harekâtı, MHP'nin sessiz kaynaması ve Suriye gündemimizde olacak. Ama Türkçe Olimpiyatları bütün bu rutin içerisinde adeta bizi başka dünyalara alıp götürüyor. Artık haziran ayı Türkçe Olimpiyatları ile anılır oldu. Lafın gelişi değil gerçekten dünyanın dört bir yanındaki Türk Okulları'ndan gelen bin öğrenci Türkçe maharetlerini sergiliyorlar.

Bu yıl 130 ülkeden tam bin öğrenci Türkiye'de. Hafta sonu Ankara Altınpark'ta kültür şöleni vardı. Her ülke kendi standında hem ülkesini tanıttı hem de sahne şovlarıyla gelenleri mest ettiler. Cuma akşamı yapılan açılış, hafta sonu yapılan aktiviteler yüz binlerce insanı hayretler içinde bıraktı. Bu hafta boyunca Türkiye'nin muhtelif kentlerine gidecekler. Orada Türkçe şarkılar, şiirler okuyacaklar. Türk insanının evlerine konuk olacaklar. Öğretmenlerinin aileleriyle tanışacaklar. Ülkelerine döndüklerinde ise zihinlerinde güzel şeyler olacak. Nereden mi biliyorum? Yurtdışı seyahatlerimde mutlaka bir Türk kolejine uğramaya çalışırım. Orada önceki yıllarda olimpiyatlara gelmiş öğrencilere rastlıyorum. Bir dönem 'Amerikan Rüyası' varsa şimdi onlar için 'Türkiye Rüyası' var. Birçoğu okuduğu okuldan sonra üniversiteyi Türkiye'de okumayı düşünüyor. Mezun olduktan sonra dönüp kendi okulunda görev alanlar da var.

Türkçe Olimpiyatları üzerine sayfalar dolusu yazı yazsanız yeridir. Çünkü bunu fazlasıyla hak ediyor. Yıllardır dünyalarını bir valize sığdırıp insanlığa hizmet düşüncesiyle gurbette olan öğretmenler, onların yaşadıkları inanılmaz hikâyeler, okulların kendi hikâyeleri ve oradan mezun olarak çocukların maceraları yazılmayı hak ediyor. Ama bütün bunları bir kenara bırakın. Sadece Ankara Altınpark'ta Melih Gökçek'in ev sahipliğinde yapılan iki günlük şöleni bile izleseniz Türkiye'nin geleceği için umutlu hatta emin olmanız işten bile değil. Çünkü gördüğünüz manzara hayal bile edilmesi zor bir başarı. Renkleri, dilleri, dinleri, kültürleri ve kısacası her şeyi farklı olan yüzlerce çocuk kendi aralarında Türkçe konuşuyorlar.

Aslında sadece Türkçe konuşmakla kalmıyorlar, Türk kültürünü, adetlerini, atasözlerini bile öğreniyorlar. Öğretmenlerini sevdikleri için onların tavırlarını da benimsiyorlar. Onlar gibi davranıyor onlar gibi yaşamaya çalışıyorlar. Sonuçta başta anlattığım anekdot gerçekleşiyor. Kesin olan bir şey var. Yurtdışındaki Türk okulları asrın projesi dersek abartı olmaz. Çünkü şu anda 12-18 yaş arası tam 140 bin yabancı öğrenci Türkçe öğreniyor. Bu sayının her yıl katlanarak arttığını düşünün.

Tabii ki hepsi İstanbul Türkçesi ile konuşamayacak. Ama Türkiye'yi bilen, Türkiye'yi seven ve kültürümüze aşina yeni bir dünya nesli yetişiyor.

Böyle bir hizmete ancak şapka çıkartılır.

Olimpiyatlar bu yıl 'Gelin tanış olalım' temasıyla yapılıyor.

Evet. Uzaklardan geldiler. Tanış olduk...

Emeği olanlardan duacı olduk...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...