örneği

Balkanlarda Türk Dili Öğretimi, Yunanistan Örneği

        Yunanistan’da bugüne kadar Türkçe öğretilen bir yüksek okul ya da üniversite bulunmuyordu. Bunun belli başlı nedeni olarak pek sıcak ve dostane olmayan Türk-Yunan ilişkileri gösterilebilir. Öte yandan bu durumun son yıllarda değiştiği söylenebilir. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girme ihtimali arttıkça Türk dilini iyi bilen uzmanlara ve diplomatlara olan ihtiyaç da artıyor.

Bu boşluğu doldurmak için şu ana kadar çok fazla şey yapılmadıysa da, gösterilen çabaları da takdir etmek gerekir. Bugün Selanik, Komotini ve Girit’te Yunanlı öğrencilere Türkçe öğretilmektedir. Makedonya Üniversitesi ve Girit Üniversitesi gibi büyük üniversiteler müfredatlarına sistematik olarak Türk dilini dahil etmektedirler.

Türk dilini öğrenmek iki alanda çalışanlara büyük yardımı dokunacak bir olaydır: Siyaset ve Tarih. Komşu ülkenin vatandaşlarının, özellikle tarihçilerinin, bilim adamlarının ve diplomatlarının iki dili de bilmeleri bir ihtiyaçtır.

Ancak şayet iki ülke arasında olumlu bir siyasi hava yaratmak istiyorsak, aynı uygulamanın Türkiye’de de hayata geçirilmesi hayati önem taşımaktadır. Aynı şekilde Yunan dili de Türk üniversitelerinde öğretilmelidir. Bu şekilde her iki ülkenin bilim adamları birbirleriyle iletişim kurabilecek, fikir alışverişinde bulunabilecek, hatta neden olmasın, iki ülke arasında her alanda işbirliğinin artırılmasına yönelik sorunların çözümünde bir adım atılmış olacaktır.

Yukarıda da söz edildiği gibi kimi Yunan üniversiteleri ve bilim merkezleri, Türk dili öğretimine başlamışlardır, ancak hala çözülmesi gereken çok önemli sorunlar vardır. Bunların en başında Yunanlı öğrencilerin kullanabilecekleri ders kitaplarının olmayışı geliyor. Öğretmenler Türkiye’de basılan kitapları kullanmak zorunda kalıyorlar ki, bunlar da genelde Yunanlı öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılamıyor.

Bugüne kadar Yunanlı öğrencinin ihtiyacına yönelik bir Türkçe gramer kitabı basılmamıştır. Öğretmenler ve öğrenciler başka dillerde yazılmış Türkçe gramer kitaplarına başvurmak zorunda kalıyorlar. Bir yabancı dili, üçüncü başka bir dilde yazılmış bir kitaptan öğretmenin ve öğrenmenin güçlükleri meydandadır. Yunan dilindeki özel yapılar, deyimler ve kelimeler göz önüne alındığında bu güçlüklere başkaları ekleniyor. Türkçe’nin gramatik ve yapısal özelliklerinin Yunan diliyle kolayca ilişkilendirilemediği gerçeği de düşünüldüğünde bu güçlükler biraz daha artıyor. Diğer Avrupa dilleriyle karşılaştırıldığında, gramer ve yapı açısından Türkçe Yunanlı öğrencilere genelde farklı geliyor.

Bir Yunanca-Türkçe, bir Türkçe-Yunanca iki adet sözlüğün yayınlanmasının hem Türk dili  öğretmenleri,  hem de öğrencilerine büyük yardımı olmuştur.

Öte yandan Türkçe öğrenmek isteyen Yunanlı öğrencilerin büyük bir avantajı da var. İki dilde ortak olan pek çok kelime var. Yunanlı öğrencinin karşısına Türkçe öğrenirken pek çok aşina kelime çıkıyor, bunlar Yunanca’da kullanageldiği, Türkçe’de de olduğunu bilmediği kelimelerdir. Bu elbette iki ülkenin uzun yıllar bir arada ve komşu olarak yaşamalarından kaynaklanıyor.

İki ülkenin komşu olması gerçeği iki dilin iki tarafta da bilinmesini zorunlu kılıyor. Bu, kültürel anlayışa da yol açacak bir bilgidir. Zira dil, her anlamda bir ülkenin kültürünü ve medeniyetini anlamak için bir araçtır.

Yunanistan ile Türkiye yüzyıllardır ortak bir tarihi paylaşmışlar ve paralel bir yol izlemeye de devam edeceklerdir. Dolayısıyla birinin ötekini bilmesi, her iki ülke için de hem gerekli hem faydalıdır.

Öte yandan daha yapılacak çok şey vardır. Bunda da karşılıklı ilgi ve çaba gerekmektedir.


Makedonya Üniversitesi -Kleopatra PAPUTSI

Dikte Örneği

Dikte Örneği

Resimden Yazıya

Bir başka yazma biçimi de görüleni yazmakla gerçekleşir. Daha önce yazmaya geçişi sağlayan hazırlık aşamasında birikim kazanma yollarından söz edilmişti. Bu yollardan biri de gözlem yapmaktır. Somut olarak verilen bir nesneden yola çıkarak kişinin düşüncelerini veya duygularını yazıya dökmesidir. Bu bir resim olur, gözlem sonucu elde edilen birikim olabilir, pencereden dışarı bakarken gördüklerimiz, gördüklerimizden etkilendiklerimiz olabilir. Önemli olan, görüleni yazıya aktarmaktır. Bunu yaparken belli bir sırayı takip etmek, yazıda bütünlüğün kaybedilmemesini sağlar. Bu sırayı şaşırmamak için aşağıda bir örneği verilen şemayı kullanmak yazma işini kolaylaştırabilir.

Örnek olarak verilen resimden, yazının planı ortaya çıkarılarak, kısa bir hikâye, betimleyici veya öyküleyici anlatım türünde bir paragraf oluşturulabilir. Verilen şemayla konudan kopmadan yazıda bütünlük sağlanabilir.

Resim Hikâyesi

Yönerge

Resme bakarak bir hikâye yazacaksınız. Resmi dikkatle inceleyin. Sadece göz atmayın, hikâyeyi yazmadan önce bütün detayları düşünün, resimdeki oluşumları düşünün. Sadece resmi anlatmayın, bu resim üzerinde bir kurgu oluşturun. Hikâyeyi yazmadan önce yapacağın beyin fırtınası alıştırmasının büyük bir yararı olacaktır.

Beyin Fırtınası

Resimle ilgili aklına gelen her detayı, her şeyi, sözcüğü, cümleyi yazın.

Buİnsanlar Kim?

Resimdeki her insan hakkında bir şeyler yazın. Kaç yaşındalar, kişilikleri nasıl, diğer insanlarla bir bağlantıları var mı, o anda ne düşünüyor veya ne söylüyor olabilir? Bu etkinliği her kişi için ayrı ayrı yapın.

Bu Resimdeki Zaman ve Mekân Ne?

Hangi ülke, hangi şehir, hangi dönem, hangi yıl? Bütün sorulan destekleyici ayrıntıları listeleyin.

Bu Resimdeki Olay Ne?

Bu insanlar neden burada ve tam o sırada bu insanlar ne yapıyor ve ne düşünüyor olabilirler? Neden? Resimdeki insanların geçmişini ve yaşadıklarını düşün, anlat. Bu resimden önceki gün, önceki yıl ya da 10 yıl önce ne olmuş ki, bu insanlar o zaman dilimi içinde bir araya gelmişler?

Daha Sonra Neler Olacak?

Bu andan sonra ne olacak? Her biri neler yapacak? Neden? Nereye gidecekler? Neden? Hikâye nasıl bitecek? Neden?

Bütün bu sorular cevaplandırıldıktan sonra hikâye/paragraf oluşmaya hazırdır. Mümkün olduğu kadar fazla ayrıntı kullanmaya çalışılmalıdır. Beyin fırtınasındaki tüm sözcükleri değil, sadece gerekli olanlar kullanılmalı, ama ayrıntılara önem vermelidir. Hareketleri anlatmak için, heyecanlı ve ilgi çekici bir hikâye/paragraf oluşturmak denenmelidir.

Filmlerle Yabancılara Türkçe Öğretimi: Beyaz Melek Film Örneği

Son yıllarda yabancı dil öğretiminde filmlerin ve videonun kullanımı oldukça yaygındır. Yabancı dil öğretimi, sadece ana dildeki kavramların karşılığını hedef dilde bulup ifade etmek değil, o sözcüklerin hangi ortamlarda, ne zaman kullanılacağını da bilmektir. Bu da ancak filmler sayesinde mümkün olur. Filmler hem temel dil becerilerinin kazandırılmasında hem de gerçek hayatta kullanılan dil ve kültürü yansıtmasıyla en etkili görsel-işitsel materyallerdir. Filmler, çok yaygın öğretilen yabancı dillerin (İngilizce, Almanca, Fransızca vb.) öğretiminde sıklıkla kullanılmaktadır. Ancak Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde filmlerden faydalanma konusunda yapılan çalışmalar oldukça sınırlıdır. Bu çalışmada Türk kültüründen çokça öğe içerdiği ve dili sade anlaşılır olduğu için seçilenBeyaz Melekfilmi ile Türkçe öğrenen B1 seviyedeki yabancıların, dört temel dil becerilerini geliştirmelerinin yanında, hem kültür aktarımı hem de iletişimsel yetilerinin geliştirilmesine katkı sağlayacak özgün etkinlikler hazırlanmıştır. Film etkinlikleri, film öncesi, film süresince ve film sonrası olarak düzenlenmiştir.

Bir dili öğrenmek demek, o dilin iletişimsel yetisini kazanarak, o dilde iletişim kurmak demektir. Bir başka deyişle, iletişimsel yetiyi kazanmak demek, o dilin iletişimsel becerilerini, yani hem konuşma ve yazma gibi yaratıcı becerileri hem de dinleme ve okuma gibi edilgen becerileri kavramak, ayrıca o dilin konuşulduğu ülkenin kültürünü, yaşam ve hareket tarzlarını, davranış şekilleriyle birlikte o ülkenin insanlarıyla sözlü ve yazılı olarak iletişim kurmayı öğrenmek anlamına gelmektedir (Edmonson ve House, 1993: 82, Aktaran: Aktaş, 2005: 93).

Günümüzde yabancı dil öğretiminde çerçeve metin doğrultusunda hedefler ve kazanımlar belirlenmiştir. Bu hedeflerin başında iletişim kurmak amaçlı dil öğretimi gelmektedir. Dilin her şeyden önce bir iletişim aracı olduğu, dil öğretiminde bu aracın dilbilgisi (gramer) boyutunun ayrı olarak değil de dilin dört temel becerisiyle (dinleme, konuşma, okuma, yazma) birlikte sosyokültürel ve pragmatik unsurlar da göz ardı edilmeden öğretilmesi gerektiği savunulmaktadır (Neuner, 1995:186, Fanselow/ Felix, 1993:149, aktaran: Aktaş, 2005: 91).Avrupa Konseyi tarafından geliştirilen, dil öğrenenlere ve öğretenlere bir başvuru kaynağı olarak hazırlanan Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Metni, temelde iletişimsel yetiyi geliştirmek amacıyla hazırlanmıştır. Bu çerçeve metin, bir dil kullanıcısının etkili bir şekilde iletişim kurabilmesi için ne bilmesi ve ne yapması gerektiğini ve farklı yeterlik düzeylerinde dil öğrenicilerinden ne yapmaları beklendiğini betimlemek için dil kullanımına ve iletişimsel yeti kuramlarına dayanmaktadır (İşisağ, 2008: 108). Çerçeve metinde, dil öğretiminde özellikle iletişimsel yetinin geliştirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu çalışmada çerçeve metinde belirtilen hedefler doğrultusunda Türkçe öğrenen yabancı öğrencilerin iletişim becerilerini geliştirmek amaçlı etkinlikler hazırlanmıştır.

Dil ve Kültür İlişkisi

Yabancı dil öğretiminden söz edildiğinde ilk akla gelen şey, kuşkusuz kültür kavramıdır. Bundan dolayı Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde kullanılacak materyallerin, seçilecek yöntem ve tekniğin belirlenmesinde dilin kültürle ilişkisi mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Yabancı bir dil öğrenmek, ana dilimizdeki kavramların, anlatımların karşılığını o dilde bulup kullanmak yani sadece kuralların öğrenilmesi ve kelimelerin o dile çevrilmesi demek değildir. Yabancı dil öğrenimi bir anlamda dünyada bulunan diğer toplumların dünyaya bakış açılarını, düşünme ve değer sistemlerini anlamak için yapılan bir uğraştır. Bir toplumu oluşturan bireylerin günlük hayatta meydana getirdikleri çeşitli etkinlikleri algılayabilmek için o toplumun kültürüne has temel noktaları bilmek gerekir. Bu kazanımlar filmler aracılığıyla gerçekleşirse daha etkin olur. Bu yüzden hem kültür aktarımı hem de dil gelişimi açısından filmlerin önemi büyüktür. Demircan da (1990) hiç kimse toplumsal, sosyalve kültürel değerlerden soyutlanarak yabancı dil öğrenemez sözleriyle yabancı dil öğreniminde dil ve kültür ilişkisinin bu süreçte ne kadar önemli bir yere sahip olduğuna atıfta bulunmuştur (Aktaran: Kargı, 2006: 62).

Günümüzde dil öğretimi sadece dil yapıları ve kelime öğretimi olarak görülmemekte, dil içinde doğduğu kültürle öğretilmektedir. Dil öğretiminde kültürel öğelerin aktarılması gerekmektedir. Aksi takdirde yabancı dil öğretimi eksik kalır. Çünkü dil, kültürün aynası ve aktarıcısı durumundadır. Yabancılara Türkçe öğretirken kültür unsurlarına yer vererek onların dilin içine girmelerini sağlamak, sosyal ilişkilere yer vermek ve öğrendiklerini sıkça tekrarlatmak gerekir (Barın, 1994: 55).

Yabancı Dil Öğretiminde İşitsel ve Görsel Araç Olarak Filmler

Yabancı dil öğretiminde, sadece öğretmen ve ders kitaplarının kullanıldığı durumlarda işitsel ve görsel araçlar büyük önem taşımaktadır. Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde, öğrencinin ilgisini çekecek, öğretim sürecinde etkinliklerin verimi, çağın şartlarına uygun işitsel ve görsel araçlarla yapılması gerekmektedir. Yabancı dil öğretiminde işitsel ve görsel araçlar, her yaşta öğrenmenin kalıcı olmasını sağlama açısından önemli bir yere sahiptir. Çünkü işitsel ve görsel araçlar, daha çok duyu organını uyarır ve öğrencinin ilgi ve dikkatini çeker bu sayede de öğrenmeyi kolaylaştırır. İşitsel ve görsel araçların öğretimdeki rollerini Od (2013: 503-504) şu şekilde sıralamıştır: Öğrencinin dikkatini çekerek onları güdüler. Öğrencinin dikkatini canlı tutar. Öğrencinin duygusal tepki vermesini sağlar. Kavramları somutlaştırır. Anlaşılması zor olan kavramları basitleştirir. Şekiller yoluyla bilginin düzenlenmesini ve alınmasını kolaylaştırır.

İşitsel ve görsel unsurların öneminin artmasından dolayı, filmlerin dil öğretimindeki önemi artmıştır çünkü filmler birçok unsuru bir araya getirir (Kress, 2010: 30). Filmler dilbilimsel açıdan çok çeşitli metinler içerir aynı zamanda gösterilmesi ve anlatılması zor olan jest ve mimik gibi unsurlar açısından zengin içeriğe sahiptir. Popüler kültürü öğrencilere aktarmak açısından filmler mükemmel araçlardır. Filmler aracılığıyla dil öğrenenler, sosyo-politik mesele ve kültürlerarası ilişkilerin eleştirel analizi aracılığıyla bilgi ve güç arasındaki bağlantıyı kurarlar (Chan & Herrero, 2010: 10).

Devamını okumak için tıklayınız...

İtalyan Üniversitelerinde Türkçe’nin Ders Olarak Seçimini Etkileyen Nedenler Lecce Devlet Üniversitesi Örneği

Avrupa Birliği’nin en büyük ve en önemli ülkelerinden biri olan İtalya’da şu sıralarda dört üniversitede “Türk Dili ve Edebiyatı” öğrenimi yapılmaktadır: Roma Üniversitesi, Napoli Üniversitesi, Venedik Üniversitesi ve Lecce Üniversitesi.

Türkiye ve İtalya arasındaki ilişkilerin geçmişi ve bugünkü durumu göz önüne alınırsa bu sayının, ne yazık ki çok az olduğu ortaya çıkar. Bu üniversiteler de, kuzeyden güneye, belli bir çizgi doğrultusunda bulunmaktadır; bu çizginin batısında, özellikle Milano, Torino gibi  çok önemli kentlerdeki üniversitelerde böyle bir bölüm, üzülerek söyleyelim, yoktur.

İtalya’nın  güney ucundaki Lecce kentinde ise “Türk Dili ve Edebiyatı” bölümü, ilk kez, 1998/99 öğretim yılında , “Yabancı Diller ve Edebiyatlar Fakültesi”nin Dekanı ve şu sırada aynı Üniversitenin Rektörü, Türk dostu, çok değerli, Prof. Dr. Oronzo Limone’nin isteği ve değerli hocamız Prof. Dr. Asım Tanış’ın ilgilenmesi ve desteği ile, öğretime başlamış olup dolayısıyla bu yıl dördüncü yılına girecektir.

Bu bölümü kurma ve yürütme görevi, gene, yukarda sözü  edilen yetkili kişilerin ve Lecce Üniversitesi’nin yetkili yerlerinin önerisi ve onayı ile bana verilmiştir. Bu nedenle de bir bakıma, 1970/71 öğretim yılında Prof. Dr. Asım Tanış tarafından kurulan ve benim de öğrenimimi yapıp 1979 yılında bitirdiğim, “Venedik Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü”nün çok olumlu ve mutlu bir uzantısı sayılabilir.

Özellikle, son yıllarda, Lecce’nin bulunduğu Güney İtalya’nın, Balkanlar ve Orta Doğu ile olan ilişkilerde büyük önem kazanması, bu kent üniversitesindeki “Türkçe” bölümünün yerindeliğinin ve gelecek açısından çok umut verici olacağının açık bir göstergesidir.

İlk yılda, yani 1998/99 öğretim yılında 10-15 öğrenciyle işe başlamıştık. Son yılda, yani üçüncü yılda ise bu sayı 20’ye yükselmiş olup öğrencilerin hepsi derslerimizi düzenli olarak izlemektedir. Dördüncü öğretim yılına bu yıl başlayacağımızdan bu sayının kaça çıkacağını şimdilik bilmiyoruz. Ancak artacağından kuşkumuz yok.

Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne yazılmış olan öğrencilerin, yalnızca ikisi Yunanistan’dan gelme olup gerisi İtalyan’dır.

İtalya’da, Türkiye’deki durumun tersine, birkaç bölüm dışında, üniversiteye giriş sınavı gibi bir sorun yoktur. Her öğrenci istediği fakülteye veya bölüme girebilir. Bu göz önünde tutulursa, kimi öğrencilerin Türkçe’yi kendi istekleriyle ve özgürce bir seçimden sonra, öğrenmeye gelmeleri gerçekten ilginç ve önemlidir. Öğrencilerimizin kimisi Türkçe’yi ana bilim dili, kimisi ise yardımcı dil olarak seçmişlerdir. Kısacası dört yılla bir yıl arasında değişen bir sürede öğrenim görürler.

Günümüze dek bu konuda derinlemesine bir araştırma yapılmamış olmakla birlikte, Türkçe’nin öğrenim dili olarak seçimini etkileyen nedenleri şöyle sıralayabiliriz. En başta, Türkçe’ye duyulan ilgi, Türkiye’ye gidip gelmiş olma, bir Türk’le arkadaşlık, değişik bir dil öğrenme isteği, son yıllarda Türkiye ile gittikçe artan ilişkiler… yer alabilir. Ayrıca, Türkiye’nin Avrupa Birliği ortamına, bütün güçlüklere, engellere karşın, iyice yaklaşmış olması, bu birliğe, er geç, gireceğinin kesinlik kazanması da önemli bir etken sayılabilir. Çünkü artık yalnızca Türkiye’nin Avrupasız yapamayacağı değil, aynı zamanda Avrupa’nın, dolayısıyla Avrupa Birliği’nin  de Türkiyesiz yapamayacağı bir gerçek olarak ortaya çıkmıştır.

Sonra bilindiği  gibi, her dilin kendine özgü, yabancıya zor gelen yanlarının  olması doğaldır. Dolayısıyla  Türkçe’nin de İtalyanlar için  anlaşılması ve öğrenilmesi güç yanları vardır. Örneğin Türkçe ile İtalyanca  arasında köken olarak bir benzerlik yoktur. Tümce yapısı tümüyle değişiktir. Türkçe’deki “ğ,h,ı,ö,ü,” sesleri biraz güçlük yaratmaktadır; her ne kadar kimi lehçeleri bilen İtalyan öğrenciler için bu pek sorun olmuyorsa da.

Buna karşılık Doğu dillerine  ilgi duyan öğrencilerin Latin alfabesiyle yazılan tek Doğu dili olarak Türkçe’nin olduğunu duyup görmeleri onlar için gerçekten çok şaşırtıcı ama sevindirici oluyor çünkü bu etken onların ilk korkularını yenmelerinde  çok yardımcı oluyor. Çok kısa bir zaman içinde  alfabeyi öğrenip okumaya, yazmaya başlayabiliyorlar. İtalyanların  ulusça pek sıkıntıya gelmeyi istememeleri bir yana, Türkçe konusundaki kimi önyargıları da, çoğu zaman, ilgilerini olumsuz açıdan etkileyebiliyor. Örneğin “Anlaşılmaz bir dil konuşmuyorum!” anlamına “non parlo turco” sözüne  “Bence Türkçe’dir, anlamıyorum.” anlamına gelen “per me è turco” önyargısını da ekliyorlar. Gerçekte bu gibi sözler ya da önyargılar başka dillerde de vardır. Ancak öyle de olsa, bu kişilerin böyle söylemelerini soğukkanlılıkla karşılamak, hiç gücenmeden öğretim sevgisi ile öğrenecek olana yani öğrenciye durumu anlatmak gerekmektedir. Biz, öğrencilerin ilk çekingenliklerini gidermek amacıyla, Türkçe’deki müzik, bankacılık, denizcilik terimlerinin pek çoğunun İtalyanca’dan gelme olduğunu söyleyerek onları rahatlatmaya çalışıyoruz ve bu da öğretim bakımından çok yararlı oluyor, kişisel deneyimimizce.

“Türk Edebiyatı” konusunda, bütün İtalya’da, İtalyanca olarak yalnızca, Alessio Bombaci’nin “La Letteratura Turca” (Milano, 1969) adlı kitabı olduğu gibi, Türkçe’nin dil olarak öğretimi konusunda da, İtalya’da elde olan yapıtlar, bildiğimiz kadarıyla, iki kitaptan oluşmaktadır. Bunlardan birisi, bizim de Lecce üniversitesinde kullandığımız,  Prof. Dr.  Asım Tanış’ın  kendi çabası ile  1975’te İstanbul’da basılmış ve şu sırada bitmek üzere olan 582 sayfalık “Corso di Lingua Turca Moderna”  (Çağdaş Türkçe) yapıtı, öbürü ise, artık tümüyle eskimiş sayılabilecek, Ettore Rossi’nin Roma’da  1963-64 yıllarında bastırdığı, iki ciltten mevcut “Manuale di Lingua Turca” yapıtıdır. Dolayısıyla bu alan oldukça boştur. Bu boşluğu, kendi üniversitemize doldurabilmek amacıyla, biz de geçen yıl Lecce Üniversitesi Türkçe bölümü öğrencilerinin  ihtiyacını karşılayabilmek için, “Manuale di Lingua e Letteratura Turca” adlı elkitabını bilgisayarla hazırlayıp aynı yöntemlerle bastırabildik; yakında  eksiksiz bir duruma getirip yayınlayabilmek  bizim ve öğrencilerimizin umududur.

Öğretim işimize yardımcı olan yapıtlar arasında, 1997 Kasımında erken emekliye ayrılmış olan değerli hocamız Prof. Dr. Asım Tanış’ın çıkardığı şu sözlükleri de saymak önemlidir: Grande Dizionario Didattico Italiano–Turco (İtalyanca-Türkçe Büyük Öğretici Sözlük), İstanbul, 1986 [iki cilt, 1856 sayfa]; Piccolo Dizionario Turco-Italiano (Türkçe – İtalyanca küçük sözlük), İstanbul 2000, 430 sayfa; Piccolo Dizionario Italiano-Turco (İtalyanca-Türkçe Küçük Sözlük), İstanbul Ekim 2001. Gene, kendisinden aldığımız bilgilere göre, şu sözlükler dizilmekte olup sırayla çıkacaktır: Türkçe-İtalyanca Büyük Sözlük (Grande Dizionario Turco-Italiano), iki bin sayfa, İtalyanca-Türkçe ve Türkçe-İtalyanca orta boy sözlükler (her biri aşağı yukarı 1000 sayfalık).

Bilindiği gibi çağdaş eğitim ortamına uygun bir kitabın birkaç temel özelliğinin olması  kaçınılmazdır. Her şeyden önce temel söz varlığına dikkat etmek, insanların yaşantısında birinci derecede önem taşıyan kelimeleri en kısa zamanda öğrenciye duyurmak ve öğretmek kaçınılmaz bir öğretim yöntemidir. İtalyan öğrenciler için  hazırlanan kitabın, en az  iki ayrı derecede hazırlıklı gruplara yönelik olması olağandır. Gerçekten de meslektaşların da çok iyi bildikleri gibi, uluslar arası yabancı dil öğretim standartları, yabancı dil öğrenenleri  en az üç farklı gruba ayırmakta ve kitaplardaki konular da günlük yaşam gereksinimine uygun olarak sıralanmaktadırlar. Ele alınan konuların akılda daha kolay kalabilmesi ve çekici olabilmeleri için fotoğraf, resim ve karikatürlere yer verilmesi gerekir. Biz bunun yanında, kitaba ek olarak, üniversitemizde bulunan tüm yöntemleri de kullanarak, bir video kaseti hazırlamak istiyoruz. Uzmanların tartışmasız kabul ettiği gibi, birkaç dakikalık video film gösterisinin bir saatlik derse bedel olduğu açıktır. 2001/2002 öğretim yılı, çalışmamızın dördüncü yılına rastlayan öğretim ve öğrenim yılı olacaktır, böylece şu aşamada,   bugüne dek yapılabilen işle hesaba oturmak doğru olmaz ve çok erkendir kanaatindeyiz.  En az gelecek iki yılı da bekleyip, dört yıllık öğretim programını bitiren  ve doktora tezini veren öğrencilerin geldiği bilim seviyesi noktasını inceleyerek övgümüzü veya  eleştirilerimizi yapabiliriz.

Üniversitemiz ve T.C. Hükümeti arasında oluşan ve ortak çalışmalarımızı içeren anlaşmaların, başlanılan zor işi çok iyi  neticelere vardıracağını ümit ediyoruz.

Bu yıl, yeni öğretim  günlerimize, az önce belirttiğimiz anlaşmalar ortamında, Türkiye’den gönderilen değerli bir okutmanın da yardımı ile  başlayacağız ve beraberce yapılacak  çalışmanın  çok yararlı ve yardımcı olacağına inanıyoruz.

Bilindiği gibi teknik ilerlemeler, yabancı dil öğretimi konusunda pek çok yenilikler getirmiş ve kolaylıklar sağlamıştır. Yabancı dil laboratuvarları, videolar ve benzeri çağdaş yöntemler dil öğretimini hayli kolaylaştırmıştır. Bu yeni durumda, Lecce Üniversitesi’nin de Türkçe öğretimine  sağladığı olanakları öğrencilerimizin öğrenimi ve ilerdeki etkinlikler açısından  kullanacağız .


Lecce Üniversitesi, İtalya. -Prof. Dr. Baykar SIVAZLIYAN

Kültürel Etkileşimin Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimine Etkisi: Arnavutluk Örneği

Yabancı dil öğretimi, aynı zamanda kültür öğretimidir. İnsanlar ait oldukları toplumun ve o topluma ait kültürün kelime ve kavramlarıyla kendilerini ifade ederler. Bütün kelime, kavramların arkasında bir kültür geçmişi vardır. Bu sebeple, yabancı dil eğitimi/öğretiminin temeli kaynak kültür, hedef kültür ve ortak kültür yapılarıyla örülüdür. Yabancı dil öğrenen bireylerin başlangıçtaki kaygı düzeyleri en üst seviyededir. Bireyler dilini öğrenmeye çalıştığı kültürle tanıştıkça, ortak kültür öğelerini keşfettikçe bu kaygı düzeyi makul seviyeye iner. Kaynak kültür ve hedef kültür ekseninde oluşturulacak yabancı dil öğretim sistemleri sayesinde; öğrenen bireyler ilk defa karşılaştıkları hedef kültür unsurlarına olumsuz ve yüksek kaygıyla bakmayacak; bu sayede kısa zamanda istenir düzeyde motivasyon (ki yabancı dil öğretiminin en önemli ayağıdır) sağlanmış olacaktır. Kültürel etkileşim bağlamında yabancı dil olarak Türkçe öğretimi; Arnavutluk örneği isimli araştırma, Türkiye dışında yabancı dil olarak Türkçe öğretimi süreçlerine "kültürel etkileşim" perspektifinde bir yaklaşım denemesidir. Yabancı dil olarak Türkçe eğitim/öğretiminin yapıldığı Arnavutluk'ta günlük dilde yaşayan Türkçe kelimeler tespit edilmiştir. Araştırma için gerekli olan veriler, Arnavutluk'ta yayımlanan günlük bir gazete, güncel bir roman ve bir deneme üzerinden elde edilmiştir. Elde edilen bu veriler sosyo-kültürel etkileşim desenlerine göre tasnif edilmiş; Arnavutluk'ta ve kültürel etkileşimin yoğun olduğu ülkelerde yabancı dil olarak Türkçe eğitimi/öğretimi süreçlerinde kullanılabilecek kelime ve kavram haritası oluşturulmaya çalışılmıştır.

İnsan, dil aracılığıyla düşünür, anlam üretir ve paylaşır. Dolayısıyla dil; düşünme, anlam üretme, kendini ifade etme (duygu, düşünce, istek ve ihtiyaçları iletme) ve diğer insanların ürettiği anlamları (duygu, düşünce, istek ve ihtiyaçları) algılanması bağlamında önemli bir iletişim aracıdır. Her kültür kendini bir dil aracılığıyla anlatır ve dil aracılığıyla geliştirir. Dil ile kültür arasında sıkı bir bağ vardır. Dil ve kültür birlikte gelişir. Dil öğrenmek aynı zamanda kültür edinimidir. Güvenç'in (2002) de belirttiği gibi; dil, kültür ve eğitim ilişkisi, insan-kültür bilimlerinin üç temelidir. Toplum ve kültürde ne varsa dilde ifadesini bulur. Kültürün gelişmesiyle dil, dilin gelişmesiyle kültür gelişir ve zenginleşir. Kültürü inceleyerek dilin ne büyük bir "mucize" olduğu; dil mucizesini inceleyerek kültürün insan üzerindeki etkileri ve sonuçları anlaşılabilir.

Toplumsal yapı içerisinde birey dili ne kadar iyi bilirse, kelimelerin anlamlarına ve dilin kurallarına ne kadar hâkim olursa düşünme, kendini etkin ve doğru ifade etme ve başkalarıyla iletişim kurma yeteneği o kadar gelişir. Bu bağlamda her bireyin bir toplumda dünyaya geldiği ve ilgili toplumun dil yapısı içerisinde yetiştiğini göz önüne alındığında, ana dilini ya da yabancı bir dili doğru ve tam öğrenmiş bireyler/toplumlar iletişimin sınırsız imkânlarından faydalanma ayrıcalığı elde edeceklerdir. Ancak, ana dili ya da yabancı bir dili doğru ve tam öğrenmeyi sağlamak sadece okul/kurs ortamlarında uygulanan eğitim-öğretim teknik ve imkânlarıyla sınırlandırılmamalıdır. Ana dilini doğru ve tam öğrenmiş bireylerin yabancı diller konusunda daha başarılı olduğu olgusu yadsınamaz bir gerçektir.

Genelde dil, özelde yabancı dil öğretiminde öğrenicilere ders ortamlarında verilmeye çalışılan dilin dizgesel yapısının yanında, dilin derin ve yüzeysel yapısında bulunan kültürel unsurlar, doğru ve isabetli yöntemlerle verilmedikten sonra, öğrenilen bilgiler ezberden öteye geçemeyecek; dilin anlatım gücü ve zevki yakalanamayacaktır. Dilde anlatımı, düşünce, istek ve yargıların sözlü veya yazılı bir şekilde aktarılması olarak ele alırsak iyi iletişimin dilin doğru ve güzel kullanılmasına bağlı olduğu sonucu ortaya çıkar. Dolayısıyla ideal bir iletişimden beklenen, verilmek istenen mesajın en doğru kanaldan, açık, akıcı, bağlam ekseninde ortaya konan davranışlar silsilesiyle oluşması beklenir. Bunun için de kaynak kültür, hedef kültür ve ortak kültür unsurlarının tespit edilmesi ve bu unsurların dil eğitim-öğretim süreçlerinde kullanılmasının faydalı olacağı düşünülmektedir.

Yabancı dil olarak Türkçe öğretimi alanında, kaynak kültür (Arnavutça/Arnavut kültürü) içerisinde yaşayan "hedef kültür" göstergelerinin (Türkçe/Türk kültürü) tespit edilmesi ve "ortak kültür" (kelime/kavramlar) öğelerinin yabancı dil olarak Türkçe öğretimi bağlamında değerlendirilmesi gerekliliği araştırmanın temel çıkış noktasını oluşturmaktadır. Kültürlerarası iletişimin arttığı günümüzde, yabancı dil öğretimindeki en önemli gelişmelerden biri de temel nüve sayılabilecek dil-kültür ilişkisinin keşfedilmiş olmasıdır. Kültürlerarası etkileşim odaklı yaklaşıma göre yabancı dil öğretiminin temel amacı; yabancı dil öğrencilerine bildirişimsel edinç kazandırabilmektir. Bunun sonucunda dilin, sözcüklerin nerede, ne zaman, niçin, kim tarafından hangi ortamda kullanıldığı önem kazanmıştır.

Her dil dünyayı farklı bir perspektifle algılar. Dolayısıyla, yabancı dil öğrenmeye başlayan bireyin ilk deneyimi; kendi kültürüyle hedef kültür arasındaki benzerlikler, farklı düşünüş ve yaşam biçimleridir. Bu deneyim sonucunda birey dünyayı yeni bir bakış açısıyla anlama ve anlamlandırma yetisi kazanır.

Yabancı dil öğrenme uğraşı aynı zamanda yabancı bir kültürü de anlama/tanıma uğraşı demektir. Yabancı dilde öğrendiği her yeni sözcük, anladığı her yeni tümce, çözebildiği her yeni metin yabancı dil öğrenen kişinin bilincinde, o dili konuşan kişilerle, o kişilerin yaşadığı dünyayla ilgili yeni düşünceler, yeni imgeler oluşmasına neden olur (Tapan, 1990: 55).

Yabancı dil öğretimi, aynı zamanda kültür öğretimidir. İnsanlar ait oldukları toplumun ve o topluma ait kültürün kelime ve kavramlarıyla kendilerini ifade ederler. Bütün kelime, kavramların arkasında bir kültür geçmişi vardır. Bu sebeple, yabancı dil eğitimi/öğretiminin temeli kaynak kültür, hedef kültür ve ortak kültür yapılarıyla örülüdür. Bir dili kendi dünya algısı ve kültüründen bağımsız öğretmek/öğrenmek o yabancı dilin öğrenilmesini/öğrenilmesini zorlaştırır. Soykan (1991)'ın belirttiği gibi dilin yaşama alanında bulunularak dil öğretilir.

İnsanın tanımadığına karşı ilgisi, tanıma/tanımlama arzusu, evrensel kültür kodlarının bütün toplumlarda benzer karakterler göstermesi "uluslararası iletişim" ihtiyacını beraberinde getirmektedir. İnsanlar, toplumlar uluslararasında bireysel, kurumsal, ulusal düzeyde ticaret, ekonomi, siyaset, askerlik, bilim, çalışma, turizm, eğitim, kültür, sanat, haberleşme alanlarında türlü ilişkilerin kurulup yürütülmesi için anadilinden başka uluslararası ortak dillerin öğrenilmesi gerekmektedir" (Demircan, 1990:17). Yabancı dil bilinçli işlemlerle öğrenilebilir. Ancak bir yabancı dili iyi öğrenebilmek/öğretebilmek için o dilin dünyaya, insanlara, eşyaya yüklediği anlam kodlarına (kültürel unsurları) aşina olmak gerekmektedir.

Yabancı dil öğrenen bireylerin başlangıçtaki kaygı düzeyleri en üst seviyededir. Bireyler dilini öğrenmeye çalıştığı kültürle tanıştıkça, ortak kültür öğelerini keşfettikçe bu kaygı düzeyi makul seviyeye iner. Kaynak kültür ve hedef kültür ekseninde oluşturulacak yabancı dil öğretim sistemleri sayesinde; öğrenen bireyler ilk defa karşılaştıkları hedef kültür unsurlarına olumsuz ve yüksek kaygıyla bakmayacak; bu sayede kısa zamanda istenir düzeyde motivasyon (ki yabancı dil öğretiminin en önemli ayağıdır) sağlanmış olacaktır.

Devamını okumak için tıklayınız...

Müzikli Eğitim Örneği

Müzik, öğrencilerin motive edilmesinde kullanılan araçlardan biridir. Monotonlaşmış ve öğrenci için sıkıcı olmaya doğru gitmiş bir ders için, müzik, öğretmenin imdadına yetişen ve öğrenciyi yeniden sınıfa getiren enerji verici bir araçtır.

Öğretmen için vazgeçilemeyecek  kadar önemli olan müziği etkili bir biçimde kullanmak, yine öğretmenin maharetine ve bilgisine kalmıştır. Eğitimde önem arz eden müzik, öylesine kullanılan ve planlanmadan öğrenciye sunulan bir çalışma olmamalıdır.

Eğitim için değer ifade eden,  müziğin öğretimde etkili ve planlı bir biçimde kullanılmasıdır. Yukarıda da ifade edildiği üzere, müziğin etkili bir biçimde kullanılması, öğretmenin bilgi ve maharetine bağlıdır. Öğretmen, bu konu hakkında bilgilenmeli, edindiği bilgiyi en güzel bir biçimde öğrenciye sunabilmelidir.

Müziğin etkili olarak kullanılması için öğretmen aşağıdaki hususlara dikkat etmelidir:

  1. Konuya uygun olacak bir parça seçmelidir.
  2. Seçtiği müzik parçası, öğreteceği parçaya uygunluk arz etmelidir. Sözgelimi, geniş zamanı anlatıyorsa, öğrenciye sunacağı parça geniş zamanlı fiillerin geçtiği bir parça olmalıdır.
  3. Parça, öğrencinin seviyesine uygun olmalıdır.
  4. Parça, öğrencinin anlayabileceği (kelimeleri yakalayabileceği) bir ritimde olup ne çok hareketli ne de çok yavaş olmalıdır.
  1. Parçayı seslendiren şarkıcının diksiyonunun düzgün olmasına dikkat edilmelidir.
  2. Müzik parçası anlaşılır olmalıdır.
  3. Müzik parçasının amacına ulaşıp ulaşmadığına dair bir değerlendirme sınavı yapılmalıdır.

Bu hususlar dikkate alınarak planlanmış bir parçanın dinletilmesi öğretmen için vazgeçilmez bir faaliyet olurken, öğrenci için de eğlenceli ve bilgi verici bir uğraş olacaktır.

Aşağıda müzikli eğitim etkinliklerinde, öğretmen tarafından hedeflenen davranışların ne denli gerçekleştiğini ölçmek maksadıyla bir örnek çalışma verilmiştir.

Örnek değerlendirme formu:

1. Aşağıda  verilen kelimeleri kullanarak boşluğu uygun şekilde doldurunuz.

Gülünce           açar                  seni      biz

Gelince            gelir     gül       sevinirdik

Dereler                            pembe

Sen.............................. güller................................. gül pembe

Bülbüller........... söyler............... dinlerdik................. pembe

Sen..................................... bahar gelir gül..............................

................................. seni çağlar.............................. gül pembe

2. Şarkıyı dinleyip aşağıdaki boşlukları uygun kelimelerle doldurunuz.

Dudağımda........................................ bir türkü gül pembe

....................... hep seni söyler seni................... gül pembe

................ yağmurlarıyla bir gün göçtün...........................

İnanamadık gül pembe

............... iller......................... bizim iller............................

Olamadı gül pembe

Dudağımda.............................................. bir türkü gül pembe

.................... hep seni.................. seni.................... gül pembe

3. Şarkıyı tekrar dinleyip yazdıklarınızı kontrol ediniz.

4. Aşağıdaki kelimeleri şarkıya uygun olacak şekilde eşleştiriniz.

A) Güz yağmurlarıyla             1) gül pembe

B) Bizim iller sessiz                 2) bizim iller sensiz

C) Olamadık                           3) bizim iller sensiz

D) İnanamadık                        4) bir gün göçtün gittin

5. Şarkıyı dinleyiniz ve yanlış yazılan kelimelerin doğrusunu yazınız.

Dudakımda son bir kürkü gül pembe

Hâlâ  hep beni söyler beni bağırır gül pembe

Sözlerimde son bir bulut gül pembe

Hâlâ  hep seni bekler seni söyler gül pembe

6. Aşağıda verilen kelimeleri şarkıya göre sıralayıp numaralandırınız.

  1. Sevinirdik                    (           )
  2. Bülbüller                     (           )
  3. Yağmurlarıyla             (           )
  4. Göçtün                                    (           )
  5. Bahar                           (           )
  6. Dereler                                    (           )
  7. Çağlar                          (           )
  8. Sensiz                          (           )
  9. Olamadı                      (           )
  10. İnanamadık                 (           )

7. Dinleyiniz ve karışık halde verilen kelimeleri düzenleyerek şarkıya göre yeniden yazınız.

açar  - güller  -    sen -  gül -  gülünce -  pembe

söyler  –  gül  –  seni -  bülbüller -  dinlerdik  -  pembe  -   biz

gelir -  bahar -  sen -  pembe -  gelince -  gül

pembe -  sevinirdik -  çağlar -  dereler -  gül -  seni

8. Dinleyiniz ve şarkıda yer almayan kelimeyi çiziniz.

Dudağımda yine son bir türkü gül pembe

Hâlâ  hep seni söyler seni çağırır şimdi gül pembe

Güz yağmurlarıyla bir gün geldin göçtün gittin

İnanamadık buna gül pembe

Bizim iller sessiz bizim iller sensiz bizim iller sahipsiz

Olamadı gül pembe

9. Şarkıyla ilgili aşağıdaki soruları cevaplayınız.

  • Dinlemiş olduğunuz şarkı hakkında ne düşünüyorsunuz?
  • Sizce bu şarkı kim için bestelenmiştir?
  • Şarkıyı besteleyen müzisyen, şarkıyı bestelemiş olduğu zaman neler düşünmüş olabilir?

10. Parçada kullanılan zamanları ve fiilleri yazınız.

Müzikli Eğitim Örneği

Müzik, öğrencilerin motive edilmesinde kullanılan araçlardan biridir. Monotonlaşmış ve öğrenci için sıkıcı olmaya doğru gitmiş bir ders için, müzik, öğretmenin imdadına yetişen ve öğrenciyi yeniden sınıfa getiren enerji verici bir araçtır.

Öğretmen için vazgeçilemeyecek  kadar önemli olan müziği etkili bir biçimde kullanmak, yine öğretmenin maharetine ve bilgisine kalmıştır. Eğitimde önem arz eden müzik, öylesine kullanılan ve planlanmadan öğrenciye sunulan bir çalışma olmamalıdır.

Eğitim için değer ifade eden,  müziğin öğretimde etkili ve planlı bir biçimde kullanılmasıdır. Yukarıda da ifade edildiği üzere, müziğin etkili bir biçimde kullanılması, öğretmenin bilgi ve maharetine bağlıdır. Öğretmen, bu konu hakkında bilgilenmeli, edindiği bilgiyi en güzel bir biçimde öğrenciye sunabilmelidir.

Müziğin etkili olarak kullanılması için öğretmen aşağıdaki hususlara dikkat etmelidir:

  1. Konuya uygun olacak bir parça seçmelidir.
  2. Seçtiği müzik parçası, öğreteceği parçaya uygunluk arz etmelidir. Sözgelimi, geniş zamanı anlatıyorsa, öğrenciye sunacağı parça geniş zamanlı fiillerin geçtiği bir parça olmalıdır.
  3. Parça, öğrencinin seviyesine uygun olmalıdır.
  4. Parça, öğrencinin anlayabileceği (kelimeleri yakalayabileceği) bir ritimde olup ne çok hareketli ne de çok yavaş olmalıdır.
  1. Parçayı seslendiren şarkıcının diksiyonunun düzgün olmasına dikkat edilmelidir.
  2. Müzik parçası anlaşılır olmalıdır.
  3. Müzik parçasının amacına ulaşıp ulaşmadığına dair bir değerlendirme sınavı yapılmalıdır.

Bu hususlar dikkate alınarak planlanmış bir parçanın dinletilmesi öğretmen için vazgeçilmez bir faaliyet olurken, öğrenci için de eğlenceli ve bilgi verici bir uğraş olacaktır.

Aşağıda müzikli eğitim etkinliklerinde, öğretmen tarafından hedeflenen davranışların ne denli gerçekleştiğini ölçmek maksadıyla bir örnek çalışma verilmiştir.

Örnek değerlendirme formu:

1. Aşağıda  verilen kelimeleri kullanarak boşluğu uygun şekilde doldurunuz.

Gülünce           açar                  seni      biz

Gelince            gelir     gül       sevinirdik

Dereler                            pembe

Sen.............................. güller................................. gül pembe

Bülbüller........... söyler............... dinlerdik................. pembe

Sen..................................... bahar gelir gül..............................

................................. seni çağlar.............................. gül pembe

2. Şarkıyı dinleyip aşağıdaki boşlukları uygun kelimelerle doldurunuz.

Dudağımda........................................ bir türkü gül pembe

....................... hep seni söyler seni................... gül pembe

................ yağmurlarıyla bir gün göçtün...........................

İnanamadık gül pembe

............... iller......................... bizim iller............................

Olamadı gül pembe

Dudağımda.............................................. bir türkü gül pembe

.................... hep seni.................. seni.................... gül pembe

3. Şarkıyı tekrar dinleyip yazdıklarınızı kontrol ediniz.

4. Aşağıdaki kelimeleri şarkıya uygun olacak şekilde eşleştiriniz.

A) Güz yağmurlarıyla             1) gül pembe

B) Bizim iller sessiz                 2) bizim iller sensiz

C) Olamadık                           3) bizim iller sensiz

D) İnanamadık                        4) bir gün göçtün gittin

5. Şarkıyı dinleyiniz ve yanlış yazılan kelimelerin doğrusunu yazınız.

Dudakımda son bir kürkü gül pembe

Hâlâ  hep beni söyler beni bağırır gül pembe

Sözlerimde son bir bulut gül pembe

Hâlâ  hep seni bekler seni söyler gül pembe

6. Aşağıda verilen kelimeleri şarkıya göre sıralayıp numaralandırınız.

  1. Sevinirdik                    (           )
  2. Bülbüller                     (           )
  3. Yağmurlarıyla             (           )
  4. Göçtün                                    (           )
  5. Bahar                           (           )
  6. Dereler                                    (           )
  7. Çağlar                          (           )
  8. Sensiz                          (           )
  9. Olamadı                      (           )
  10. İnanamadık                 (           )

7. Dinleyiniz ve karışık halde verilen kelimeleri düzenleyerek şarkıya göre yeniden yazınız.

açar  - güller  -    sen -  gül -  gülünce -  pembe

söyler  –  gül  –  seni -  bülbüller -  dinlerdik  -  pembe  -   biz

gelir -  bahar -  sen -  pembe -  gelince -  gül

pembe -  sevinirdik -  çağlar -  dereler -  gül -  seni

8. Dinleyiniz ve şarkıda yer almayan kelimeyi çiziniz.

Dudağımda yine son bir türkü gül pembe

Hâlâ  hep seni söyler seni çağırır şimdi gül pembe

Güz yağmurlarıyla bir gün geldin göçtün gittin

İnanamadık buna gül pembe

Bizim iller sessiz bizim iller sensiz bizim iller sahipsiz

Olamadı gül pembe

9. Şarkıyla ilgili aşağıdaki soruları cevaplayınız.

  • Dinlemiş olduğunuz şarkı hakkında ne düşünüyorsunuz?
  • Sizce bu şarkı kim için bestelenmiştir?
  • Şarkıyı besteleyen müzisyen, şarkıyı bestelemiş olduğu zaman neler düşünmüş olabilir?

10. Parçada kullanılan zamanları ve fiilleri yazınız.

Televizyon Dizilerinin Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretiminde Kullanımı: Seksenler Dizisi Örneği

İletişim ve anlaşma vasıtası olan dili bir toplumun yaşama tarzı olarak nitelendirebileceğimiz kültürden ayıramayız. Dil, kültürün önemli ve vazgeçilmez bir unsuru olduğu gibi aynı zamanda kültürün aktarıcısı konumundadır. Günümüzde çok önemli hâle gelen yabancı dil öğretimi bir bakıma kültür öğretimidir. Bu nedenle yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde kültürel unsurların aktarılması gerekmektedir. Günümüzde kültürel öğelerin aktarılmasında medyanın özellikle de televizyonların (televizyon dizi ve filmleri) önemli role sahip olduğu bilinmektedir. Televizyon dizi ve filmleri yalnızca kültür aktarımında etkin olarak kullanılan araçlar değildir. Bu dizi ve filmlerin aynı zamanda yabancı dil öğrenenlerin hedef dile yönelik konuşma, dinleme, okuma, yazma ve dil bilgisi becerilerini de geliştirdiği yapılan birçok araştırmada ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda Türk dizileri son yıllarda tüm dünyada büyük ilgi görmüş üstelik Türkiye'nin hatırı sayılır ihracat kalemleri arasında yer almayı başarmıştır. Bu araştırmada Televizyon dizilerinin yabancılara Türkçe öğretiminde kullanımı Seksenler dizisinden hareketle irdelenecektir. Araştırma konusu kapsamında Ürdün Üniversitesi Türkçe bölümü öğrencilerine "Seksenler" dizisi üç bölüm hâlinde izlettirilmiş, daha sonra yapılan yazılı yoklamada dizide dikkatlerini çeken Türk kültürüne ait unsurları yazmaları istenmiştir. Öğrencilerin görüşlerinden hareketle Türk kültürüne ait unsurlar başlıklara bölünerek yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda Türk kültür unsurlarını doğal ve eğlenceli biçimde yansıtan Türk dizilerinin (Seksenler örneğinde olduğu gibi) yabancılara Türkçe öğretiminde etkili bir materyal olarak kullanılabileceği ve bunun hem öğrenenlere hem de Türkçemize olumlu katkılar sağladığı görülmüştür.

Dil insanlar arasında iletişimi sağlayan en önemli araçtır. Dil, bir toplumun anlaşma vasıtası olduğu gibi, aynı zamanda bir kültür taşıyıcısı ve aktarıcısıdır (Özbay, 2002: 15). Öyleyse ikinci bir dili öğrenme, başka bir kültürü öğrenmenin ve onu tam anlamıyla algılamanın en kolay ve mükemmel yoludur.

Yabancı dil öğretimi, kültür öğretimidir. İnsanlar ait oldukları toplumun ve o topluma ait kültürün kelime ve kavramlarıyla kendilerini ifade ederler. Bütün kelime ve kavramların arkasında bir kültür geçmişi vardır. Bu sebeple hedef dildeki toplumun yapısı ve sosyal değerleri dikkate alınmalıdır (Avcı, 2002).

Yabancı dil öğrenen kişi o dile ait kültürün içine girmektedir. "Kültür, onun çevresinde yaşayan insanları, hem diğer insanlarla münasebetlerinde hem de tabiat karşısında uyumlu hâle getirmeye çalışan, değerler, normlar ve sosyal kontrol unsurlarının bütünüdür." (Tural, 1990: 52). Kişi, kültür ögelerini ne kadar iyi algılarsa yabancı dili de o oranda iyi öğrenebilmektedir. Dolayısıyla kültür ögelerinin, yeri geldikçe, bir yabancının öğrenebileceği ölçüde ve doğru biçimde verilmesi önem taşımaktadır (Barın, 2008: 61).

Dil öğretiminde kültürel ögelerin aktarılması gerekmektedir. Aksi takdirde yabancı dil öğretimi eksik kalır. Çünkü dil, kültürün aynası ve aktarıcısı durumundadır. Yabancılara Türkçe öğretirken kültür unsurlarına yer vererek onların dilin içine girmelerini sağlamak, sosyal ilişkilere yer vermek ve öğrendiklerini sıkça tekrarlatmak gerekir (Barın, 1994: 55).

Eğitimde uzun süre çok ortamlı öğretimin temelini öğretmen ve ders kitabı oluşturmuştur. Bugün ise çağdaş teknoloji imkânlarından eğitimde yararlanılması sebebiyle öğretmen-ders kitabı ikilisinin yanı sıra değişik kaynaklar sınıf içindeki çok ortamlı öğretimin sağlanmasına yardımcı olmaktadır. Bu kaynaklar genelde göze ve kulağa hitap eden araçlar olmaktadır. Sınıf içinde ne kadar çok bu araçlara yer verilirse öğrencilerin güdülenme düzeylerinin de o kadar artacağı belirtilmektedir (Demirel, 2007: 59'dan aktaran: Barın, 2007: 191). Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde de bu araçlardan etkin bir biçimde yararlanmak gerekmektedir (Barın, 2007: 191).

Görüldüğü gibi kültürel ögelerin aktarılmasında çok önemli bir yere sahip olan yabancı dil öğretiminde ders kitapları ve öğretmenin yanı sıra farklı kaynakların özellikle de görsel-işitsel araçların kullanılması adeta zorunluluk hâline gelmiştir (İşcan, 2011: 940).

Yabancılara Türkçe öğretimi, esasında Türk kültürünün öğretilmesi amacını taşımaktadır. Çünkü, dil kültür aktarıcısıdır. Türkçenin yabancı dil olarak öğretilmesinin ana dil olarak öğretilmesinden farklı ve zor yönü; Türkçeyi öğrenen yabancıların Türk kültürüne olan uzaklığıdır. Bu uzaklığın giderilmesinde kitle iletişim araçlarından azami ölçüde faydalanmak gerekir. Çünkü, günümüzde toplumun kültürünü en iyi şekilde aktaran araçlar, kitle iletişim araçları, özellikle televizyondur.

Bugün, toplumu eğitim kurumları yerine kitle iletişim araçlarının yönlendirdiği bir gerçektir. Dolayısıyla toplumun kültürünü meydana getiren her unsuru düzgün ve tam bir şekilde izleyiciye aktarmak gibi bir sorumluluğu da üstlenen televizyonun etki alanı genişledikçe sorumluluğu da her geçen gün artmaktadır.

Yabancı dil ve kültür öğretiminde rağbet gören bir içerik unsuru olarak televizyon dizileri, geniş bir kitleye hitap ettiği için zamanla kültürel içeriği sunan ve kitlelere ileten bir medya elemanı olarak ortaya çıkmıştır. Televizyon dizileri, konusunu kimi zaman tarihî bir olay kimi zaman insanların ilgisini çekebilecek güncel bir olaydan alabilir. Her iki durumda da televizyon dizileri üretildikleri ülkelerin az ya da çok hayat şartlarını, toplumsal yapısını, tarihî geçmişini yansıtır. Böylelikle bilinçli ya da bilinçsiz olarak bu yapımlar hedef kitlenin de özellikleri çerçevesinde kültürel biçimlendirme sürecini başlatarak yeni değerlerin benimsetilmesinde rehber görevini üstlenir. Bu kültürel biçimlendirme sürecinin ardından kültüre ait kodlarla donanmış televizyon dizileri, yabancı dil öğrenenler ve farklı bir kültürü tanımak isteyenler için gerek konuşma ve dinleme gibi yabancı dil becerilerinin geliştirilmesinde gerek içeriğinde yer alan kültür unsurları ile eşsiz bir yabancı dil ve kültür öğretimi aracıdır (İnan, 2012: 183-184).

Yabancı dil öğretiminde öğretim aracı olarak dizi/film kullanmanın faydaları şunlardır:

  1. Dizi/filmler eğlenceli yönlerinden dolayı öğrencilerin motivasyonunu canlı
  2. Belirli ödevler yardımıyla dizi/film kullanımı etkileşimli ve katılımlı öğrenmenin yanı sıra aktif öğrenmenin de ideal bir vasıtasıdır.
  3. Dizi/film de geçen doğal konuşma cümleleri öğrencinin kelime hazinesinin gelişmesine yardımcı olur.
  4. Dizi/filmler, dinleme anlama, sosyal meseleleri tartışma, kültürlerarası farkındalığı zenginleştirme tarzındaki etkinliklerle beraber öğrenci de merak ve heyecan uyandırır.(http://www.cornerhouse.org/wpcontent/uploads/old_site/media/Learn/Gene ral%2 0docs/TeachersToolkit_Jun2.
  5. Kelimeler, deyimler ve dil bilgisi yapıları sıklıkla televizyon dizilerinde tekrarlanır.
  6. Film ya da dizilerdeki alt yazıları okuma aynı zamanda kişinin dinleme becerisinin gelişmesine de yardım eder. Yalnızca kelime ve deyimleri işitmekle kalmaz ayrıca onların nasıl yazıldığı ve söylendiğiyle ilgili zihninde bağlantılar kurar.(http://chiasuanchong.com/2011 /07/16/learning-english-through-tv-series/)

Bu araştırmada, Türk kültürünü özellikle gelenek ve görenekleri bakımından en iyi yansıtan dizilerden biri olarak düşünülen Seksenler dizisi ele alınmıştır.

Seksenler Dizisi

TRT ekranlarında izleyicisiyle buluşanSeksenlerdizisinin, hem o dönemde yaşanan siyasi olayları hem de Türk gelenek ve göreneklerini tarafsız bir bakış açısıyla ele alması, bu dizinin Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde Türk kültürünün tanıtılması amacına hizmet edecek ve derslerde kullanılabilecek yardımcı araçlardan biri olabileceği düşünülmektedir.

Türkiye'nin 30 yıllık geçmişinin ve değişiminin, klasik bir Türk ailesi üzerindeki etkilerini anlatan eğlenceli bir dönem dizisi olan Seksenler, sosyal hayattaki değişimin hayatımıza giren yeniliklerin bizleri nasıl etkilediğini, geleneklerimizi ve göreneklerimizi nasıl çürüttüğünü ve Türkiye'nin nasıl küreselleştiğini gözler önüne sermektedir. Dizinin önemli karakterleri şunlardır:

Rasim Öztekin:Fehmi- Dizinin yaşlı, yarı otoriter babası Fehmi'dir. Önceleri çalışmaktaydı, sonra emekli oldu. Ahmet, Çağatay ve Nazlı'nın babasıdır. 123. bölümde

Ergun Nazlı'yı sevdiğini söyler. Sonra Fehmi buna kızar, nişanlanırlar, ama yine de Fehmi, Ergun'a her gördüğü yerde tavır alır. Dizide yapılan 1984 yerel seçimleri ile Çınaraltı Mahallesi Muhtarı olmuştur."İcat çıkarma!'sözünü sürekli kullanır.

Özlem Türkad:Rukiye- 3 çocuk annesi Rukiye, daima çocuklarının düzgün kişilerle arkadaşlık kurmasını ve evlenmelerini ister. Tabi bir de SSK'lı bir işe girmelerini. Her yeniliği evinde ister. Çocuklarına, özellikle Nazlı'ya evlenme konusunda baskı yapar.

Şoray Uzun:Ahmet- Dizinin ana karakteridir, olayları o anlatır. 1. bölümde okuldan dönerken Gülden'le karşılaşır ve ondan hoşlanır. Ne kadar söylemek istese de, bir türlü Gülden'e açılamayan Ahmet, Seksenler'in o çekingen erkeklerini temsil eder. Sonradan, Gülden'i nikahtan kaçırır ve sözlenirler. 2012 gösteriminde Ahmet'in Gülden ile evli ve iki çocuğu olduğu görülür. Evin tek aklı başında çocuğudur.

Yasemin Çonka:Nazlı- Ahmet ve Çağatay'ın kardeşidir. Nazlı'nın 2012 gösterimli bölümlerde Niyazi ile evlendiği ve bir çocuklarının olduğu görülür. Nazlı üniversiteye gitmektedir. Ancak Rukiye, SSK'lı bir oğlan ile evlenmesi yönünde baskı yapmaktadır. Ergun'la gizli bir aşk yaşarlar. Sonra Çağatay öğrenince Ergun mahalleyi terk eder ve yurt dışına çıkar. Ama sonra Ahmet, Nazlı ile Ergun'un aşkını öğrenir ve Almanya'ya gidip Ergun'u bulur. 123. bölümde Ergun Fehmi'ye Nazlı'yı sevdiğini söyler. Fehmi buna kızar, sonra nişanlanırlar.

İlker Ayrık:Çağatay- Dizinin genç ve tecrübesiz, futbolcu olma hayalini kuran karakteridir. Evin haylazı ve en küçüğüdür. Bir süre pastanede çalışır. Sonra kendini kovdurmaya çalışır. Çağatay, lisede okur fakat o okumaya değil daha çok futbol oynamaya isteklidir. Fanatik Fenerbahçelidir. Saçı hep uzundur, bu yüzden Fehmi ona saçını kesmiyor diye sık sık kızar. Bütün gün evde ve dışarda pijamayla dolaşır. Dizinin 2012 gösterimli bölümlerinde Seçil ile evli olduğu görülür. Bir bölümde renkli televizyon için Şahin'le evdeki televizyonu çalmışlardır.

Ceyhun Fersoy:Şahin- Rukiye'nin abisinin çocuğudur. Almanya'dan gelmiştir. Dövizli askerlik için geldiği Türkiye'de yaşamaktadır. Türkçesi gariptir ve sürekli "pöf der. Kendisine"Alman!'denilmesine çok sinir olur. Sinirlendiği zaman "Beni mi dövcen ha" deyip kendisini tokatlamaya başlar. Türkiye'nin 80'li yıllarına şahit olur. Elvan'a aşıktır. Bu yüzden Sami ondan nefret eder. Sami'den dayak yemiştir. Sonra babası Almanya'dan gelir. 2013 gösteriminde Elvan ile evli olduğu görülür ve Sami ondan hâlâ nefret etmektedir.

Ayşe Tolga:Gülden-Ahmet'in aşık olduğu ve bir türlü açılamadığı, Nazlı'nın lise çağındaki arkadaşıdır. Aslında o da Ahmet'e aşıktır, ama bunu kendine itiraf edemez. Ahmet'in annesi Rukiye de bugün çok sevdiği gelinini, 80'lerde hiç sevmiyor, onu gelin olarak istemiyor. Rukiye'ye gore Gülden, herkesin tabiriyle"süslü"ve Ahmet'e gore bir kız değildir.

Dizinin 1980 gösteriminde Ahmet'e yüz vermese de 1983 yılında nişanlanıp, 1984 yılında evlenirler. 2012 gösteriminde de Gülden'in Ahmet'le hâlâ evli ve iki çocuğu olduğu görülür.

Vural Çelik:Niyazi- Ergun Niyazi'ye"dümbüllü"der.Tiyatro ve sinemada oynamaktadır. Mahallede bir tiyatro grubu kurmuştur. Dizinin 2012' de gösterilen bölümlerinde Nazlı ile yeni boşanmıştır. Sami'ye borçları vardır ve onları asla ödemez.

Devamını okumak için tıklayınız...

Temel,Orta,İleri Seviye Dilbilgisi Dersi Örneği

TEMEL, ORTA ve İLERİ SEVİLERDE DİL BİLGİSİ KONULARI

TEMEL SEVİYE

ÇOĞUL EKİ

Tanım: İsimlere gelip çoğul anlamı bildiren ektir. İsimlere -lar, -lerekleri getirilerek yapılır.

           

Kullanımı:

1. Türkçede birden fazla varlığı ifade etmek için kullanılır. Eklendiği sözcüğün tek olmadığını birden

fazla olduğunu belirtir.

Kitapları ve defterleri çantanıza koyun.

Yarın sınavlar başlayacak.

Not:Sayılardan sonra Çoğul eki kullanılmaz.

İki çocuklar                        ( Yanlış )

Üç kalemler             ( Yanlış )

Beş masalar            ( Yanlış )

Not:Türkçeye yabancı dillerden giren bazı kelimelerin çoğullarında ses uyumu yoktur. 

Kalp    -          Kalpler

Saat    -          Saatler

Gol     -          Goller

ORTA SEVİYE

Sunumu indirmek için tıklayınız...

Temel,Orta,İleri Seviye Dilbilgisi Dersi Örneği

TEMEL, ORTA ve İLERİ SEVİLERDE DİL BİLGİSİ KONULARI

TEMEL SEVİYE

ÇOĞUL EKİ

Tanım: İsimlere gelip çoğul anlamı bildiren ektir. İsimlere -lar, -lerekleri getirilerek yapılır.

           

Kullanımı:

1. Türkçede birden fazla varlığı ifade etmek için kullanılır. Eklendiği sözcüğün tek olmadığını birden

fazla olduğunu belirtir.

Kitapları ve defterleri çantanıza koyun.

Yarın sınavlar başlayacak.

Not:Sayılardan sonra Çoğul eki kullanılmaz.

İki çocuklar                        ( Yanlış )

Üç kalemler             ( Yanlış )

Beş masalar            ( Yanlış )

Not:Türkçeye yabancı dillerden giren bazı kelimelerin çoğullarında ses uyumu yoktur. 

Kalp    -          Kalpler

Saat    -          Saatler

Gol     -          Goller

ORTA SEVİYE

Sunumu indirmek için tıklayınız...

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...