Dil Öğretim Yöntemleri - Doğal Yaklaşım-5- Denetim Hipotezi

DENETİM HİPOTEZİ

Edinilmiş dil sisteminin, ikinci dilde ya da yabancş dilde iletiıimde bulunduğumuzda tümcelerimizi başlattığı söylenir. Bilinçli öğrenme, edinilmiş sistemin ürettiklerini denetleyen ve onaran bir gözlemci ya da düzeltici işlevini görmektedir. Denetim Hipotezi iletişimde bulunduğumuzda öğrenilmiş bilginin bizi düzeltmesine güvenebileceğimiz, ancak, bilinçli öğrenmenin (yani, öğrenilmiş sistemin) tek işlevinin olduğunu ileri sürer. Denetlemenin başarılı kullanımını üç koşul sınırlamaktadır:

1. Süre. Öğrencinin öğrenilmiş bir kuralı seçmesi ve uygulaması için yeterli süre olmalıdır. 
2. Form üzerinde yoğunlaşma. Dili kullanan kişi doğru üretim üzerinde ya da üretimin formu üzerinde yoğunlaştırılmalıdır. 
3. Kuralları bilmek. Üretimde bulunan kişi kuralları bilmelidir. Denetleme sistemi, iki açıdan basit olan kurallarla en iyi sonucu verir: kuralların açıklanması kolay olmalıdır ve karmaşık hareket ve düzenlemeleri gerektirmemelidir.


Dil Öğretim Yöntemleri - İletişimsel Dil Öğretimi-5-Gereksinim Belirleyici-Danışman-Grup Süreç Yöneticisi

dil-ogretim-yontemleri-letisimsel-dil-ogretimi-5-gereksinim-belirleyici-danisman-grup-surec-yoneticisi

GEREKSİNİM BELİRLEYİCİ

İletişimsel Dil Öğretimi öğretmeni öğrenenlerin dil gereksinimlerini saptamak ve buna uygun tepkide bulunmaktan sorumludur. Bu, resmi olmayan bir şekilde, öğrenenin kendi öğrenme stili, öğrenme amaçları ve hedefleri gibi konular hakkında konuştuğu yüzyüze konuşmalar şeklinde gerçekleşebilir. Ya da, Savignon (1983) tarafından örneklendiği gibi, bir gereksinim analizi belgesi yolu ile resmi yoldan yapılabilir. Bu tür resmi değerlendirmeler öğrenenin dili öğrenme için kişisel dürtülerini saptamaya yönelik maddeleri içerir. Örneğin, öğrenciler bir beş puanlamalı ölçüt (tamamen doğrudan tamamen yanlışa kadar) çerçevesinde aşağıdakine benzer tümcelere yanıtta bulunurlar:

İngilizce çalışmak istiyorum çünkü ...

1. Gelecekte bir iş bulmama yardımcı olduğuna inanıyorum. 
2. İngilizce konuşan insanları ve onların yaşam şeklini anlamama yardımcı olacak. 
3. kişinin diğer insanların saygısını kazanması için iyi düzeyde İngilizce bilmesi gerekir. 
4. ilginç insanlarla tanışıp konuşmamı sağlayacak. 
5. işim için gerekli. 
6. İngilizce konuşan insanlar gibi düşünüp davranmamı sağlayacak.

Bu gereksinim analizine dayanarak öğretmenin öğrenenlerin gereksinimlerine uygun ders hazırlaması beklenir.

DANIŞMAN

Çeşitli İletişimsel Dil Öğretimi yaklaşımları tarafından öğretmene yüklenen rollerden biri de Toplulukta Dil Öğrenme'de anlatılan role benzer biçimde danışmanlık yapmaktır. Bu rolde, öğretmen-danışman açıklama, onaylama ve veri sağlama yolu ile konuşanın amacı ile dinleyenin yorumunu en üst düzeyde bağlaştırmak için etkili bir iletişimcinin örneğini teşkil etmelidir.

GRUP SÜREÇ YÖNETİCİSİ

İletişimsel Dil Öğretimi uygulamaları öğretmenlerin daha az öğretmen-merkezli sınıf yönetme becerileri edinmelerini ister. Öğretmenin sorumluluğu sınıfı iletişim ve iletişimsel aktiviteler için bir ortam şeklinde düzenlemektir. Sınıf uygulamaları için rehber hedefler (örneğin Brumfit 1983; Finocchiaro ve Brumfit 1983) öğretmenin bir aktivite esnasında gözlemlemesi, cesaretlendirmesi, sözcük ve dilbilgisi eksikliklerinden kaynaklanan işleyiş yavaşlamaları kapatmasını, ve bu tür eksiklikleri sonradan yorumlamak ve iletişimsel aktivitelere katmak için not etmesini önermektedirler. Grup aktivitelerinin bitiminde öğretmen aktivitenin özetlenmesini sağlar, alternatifler ve genişletmeler üzerinde durur ve grupları kendi hatalarını düzeltmeye yönlendirir. Ancak, eleştirmenler özel eğitimden geçmemiş, öğrettikleri dil anadilleri olmayan öğretmenlerin bu tür durumlarda kendilerini pek te rahat hissetmeyeceklerine dikkat çekmektedirler.

İletişimsel Dil Öğretimi'nde hedeflenen akıcılık ve anlaşılabilirlik temel öğretme yolu olarak sürekli hata kollama ve düzeltmeyi benimsemiş, temel görevlerinin de öğrenenleri her türden teste hazırlamak olduğuna inanmış öğretmenler arasında rahatsızlık yaratabilir. Öğretmenlerin süreli bir endişesi öğrenci hataları ve grup çalışmaları esnasında olası bir hatalı bir model oluşturmaktır. Her ne kadar bu endişeyi ortadan kaldırmak hiç te kolay değilse de, işin ilginç yanı yakın zamanlardaki araştırmaların bulgularının "diğer öğrenenlerin, istendiğinde uygun girdiyi sağlayamadıkları için konuşma konusunda yetersiz ortaklar oldukları düşüncesi, elde edilen veriler ile çelişmektedir" (Porter 1983) görüşünü ileri sürmeleridir.

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...