Yaklaşım ve Yöntem Tartışması-2-Dil Kuramı

Dil Kuramı

Dil ve dilde yetkinliğin doğasına ilişkin en az üç farklı kuramsal görüş, dil öğretimindeki güncel yaklaışm ve yöntemleri açıktan ya da pek de açık olmayan ifadelerle anlatmaktadır. Bunlardan ilki ve üçü arasında en geleneksel olanı, dili anlamın kodlanması için birbiri ile yapısal bakımdan ilişkili bir sistem olarak görenyapısal görüş'tür[4]. Dil öğreniminin hedefi bu sistemin unsurlarında ustalık kazanmak olarak görülür; bu unsurlar gelende fonolojik birimler (örneğin fonemler), dilbilgisel birimler (örneğin, tümcecikler, kalıplar, tümceler), dilbilgisel operasyonlar (örneğin, unsurların eklemesi, değiştirilmesi, bağlanması ve dönüştürülmesi) ve sözcüğe ilişkin unsurlar (örneğin, işlev sözcükleri ve yapı sözcükleri) olarak tanımlanmaktadır. ..., İşitsel-Dilsel Yöntem ve yakın zamanlara ait Toplu Fiziksel Tepki ... ve Sessiz Yöntem ... bu özel dil görüşünü barındırmaktadır.

İkinci dil görüşü, dilin işlevsel anlamın ifadesi için bir araç olduğunu savunanişlevsel görüş'tür[5]. Dil öğrenimindeki iletişimsel hareket bu dil görüşünü benimser .... Bu kuram dilin sadece dilbilgisel nitelikleri yerine anlamsal ve iletişimsel niteliklerini vurgular ve dil öğretim içeriğinin belirlenmesi ve düzenlenmesini de yapı ve dilbilgisi unsurları yolu ile yapmak yerine anlam ve işlev kategorileri yolu ile yapar. Wilkins'inNotional Syllabuses[6](1976) başlıklı çalışması program oluşturmaya yönelik bu dil görüşünün niteliklerini yorumlama çabasını göstermektedir. Kavramsal bir program yalnızca dilbilgisi velexisunsurlarını içermekle kalmayıp, öğrenenlerin iletişimde bulunmak için gereksinim duydukları konuları, kavramları ve fikirleri de belirtecektir. Aynı şekilde, özel amaçlar için İngilizce (ESP)[7]akımı da yapısal bir dil kuramından değil, öğrenenlerin gereksinimlerinin işlevsel bir listesinden yola çıkar (Robinson, 1980).

Üçüncü dil görüşükarşılıklı etkileşimsel görüş[8]olarak adlandırılabilir. Bu görüş dili, kişiler arası ilişkilerin gerçekleşmesi ve fertler arasında toplumsal etkileşimlerin uygulanması için bir vasıta olarak görmektedir. Dil, toplumsal ilişkilerin yaratılması ve sürdürülmesi için bir araç olarak görülür. Dil öğretimine karşılıklı etkileşimsel yaklaşımların gelişimi sürecince sorgulanan alanlar karşılıklı etkileşim analizi, konuşma analizi ve köken yöntembilimdir. Karşılıklı etkileşimsel kuramlar konuşma değişikliklerinde görülen hareket, kullanım, görüşme ve etkileşim kalıplarına ağırlık verirler. Bu görüşe göre, dil öğretim içeriği karşılıklı değişim ve karşılıklı etkileşim kalıpları tarafından tanımlanıp düzenlenebileceği gibi, karşılıklı etkileşimde bulunan öğrenenlerin eğilimleri tarafından şekillendirilecek biçimde tanımlanmadan da bırakılabilir.

Yapısal, işlevsel ya da karşılıklı etkileşimsel dil modelleri (ya da onların farklı türevleri) örneğin İşitsel-Dilsel gibi belirli bir öğretim yöntemin ortaya çıkmasını dürtüleyecek temelleri ve kuramsal çerçeveyi temin edebilir. Fakat, kendi başlarına eksiktirler ve dil öğrenim teorileri tarafından tamamlanmaları gerekir. Şimdi bu boyuta geçiyoruz.

Dil Öğrenme Kuramı

Her ne kadar dilin doğasına ilişkin teoriler bir öğretim yöntemi için temel sağlayabilseler de, diğer yöntemler öncelikle bir dil öğrenme kuramından türerler. Bir yaklaşım ya da yöntemin temelini oluşturan bir öğrenme kuramı iki soruyu yanıtlar: (a) Dil öğreniminde etken olan psikodilbilimsel ve bilişsel süreçler nelerdir? ve (b) Bu öğrenme süreçlerinin harekete geçirilebilmesi için karşılanması gereken koşullar nelerdir? Bir yöntemle yaklaşım düzeyinde bağlantılı olan öğrenme kuramları bu boyutlardan ikisini ya da birini vurgulayabilir. Süreçe yönelik kuramlar alışkanlık oluşumu, tümevarım, çıkarımda bulunma, hipotez sınama ve genelleştirme gibi öğrenme süreçlerine ağırlık verirler. Koşula yönelik kuramlar dil öğreniminin yer aldığı insan fiziksel ortam ile insanın doğasına ağırlık verirler.

Stephen D. Krashen'ın (1981) ikinci dil gelişimine ilişkin Denetim Modeli[9], üzerine bir yöntemin (Doğal Yaklaşım) inşa edildiği ... bir öğrenme kuramı örneğidir. Denetim kuramı dilin hem süreç hem de koşul boyutlarına hitap etmektedir. Süreç boyutunda, Krashen edinme ile öğrenme ayrımını yapmaktadır.Edinme [10]dili iletişim için kullanma yolu ile dil kurallarının doğal olarak alınmasını anlatır.Öğrenme [11]dil kurallarının akademik anlamda çalışılmasıdır ve bilinçli bir süreçtir. Ancak, Krashen'a göre, öğrenme yalnızca bir "denetçi" olarak mevcuttur. Denetçi, akademik anlamda çalışma yolu ile öğrenilen ve edinilmiş sistem yolu ile üretilen sözlerin denetlenmesinde göreve çağrılan bilinçli dilbilgisi bilgisi repertuarıdır. Krashen'ın kuramı "edinme"nin gerçekleşmesi için gereken koşulları da içermektedir. Krashen bu koşulları öğrenenin aldığı "girdi"ler[12]türünden nitelendirir. Girdinin kavranabilir, öğrenenin edincinin[13]bir parça üzerinde, ilginç ya da uygun, dilbilgisel açıdan sıralanmamış, yeterli nicelikte ve endişeden uzak bağlamlarda yaşanılır türden olmalıdır.

Tracy D. Terrell'ın Doğal Yaklaşım'ı (1977) belirli bir dil görüşü yerine doğrudan bir öğrenme kuramından türeyen bir yöntem örneğidir. Doğal Yaklaşım hem süreçleri hem de koşulları tanımlayan bir öğrenme kuramına dayanmaktaysa da, Danışmanla Öğrenme ve Sessiz Yöntem gibi yöntemlerin temelini oluşturan öğrenme kuramı, öğrenme süreçlerinin kendilerinin ne olmaları gerekeceğini belirtmeden, öğrenmenin gerçekleşmesi için gerekli olan koşullara hitap etmektedir ....

Danışmanla Öğrenme konusunda yazan Charles A. Curran (1972), örneğin, özellikle başarılı öğrenme için gereken koşullar üzerinde durmaktadır. Curran sınıf atmosferinin hayati bir unsur olduğuna inanmaktadır ve yöntemi de pek çok öğrenenin yaşayabileceği baskı ve güvensizlik duygularını düzeltme yolunu aramaktadır. James Asher'ın Toplu Fiziksel Tepki (Asher, 1977) yöntemi de aynı şekilde bir dilin doğası kuramı yerine dil öğrenme kuramından türemiş bir yöntemdir ... . Asher'ın öğrenme teorisi dilin hem süreç hem de koşul yönlerine hitap eder. Çocuğun öğreniminin motor aktivite üzerine, yani dili eylem ile koordine etme üzerine dayandığı inancına ve bunun da yetişkinlere yabancı dil öğretiminde temel olması gerektiği inancına dayanır. Dil üretimi ile dili kavramanın bedenin hareketleri ve fizikselk eylemler ile uyum içinde yürütülmesinin dil öğreniminde başarı için koşulları sağlayacağı düşünülür. Caleb Gattegno'nun Sessiz Yöntem'i (1972, 1976) benzer şekilde, gerçekleştirilecek başarılı öğrenmenin koşullarına yönelik bir kuram çevresinde oluşturulmuştur. Gattegno'nun yazdıkları, öğrenenlerin öğrenme konusunda kendilerini güvende hissetmelerine olan gereksinime ve öğrenme üzerinde bilinçli denetimleri olduğunu hissetmeleri gereksinime değinmektedir. Bu yöntemde kullanılan tekniklerden pek çoğu öğrenenleri, kendi öğrenme potansiyellerini yükseltmek için kendi zekalarını bilinçli bir şekilde kullanmaları konusunda eğitecek biçimde oluşturulmuştur.

Çoğu zaman, çeşitli dil kuramları ile dil öğrenme kuramları arasında doğal bir yakınlık olduğu gözlenir; ancak, gözlemlediğimiz yöntemlerin yanısıra, farklı dil kuramı ve öğrenme kuramı çiftlerinin de birlikte işleyebilecekleri durumlar düşünülebilir. Dilsel bir kuram olan yapısalcılığın[14]bir öğrenme kuramı olan davranışçılığa[15]bağlanması İşitsel-Dilsel Yöntem'i ortaya çıkardı. Ancak, bu bağlantı kaçınılmaz değildi. Örneğin bilişsel kod savunucuları ... yapısalcılığın daha kapsamlı bir modelini daha düşünsel ve daha az davranışçı bir öğrenme teorisiyle bağdaştırmaya çabaladılar.

Şu halde, yaklaşım düzeyinde kuramsal prensiplerle ilgilenmekteyiz. Dil kuramı açısından, bir dil edinci modeli ile ve dilsel düzenleme ve dil kullanımının temel niteliklerinin açıklanmasıyla ilgilenmekteyiz. Bu prensipler bizi "bir" yönteme götürür ya da götürmez. Örneğin, öğretmenler belirli bir dil görüşünden ve belirli bir öğrenme kuramından yola çıkarak kendi öğretme işlemlerini gerçekleştirebilirler. Öğrenenlerin verimliliğine ve sınıfiçi malzemesine olan tepkilerine bağlı olarak öğretme/öğrenme işlemlerini sürekli elden geçirebilir, çeşitlendirebilir ve değiştirebilirler. Dil ve dil öğrenimi konusunda benzer inançlara sahip bir grup öğretmen (örneğin, benzer bir yaklaşımı paylaşanlar), bu prensipleri farklı yollardan uygulayabilirler. Yaklaşım işleme koymak demek değildir. Kuram belirgin bir öğrenme teknik ve aktiviteleri seti saptamaz. Kuram ile uygulamayı (ya da yaklaşım ile işleme koymayı) birbirine bağlayan şey, bizim oluşum adını verdiğimiz niteliktir.

Oluşum[16]

Bir yaklaşımın bir yönteme yol açması için öğretim sistemi için bir oluşum geliştirmek gerekir.Oluşum, (a) yöntemin hedefleri nedir, (b) yöntem içinde dil içeriği nasıl seçilir ve düzenlenir, yani, yöntemin bütünleştiği program modeli nedir, (c) yöntemin savunduğu öğrenme görevleri ve öğretme aktiviteleri tipleri nelerdir, (d) öğrenenlerin rolleri nelerdir, (e) öğretmenlerin rolleri nelerdir, (f) öğretim malzemelerinin rolü nedir) sorularını göz önünde bulundurduğumuz yöntem analiz düzeyidir.

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...