Dil Öğretim Yöntemleri - Dilbilgisi Tercüme Yöntemleri-1

 

DİL ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ: DİLBİLGİSİ TERCÜME YÖNTEMİ

Dil öğretiminin kısa bir tarihçesi

Dil öğretim yöntemlerinin tarihini kısaca inceleyen bu bölüm çağdaş yöntemlerin tartışılması için bir zemin hazırlamakta ve bu yöntemleri analiz ederken temel alacağımız konuları ele almaktadır. Bu tarihsel boyuttan bakıldığında, modern yöntem niteliklerinin doğuşuna neden olan endişelerin, yabancı dillerin nasıl öğretilmesi gerektiğine ilişkin tartışmaların merkezinde yer alan endişelere benzediği görülebilmekte. Tarih boyunca dil öğretim yöntemlerinde görülen değişiklikler öğrencilerin gereksinim duydukları yeterlik derecesindeki değişiklikleri de yansıtmaktadır; örneğin, dil öğreniminin amacı olarak okuma-anlama becerisinden sözel yeterliğe doğru bir kayış görülmektedir. Yöntemlerdeki değişiklikler aynı zamanda dilin doğası ve dil öğrenimine ilişkin kuramlerdeki değişiklikleri de yansıtmaktadır.

Bugünün dünya nüfusunun yaklaşık yüzde altmışının çokdilli olduğu tahmin edilmektedir. Çağdaş ve tarihsel açılardan bakıldığında, ikidillilik ile çokdilliliğin bir istisna olmaktan çok bir norm oldukları görülür. Şu halde, tarih boyunca yabancı dil öğreniminin her zaman önemli bir rol oynadığını söylemek yanlış olmaz. Nasıl ki bugün İngilizce dünyada en yaygın kullanılan yabancı dilse, beşyüz yıl önce bu dil Batı dünyasında eğitim, ticaret, din ve yönetim alanlarında baskın olan Latince'ydi. Ancak, onaltıncı yüzyılda Avrupa'daki politik değişikliklerin sonucu olarak Fransızca, İtalyanca ve İngilizce önem kazandı ve Latince sözlü ve yazılı iletişim aracı olma niteliğini yavaş yavaş yitirdi.

Latince'nin yaşayan bir dil olma konumundan okul programlarında "istisnai" bir ders olma konumuna geçmesiyle, Latince öğrenimi farklı bir işlev üstlendi. Virgil, Ovid ve Cicero'nun eserlerinin yazıldığı klasik Latince'nin öğrenilmesi ve dilbilgisi ile söz sanatının analiz edilmesi onyedinci yüzyıldan ondokuzuncu yüzyıla kadar yabancı dil öğrenimini için bir model halini aldı. Onaltıncı, onyedinci ve onsekizinci yüzyıllarda "dilbilgisi okulu"na giren öğrencilere ilk olarak Latinceye giriş dersi verilmekteydi ve bu da dilbilgisinin ezberlenmesi, ad çekimi ve yüklem çekimlerinin incelenmesi, çeviri ve bazan paralel ikidilli metin ve diyaloglar kullanılması yoluyla örnek tümcelerin yazılması uygulamalarıyla gerçekleştirilmekteydi (Kelly, 1969; Howatt, 1983). Temel yeterlik edinildikten sonra öğrencilere dilbilgisi ve söz sanatı konusunda ileri düzeu çalışmalar sunulmaktaydı. Okulda öğrenim öğrenciler için işkence benzeri bir uygulama olsa gerek, zira bilgide hatalar olması çoğu kez şiddetli cezalandırmayla karşılanmaktaydı. Eğitime alternatif yaklaşımlar getirme çabaları da arasıra görülmekteydi; örneğin, onaltıncı yüzyılda Roger Ascham ve Montaigne ile onyedinci yüzyılda Comenius ve John Locke program reformuna ve Latince'nin öğretilme tarzına yönelik belirgin önerilerde bulunmuşlardı (Kelly, 1969; Howatt, 1984), fakat Latince (ve bir ölçüde Yunanca) o kadar uzun süredir klasik ve bunun sonucu olarak da en ideal dil formu olarak kabul edilegelmişti ki okul programında dil öğreniminin rolüne ilişkin fikirlerin Latince'nin yerleşik konumuna yönelik olması şaşırtıcı değildi.

Latince'nin gerilemesi beraberinde Latince'nin öğretilmesi için yeni bir neden getirdi. Latince'nin zihinsel yetenekleri geliştirdiği söylendi ve Latince dilbilgisinnin incelenmesi kendi başına bir amaç halini aldı.

Latin dili normal bir iletişim aracı olma niteliğini kaybedince ve onun yerini yerel diller alınca, o zaman büyük bir hızla bir "zihin cimnastiği", üstün bir "ölü" dil, her türden yüksek öğrenim şeklinin temelini oluşturacak yeri doldurulamaz disiplinli ve sistematik bir inceleme kaynağı haline geldi. (Titone, 1968: 26 içinde V. Mallison)

Onsekizinci yüzyılda "modern" diller Avrupa okullarının programlarına girmeye başladıkça, bu diller Latince öğretiminde kullanılan temel işlemlere göre öğretildiler. Ders kitapları soyut dilbilgisi kurallarının anlatımından, sözcük listelerinden ve çeviri için tümcelerden oluşmaktaydı. Dili konuşmak hedef değildi ve sözel alıştırma öğrencilerin çevirisini yaptıkları tümceleri yüksek sesle okumalarından ibaretti. Tümceler dilin dilbilgisel sistemini yansıtacak biçimde oluşturuldukları için gerçek iletişim dili ile hiçbir ilişkileri yoktu. Öğrenciler aşağıdakine benzer türden tümceleri çevirmeye çabalarlardı:

Felsefeci tavuğun alt çenesini çekti.
Oğullarım Dük'ün aynalarını satın aldılar.
Teyzemin kedisi amcamın köpeğinden daha sadık değil.

(Titone, 1968: 28)

Ondokuzuncu yüzyıla gelindiğinde Latince'nin incelenmesine dayalı bu yaklaşım okullarda yabancı dilin incelenmesinde standart yol haline gelmişti. Bu nedenle ondokuzuncu yüzyılda tipik bir ders kitabı dilbilgisi konuları çevresinde düzenlenmiş bölüm ya da derslerden oluşmaktaydı. Her bir dilbilgisi konusu listelenmekte, kullanımına ilişkin kurallar açıklanmakta ve örnek tümcelerle desteklenmekteydi.

Ondokuzuncu yüzyılın ders kitabı yazarları yabancı dili, önce açıklanacak ardından da ezberlenecek dondurulmuş biçimbirim vesyntaxkuralları şeklinde kodlamaya kararlıydılar. Sözel çalışma hemen hemen sıfıra indirilmişken rastgele hazırlanmış bir avuç yazılı alıştırma bir tür kuralların eki halinde kullanılmaktaydı. Bu dönemde yayınlanan pek çok kitap içinde Seidenstücker ve Plötz tarafından yazılanlar belki de en tipik olanlardı ... [Seidenstücker] belirli kuralları örneklemek için malzemesini bağlantısız tümcelere indirgemişti. Kitabı dikkatle ikiye bölmekte, birinci kısım kuralları ve gerekli paradigmayı vermekte, ikinci kısım da Almanca'ya çeviri için Fransızca tümceler ve Fransızca'ya çeviri için de Almanca tümceler vermekteydi. İlk amaç öğrencilerin verilen kuralları uygun alıştırmalar yolu ile uygulamalarıydı. ... [Plötz] tarafından yazılan ve yukarıda açıklandığı biçimde ikiye bölünen ders kitaplarında tek öğretim şekli mekanik çeviriydi. Tipik tümceler: 'Senin bir kitabın var. Ev güzeldir. Sakin bir köpeği var. Bizim bir ekmeğimiz var [...]. Kapı siyahtır. Onun bir kitabı ve bir köpeği var. Babanın atı çok sakindi.' (Titone, 1968: 27)

Dil öğretimine bu yaklaşım Dilbilgisi-Çeviri Yöntemi olarak bilinir hale geldi.

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...