yeni-ogrenenlere-turkce-ogretimi

Yabancılara Türkçe Öğretimi

Türkçeyi yeni öğrenenlere neyi nasıl anlatmalıyız? Yabancılara Türkçe öğretiminde kullanılan yöntemler nelerdir? Bu konuda yazılmış yüzlerce makale,tez,doktora çalışması burada.

Tıklayınız...
yabancılara-turkce-ogretimi-materyalleri1

Yabancılara Türkçe Öğretimi Materyalleri

Yeni Öğrenenlere Türkçe Öğretiminde kullanılabilecek materyaller bu bölümde toplandı. Sınavlar,interaktif sınavlar,akıllı tahta uygulamaları,alt yazılı klipler,posterler vs.

Tıklayınız...
turkce-ogretimi-etkinlikleri

Türkçe Öğretimi Etkinlikleri

Müzikli öğretim,dinleme,konuşma etkinlikleri,okuma-anlama,yazma etkinlikleri,video dersi.Türkçe öğretiminde oyunlar,ders dışı Türkçe faaliyetleri.

Tıklayınız...
turkce-dilbilgisi-anlatimlari

Dilbilgisi Anlatımları

Dilbilgisi Anlatımları yeni öğrenenlere yönelik hazırlanmıştır. Verilen örnekler yeni öğrenenlerin anlayacağı şekilde basit cümlelerden seçilmiştir.

Tıklayınız...
deyim-hikayeleri

Deyim Hikayeleri

Türkçe öğretiminde kullanılabilecek deyimler bu başlık altında toplantı. Burada deyimler hem anlamlarıyla hem de hikayeleriyle paylaşılmıştır. 

Tıklayınız...
türk-dili-hakkında-yazılar

Türk Dili Hakkında Yazılar

Güzel Türkçemiz hakkında değerli kalemlerin ele aldığı yazılar bu başlık altında derleniyor. 

Tıklayınız...
yabancilara-turkce-ogretimi-dusunceler1

Yabancılara Türkçe Öğretimi Üzerine Yeni Düşünceler ve Uygulamalar

Dünyada şu an binlerce öğretmen yeni öğrenenlere Türkçe öğretmeye gayret ediyor. Tecrübe elde ediyor, tecrübe sahiplerinin düşüncelerini öğrenmek ve uygulamak istiyor. Dünyadaki tüm öğretmenlerin tecrübe ve dökümanlarını paylaşabileceği bir ortam olarak düşünüldü burası. Sadece alıcı olmayalım aynı zamanda paylaşalım. Bunu Türkçe için yapalım. 

Tıklayınız...

etkileşimli-interaktif-sınavlar

Etkileşimli Sınavlar

Yeni Öğrenenlere Türkçe Öğretiminde İnternet ortamında bir ilk olan etkileşimli sınavlar, öğretmen ve öğrencilerin istifadesine sunulmuştur.Buradaki sınavlarla Türkçeyi yeni öğrenenler öğrendikleri konuları sınama imkanı bulacaktır.Sınavlar Temel Seviye öğrencilerine yöneliktir. Sınavların en güzel özelliği her bir sorudan sonra öğrencinin nerede hata yaptığını görebilmesidir. Öğrenenlere faydalı olması dileğiyle...

Tıklayınız...

Bilindiği gibi, yabancılara Türkçeyi öğretme amacıyla yazılan ilk eser Karahanlı Türkçesi dönemine ait olan Mahmut Kaşgarlı'nın hazırladığı Divanu Lûgâti't-Türk sözlüğüdür. Türkçenin yabancılara öğretimi ile ilgili kaynaklara baktığımızda bu amaçlı ilk kitapların sözlük çalışmaları olduğu görülür. Zamanla her alanda olduğu gibi bu alanda da gelişme yaşanmıştır. Nitekim bugün Türkçenin yabancılara öğretimi konusunda daha çok kitaplar yazılmaktadır.

Dil öğretimi, diğer derslerin öğretiminden farklı yöntemler gerektiren çok boyutlu bir alandır. Yabancı bir dilin öğreniminde edebi eserlerin müstesna yeri olduğu muhakkaktır. Okuma, dil öğreniminin, dinleme, okuma, konuşma ve yazma gibi dört temel becerilerinden birdir. Fakat herhangi bir eserin okutulması yabancı dil öğretiminde faydalı olmadığından okutulacak eserlerin bazı özelliklerine dikkat etmek önemlidir. Türk edebiyatının usta hikâyecisi Mustafa Kutlu'nun eserlerinin bu bakımdan faydalı kaynak olduğunu düşünüyoruz. Mustafa Kutlu hikâyelerinin dil ve üslup bakımından sadeliği, akıcılığı Türkçeyi öğrenme aşamasındaki yabancılar için kolaylık sağlayacak niteliktedir. Bilindiği gibi, Kutlu'nun bazı hikâye kitapları birer ayrı küçük hikâyelerden oluşmakla birlikte asılında tek bir hikâye hüviyetindedir. Bu durum, yani hikâyelerin kısa oluşları yabancı dil öğrenen şahıslar için okumanın sıkıcı olma ihtimalini aza indirebilir. Yazarın uzun hikâyeler grubuna giren hikâyelerinde kullandığı halk hikâyesi anlatımı ise bu hikâyelerin bir solukta okunmasını sağlar.

Çalışmada M. Kutlu hikâyelerinin yabancıların Türkçeyi öğrenimi yolunda faydaları üzerinde duruldu. Bu bakımdan değerlendirmede birçok hususlara dikkat edildiği gibi ayrıca öğrencilerle yapılan anket sorgusunun sonuçlarına da yer verildi. Ankette, Azerbaycan'da Türkçeyi yeni öğrenen ve öğrenim düzeyi belli bir seviyede olan toplam elli öğrenci iştirak etti. Ankette iştirak eden öğrencilerin özellikle farklı fakülte ve bölmelerden olmasına dikkat edildi.

Giriş

Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan bir araçtır. Dünyada milletlerin sayı kadar dilleri de vardır. Hangi halka ait olmasına bağlı olmadan birey ana dilini ilk önce evde-ailesinden, sonra çevresinde öğrenir. Ortaokul döneminden itibaren ise o dilin gramer kurallarını ve tüm incelikleri ile eğitimini görür. Zamanla insanlarda yabancı dil edinme ihtiyacı oluşur. Nedeni ne olursa olsun yabancı bir dilin öğrenilmesi sadece dil öğrenimiyle kısıtlı kalmaz. Çünkü bir dil, aynı zamanda ait olduğu halkın tarihini, kültürünü, bakış açısını yansıtır. Bu bakımdan öğrenilen herhangi bir yabancı dil, öğrenene bir milletin kültür ve tarihinin kapısını açar.

Bugün dünyada yaşanan değişim ve gelişmeler insanların birden fazla dil öğrenmesini olası kılmıştır. Küreselleşen dünya şartları içinde Türkçeye duyulan ilgi ve bu dilin yabancılara öğretilmesi de önemli bir mesele olarak gündeme gelmiştir. Sovyetler Birliği'nin dağılması ve bu dağılım sonucu ortaya çıkan beş bağımsız cumhuriyet ve Rusya Federasyonu içinde olan birçok özek cumhuriyetler dilce ve soyca Türk uyruklu milletlerdir. Bu ülkelerin coğrafi konumu, doğal kaynaklar açısından zenginliği ve aynı zamanda Türkiye'nin bölgede bir güç durumuna gelmesi Türkçeye duyulan ilginin birkaç sebeplerinden biridir.

Bilindiği gibi, yabancılara Türkçeyi öğretme amacıyla yazılan ilk eser Karahanlı Türkçesi dönemine ait olan Divanu Lûgâti't Türk sözlüğüdür. Türkçenin yabancılara öğretimi ile ilgili kaynaklara bakıldığında bu amaçla yazılan ilk kitapların sözlük çalışmaları olduğu tespit edilir. Zamanla bu alanda gelişme görülür. Günümüzde Türkçenin yabancılara öğretimi konusunda daha çok kitaplar yazılmakta ve çeşitli yöntemler uygulanmaktadır. Bu, Türkçeye duyulan ilginin sonucudur.

Dil öğretimi, diğer derslerin öğretiminden farklı yöntemler gerektiren çok boyutlu bir alandır. 'Yoğun ve süreli, belirlenen amaç ve seçilen kitleye yönelik uygulanan dil öğretiminde kısa sürede elde edilen başarıların temelinde, uygulanan yöntemlerin, seçilen materyalin önemi çok büyüktür." Bunu dikkate alarak yabancı dil öğretiminin daha çok hassasiyet isteyen bir saha olduğunu belirtmek gerekir. Araştırmalara bakıldığında bu güne kadar yabancı dil öğretiminde farklı yöntem ve yaklaşımların önerildiği görülür.

Bilindiği gibi okuma, dil öğretiminin temel dört becerisinden(dinleme, okuma, konuşma ve yazma) biridir. Dale'nin Yasantı Konisi'nden elde edilen bulguların sonuçlarının okuma ile ilişkisini de göz önünde bulundurarak, dil öğreniminde okumanın vazgeçilmez yeri olduğu söylenebilir. Sefa Yüceli'in de ifade ettiği gibi 'Gerçekten de bugün, öğretim araçlarının çok gelişmiş olmasına karşın yine de, öğrenim büyük ölçüde okumaya dayanmaktadır."

Yukarıda zikredilen dil becerilerinden okumaya giren, 'dilin yapısını en iyi şekilde gösteren ve anlatım bütünlüğü taşıyan yapısıyla dilin en önemli kullanım alanlarından biri" olarak edebî metinlerin yabancı bir dilin öğreniminde müstesna yeri olduğu muhakkaktır. Yabancı dil öğreniminde edebî metin, 'dil becerilerinin kazandırılması yanında kelime hazinesinin zenginleştirilmesi ve dil kurallarının öğretiminde de örneklem oluşturması bakımından temel işleve sahiptir."

Fakat her metin dil öğretimi için kullanılamadığı gibi onun seçimi de özel yaklaşım gerektiren bir husustur. Metin seçerken göz önünde bulundurulması gereken hususlardan biri okuyanın o dili belli bir düzeyde bilmesidir. Diğer bir ifadeyle yabancı dili yeni öğrenmeye başlayan birinin hemen büyük metin veya ağır dille yazılmış bir metin okuması doğru değildir. Burada okuyanın kelime hazinesine de dikkat edilmelidir. Bir metinde okuyucunun anlamını bilmediği kelime sayısı çoksa metnin anlamının kavranması zorlaşır ve bu okuma sürecini kötü etkiler. Bu bakımdan ödünç kelimelerin fazla yer almadığı, genel olarak aktif kelimelerin daha çok kullanıldığı metinlerin tercihine ve dil öğrenen bireyin belli bir düzeyde olmasına dikkat edilmelidir.

Seçilen metinde bilinmeyen kelimelerle karşılaşma kelime hazinesinin zenginleşmesi açısından öneme sahiptir. Bu süreçte tabiî olarak bireyin sözlüğe ihtiyaç duyması onun sözlük kullanma alışkanlığını da kendiliğinden geliştirir. Bilindiği gibi geleneksel öğretimde, öğretilen kelimelerin cümle içerisinde kullanılması sağlanır. Neticede değişik ve çeşitli anlamları bulunan kelimelerin hangi anlamda kullanıldığı geçtiği metin ve cümlenin içinde görülür. Bu bakımdan metin okurken yeni öğrenilen kelimenin cümle içerisinde nasıl kullanıldığı da kendiliğinden görülmüş olur. Neticede öğrenim kalıcı hale gelir.

Metnin dil ve üslup açısından sade ve akıcı olanı tercih edilmelidir. Süslü, ağdalı bir dil ve üslup içeren metin yabancı dil öğrenimini olumsuz etkiler. Metnin okuyucu için ilginç ve sürükleyici olması da dikkat edilmesi gereken hususlardandır. Nitekim bunlar okuma sürecini olumlu etkileyen ve sevilir hale getiren faktörlerdendir.

Bunun dışında yukarıda da zikredildiği gibi bir dil öğreniminin sadece yabancı dil edinme olmadığı, bir kültür paylaşımı, kültür alış verişinde bulunmak için vasıta olduğu bilinmektedir. Edebi metinlerin tercihinde bu hususa da dikkat etmek gerekir. Daha 11. yüzyılda Divanu Lûgâti't Türk'te metin örneklerinin kullanımı bu bakımdan dikkat çeker. Kaşgarlı Mahmut bir dili öğrenmenin o dilin ait olduğu milletin kültür, tarih, dünyaya bakış açısını, düşünce tarzını öğrenmede bir araç olduğunun farkında olarak Türk'ün; estetik anlayışını, edebî zevkini gösteren şiirleri, dünya görüşünü yansıtan atasözü ve deyimleri hazırladığı sözlükte kullanmıştır.

Böylece "dil öğreniminin yalnızca bir dilin konuşulmasının, anlaşılmasının sağlanması olmadığı ama aynı zamanda bir kültür aktarımı olduğu"nuve seçilecek metinlerin bir milletin kültürünü, tarihini, dünyaya bakış açısını, düşünüş tarzını yansıttığını göz önünde bulundurarak dile ait bu malzemeleri birer araç olarak düşünmek gerekir. Konuyla ilgilenen birçok araştırmacı dil öğrenimini sahibi olduğu toplumun kültürünü yansıtan araç olarak değerlendirir. Nitekim Nermi Uygur, çok kültürlüğe açılmanın yolunun yabancı kültürü en iyi yansıtan araç olan dil öğrenmekten geçtiğini söyler. Şeyda Özil'e göre "Bir toplumun ya da bir toplumun bireylerinin çeşitli etkinliklerini, davranış biçimlerini kavrayabilmenin yolu o toplumun dilini bilmekten, öğrenmekten geçer". Bedia Akarsu ise "Her dilde kavramlar dokusu bulunduğundan ve her dil insanlığın bir bölümünün tasarlama biçimini ele aldığından, kısacası her dil özel bir dünya görüşünün yankısı olduğundan, yabancı bir dilin öğrenilmesi de insana yeni bir görüş kazandırır, görüş açılarını çoğaltır." düşüncesi ile aynı fikirleri doğrular.

Bu tespitlere araştırmasında yer veren Bayram Köşe, Madrid'de, 17-18 Kasım 1995 tarihlerinde gerçekleştirilen Fransızca Öğretmenleri 1. Kongresi'nde, dil öğretiminin salt bir öğrenme olmadığı, kişilik gelişimi ve kültürel hoşgörünün oluşmasına da önemli katkılar sağladığı vurgulanan sonuç bildirgesinde, yabancı dillerin, öğretiminin kendi içinde bir amaç olarak görülmemesi gerektiğinin, iletişim ve sosyo­kültürel bakışların değişim aracı olan dilin öğreniminin aynı zamanda bir kişilik oluşum süreci olduğunun altının çizildiğini belirtir.

Gerçekten de "Sağlıklı bir iletişim için, dilin yanı sıra kültürün de tanınması gereklidir." Dil öğretiminde seçilen yönteme bağlı olmadan, kullanılan malzemelerde buna azami derecede dikkat edilmesi önemlidir.

Dil öğrenimde edebî metinin yeri ve faydaları ile ilgili tespit etmeye çalıştığımız hususları Murat Özbay ve Deniz Melanlıoğlu makalelerinde şu şekilde özetlerler:

"1. Edebî metinler, kelime öğretiminde örneklem sunduğu için kelimenin anlamı daha kolay anlaşılır ve kalıcı öğrenme sağlanır.

  1. Edebî metinler, hayatı tanıma, olaylar ve deneyimler hakkında genel bir bilgi edinme ve anlama becerisi kazandırır.
    1. Edebî metinler, kişiye bir metni inceleyip anlama becerisini kazandırır.
    2. Edebî metinler, hedef dilin kültürü hakkında bilgi verir."

Neticede yabancı dil öğretiminde kullanılacak edebî metin dil öğrenen kişinin kelime hazinesini artırmalı, konuşma ve anlama becerisini geliştirmeli ve öğrenilen dilin kültürünün kapılarını onun yüzünü açmalıdır. Bu da edebî metnin doğru seçimiyle birebir bağlantılıdır. Türk edebiyatının usta hikâyecisi Mustafa Kutlu'nun eserlerinin bu bakımdan faydalı kaynak olduğu düşüncesindeyiz.

 

1970'li yıllarda yazı hayatına katılan Mustafa Kutlu Türk hikâyeciliğinde kendine özgü bir yere sahiptir. Özellikle geliştirildiği anlatım tarzıyla seçilen hikâyeler müellifi olan Kutlu, anlatımda geleneğe yönelmiş, gelenekle modern hikâye tarzının sentezine vararak, yeni ve farklı bir hikâye geliştirmiştir. Bugüne kadar yazarın diğer kitaplarının dışında yirmi hikâye kitabı yayınlanmıştır. Bu hikâyeler anlatım tarzı, şekil, muhteva bakımından gösterdikleri değişiklikler dikkate alınarak farklı araştırmacılar tarafından çeşitli biçimde dönemlere ayrılarak incelenir. Fakat yapılan bu tasnifler ciddi farklılık göstermez. Çalışmada bu dönemler üzerinden gidileceği için hikâyeleri benzer şekilde dönemlere ayırarak devam etmek doğru olur:

I.  Dönem (1970-1974) - Hikâyeye başlangıç veya kendini arama dönemi diye adlandırabileceğimiz
gerek kurgusu, gerek içeriği bakımından farklı denemelerin yapıldığı, genç yazarın birçok usta
hikâyecinin etkisinde kalmakla birlikte bir arayış içinde olduğu görülen ve Fikir ve Sanatta Hareket
dergisinin dünya görüşüne bağlı kaldığı dönemdir. Bu döneme Kutlu'nun ilk iki kitabı girer. Fakat yazar
daha sonra bu kitapları bastırmaz.
  1. Dönem (1979-1990)- yazarın kendi sesini bulduğu, geleneğe eğilerek, gelenekten ilham alarak yeni, kendine has bir hikâye tarzı oluşturduğu dönemdir. İlk dönemde çeşitli yazarların etkisinde kalan Kutlu, II. dönemde kendi yolunu çizer. Sadece bununla da kalmaz. Tanzimat'tan itibaren Türk edebiyatında izlenen Batı hikâye tarzının hâkimiyetini kırarak geleneğe bağlı, gelenekten gelen, fakat aynı zamanda modern olan yeni bir hikâyeyle Türk edebiyatında ciddi yenilik yapar. Bu döneme beş kitap dâhildir.
  2. Dönem (1995-1999) -ara dönem veya geçiş dönemi olarak isimlendirebileceğimiz bu döneme iki kitap girer.
  3. Dönem (2000-2004)- bu dönem, özgürlük veya uzun hikâyeler dönemi olarak isimlendirilebilir. Daim arayışta olmayı seven yazarın yeni durağı artık gelenekten gelen çerçeve hikâye anlayışından uzak tek hikâyelik uzun anlatımdır. Fakat bu gelenekten kopma değildir. Kutlu, II. dönem hikâyelerinde klasik Şark-İslam geleneğine yaslanırdıysa, IV. dönemde geleneğin diğer koluna halk edebiyatı geleneğine yaslanır. Böylece, II. dönemde "klasik şark üslubunu" kullanan yazar bu dönemde "halk üslubunu" tercih eder. Döneme on bir kitap girer.
  1. ve III. dönemlere giren kitapların başlangıç ve geçiş dönemi niteliğinde ve aynı zamanda sayılarının az olmalarını göz önünde bulundurarak çalışmada özellikle II. ve IV. dönemlere giren hikâyeler üzerinde durulmuştur.

II.  döneme giren hikâyeler yukarıda da belirtildiği gibi geleneğe yönelmenin ilk izlerini taşır. Mustafa Kutlu bu dönemde özellikle eski şark hikâyeciliğine yönelmişidir. Bu hikâyelerde az sözle öz söyleme kaygısının ön planda olduğu, kıssa geleneğinden yararlanıldığı görülür. Az sözle öz söylemek ve kıssadan hisse çıkarmak hususiyetlerinin oluşu sonucunda bu hikâye kitaplarının hacmi pek büyük değildir. Kitapların küçük hacimli oluşu okumanı olumlu etkileyen faktörlerdendir. Bunun dışında hikâyelerin hem her birinin ayrı ayrılıkta birer küçük hikâye oluşları, hem bir bütün teşkil etmeleri ilgi çekici olmakla birlikte okumada kolaylık oluşturan bir husustur. Nitekim yeni öğrenilen dilde okumanın sıkıcı olmaması için birer küçürek hikâye okuma okuyucuyu kitaptan uzaklaştırmaz, aksine bir roman veya uzun bir hikâye okumayı göze almayacak olanlar için okumanın kapısını açar. Bu hikâyeler birbirinden bağımsız okunabildikleri gibi, birbiriyle var olan bağları okunan ilk hikâyeden sonra diğerinin merak edilmesini kendiliğinden getirir ve sonuçta sürükleyici bir durum oluşur.

Divan hikâyesi üslubuna yönelmesi ve sonraki dönemlere göre biraz ağır üslup kullanılmasına rağmen yazarın bu döneme giren hikâyelerde genel olarak süslü, ağdalı bir dil ve üslup kullandığı söylenemez. Dönemin ikinci kitabından itibaren tasavvufi dil kullanması dikkat çekse de dilde olan akıcılık yine kendini gösterir. Ayrıca Kutlu'nun hikâyelerine hâkim olan iki katmanlık burada belirtilmesi gereken husustur. Nitekim bu hikâyeler tasavvuf anlayışından uzak olan okuyucular için sıradan bir hikâye olarak okunabilinir. Bu bakımdan okuyucunun herhangi bir zorluluk çekmesi oranın düşük olacağı düşünülebilinir. Sonuçta okuyucu hikâyeleri birinci-görünen anlamıyla kavramış olur.

Yazarın IV. döneme dâhil olan kitaplarında birbirinden bağımsız hikâyelerin yerini uzun hikâyeler alır. Bu dönemde halk hikâyesine yönelme görülür. İlk izlerinin daha I. dönemde görüldüğü, II. dönemde ise ara-sıra görülen sohbet havası bu dönemin hâkim anlatımıdır.Hikâyelerde yazar, meddah misali okurla sohbet eder; hikâyesini hikâye anlatan meddah veya halk aşığı gibi anlatır. Bu durum eski hikâyelere göre daha hacimli olmalarına rağmen yenilerinin bir solukta okunmasını sağlar. Nitekim kitap tanıtımlarında hikâyelerin bu özelliğine hep dikkat çekilmiştir.

Bu döneme giren hikâyeler bir bütün olarak anlatılsalar da yine başlıksız hisselere ayrılırlar. Hikâyelerin geneline sade dil ve akıcı bir üslup hâkimdir. Zaten sade dil kullanan yazarın halk hikâyesine yönelmesi dilini daha da sadeleştirir.

Her iki döneme giren hikâyelerde kullanılan kısa cümleler dikkat çeker. Yazarın kendine özgü bu anlatımı yabancı dil öğrenimi gören bireyin okumasını olumlu etkiler. Ayrıca anlatımda kullanılan diyalog tekniği de bu hikâyeleri okunaklı kılar. Sohbet havası üzerine bir de sık sık kullanılan diyaloglar okumanı olumlu etkileyen faktör olarak değerlendirilebilir.

IV. dönemde ağırlıklı olmakla birlikte her iki döneme giren hikâyelerde halk edebiyatı unsurlarının kullanışı[15] bu hikâyelere ayrı bir sadelik getirir. Bu unsurlar aynı zamanda Türk milletinin kültürüyle ilgili bilgilere, kaynaklara da götürür. Hikâyelerde kullanılan türküler, atasözleri ve meseller bu yönüyle dikkat çekicidir.

Özellikle dil ve anlatımda farklılık gösteren ve bu bakımdan dönemlere ayırdığımız Mustafa Kutlu hikâyelerinin genelinde Türk toplumunun anlatıldığı görülür. Yazar bunu hiç bir zaman unutmaz. Bu hikâyeler Türk halkının dünyaya bakış açısını ve düşünüş tarzını yansıtması bakımından da önemlidirler. Bazı hikâyelerde batı kültürüyle karşılaşan insanının bu yeni kültür karşısından davranışları Türk insanının nasıl düşündüğünü kendiliğinden gösterir.

Kitaplarda özellikle Türk insanının iç âlemi yansıtılmakta, Türk kültüründe insanın iç zenginliğine nasıl önem verildiği vurgulanmaktadır. Yine yazarın hikâyelerinden yola çıkarak Türkiye'deki toplumsal yaşamla ilgili fikir edinmek mümkündür.

Bunun dışında hikâyelerde yer yer adı geçen özel isimler de Türkiye'nin sahip olduğu önemli şahıslar konusunda bilgi vermekte ve onların merak edilerek haklarında bilgi edinmesi için bir vesile olmaktadır. Bu bakımdan hikâyelerde geçen şair, yazar, fikir adamı, şarkıcı ve türkücülerin isimleri dikkat çeker.

Çalışmanın daha faydalı olması için M. Kutlu hikâyelerinin Türkçeyi öğrenmede ne kadar önemli olup olmadığını tespit etmek adına bir de anket yapıldı. Ankette, Azerbaycan'dan olmak üzere Türkçeyi yeni öğrenen ve öğrenim düzeyi belli bir seviyede olan toplam elli öğrenci iştirak etti. Bu öğrenciler farklı fakülte ve bölmelerde öğrenim görmektedir. Bunlardan bazıları henüz hazırlık sınıfı öğrencileri olmakla birlikte diğerleri hazırlığı bitirmiş öğrencilerdir.

Anket için Mustafa Kutlunun esasen II. ve IV. döneme dâhil olan kitapları tavsiye edildi. Öğrenciler bir veya iki kitap okudu.

Ankette öğrencilere sorulan sorular ve alınan cevaplar aşağıdaki gibidir:

1.Okuduğunuz kitapta alfabeyle ilgili herhangi bir problem yaşadınız mı? Anketi cevaplayan öğrencilerin tamamı bu soruya "hayır" cevabını verdi. Türkiye Türkçesinde Azerbaycan Türkçesi alfabesinden farklı harfler olmadığı için öğrenciler bu bakımdan problem yaşamadıklarını dile getirdiler.

2.Okuduğunuz kitapta anlamadığınız kelimler oldu mu? Bunları not edin.

Çoğu öğrenci bu soruya "evet" cevabını verdi. Fakat not edilen kelime sayısı pek fazla değildi.

3.Okuduğunuz kitapta anlamını kavramadığınız cümle veya cümleler oldu mu? Olduysa bunları

yazın.

Bu soruya çok az öğrenci "evet" cevabı verdi. Bunlar genellikle Türkçeyi yeni öğrenen öğrencilerdi.

4. Okuduğunuz kitabı genel olarak anlamakta zorlandınız mı?

Bu soruya çok az öğrenci "evet" cevabı verdi. Bu sorun özellikle II. döneme ait Bu Böyledir ve Sır kitaplarını okuyan öğrencilerin karşısına çıkmıştır. Bu öğrenciler genellikle Türkçeyi yeni öğrenmeye başlayanlardı.

5. M. Kutlu'nun diğer kitaplarını okumak ister misiniz?
Öğrencilerin çoğu soruya "evet" cevabı verdi.
6.    Sizce okuduğunuz kitap Türkçenin öğreniminde faydalı olabilir mi? Bu soruyu kendi
tecrübenizden yola çıkarak cevaplayın.

Öğrencilerin geneli soruya olumlu cevap verdi ve bunu şu şekilde açıkladılar: Anlamadığımız kelimelerle karşılaşmamız yeni kelime öğrenmemize sağladı. Bu da Türkçemizi geliştirdi;

Bilmediğimiz kelime sayısı çok fazla değildi, eserin dilinin sade ve akıcı oluşu kitabı sıkılmadan okumamızı sağladı;

Hikâyede uzun cümlelerin kullanılmaması sonucunda okuduğumuzu anlamakta zorlanmadık; Kahramanların konuşmalarının gerçek hayatta olduğu gibi verilmesi konuşma dili ile ilgili de fikir oluşturdu.

7. Mustafa Kutlu hikâyesi size yeni ne kattı?
Öğrencilerin soruya verdikleri cevap şu şekildeydi:
Yeni kelimeler öğrendim;

Genel anlamda Türkiye'yle bağlı yeni bilgiler edindim;

Türkiye'deki köy ve küçük kasaba hayatını öğrendim;

Türk toplumunu ve Türk insanını tanıdım;

Bu kitaplarda günlük hayatı öğrenmek mümkündür;

Genel olarak birçok edebi eserde olduğu gibi hayat bilgisi edindim;

Türkiye'nin tabiatı hakkında tasavvurum oluştu.

8. Mustafa Kutlunun okuduğunuz kitabını Türkiye Türkçesinde okuduğunuz diğer kitaplarla mukayese edin ve neticeyi yazın.

Öğrenciler soruya yine benzer cevaplar verdiler:

Başka eserlerden farklı olarak bu hikâyelerde kahramanların konuşmaları olduğu gibi yansımıştır;

Diğer kitaplardan dilinin sadeliği ve akıcılığı ile seçilirler;

Bu kitaplarda sosyal durum önceliklidir;

Yazarın kendine özgü üslubu var;

Özellikle günlük hayattan bahsetmesi;

Kitabı elinden yere koymadan bir an önce bitirmek istiyorsun;

Bakış açısı farklıdır.

Öğrencilerin hikâyeleri anlama oranına bakarsak Türkçeyi yeni öğrenmeye başlayan öğrencilerin özellikle II. döneme ait kitapları anlamada zorlandığı görüldü. Bu döneme dâhil olan kitaplardan Sır ve Bu Böyledir kitapları bu öğrencilerin anlamada zorlandıkları kitaplardır. Türkçesi biraz daha ileri seviyede olan öğrenciler için böyle bir sorun söz konusu değildir. IV. döneme dâhil olan kitaplarla ilgili öğrenciler benzer sorunla hiç karşılaşmadılar.

Sonuç

Bu gün teknolojinin sunduğu imkânlara rağmen okumanın dil öğreniminde vazgeçilmez rolü araştırmacılar tarafından önemle vurgulanır. Çalışmada okuma için tercih edilecek eserin belli şartlara cevap vermesi gerektiği görüldü. Türkçenin yabancı dil olarak öğreniminde edebi metin olarak okutulmasının faydalı olup olmayacağı araştırılan Mustafa Kutlu'nun hikâye kitaplarına bu doğrultudan bakıldı.

Araştırmanın daha verimli olması için konuyla ilgili yapılan anketin sonuçlarını da dikkate alarak Mustafa Kutlu'nun kitaplarının geniş okuyucu kitlesine hitap ettiği söyleyebilinir. Bu hikâyeler dil öğretiminde serbest okuma olarak okutulabilineceği gibi, aynı zamanda dil öğretimi için hazırlanan ders kitaplarında onlardan alıntılar alınarak da faydalanılabilinir. Serbest okuma için Türkçeyi yeni öğrenen

 

öğrencilere yazarın özellikle IV. döneme dâhil olan, biraz daha ireli seviyede olan öğrencilereyse II. ve diğer dönemlere dâhil olan kitapları önerilebilir.

Son olarak Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde verimli sonuç almak için hem Mustafa Kutlu, hem diğer Türk hikâyecilerinin kitaplarının belli bir değerlendirmeden sonra seviyelere ayrılarak yayınlanmasının faydalı olacağını belirtelim. Bu durumda temel, orta ve yüksek aşama olmak üzere üç seviye tespiti uygulanabilir. Ayrıca bu uygulamada büyük romanların da faydalı olacağı düşüncesiyle onların özetlenerek yayımlanması olasılığı da dikkate alınmalıdır.

 Dr.Lale QASIMOVA

Qafqaz Üniversitesi

Kaynaklar

  1. BOLAT, Betül. "Mustafa Kutlu'nun Hikâyelerindeki Halk Edebiyatı ve Halk Bilimi Unsurlarının İncelenmesi," (yayınlanmamış doktora tezi), T.C. Selcuk Üniversitesi, Konya, 2007
  2. BÜYÜKASLAN, Ali. 'Yabancı Dil Türkçenin Öğretilmesinde Yeni Yöntemler Bilişim Uygulamaları, Çözüm Önerileri," 
  3. KÖSE, Bayram. "Kültürel Boyutuyla Yabancı Dil Öğretiminde Yazınsal Metin,"
  4. ÖZBAY, Murat; MELANLIOĞLU, Deniz. "Kelime Öğretiminde Örneklemenin Önemi ve Divanü Lügat-it Türk," Mustafa Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt: 5, Sayı: 10, 2008, 49-58
  5. ÖZBAY, Murat; MELANLIOĞLU, Deniz. "Türkçe Eğitiminde Kelime Hazinesinin Önemi,"

Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt: 5, Sayı: 1, Haziran 2008, 30-45

  1. YÜCE, Sefa. "İletişim Ve Dil: Yöntemler, Avrupa Dil Portföyü Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi," Journal of Language and Linguistic Studies, Cilt: 1, Sayı: 1, April 2005, 81-88

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin bir dünya dili olması dileğiyle...