Sınıf Ve Okul Kitaplıkları İle Kitap Okutma

Dilin gelişmesinde etkili unsurların en önemlilerinden biri de şüphesiz kitap okumadır. Türkçe öğretiminde temel seviyeden başlamak üzere kullanılabilecek kitaplar temel anlamda iki bölümde ele alınabilir.

  1. Öğrencilerin el kaslarını geliştirmek ve yazmaya hazırlık yapmak maksadıyla kullanılan renkli boyama kitapları. (İlkokulların birinci sınıfları ve ana sınıfları için.)
  2. Okuma yazma becerisini kazanmış öğrencilerin, dil becerilerini geliştirmek maksadıyla kullanılabilecek kitaplar. Öğrencilerin dil becerilerini geliştirebilecek kitaplar olarak aşağıdaki kitaplar sayılabilir:
  • Öğrenci ders kitapları
  • Alıştırma kitapları
  • Kaynak kitaplar
  • Masal ve öykü kitapları
  • Bilmece kitapları
  • Resimli ansiklopediler
  • İmla kılavuzu
  • Sözlükler (seviye seviye)
  • Test kitapları
  • Dergiler
  • Şiir antolojileri

 

Öğrencilere okutulan kitaplar, kitaplıklarda seviye seviye olmalıdır. Öğretmen, öğrencilerini iyi tanımalı, öğrencilerinin seviyesine ve ilgisine göre hangi kitapları okuyacağını tavsiye etmelidir.

Türkçe öğretmenleri, öğrencilerinin okuduğu kitapları takip etmeye ilişkin formlar geliştirmelidir. Bu formlar, bir yıl boyunca hangi kitapları okuduğunu ifade edecek mahiyette olmalıdır. Türkçe öğretmenleri, sınıf değişiklikleri durumunda bu formları bir birine teslim etmelidir. Böylelikle, yeni öğrencilere Türkçe dersi verme durumunda olan Türkçe öğretmeni, öğrencilerinin dil seviyeleri hakkında bilgi sahibi olacağından daha verimli ve etkili çalışacaktır.

Öğrencilerin okuduğu kitapların öğretmen tarafından takibi bu anlamda tek başına yeterli değildir. Türkçe öğretmeni, öğrencilerinin hangi kitapları okuduğunu takip ettiği gibi, bu kitapların öğrencilere neler kazandırdığını, onlarını dil seviyelerine hangi yönlerde katkıda bulunduğunu tespit etmek maksadıyla da değişik çalışmalar yapmak durumundadır.

Böyle bir çalışma yapan bir Türkçe öğretmeninin, ay ay her öğrencisinin hangi okuma kitaplarını okuduğunu, kitabı ne kadar süre içinde bitirdiğini ve okuduğu kitabı ne ölçüde anladığını tespit etme olanağı vardır.

Öğrencilerin okuduğu kitaptan anladığını belirlemek amacıyla genelde uygulanan yöntem, kitabın özetini çıkarttırmadır. Bu metodun kullanımını aşağıda tartışacağımız için şimdilik girmiyoruz. Öğrencilere, okudukları kitabın özetini yazdırmanın yanında şekil.....deki kitap değerlendirme raporu benzeri formlar da kullanılabilir.

 

Kitap okutmada öğretmene düşen sorumluluk

 

Öğretmenin öğrencilerin okudukları kitapları bizzat takip etmesinde, okuma konusunda onları yönlendirmesinde çok büyük faydalar vardır. Ders hiç bir zaman bir dilin tamamen öğretilmesi için yeterli olamaz. Öğrenciler biz öğretmenlerden aldıkları anahtarı nasıl kullanacaklarını da öğrenmelidirler. Türkçe öğrenmenin en önemli gayelerinden birinin Türkçe kaynaklara ulaşmak olduğu / olması gerektiği bilinci de öğrencilere ayrıca öğretilmesi gereken bir konudur. Bir diğer mesele de, her öğretmen, daha doğrusu herkes konuşurken dilin içinden farkında olmadan seçtiği belli sayıda kelimeyle iktifa eder. Bu, konuşmada kullanılan kelime dağarcığının, yurt dışında belli bir süre hazırlık sınıfı öğretmenliği yapan meslektaşlarda daha da daraldığı görülmektedir. Çünkü konuşurken hep öğrencinin bizi anlamasını göz önünde tutar ve sadece derste verdiğimiz kelimelerle konuşmaya çalışırız. Bir de mefhumların, tabirlerin birçok karşılıkları içinden öğrenilmesi ve kullanılması daha kolay olan ya da günümüzde daha yaygın olarak kullanılan müteradiflerini vermeye çalışırız. Mesela yukarıdaki cümlelerde kullandığım müteradif, iktifa etmek gibi kelimeleri öğrencilerin bir Türkçe öğretmeninin ağzından duyarak öğrenmeleri en azından küçük sınıflarda hemen hemen imkansızdır. Öyleyse bu açığı kapatmanın bir yolu kalıyor, bol bol okutmak; kitap, dergi, gazete vs... okumayı teşvik ve takip etmek.

Bazı arkadaşlar, burada sözümüzü / akıl yürütmemizi keserek şöyle diyeceklerdir. Televizyon video ve benzerleri de aynı işi görmez mi? Hayır, kısmen görüyor gibi görünse de aslında görmez. Daha doğrusu bunlar birbirlerinin yerine ikame edilemez. Türkçe öğretimi esnasında belli bir noktaya gelince ne televizyon kitabın vereceğini verebilir, ne de kitap televizyonun verebileceğini. Çünkü yazı dili ile konuşma dili farklıdır. En basit bir misalle, kitap okuyan bir öğrenci kelimenin imlasını öğreniyorsa, televizyon seyreden öğrenci telaffuzunu öğrenecektir. Bunlardan birini diğerine tercih edebilecek öğretmen yoktur sanırım. Ayrıca televizyon dilinin daha dinamik, canlı ve güncel olduğunu, kitap dilinin ise çabucak değişmeyen, oturmuş bir dil olduğunu hatırlamakta fayda var. Dili sadece televizyon desteğiyle öğrenen bir öğrenci bir metin okuduğu zaman bir çok bilmediği kelimeyle, girift cümle yapısıyla karşılaşıp bocalayacağı gibi; sadece kitap okumaya ehemmiyet verenler de hem telaffuz güçlükleriyle karşılaşacak, hem de artık günlük hayatta kullanılmayan eski kelimeleri konuşmada kullanarak yer yer gülünç duruma düşecekler yer yer de bu eski kelimeleri kullandıkları için muhataplarıyla anlaşamama gibi bir problemle yüz yüze geleceklerdir.

Burada bu mukayese parantezini kapatıp tekrar konumuza dönelim. Öğrencilere kitap okuma alışkanlığı kazandırmanın en iyi yolu bir taraftan okumayı teşvik edici konuşmalar yaparken bir taraftan da öğretmenin bizzat kitap okuyarak ve okuduğunu göstererek örnek olmasıdır. Bir de okumak teşvik edilirken sadece o dilin daha iyi öğrenilmesi hedefi üzerinde durulmamalı, okumanın daha ali maksatları da nazara verilmelidir. Yoksa belli bir süre sonra öğrencinin “Artık Türkçeyi iyi kötü öğrendim, artık okumasam da olur.” gibi bir duyguya kapılması işten bile değildir. Öğretmen, örnek olma sadedinde elinde kitapla gezmeli, teneffüslerde, etüdlerde kitap okumalı, bahçede bir banka oturarak veya yürüyerek kitap okumalıdır. Bunu bir iki defa değil mütemadiyen yapmalıdır ki hafızalarda yer edebilsin.

Dikkat edilmesi gereken bir diğer husus, öğrencinin okuyacağı kitabı özellikle küçük sınıflar için (Bu ifadeyle daha çok hazırlık ve hazırlıktan sonraki  sınıfları kastediyoruz, ülkenin durumuna göre değişebilir.) bizzat öğretmenin seçip, vermesidir. Bu mesele Türkçe öğretmeninin başka birine itimat ederek üstünden atmaması gereken ciddi bir iştir. Bir kere sınıf belletmeni veya öğretmeni bu işi yapabilirse de sınıfta öğrencinin neler gördüğünü, Türkçe seviyesini tam olarak kestiremeyeceği için seviyeyi tutturamayabilir. Öğrencinin gidip kütüphaneden, Türkçe odasında nöbet tutan bir ağabeyinden ya da ablasından alacağı, kendisinin seçeceği kitabı okuması ise daha kötü bir durumdur. Öğrenciler ya seviyelerinin üstündeki bir kitabı ya da konu olarak hiç de ilgilerini çekmeyecek bir kitabı seçerek, okumaktan soğuyabilirler. Bir başka mesele de her öğrencinin belli derecede okumasını sağlamaktır. Öğretmen bizzat sınıfta kimin ne okuduğunun çizelgesini tutar, okuma meselesinin üstünde ciddiyetle durursa arada hiç okumayan öğrenciler kalmayacaktır. Elbette yine az okuyan çok okuyan olur; ama, gidin kütüphaneden alın, dendiği ve takip edilmediği zaman bazı öğrenciler hiç okumazlar. Çünkü daha önce böyle bir alışkanlık edinmemişlerdir. Bazı öğrencilerin geldikleri ortamlar yazıdan, yazılı metinlerden çok uzak ortamlar olabilir.

Öğretmen mümkünse öğrencilere okutacağı kitapların hepsini daha önce kendisi okumuş olmalıdır. Bu öyle zannedildiği gibi çok zor bir iş değildir. Zaten bir çok okulun kitaplığı pek zengin değildir. Bir de Türkçeyi yeni öğrenmeye başlayan öğrencilere okutulacak kitaplar mahdut sayfadan ibaret, büyük yazılı, resimli kitaplar olduğundan kısa süre içinde hepsi okunabilir. Öğretmen kitapları okuyarak ne kazanacak? Öncelikle öğrenciye verdiği kitabın içinde hangi kelimeler var, hangi gramer yapıları var yaklaşık olarak bilecek. İkinci olarak da öğrenciye ya özetini anlattırırarak ya da kitapla ilgili sorular sorarak öğrencinin okuyup okumadığını, ne kadarını anladığını kontrol etmesi lazım. Bunun için de elbette kitabı okuması lazım. Bu şekilde kontrol sadece kontrol değildir, aynı zamanda öğrencinin bildiklerini sözlü olarak ifade edebilmesi, konuşturulması için çok önemli bir fırsattır. İyi bir pratiktir. Öğretmen hiç değilse öğrenciye hadi bu hikayeyi, masalı anlat dediği zaman, öğrenci yavaş yavaş anlatırken bir yandan hızlıca kitabı taramalıdır. Öğrenci yavaş anlatır, öğretmen hızlı okur. Dolayısıyla öğrenci daha hikayenin başındayken kitabı bitirebilirsiniz. Burada üstünde durulması gereken çok önemli bir husus da şudur: Öğrenci konuşurken onun her hatasını düzeltmemek gerekir. Sadece işlenen konularla ilgili önemli hatalar düzeltilebilir. Ya da  çok bariz hatalar konuşma bittikten sonra düzeltilebilir. Yoksa öğrencinin cesaretini kırmak işten bile değildir. Normal olan öğrencinin yanlış konuşmasıdır. Konuşa konuşa düzelir. Bir kez cesareti kırılırsa veya komik durumu düşmekten korkarsa artık o öğrencinin tekrar cesaretini toplayıp konuşması çok zor olur.

Kitaplıkların işleyişiyle ilgili bazı hususlar

 

Öğrencilerin Türkçeyi daha iyi öğrenmeleri için, bir yandan da sadece bununla yetinmeden genel olarak kültürlerini, bilgilerini arttırmak, dünya görüşlerini genişletmek için okul ve sınıf kitaplarının önemi büyüktür. Bu konuda da tabii ki en azından Türkçe kitaplar konusunda en önemli görev Türkçe öğretmenine düşmektedir. Türkçe öğretmeni ya bu kitapları bizzat kendi temin etme, toplama, satın alınmasına önayak olma konumundadır, ya da en azından denetleyici, tasnif edicidir. Bir kere her okulda kütüphane vardır ve eğer Türkçe dersinin okutulduğu bir okulsa, bu kütüphanede Türkçe kitapların da olması gayet tabiidir. Fakat kitaplık sadece Türkçe kitaplardan müteşekkil olmadığından doğrudan Türkçe öğretmenlerini değil aslında idareyi ilgilendirir. Böyle de olsa kütüphane memurunun olmadığı yerlerde bu işin takibi de çoğu zaman bir eğitsel kol (kulüp) etkinliği olarak ya da başka bir şekilde Türkçe öğretmenine verilmektedir. Bundan başka sınıf kitaplıkları oluşturma yoluna da gidilebilir ki bu aşağı yukarı tamamen Türkçe öğretmeninin organize edeceği bir faaliyettir. Sınıf kitaplığından çok Türkçe odası kitaplığı üzerinde durulsa iyi olur. Eğer sınıf kitaplığını öğrenciler daha çok destekleyecekse sınıf kitaplığı tercih edilebilir. Bu mesele her ülkede, hatta her okulda farklı bir şekilde halledilmekle beraber burada fikir verme babından bazı hususlara dikkat çekmek faydalı olur kanaatindeyiz.

 

  • Okul kitaplıklarında hem öğrencilerin, hem de öğretmenlerin türlü çalışmalarında başvuracakları kitaplar bulunacaktır. Bu kitaplıklar, öğrencileri ilgilendiren yayınlarla ve öğretmenlerin genel ve mesleki bilgilerini arttıracak yeni eserlerle her yıl zenginleştirilmelidir.
  • Bu kitaplıklara konulacak kitaplar, ilgili öğretmenlerin fikirleri alınarak dikkatle seçilmeli, daha baştan öğretmenler tarafından incelenerek öğrencilerin yaş, fikir ve dil seviyelerine göre tasnif edilmelidir.
  • Eğer kütüphane memuru yoksa –ki kitap sayısı yeterli olmadığı için genellikle memur kadrosu yoktur– kitaplık, bir öğretmenin sorumluluğu altında öğrenciler tarafından yönetilmelidir. Kitaplığın sorumluluğunu üzerine almış olan öğretmenin mümkün olduğu kadar uzun bir zaman için bu işle uğraşması yararlı olur. Bu yolla öğretmen kitaplığın tertip ve düzenini, kitapları, kitaplığın okuyucularını yakından tanımış olur. Kendi sistemini oturtabilme imkanı bulur. Öğrencilerin kitaplıkta çalışmaları, katalog düzenlemeleri, kitap alıp vermeleri onlara değerli bilgi ve görgüler kazandıracaktır.
  • Okul kitaplığı, her sınıfın öğrencileri buraya grup grup götürülerek bütün öğrencilere tanıtılmalıdır. Öğrenciler, buradaki kitapları düzene koymayı ve kitaplıktan yararlanma yollarını öğrenmelidirler.
  • Okul kitaplığının tertip ve tasnifinde genel kitaplıklarda kullanılan usullere uyulmalıdır.
  • Öğrencilerin okul kitaplığından kitap alarak evlerine veya yatakhaneye, etüde götürmelerine izin verilmelidir. Evde okunmak üzere alınacak kitapların iyi kullanılması ve temiz tutulması aşılanmalıdır. Kaynak kitaplar verilmemeli, daima kitaplıkta bulunması, faydalanmak isteyenin yerinde faydalanması sağlanmalıdır.
  • Gerekli saatlerde okul kitaplığı kullanıma açık olmalı, bunu sağlamak için öğretmen ve öğrenciler arasında iş bölümü yapılmalıdır. Özellikle teneffüslerde, öğle aralarında, derslerden sonra, etüdle yatış vakti arası vs... kısacası öğrencilerin boş olduğu zaman dilimlerinde kitaplık mutlaka açık bulundurulmalıdır.
  • Eğer kitap değiştirme işinde yığılma meydana geliyorsa yukarda bahsedilen zaman dilimleri belli bir program çerçevesinde sınıflar arasında paylaştırılabilir. Mesela teneffüslerin paylaştırılması, daha uzun aralıkların umuma açık olması gibi bir yola gidilebilir. Böyle bir program düzenlenmiş ise bu proğram görülecek bir yere asılmalıdır.
  • Kitaplık için okulda aydınlık ve elverişli bir oda ayrılmalıdır. Bu odanın temiz, rahat ve zevkle döşenmiş, kışın iyi ısıtılmış olmasına dikkat edilmelidir. Burada yeter sayıda masa ve sandalye bulundurulmalıdır.
  • Kitaplıkta önemine ve gereğine göre bazı kitaplardan birçok bazı kitaplardan birkaç tane bulundurmak yerinde olur.
  • Okul kitaplıklarına alınan yeni ve yararlı yayınları tanıtmak için, bu dergi ve kitaplar bütün öğrencilerin ve öğretmenlerin görebileceği bir yerde teşhir edilmelidir. Öğretmenlere tanıtılacak kitaplar öğretmenler odasında gösterilmeli ve duyurulmalıdır.
  • Öğrencinin bir kitabı dikkatle okuyup yararlanmayı öğrenebilmesi için, öğretmenler, onlara kitap okuma tekniğini kavratmaya çalışmalıdır. Kitaplık işi ile uğraşan öğretmenle diğer Türçe öğretmenleri, aslında bütün öğretmen ve belletmenler, bu konuda öğrencilere sürekli yardımda bulunmalıdırlar. Her öğrenci okulu bitirirken ders kitaplarından başka mümkün olduğu kadar çok kitap okumuş olmalıdır.
  • Her okul kitaplığında bir ayda kaç kitap okunduğunu, hangi sınıftan kaç kişinin okuduğunu gösteren cetveller tutulmalı ve bu sonuç belli periyodlarla grafikler halinde gösterilmelidir. Her kitabın kaç kişi tarafından okunduğunu ve kimin kaç kitap okuduğunu göstermek de yararlıdır.
  • Komşu okullar, aralarında anlaşarak birbirlerinin kitaplıklarından yararlanma yollarını aramalıdırlar.

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...