yabancilara-turkce-ogretimi-3-

Yabancılara Türkçe Öğretimi

Türkçeyi yeni öğrenenlere neyi nasıl anlatmalıyız? Yabancılara Türkçe öğretiminde kullanılan yöntemler nelerdir? Bu konuda yazılmış yüzlerce makale,tez,doktora çalışması burada.

Tıklayınız...
yabancilara-turkce-ogretimi-materyal

Yabancılara Türkçe Öğretimi Materyalleri

Yeni Öğrenenlere Türkçe Öğretiminde kullanılabilecek materyaller bu bölümde toplandı. Sınavlar,interaktif sınavlar,akıllı tahta uygulamaları,alt yazılı klipler,posterler vs.

Tıklayınız...
turkce-ogretimi-etkinlikleri

Türkçe Öğretimi Etkinlikleri

Müzikli öğretim,dinleme,konuşma etkinlikleri,okuma-anlama,yazma etkinlikleri,video dersi.Türkçe öğretiminde oyunlar,ders dışı Türkçe faaliyetleri.

Tıklayınız...
yabancilara-turkce-ogretimi-dusunceler1

Yabancılara Türkçe Öğretimi Üzerine Yeni Düşünceler ve Uygulamalar

Dünyadaki tüm öğretmenlerin tecrübe ve dökümanlarını paylaşabileceği bir ortam olarak düşünüldü burası. Sadece alıcı olmayalım aynı zamanda paylaşalım. Bunu Türkçe için yapalım. 

Tıklayınız...

etkileşimli-interaktif-sınavlar

Etkileşimli Sınavlar

Yeni Öğrenenlere Türkçe Öğretiminde İnternet ortamında bir ilk olan etkileşimli sınavlar, öğretmen ve öğrencilerin istifadesine sunulmuştur. Sınavların en güzel özelliği her bir sorudan sonra öğrencinin nerede hata yaptığını görebilmesidir. 

Tıklayınız...
yabanci-dil-olarak-turkce-ogretimii

Dilbilgisi Anlatımları

Dilbilgisi Anlatımları yeni öğrenenlere yönelik hazırlanmıştır. Verilen örnekler yeni öğrenenlerin anlayacağı şekilde basit cümlelerden seçilmiştir.

Tıklayınız...
deyim-hikayeleri

Deyim Hikayeleri

Türkçe öğretiminde kullanılabilecek deyimler bu başlık altında toplantı. Burada deyimler hem anlamlarıyla hem de hikayeleriyle paylaşılmıştır. 

Tıklayınız...
türk-dili-hakkında-yazılar

Türk Dili Hakkında Yazılar

Güzel Türkçemiz hakkında değerli kalemlerin ele aldığı yazılar bu başlık altında derleniyor. 

Tıklayınız...

Her yıl bu dönemde illa ki, Türkiye'nin gururu olan Türkçe Olimpiyatları'nı gölgeleyecek tartışmalar yaşanıyor.

Diyeceksiniz ki, ülkemiz zaten hep böyle...

Her gün inanılmaz olaylara zaten tanıklık edip duruyoruz.

Benim anlatmak istediğim konu bunlardan biraz farklı.

Bu ülke için ne zaman güzel bir iş yapılsa, bunu gölgelemek ve perdelemek isteyen iç ve dış fitne odakları oluyor.

Dünyanın en hızlı büyüyen ikinci ülkesi olmamıza rağmen, Türkiye'nin kredi notu nasıl ki ülkemizin önü açılmasın diye kasıtlı olarak düşük tutuluyorsa, Türkiye'ye itibar kazandıracak bir çok konu da içeride ve dışarıda aşındırılmaya çalışılıyor.

Nitekim Başbakan Erdoğan dün Kazakistan'da, uluslararası kredi derelecelendirme kuruluşlarının ideolojik davrandığını açıkça söyledi.

Ekonomi gibi somut verilere dayanan konularda bile ideolojik davranan iç ve dış odakların, sosyal ve kültürel aktivitelerde bu tür olumsuz bakış açılarını devreye sokmaması düşünülemez.

Nitekim ne zaman ki Türkçe Olimpiyatları yaklaşsa, tüm ülke insanını heyecanlandıran bu büyük projeye omuz veren çevrelere karşı sistemli bir karalama kampanyası yürütüldüğü dikkatlerden kaçmıyor.

Türkçe Olimpiyatları, Türkiye'nin en büyük uluslararası markalarından biri durumunda. Alanında başka bir örneği olmayan dünyanın en sıradışı, en muhteşem, en etkileyici organizasyonu...

Türk bayrağına sevdalı her insanı müthiş derecede heyecanlandıran bir proje.

Bu organizasyon temaşa edilirken, sevinmekle ağlamanın, vuslatla gurbetin, damla olmakla okyanus olmanın en sıradığı buluşması tüm ruhu saran muhteşem bir gururla aynı anda yaşanıyor...

Konya ile Kenya'nın, Trabzon ile Tanzanya'nın, Afyon'la Arnavutluk'un, Kocaeli ile Kamboçya'nın, Bursa ile Rusya'nın ve daha nice illerimizin ve dostluk eli uzattıkları ülkelerin, dünya denilen koca köyün nasıl da birer haneleri olduğunu ancak o zaman derinden hissederek anlıyorsunuz.

Renk ayrımcılığı denilen ilkel bakış açısına inat, farklı renklerin sahnede bir gökkuşağı güzelliği içinde nasıl da uyum içinde durduğunu keyifle seyrediyorsunuz.

Eskilerin, 'vahdette kesret, kesrette vahdet' şeklinde ifade ettikleri, yani teklikte çokluk, çoklukta teklik dedikleri olayın sırrına işte o zaman daha yakından vakıf oluyorsunuz.

Sahnedeki manzarayı görünce öyle bir atmosfere giriyor ki insan, uluslararası sorunların, dünyayı saran kan ve gözyaşının, bitmek tükenmek bilmeyen öfke ve nefretin hangi hırslardan kaynaklandığını anlamakta güçlük çekiyorsunuz.

Sahnede el ele duran ve insanlığın ortak şarkısını söyleyen bu çocuklar büyüdüğünde, içinde yaşadığımız dünyanın şimdikinden çok daha farklı olacağına yürekten inanıyorsunuz.

Organizasyon küresel, küresel olmasına da, bu muhteşem etkinliğin sponsorları kimdir diye merak ettiğinizde bir kez daha şapka çıkarıyorsunuz.

Konya'da tarım işçisi, Beyazıt Meydanı'nda simitçi, İzmir'de lahmacuncu, Mardin'de çoban, Bursa'da otovotiv teknisyeni, Karadeniz'deki teknelerde balıkçı, Ankara'da memur, her bir il, ilçe, belde ve köylerde karınca kararınca çalışan ve helalinden kazanmaya gayret eden mutevazı insanlar olduğunu görüyorsunuz.

Türkiye'nin sesi ve soluğunu dünyaya ulaştırmak ve bu tür organizasyonları ilelebet yaşatabilmek için, alınteri gelirlerinden ayırdıkları ve karşılığını bu dünyada değil, ahirette bizzat Rab'lerinden almak istedikleri fedakarlıklar manzumesi içinde, bu muazzam faaliyetin hayata geçtiğini görüyorsunuz.

Bu büyük projede, bu işe gönül vermiş herkesin imkanı nisbetinde katkısı var.

Hiç olmayanın Everest'i aşan duaları, okyanuslara denk gözyaşları, alınterleri var...

Bunun örneklerinden birini geçtiğimiz ay, gazetemiz yazarlarından Harun Tokak'ın, 'Ben senin terine sarılmak istiyorum' başlıklı yazısında okumuştuk.

Harun Tokak yazısında, Kongo'da Türkiye'ye dair değerlerin en iyi şekilde temsil edilmesi, orada Türk kolejlerinin açılması ve ihtiyaçlarının karşılanması konularıyla ilgilenen İbrahim Tatar'la, geçtiğimiz yıl Kongo'ya giden Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül arasında geçen bir diyaloga yer vermiş, İbrahim Tatar'ın ağzından şu satırları aktarmıştı:

'Geçen yıl Cumhurbaşkanımız Kongo'ya geldiler. Kendilerine; Kongo'da şu kadar okulumuz, siyah inciler gibi şu kadar öğrencimiz var, baktığımız şu kadar yetimhanemiz var. Türkiye'den şefkati sınır tanımayan doktorlarımız gelerek şu kadar poliklinik hizmeti verdiler. Şu kadar insanın gözlerini ışığa kavuşturdular...' diye anlatıyordum. Hava çok sıcaktı. Çöl sıcağı kasıp kavuruyordu. Terler ceketimden fışkırmıştı. Cumhurbaşkanımız anlatılanlardan çok memnun oldu.

Duygulandı...

'İbrahim Bey gel sana bir sarılayım' dedi. 'Efendim sizi rahatsız etmeyeyim, gördüğünüz gibi çok terliyim' dedim. Cumhurbaşkanımız bu sözlerim üzerine; 'Olsun! Ben de zaten senin terine sarılmak istiyorum' dedi.

Eğer bugün bu Hizmetler tüm dünyada belli bir noktaya gelmişse, bu uğurda terleyen, koşturan, duaları ve moral verici sözleri ile destek olan, bu tere saygı duyan insanlar sayesinde gelmiştir.

İşte bu nedenle, Türkçe Olimpiyatları yaklaşırken ekranlarda tanıtım fragmanları dönmeye başladığında ve billboardlarda reklamları çıktığında bu işe emek verenler heyecanlanmakta ve kalpleri küt küt atmaktadır.

Hayırlı işlerin çok muzır manileri olur.

Bu kutlu şöleni temaşa ederken kimsenin keyfinizi kaçırmasına izin vermeyin ve baykuş seslerine aldırmayın.

Hele ki sahnede bülbüller şakıyorken...

Kaynak: http://yenisafak.com.tr/yazarlar/?i=32535&;y=osmanozsoy

  • turkcede.org.google play
  • turkcede.org.twitter

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...