yabancilara-turkce-ogretimi-3-

Yabancılara Türkçe Öğretimi

Türkçeyi yeni öğrenenlere neyi nasıl anlatmalıyız? Yabancılara Türkçe öğretiminde kullanılan yöntemler nelerdir? Bu konuda yazılmış yüzlerce makale,tez,doktora çalışması burada.

Tıklayınız...
yabancilara-turkce-ogretimi-materyal

Yabancılara Türkçe Öğretimi Materyalleri

Yeni Öğrenenlere Türkçe Öğretiminde kullanılabilecek materyaller bu bölümde toplandı. Sınavlar,interaktif sınavlar,akıllı tahta uygulamaları,alt yazılı klipler,posterler vs.

Tıklayınız...
turkce-ogretimi-etkinlikleri

Türkçe Öğretimi Etkinlikleri

Müzikli öğretim,dinleme,konuşma etkinlikleri,okuma-anlama,yazma etkinlikleri,video dersi.Türkçe öğretiminde oyunlar,ders dışı Türkçe faaliyetleri.

Tıklayınız...
yabancilara-turkce-ogretimi-dusunceler1

Yabancılara Türkçe Öğretimi Üzerine Yeni Düşünceler ve Uygulamalar

Dünyadaki tüm öğretmenlerin tecrübe ve dökümanlarını paylaşabileceği bir ortam olarak düşünüldü burası. Sadece alıcı olmayalım aynı zamanda paylaşalım. Bunu Türkçe için yapalım. 

Tıklayınız...

etkileşimli-interaktif-sınavlar

Etkileşimli Sınavlar

Yeni Öğrenenlere Türkçe Öğretiminde İnternet ortamında bir ilk olan etkileşimli sınavlar, öğretmen ve öğrencilerin istifadesine sunulmuştur. Sınavların en güzel özelliği her bir sorudan sonra öğrencinin nerede hata yaptığını görebilmesidir. 

Tıklayınız...
yabanci-dil-olarak-turkce-ogretimii

Dilbilgisi Anlatımları

Dilbilgisi Anlatımları yeni öğrenenlere yönelik hazırlanmıştır. Verilen örnekler yeni öğrenenlerin anlayacağı şekilde basit cümlelerden seçilmiştir.

Tıklayınız...
deyim-hikayeleri

Deyim Hikayeleri

Türkçe öğretiminde kullanılabilecek deyimler bu başlık altında toplantı. Burada deyimler hem anlamlarıyla hem de hikayeleriyle paylaşılmıştır. 

Tıklayınız...
türk-dili-hakkında-yazılar

Türk Dili Hakkında Yazılar

Güzel Türkçemiz hakkında değerli kalemlerin ele aldığı yazılar bu başlık altında derleniyor. 

Tıklayınız...
  • Türkçe Olimpiyatları

Türkçeyi ve Türkiye’yi yurtdışında kahramanca temsil eden öğretmenlerin her birisinin film tadında bir hayat hikâyesi barındırdığını biraz yakından bakınca görmemek  mümkün değil.

Dünyaya Türkçe öğreten öğretmenlerin her birinin hayatı ve yaşadıkları ise dillere destan. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları’nda yıllar geçtikçe çocuklu öğretmenler dikkat çekiyor. Senelerini yurtdışında geçiren öğretmenler Türkçe Olimpiyatları’na kucaklarında çocuklarıyla dönerken, Türkçe öğrettikleri öğrencileri de çocuklarına arkadaşlık ediyor.

1992’de ilk kez Türkçe öğretmek için çıktığı yurtdışında 20 yılını dolduran Ramazan İnan (41), eşi Elif Nur İnan (34) ve Ahmet Aziz (5) ve Alperen İhsan (2) ile beraber Türkçe Olimpiyatı’ndalar. Gaziantepli Türkçe öğretmeni Ramazan İnan, son 3 yıldır Finlandiya’da Türk Kültür Merkezi’nin müdürlüğünü yapıyor. 4 yıl kaldığı Özbekistan’la başladığı Türkçe yolculuğunu, Afganistan’da 7 yıl, Almanya’da 1 yıl, Litvanya’da 2 yıl, Letonya’da ise 3 yıl sürdüren Ramazan hoca, kısa süreli kaldıklarıyla birlikte 9 ayrı ülkede görev yapmış. Belletmen olarak gittiği Özbekistan’da Türkoloji bölümü okuyan Ramazan hoca, 15 yıldır yurtdışında bulunan Rizeli Elif Nur öğretmenle Letonya’da evlenmiş.

Elif Hoca’nın ise Türkçe yolculuğu 1996 yılında Kırım’da başlamış. Bu ülkede hem Rus ve dili edebiyatı hem de Türkoloji bölümünü bitirmiş. Kırgızistan’da Atatürk Alatoo Ünivertesi’nde Rusça ve Türkçe derslerine girmiş. Üniversitede Kırgız öğrencilere Rusça, Türk öğrencilere Türkçe dersleri veren Elif hoca, 4 yıl Kırgızistan’da görev yaptıktan sonra Letonya’ya geçmiş. İnan çiftinin ilk çocukları Ahmet Aziz (5) Letonya’da doğmuş. İkinci çocukları Alperen İhsan (2) ise Finlandiya’da yaşamalarına rağmen vize problemi nedeniyle Türkiye’de dünyaya gelmiş. Yılda bir kez Türkiye’ye gelen ve binlerce öğrenciye Türkçe öğreten İnan çifti, her yıl Türkçe Olimpiyatları’na binlerce meslektaşı gibi öğrenci getiriyor.

Eşimi beklerken bir taraftan çocuk büyüttüm, diğer taraftan master yaptım

Şahin Şentür k (30) ise 5 yıldır Norveç’te kültür merkezinin müdürlüğünü yapıyor. Bayburtlu Şahin hoca, İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı mezunu Didem Şentürk (30) ile 2006’da evlenmiş. Nişanlandıktan sonra evlenmeden üç ay önce Norveç’e giden Şahin öğretmen, evlilik için bir aylığına geri dönmüş. Şentürk çifti biri Norveç’te diğeri İstanbul’da iki yıl ayrı kalmış. Evlendikten bir yıl sonra kızları Çiğdem Gülizar (4) dünyaya gelmiş. “Eşimi beklerken bir taraftan kızımı büyüttüm, diğer taraftan master yaptım.” diyen Didem öğretmen, evlenmeden önce iki yıl İstanbul’da sözleşmeli öğretmenlik yapmış. Didem öğretmen Türkiye’de öğretmenliği bırakıp yurtdışında Türkçe öğretmek için 3 yıl önce Norveç’e eşinin yanına gitmiş. Şentürk çifti, artık olimpiyatlar için gelirken yanlarında Gülizar ve Bedirhan’ı da getiriyor.

Konya mı Kenya mı?

Davut Erdem, 8 yıl Denizli’de öğretmenlik yaptıktan sonra 4 yıl önce Kenya’ya gitmiş ve Türkçe öğretmeye başlamış. Pamukkale Üniversitesi Edebiyat Öğretmenliği mezunu Mersinli Davut hoca, Konya’da yüksek lisans yapmayı düşünürken kendini Kenya yollarında bulmuş. Kenya ve Konya isimlerinin sık sık espri konusu olduğunu aktaran Davut öğretmen, Kenya’da bilgisayar öğretmeni olan eşi Tuğba Erdem’e yabancı kimlik kartı verilirken Kenyalı yetkililerin yanlışlıkla doğum yerini Konya yerine Kenya yazdıklarını belirtiyor.

Tacik öğretmen şarkılarla Türkçe öğrenmiş

Hocent Tacik Türk Lisesi’nde müzik öğretmenliği yapan Maysara Muminova, öğrencilerine öğrettiği Türkçe şarkılar sonrasında kendisi de Türkçe öğrenmiş. 10 yıldır Türkçe şarkı yarışması düzenlenen Tacikistan’da bu yarışmalar için öğrencilerine Türkçe şarkılar öğreten Tacik öğretmen, yarışmalarda çaldığı piyano, org ve Tacikistan’ın milli çalgısı ‘dutor’ ile öğrencilerine fon oluşturmuş. “Kendi kendime Türkçe öğrendim, hiç ders almadım. Türkiye’den gelen öğretmen arkadaşlarım da yardımcı oldu. Türkçe benim çok hoşuma gidiyor, öğrencilerle Türkçe şarkı ve şiirler söylüyoruz.” diyen Muminova, 12 yıldır okulda öğretmenlik yapıyor. Tacik öğretmenin gururu ise geçen senenin şarkı birincisi Şohruh Yunusov (12).

En güzel türkçe anlatan öğretmenin sırrı

Uluslararası Türkçe Olimpiyatları’nda öğrenciler Türkçelerini yarıştırırken, onlara Türkçe öğreten öğretmenleri de ‘Ders Anlatım’ ve ‘Bilgi’ yarışmalarında ter döküyor. Seçkin bir jüri önünde ‘en güzel Türkçe dersini anlatanların’ seçildiği ders anlatım yarışmasında birinci olan ve Afganistan’da Türkçe öğretmenliği yapan Soner Afat (31), Türkçe öğretirken konularına göre klip çekip derste gösterdiğini söylüyor. Sınıfta yarışmalar düzenleyip dersi eğlenceli hale getiren Soner öğretmen, o gün anlattığı konuyla ilgili şarkıları da sınıfta dinleterek konuyu pekiştiriyor. Afganistan’da 3 yıldır öğretmenlik yapan Giresunlu Soner öğretmen, üniversiteyi Tataristan’da okumuş, 10 yıl Tataristan’da kaldıktan sonra Afganistan’a geçmiş. Türkçe öğretmede en önemli konuyu ‘mesleği ve Türkçeyi sevmek’ olarak özetleyen Soner Afat, “Çocuklara bu dili sevdirerek öğreteceğim derseniz gerisi geliyor.” diyor.

Kırgız öğretmen Türklere de Türkçe öğretiyor

5 yıl Kırgızistan Bişkek’teki Türk Koleji’nde okuyan, sonra İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği’ni bitiren ders anlatım yarışması ikincisi Aida Shamenova (30) ise, 7 yıldır Kırgızistan’da mezun olduğu kolejde Türkçe öğretmenliği yapıyor. 17 yıldır Türkçe konuşan Kırgız Aida öğretmen, sadece Kırgızlara değil Türklere de Türkçe öğretiyor, ‘nasip olursa Türkiye’de Türkçe öğretmenliği yapmak’ istiyor.

Aida öğretmen Türkçe derslerinde kartlar, film, çizgi film, slayt gibi çok fazla öğretim materyali kullanıyor, slaytları sınıfta projektörle perdeye yansıtıyor. Jüri önünde “Öğrencinizin kalbine giremedikçe kafasına giremezsiniz.” sözüyle örnek ders anlatımına başlayan Aida öğretmen, “Bir öğretmen mutlaka kendini ve dersini sevdirmeli. Öğrenci ancak sevdiği öğretmenden bir şey öğrenmek ister.” diyor. Eşanlamlı ve zıt anlamlı kelimeler üzerinde çok duran öğretmen, Kırgızca bilen öğrencilerin çok kolay Türkçe öğrendiğini, sadece Rusça bilenlerin biraz zorlandığını belirtiyor.

Eve Türkçe konuşan Tanzanyalı çocukları getirince ailem eridi

Ders Anlatım Yarışması’nda üçüncü olan ve Tanzanya Zanzibar’da 2 yıldır Türkçe öğretmenliği yapan Fatma Karadeniz (24) kendisinden çok daha deneyimli öğretmenleri geride bırakıyor. Fatma öğretmen, üçüncülüğü ‘yabancılara Türkçe öğretmede kurulan sistemin başarısına’ bağlıyor. Türkçeyi öğretirken Türk kültürünü de öğrettiğini söyleyen Fatma öğretmen, Uludağ Türk Dili ve Edebiyatı ile Tarih bölümleri mezunu. Farsça, Arapça ve Osmanlıca bilen Fatma hoca, ailenin tek kızı olmasına ve üniversiteden asistanlık teklifi almasına rağmen mezun olunca Tanzanya’ya gitmiş. Fatma hoca, “Ailem gitmemi istemiyordu, ikna etmem zor oldu ama eve Türkçe konuşan Tanzanyalı çocukları getirince eridiler.” diyor.

Kaynak: http://www.gezgindergi.com/2012/05/24/20-yildir-yurtdisinda-turkce-ogretiyorlar/

 

TÜRK DİL KURUMU BAŞKANI PROF. DR. ŞÜKRÜ HALUK AKALIN:

Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın, Türkçe Olimpiyatları’na dâhil olma sürecini anlattı. Türk okullarının, Türkçenin evrensel dil olmasını sağladığını söyleyen Akalın, Olimpiyatlar’ın arkasında adanmış ömürlerin olduğunu ve bu ömürlerden alınmış belirli anların Olimpiyatlar’ı oluşturduğunu söyledi.

Siz nasıl dâhil oldunuz Türkçe Olimpiyatları’na?

Olimpiyatlar bu yıl 8. kez düzenleniyor. Ben 3. Türkçe Olimpiyatları’ndan itibaren düzenleme kurulunda ve jüride görev yaptım. Basından ilk ikisini takip etmiştim. Üçüncüsü düzenlenirken, düzenleme kurulundan arkadaşlar gelip detaylı bir şekilde bilgi verdi ve kurum olarak bizim de katılımımızı istedi. O yıl Olimpiyatlar’a dâhil olduk. Hatta katkılarından ötürü TDK’ya ödül de verilmişti. Daha sonraki yıllarda, organizasyonla ilgili çalışmaların içinde yer aldık.

Olimpiyatlar’da görev aldıktan sonraki izlenimleriniz neler?

İlk olimpiyatlardan itibaren, bir yabancının Türkçeyi konuşması, Türk edebiyatından şiirler okuması, şarkı söylemesi beni çok duygulandırdı, Afrika’dan gelen bir öğrenci Türkçe şiir okuyor, yazı yazıyor, makale yazıyor, başından geçen bir olayı anlatıyor. Etkilenmemek mümkün değildi.Türkçenin dünya dili olarak, evrensel boyuta gelmesinin göstergesiydi Olimpiyatlar. Dilimizi öğrenen çocuklar, aynı zamanda medeniyetimizi de tanıyor, İstiklâl Marşı’mızı öğreniyor. Daha geniş çerçevede Türk kültürüne yaklaşıyorlar. Türkçeyi öğrenmeleri dil olarak güzel; bunun ötesinde bazı deyimlerimizi doğru yerde kullanmaları son derece önemli. Öyle deyimlerimiz var ki şuanda ana dil olarak Türkçeyi kullanalar bu deyimleri kullanmıyorlar, unutuyorlar.

Olimpiyatlar Türk okullarının daha da görünür kıldı. Siz okulları biliyor muydunuz?

Türk okullarından ben haberdardım. Yurtdışına çıktığımda ziyaretlerde bulunuyordum. Gittiğimde öğrencilerle görüştüm, öğretmenlerle görüştüm, deneyimlerini aktardılar. Olimpiyatlar’dan da önce okullardaki öğrencilerden haberdardım. Romanya’da ziyaret ettiğimde, Rumen öğrenciler hafta başında o ülkenin marşını ve İstiklâl Marşımızı okuyarak derse başladılar. Gerçekten sevindiriciydi, Türkçeyi öğreten bir okulumuz var, çok sevindiriciydi. Ama Olimpiyatlar sebebi ile sadece gidip görenler değil, bu gelişmeyi tüm ülke, tüm dünya öğrendi. Yeryüzünde başka bir örneği yok, İngilizce, Fransızca ile yapılan bir olimpiyat yok. Türkçe Olimpiyatları, Türk liselerindeki öğretimin ulaştığı noktayı somut olarak gösteren bir etkinlik oldu.

Olimpiyatlar, çocukların Türkçe ile ilgilileri devam ettirmeleri bakımından onları motive eden bir araç oluyor mu sizce?

Elbette, öğrencilerin Türkçe ile yarışmalarına vesile oluyor. Türkçe konuşarak yarışıyorlar. Bir dil en kolay o ülkede öğrenilir, bu gerçek. Türkiye’ye geldiklerinde kısa sürede de olsa bizimle birlikte yarışıyorlar, konuşuyorlar. Daha orjinali; çeşitli ülkelerden gelen çocuklar kendi aralarında da Türkçe konuşarak anlaşıyor.

Olimpiyatlar her görüşten insanı bir araya getiriyor. Siz neler söylersiniz bu konuda?

Bizi buluşturan Türkçe. Türkçe siyaset üstü olmalı, ideolojilerin üstünde tutulmalı. Kişi hangi görüşte olursa olsun herkesin, Türkçenin ortak dilimiz ortak değerimiz olduğunun bilinmesi gerekiyor. Bu noktada farklı görüşlerden, bölgelerden olsa bile insanlar Türkçenin birleştiren bir unsur olduğunu görüyor, etkileniyor. Siyasi görüşler farklı bile olsa, bizim Türkçeye bakışımız, dilimizin temel değerimiz olmasıdır. Türkçe temel değerdir.

Türkçe’nin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Sovyetler Birliği’nin dağılması ile birlikte Türk okulları Orta Asya ülkelerinde yaygınlaşmaya başladı. Türkçe kabuklarını kırdı. Türkçe Olimpiyatları vesilesiyle, Türkçe evrensel dil konumuna geldi. Sonuçları önümüzdeki yıllardaki nüfus sayımlarında daha net ortaya çıkacak. Şu anda 35 ülkede insanların öğrendiği yabancı dil Türkçe görünüyor. Bu azımsanacak bir sayı değil. Bunlar Türk okulları sayesinde oldu, 5 yıl sonra belki bu 70 ülkeye çıkacak. 10 yıl sonra, şu anda BM’ye kayıtlı 192 ülke var, belki de 180 ülkede Türkçeyi yabancı dil olarak bildiğini açıklayanlar olacak. 2005 yılı raporlarında böyleydi, Eminim şimdi, Türkçeyi yabancı dil olarak konuşan sayısı daha da artmış olacak. Geçen yıl araştırma yaptığımızda en az bir orta öğretim kurumunda Türkçe öğreten ülke sayısı 87 idi. Bunun sonuçları önümüzdeki yılın nüfus sayım sonuçlarında ortaya çıkacak, ben kısa zamanda ülke sayısının artacağına inanıyorum.

Olimpiyatları izleyen insanları duygulandıran nedir sizce ?

Duygularımız çok farklı olabilir. Herkes bu manzara karşısında çok farklı etkilerle duygulanabilir. Ama beni duygulandıran, bu çocukların Türkçeyi öğrenme çabaları ile ulaştıkları noktada sadece dilimizi değil, kültürümüzü de öğrenmiş olmaları. Tarihimizi, geleneklerimizi, edebi değerlerimizi öğrenmiş ve paylaşmış olmaları.

Türkçe öğretenlerden bazıları ile tanıştınız, neler söylersiniz eğiticiler için?

Bu, gerçekten özveri sonucu elde edilen bir sonuç. En iyi okullarda okuyorlar. Gittiğim zaman soruyorum, Boğaziçi, ODTÜ mezunu öğretmenler gitmiş, büyük bir çaba içinde çalışıyorlar, gece gündüz gönüllü olarak çalışıyorlar, hizmet ediyorlar. Bu başlı başına bir iş. Elbette Olimpiyatlar o hayatlardan seçilmiş belirli anlardan oluşuyor. Arkasında yılların emeği var, deneyimler ve adanmış ömürler var. Binlerce kilometre uzakta, hayat kuran, vefat eden, defnedilen var. Moğolistan’a gittiğimde, orada vefat eden bir öğretmenin mezarını ziyaret ettim. Bu görüntünün arkasında, moda tabirle, işin mutfağında pek çok kişinin emeği var.

İlk katıldığınız ile son katıldığınız Olimpiyatlar arasında nasıl bir başarı grafiği var?

Çok büyük gelişim var, benim katıldığım yıl ile ondan sonrakiler her geçen yıl daha da genişledi Olimpiyatlar. Katılım açısından, yarışmalarda öğrencilerin gösterdiği başarı açısından çok büyük gelişme var. Öğrencilerin dilimizi öğrenmesi yıllar alıyor, Olimpiyat hazırlıkları da bir yıl öncesinden başlıyor. Her geçen yıl daha da gelişerek zenginleşiyor.

Bu kadar büyük bir organizasyonda aksaklıklar olmuyor mu?

Katılım çok yoğun, aksamalar olabilir ama ben dikkatimi çeken bir olumsuzluk görmedim. Çok düzenli olarak yürüyor. Son yıllarda kendi şehirlerinde düzenlenmesini isteyenler oluyor. Şiir finali, şarkı finali başka şehirlerde oluyor. Aslında süreyi uzun tutabilirsek, benim istediğim kısa mesajla halkın dereceye girmede etkin olmasıydı ama belirli bir zaman içinde, yayın açısından bitirilmesi gerekiyor. Önceki yıllarda denedik bunu, yapabilsek daha büyük ilgi olabilir dedik ama süre çok uzuyor. Bu da Olimpiyatlar’ın yayınlanması açısından sorun oluşturuyor.

Siz şarkı söyleyenleri aynı zamanda doğru Türkçe konuşmaları noktasında da test ediyorsunuz...

Şarkıyı bir dili hiç bilmeseniz bile ezberleyip söyleyebilirsiniz. Ama biz şarkı söyleyen çocuklarla konuşup, Türkçelerini test ediyoruz, tabii şiir okuyan veya diğer performans gösterenleri de test ediyoruz. İzleyici finale katılanların iyi derecede Türkçe okuyup, yazdığını, konuştuğunu bilmeli. Orada tabii şarkı daha çok ilgi çekiyor. Ben şiir okunmasından, canlandırma yapılmasından tarafım, çünkü bir insanın bir şarkıyı okuması onun sanatçılık yönüdür, ama bir şiiri okumak sadece ezberlemek değil, okurken yaşamak, canlandırmak, yüz ifadeleri hepsi etkileyici oluyor. Şarkı kolay yönü olsa da, şarkı söyleyenlerin de dili iyi bildiğini biz tespit ediyoruz.

Kaynak: http://www.turkceolimpiyatlari.org/index.php?konu=haber&id=775

Uluslararası Türkçe Olimpiyatları’na İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’nden katılan öğrenciler, diğer öğrencilerden farklı bir özellik taşıyor. Ana dilleri tüm dünyada yaygın bir şekilde kullanılan İngilizce olan bu çocuklar, Türkçe konuşuyor. Yani dünya İngilizce öğrenirken, onlar Türkçe öğreniyor.

İngiliz Ocean Carli, İrlandalı Iysha Arun ve Yasmin Haris; İskoç Clare Cırık; Amerikalı Maria Bressler ile Danielle Tanner bunlardan birkaçı. Dünya üzerinde ikinci bir dili en az öğrenen insanların yaşadığı ülke olan İngiltere’den olimpiyatlara katılan Ocean, Mehmet Akif’ten ‘Uğurlar Ola’ şiirini okuyor. Londra’daki Mevlânâ Kültür Merkezi’ne devam eden Ocean, Türkçesini daha da geliştirmek istiyor. Glasgow’da yaşayan Bushra Samimy ise Türk hafta sonu okuluna devam ediyor. Babası Özbek annesi Türkmen olan Bushra Afganistan’da doğmuş, 1 yaşından bu yana İngiltere’de yaşıyor. Afganistan’daki Türk okuluna giden ağabeyi sayesinde Türkçeyi öğrenmiş. Barış Manço’dan ‘Gülpembe’ şarkısını söyleyen Bushra, bir Türk kadar güzel Türkçe konuşuyor.

Anne kız Türkçe öğreniyorlar

Iysha Arun (12) ve Yasmin Haris (14) ise İrlanda’dan olimpiyatlara katılıyor. Iysha ‘Gurbet Şiiri’ni okuyor, Yasmin ise ‘Kölem Ol’ şarkısını söylüyor. İskoçya’dan annesi ile birlikte gelen Clare Cırık (13) da ‘Memleketim’ şarkısını seslendiriyor. Annesi ile birlikte İskoçya’da hafta sonu Türk okuluna devam eden Clare, tatil için hep Türkiye’yi tercih ettiklerini söylüyor. 5 yaşından bu yana Türk hafta sonu okuluna devam eden Iysha ise, birkaç yıl önce Türkiye’ye tatile gelmiş ve Türkleri çok sevmiş. Türkleri daha iyi anlamak için Türkçe öğrenmeye karar veren Iysha, çok güzel Türkçe konuşuyor. Iysha ile aynı okula devam eden Yasmin de Türkiye’ye tatile gelmeyi seviyor. Tatilde Türklerle konuşup anlaşamayınca İskoçya’da Türkçe okuluna devam etmeye başlamış. Türk arkadaşları Yasmin’e Yasemin, Iysha’ya ise Ayşe diyormuş.

Amerikalılar Türk kültürünü öğreniyor

ABD Arizona’dan olimpiyatlara katılan Maria Bressler (15) ile Danielle Tanner (16) ise devam ettikleri devlet okulunda Türkçe dersleri alıyor. 2 yıldır Türkçe öğrenen Maria ve Danielle, ‘Türk kültürünü daha iyi öğrenmek’ ve İstanbul’da üniversite okumak istiyor. Öğretmenleri Oğuzhan Aras’ın mezun olduğu Boğaziçi’nde okumak isteyen öğrenciler, tatillerini genellikle Türkiye’de geçiriyor. Türkçe öğrenmek Maria ve Danielle’e zor gelmiş, özellikle de ekler. Amerikalı öğrenciler simit, baklava, börek ve mercimek çorbası yapmayı bile öğrenmişler, ancak yufkaları hazır alıyorlarmış! Bu yemekleri ise Taşkent’teki Türk kolejinden mezun olduktan sonra üniversiteyi Amerika’da okuyan Özbek öğretmenleri Leyla Kayumova’nın evinde öğrenmişler.

16 Haziran 2014, Pazartesi

Türkçenin çocukları, Dil ve Kültür Festivali’ne dönüşen Türkçe Olimpiyatları’nın şarkı ve şiir finalleri için Bükreş’te buluştu. Hüzün ve coşkunun iç içe yaşandığı gecenin birincisi, Firuze şarkısını seslendiren Kosovalı Anita Syla oldu. Programda konuşan Rumen Bakan Adriana Pana, “Diplomasinin yapamadığını yapıyorsunuz.” dedi.

Bükreş’teki 5 bin kişilik Sala Palatului Kapalı Spor Salonu’nda gerçekleştirilen şarkı finalinin sunuculuğunu Murat Başoğlu, Romanyalı Andreea Stoian Karadeli ve Mozambik’ten Bangayana yaptı.  Türkçe sevdalıları, ‘Yeni Bir Dünya’ şarkısına çektikleri kliplerle adlarından söz ettirmişlerdi. Final programı, bu kliplerden oluşan film gösterimiyle başladı. Gecenin açış konuşmasını yapan TÜRKÇE-DER (Uluslararası Türkçe Derneği) Başkanı Dr. Ali Ursavaş, Uluslararası Dil ve Kültür Festivali’nin amacının karşılıklı kültür alışverişiyle insanlar arasında barış köprüleri kurmak olduğunu dile getirdi. Ursavaş, “Festivalimizin en önemli hedefi, yeni bir kültür kavramı üzerinde durup kültürü zaman üstü ve zamandan bağımsız düşünerek farklı yorumlar, farklı düşünceler, değişik bakış açıları, yoruma açık sanat anlayışları ve evrensel insanî değerler gibi konuların bütününü birlikte ele alıp değerlendirmek olacaktır.” dedi.

Muhteşem gecede geçtiğimiz ay yaşanan ve 301 madencinin hayatını kaybettiği Soma faciası unutulmadı. Zonguldak yöresine ait madenci türküsü ‘Karadır Kaşların’ Azerbaycanlı Ayhan Halili ve Arnavutluk’tan Ronaldo Nuka tarafından seslendirildi.  Başına baret takan Tanzanyalı öğrenci Joshua Azza, bağlamasıyla türküye eşlik etti. Kırgızistan’dan Cıldız Mamasaliyeva ‘Kalbine Sürgün’ şarkısıyla izleyenleri hüzünlendirdi. Madagaskar’dan Rabenoro Sitraka Fanomezansoa, Burak Kut’un ‘Tahtalara Vur’ şarkısıyla salonu coştururken, Almanya’dan Alena Milojic, ‘Yağmur Ağlıyor’,  Tacikistan’dan Nekruz  Zrebunov ‘Ya Rabbim Sen Büyüksün’, şarkılarını seslendirdi.  Güçlü sesiyle ‘Firuze’yi söyleyen Kosovalı Anita Syla, büyük beğeni topladı. ABD’den Meryem Konjhodziç, ‘Kaç Yıl Geçti Aradan’ şarkısını okurken, Neşat Ertaş’ın ‘Zülüf Dökülmüş Yüze’ ve ‘Bağa Gel Bostana Gel’ türkülerini seslendiren Arnavutluk’tan Ronaldo Nuka salondakileri coşturdu. Cezayir’den Dalia Chih, Müslüm Gürses’in ‘Adını Sen Koy’;  Mozambik’ten Angelica Vasco Quisico, Ajda Pekkan’ın ‘Yakar Geçerim’; Irak’tan Keje Havta, Orhan Gencebay’ın ‘Dil Yarası’; Filipinler’den Graciella Igloso Estrella ‘Geçer’ isimli şarkıları okudu. Azerbaycan’dan Ayhan Halili’nin söylediği  ‘Zahidem’ türküsüne salondakiler de eşlik etti.

Birinci ‘Firuze’ şarkısıyla Kosovalı Anita

Muhteşem gece, görsel şovlarla da renklendi. Mozambikli öğrenciler Kastamonu yöresel halk oyunları ile izleyicileri kendilerine hayran bırakırken, Kırgızistan ve Azerbaycanlı öğrencilerden ‘Rengi Ahenk Gösterisi’ büyük alkış aldı.  Gecede, ‘Firuze’ şarkısıyla Kosovalı Anita Syla birinci, ‘Zahidem’ türküsüyle Azerbaycan’dan Ayhan Halili ikinci,  ‘Adını Sen Koy’ şarkısıyla Cezayir’den   Dalia Chih ise üçüncü oldu. Programın sonunda sahne alan gönül elçileri, kırılan gönülleri tamir etmek için hep bir ağızdan ‘Yeni Bir Dünya’ şarkısını seslendirdi.  Bugün ise  10 ülkeden 10  finalist, kendi dillerinde seslendirecekleri eserlerle Ses Yarışması’nın galibi olmak için ter dökecek.


Türkçe sevgisi  salona sığmadı

Bu yıl 'Dünyanın Çiçekleri' temasıyla yapılan olimpiyatlara ilgi büyük oldu. Bükreş'teki 5 bin kişilik Sala Palatului Salonu'nda gerçekleşen finali izlemek için Romanya'nın dört bir yanında yaşayan Türkler akın akın başkent Bükreş'e geldi. Yoğun ilgi sebebiyle izleyiciler salona sığmadı. Ayrıca Balkan ülkelerindeki Türkler de bu Türkçe şölenini kaçırmamak için yollara düştü. Uluslararası Dil ve Kültür Festivali, Samanyolu Televizyonu, Mehtap TV  ve Romanya'da da birçok televizyon tarafından canlı yayınlandı.

‘Diplomasinin yapamadığını sizler başarıyorsunuz’

Bu yıl ‘Türkçe Özel Ödülü', Romanya Su ve Orman Bakanı Doina Adriana Pana'ya verildi. Ödülünü Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca'nın elinden alan Pana, olimpiyat gösterilerini geçtiğimiz sene İzmir'de hayranlıkla izlediğini söyledi.  Bu yıl ülkesinde yapılan şarkı finallerine davet edilince seve seve kabul ettiğini dile getiren Pana, “Bu ödül için çok teşekkür ediyorum. Bir şeyi itiraf etmeliyim. Diplomasinin yapamadığını siz başarıyorsunuz.” ifadelerini kullandı.  Bükreş'in tarihe not düşecek bir güzelliğe ev sahipliği yaptığını vurgulayan Hidayet Karaca,  “Çünkü, dünyanın muhtaç olduğu barış, diyalog, sevgi, kardeşlik, tevazu, gönüllerin birleşmesi bugün bu salonda gerçekleşiyor. Kim ne derse desin,  neye müsaade ederse etsin veya etmesin. Görülüyor ki sizler sevgiye, kardeşliğe, gönülleri birleştirmeye devam ediyorsunuz. Yolunuz açık olsun.” dedi.

‘Selam olsun gurbeti Türkçeye vatan yapanlara'

Şarkı yarışmasının jüri üyeleri  her yıl olduğu gibi bu yıl da birbirinden değerli isimlerden oluştu. Mozambikli Bangayana zaman zaman jüriye mikrofon uzatarak geceyle ilgili görüşlerini aldı. Türk halk müziğinin sevilen sesi Bedia Akartürk, “Muhteşem bir gece yaşıyoruz. Çok duygulandım. Bugün burada şarkı söyleyen kızlarımızın hepsi birer Zahide’ diyerek ‘Zahidem’ isimli türküyü seslendirdi. Nuray Hafiftaş ise ‘Yetiş Ya Muhammed Yetiş Ya Ali’ deyişiyle duygularını dile getirdi. Ünlü sanatçı Ali Kocatepe ise dünyanın dört bir yanından öğrencilerin bir araya getirilmesinin büyük bir başarı olduğunu hatırlatarak, “Duygulanmamak, heyecanlanmamak elde değil. Umarım uzun yıllar devam eder.” dedi.  Ünlü oyuncu ve yönetmen Hamdi Alkan ise “Ben gurbette olduğumu düşünmüyorum. Öğretmenlerin dünyada attığı bu adımları kimse engelleyemez. Ömrümün sonuna kadar destekçisiyim.” ifadelerini kullandı.  Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın da “Selam olsun gurbeti Türkçeye vatan  yapanlara.” sözleriyle  duygularını dile getirdi. İlk kez katıldığı organizasyonu beğendiğini söyleyen Xdünyaca ünlü pan flüt ustası ve  İyi Kötü Çirkin’ filminin müziğinde imzası bulunan Gheorghe Zamfir, “Bu yarışma bir köprü gibi bizi birbirimize bağlayacak. Doğrusu böyle bir performans ne müzik ne de organizasyon anlamında beklemiyordum. Bundan sonraki bütün olimpiyatlara da çağrılırsam katılmak isterim.” ifadelerini kullandı.  Opera sanatçısı Hakan Aysev de, “Kalbim göğüs kafesine sığmıyor. Romanya’da olduğu gibi bu sevgiyi Türkiye’de de dünyada da paylaşalım.” dedi. Müzisyen Aslıhan Erkişi, “Dünyanın dört bir yanına sevgi tohumları ekildiğini görüyoruz. O tohumlar birgün dünyaya sevgiyi ve barışı getirecek.” diye konuştu. Jüride ayrıca akademisyen Haydar Tanrıverdi, yönetmen Bülent Osma, ses sanatçısı Ertuğrul Erkişi, Romanya’nın ünlü sanatçısı Andrea Marin, piyanist Horia Moculescu, jazz sanatçısı Mike Godoroja, prodüktör Liana Stanciu, tiyatro sanatçısı Adriana Trandafir, ses sanatçısı Carmen Trandafir de vardı.

Çocukları misafir etmek için yarıştılar

Şarkı finaline ev sahipliği yapan Bükreş’te heyecan doruktaydı. 145 ülkeden Bükreş’e gelen finalist öğrenciler, kentte büyük bir sevgi ve coşkuyla karşılandı. Romanya’da yaşayan 100 bine yakın Türk de gönül elçilerini misafir etmek için yarıştı. Bükreş halkı tarafından baş tacı edilen ‘dünya çiçekleri’, 20 yıldır Bükreş’te yaşayan Türk işadamı Mustafa Aytekin’in ekmek fabrikasına konuk oldu. 14 öğrencinin katıldığı ziyarette yemekler yendi,  şarkılar söylendi. Aytekin “Türkiye’de olimpiyatların yapılmasına engel olan devlet büyüklerimize bu açıdan teşekkür ederim. Onların sayesinde ‘dünyanın çiçekleri’ni Romanya’da dinleme imkânı bulduk.” sözleriyle sevincini dile getirdi. Bu arada olimpiyat çocukları Bükreş’in önemli mekânlarından olan eski adıyla Çavuşesku, bugünkü adıyla Parlamento Sarayı ve Cumhurbaşkanlığı sarayı Kotroçeni’yi ziyaret etti.  Parlamento gezisinde öğrencileri Parlamento Genel Sekreteri George Dumitrica karşıladı. Dumitrica, “ Bu kadar farklı ülkelerden gençleri görmek bizi mutlu etti. Yapacakları festivalde hepsine başarılar diliyorum.” dedi. Yanık sesiyle türkü söyleyen Azeri öğrenci, Rumen parlamenteri mest etti. Ömer Said Burgazlı Bükreş, Cihan

23 Haziran 2014 

Sevgi dilinin sevgi çemberine dönüştüğü Türkçe Olimpiyatları heyecanı, bu yıl Misak-ı Millî sınırları dışına taştı. Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’daki Afrika Birliği Genel Merkezi’nde açılışı yapılan organizasyonun şarkı ve ses yarışması finalleri Romanya’da gerçekleştirildi. Dil bayramı, Almanya’daki muhteşem kapanış töreniyle sona erdi.

Tarih, 31 Mayıs 2014 Cumartesi… Anadolu insanının merakla ve heyecanla beklediği Uluslararası Dil ve Kültür Festivali’nin (Türkçe Olimpiyatları) açılışı, 52 ülkenin üye olduğu Afrika Birliği’nin merkezi ve Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da yapılıyor. Sebep, “bunlara su bile yok” sürecinde garip bahaneler üretilerek salon ve stat taleplerinin geri çevrilmesi. Ayrıca, gelecek olan yabancı öğrencilere vize verilmemesi. Türkiye’nin dünya çapındaki en büyük markası olan festival ‘öz yurdunda garip’ durumuna düşerken; Etiyopya Cumhurbaşkanı Mulatu Teshome ve Başbakan Hailemariam Desalegn, açılıştan önce öğrencileri ve organizasyon heyetini kabul edip festivale büyük destek veriyor. Benzer destek, Romanya ve Almanya’dan geliyor. Lumina Eğitim Kurumları adı altında 11 kolej ve bir üniversitenin bulunduğu Romanya ve milyonlarca gurbetçinin yaşadığı Almanya, sevgi dili Türkçenin sanata dönüştüğü festival için vize dâhil her türlü kolaylığı sağlıyor. Festivali düzenleyen Uluslararası Türkçe Derneği (TÜRKÇE-DER) Başkanı Dr. Ali Ursavaş’ın deyimiyle, Ankara’nın tutumu, organizasyona dünyada çok büyük kapıların açılmasına vesile oluyor.

Etiyopya’daki açılışın ardından sıra, 15-16 Haziran’da Romanya’nın başkenti Bükreş’te yapılacak Uluslararası Dil ve Kültür Festivali’nin Şarkı ve Ses Yarışması Finali’ne geliyor. 15 Haziran Pazar günü bir grup gazeteciyle birlikte, akşamki Şarkı Finali öncesi baştan sona ıhlamur kokan başkent Bükreş’i geziyoruz. Ihlamur kokularına sevgi dilinin sıcaklığını ekleyen 3 milyonluk şehir; tarihî yapıları, geniş bulvarları, planlı caddeleri, devasa meydanları, büyük mü büyük, yeşil mi yeşil parkları, misafirperver ve güler yüzlü insanlarıyla bizleri mest ediyor âdeta. Uğradığımız mekânlardan biri, yaklaşık 20 bin şehidimizin yattığı Bükreş Türk Şehitliği, diğeri de Osmanlı döneminde yapılan ve bugün Türkler tarafından işletilen Hanul Manuc (Ermeni tüccar Emanuel Marzaian için 1804-1808 yılları arasında yapılan han) oluyor. Türk kahvelerimizi içtikten sonra rehberimiz bizi hanın üçüncü katındaki bir salona çıkartıyor. 1812’de Rusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasındaki Bükreş Antlaşması’nın imzalandığı salon burası. Bu antlaşmayla Osmanlı, topraklarının bir kısmını daha kaybediyor.

Hâlâ ilk günkü gibi ayakta durmasına şaşırdığımız Hanul Manuc’tan sonra 5 bin kişilik Sala Palatului’ye geçiyoruz. Bükreş’in en büyük kültür merkezi olan salon, Şarkı Finali’nden yarım saat önce tıklım tıklım doluyor. Rumenler ve Türkler başta olmak üzere değişik ülkelerden seyirciler, heyecanla programın başlamasını bekliyor. Salondakiler sanki öğrencilerden daha heyecanlı. Birçok Türk televizyon kanalının canlı yayımladığı final tam saatinde, 19.00’da başlıyor. Şarkılar, türküler, halk oyunları, jüri üyeleriyle minik söyleşiler, espriler derken koskoca üç saat su gibi akıyor. Program boyunca insanlar kâh hüzünleniyor, kâh coşuyor, kâh yerinde duramayıp oynuyor. Sevgi dilinin sıcaklığı salonu öyle bir sarıyor ki Türkçe bilmeyenler bile her şarkı ve türküde aynı duygu seline kapılıp program hiç bitmesin istiyor.

Anadolu’nun 11 yıldır şehir şehir bağrına bastığı festivalin bu yılki ikinci durağı Romanya’da Türkçenin çocukları kamplaşma ve önyargılara inat kardeşlik tablosu ortaya koyuyor. Hüzün ve coşkunun iç içe yaşandığı gecede 12 ülkeden 12 finalist yarışıyor. Kosovalı Anita Syla ‘Firuze’ şarkısıyla birinci, Azerbaycan’dan Ayhan Halili ‘Zahidem’ türküsüyle ikinci, Cezayir’den Dalia Chih ise ‘Adını Sen Koy’ şarkısıyla üçüncü oluyor. ‘Türkçe Özel Ödülü’ de Romanya Orman ve Su Bakanı Doina Adriana Pana’ya veriliyor. Pana, “Geçen yıl İzmir’de olimpiyatları hayranlıkla izledim. Bu sefer de tabii ki gelecektim. Bu ödül için çok teşekkür ederim. Diplomasinin yapamadığını siz yapıyorsunuz.” diyor.

Sunuculuğunu Murat Başoğlu, Romanyalı Andreea Stoian Karadeli ve Mozambik’ten Bangaiana Jose’nin yaptığı gecede TÜRKÇE-DER Başkanı Dr. Ali Ursavaş, festivalin amacının karşılıklı kültür alışverişiyle insanlar arasında barış köprüleri kurmak olduğunu dile getiriyor. Muhteşem finalde 301 madencinin hayatını kaybettiği Soma faciası da unutulmuyor. Zonguldak yöresine ait madenci türküsü ‘Karadır Kaşların’ Azerbaycanlı Ayhan Halili ve Arnavutluk’tan Ronaldo Nuka tarafından seslendiriliyor. Başına baret takan Tanzanyalı öğrenci Joshua Azza da bağlamasıyla türküye eşlik ediyor. İzleyenler gözyaşlarını tutamıyor.

Programda Mozambikli sunucu Bangaiana Jose’nin soruları üzerine jüri üyeleri de duygularını dile getiriyor. Türk halk müziğinin sevilen sesi Bedia Akartürk, “Muhteşem bir gece yaşıyoruz. Çok duygulandım. Bugün burada şarkı söyleyen kızlarımızın hepsi birer Zahide.” diyerek “Zahidem” isimli türkünün bir bölümünü seslendiriyor. Türk halk müziği sanatçısı Nuray Hafiftaş da organizasyonla ilgili olumsuz tutuma karşı “Yetiş Ya Muhammed Yetiş Ya Ali” deyişini söyleyerek göndermede bulunuyor.

Bir gün sonra yine aynı salonda Ses Yarışması Finali gerçekleştiriliyor. Festivale katılan çocukların kendi dillerinde şarkı söyleyerek yarıştığı gecede birinciliği Gürcistan’dan İrina Khechanovi kazanıyor. Fransa’dan Anais Leforestier ikinci, Tanzanya’dan Lokman Mtiga da üçüncü oluyor. Bu yarışmaya da Rumen ve Türk seyirciler büyük ilgi gösteriyor.

145 ülkeden çocukların katıldığı Uluslararası Dil ve Kültür Festivali, son yıllarda kendi sunucusunu da yetiştiriyor. Romanya’daki finalleri başarıyla sunan üç sunucudan ikisi Türk okullarından yetişen öğrencilerdi. Bunlardan biri, Romanyalı Andreea Stoian Karadeli. Geçen yıl bir Türk ile evlenen Andreea Stoian’ın Türkçe hikâyesi lisede başlamış. 14 yaşında ortaokulu bitirdiğinde İngilizce eğitim veren uluslararası bir lisede okumayı hayal ediyormuş. Babasının da tavsiyesiyle Bükreş’teki Uluslararası Bilgisayar Lisesi’ne kayıt yaptırmış. Belli bir başarı seviyesi isteyen liseye başlamasında yazdığı kitapların da etkisi olmuş. “Ben aynı zamanda yazarım. Üç kitabım var. İlk kitabım 13 yaşımdayken çıktı.” diyor Andreea. Sonra okula başlamış ve Türkçeyi çok sevmiş: “Sevgiyle başlıyor her şey. Benim ilk Türkçe öğretmenim Salih Gül sayesinde Türkçeyi sevdim. O kadar güzel, o kadar muhteşem bir ortam vardı ki okulda Türkçeyi seve seve öğreniyor insan. Sonra konuşma dalında Türkçe Olimpiyatları’na katıldım, bronz madalya kazandım.”

Türkçeden sonra Arapçaya ilgi duymaya başlamış Andreea. Sebebi, sınıfındaki iki Arap arkadaşıymış: “Bu dil de bana çekici gelince öğrenmeye karar verdim. İngiltere’nin en iyi on üniversitesinden biri olan Exeter Üniversitesi’nde Arapça ve Ortadoğu Politikası okudum. Üniversite, beni bir yıl Suriye’ye Şam Üniversitesi’ne gönderdi. Buradaki öğrenimimi de 2011’de iç savaş çıkmadan önce başarıyla tamamladım. Şu an yine İngiltere’de Uluslararası İlişkiler alanında yüksek lisans yapıyorum. Tez konum, arabuluculuk. Doktoramı da inşallah Türkiye’de, en iyi üniversitelerden birinde yapacağım.”

Andreea Stoian, Türkçesi kadar Arapçasının da çok iyi olduğunu söylüyor. “Türkçeyle beraber çok sevdiğim bir dil. Kur’an’ın dili olduğu için de çok seviyorum.” diyor. Arapçayı bir eğlence gibi gördüğünü de ifade ediyor: “Bir harf ya da nokta, bir kelime veya cümlenin anlamını o kadar çok değiştiriyor ki oyun gibi oluyor benim için.”

Andreea, sunuculuğu, bir ay önce çok sevdiği öğretmenlerinden gelen teklife hiç düşünmeden ‘evet’ dediği için yaptığını, bundan sonra sadece akademik kariyerine odaklanacağını sözlerine ekliyor.

Başkent Bükreş’teki Şarkı ve Ses Yarışması Finali’nin diğer sunucusu Mozambikli Bangaiana Jose’yi Türkçe sevdalıları “Sivas’ın Yolları”ndan hatırlayacaktır. 7. Türkçe Olimpiyatları’nda bu türküyü söyleyen Bangaiana’nın da hikâyesi ilginç. Türk okullarının ülkesinde yaptığı sınava öylesine giriyor ve âdeta hayatı değişiyor: “Mozambik’te ilkokulda okuyordum. Son sınıftayken öylesine Türk okulunun sınavına girdim. Sonuç çok güzeldi benim için. Burs kazanmıştım. O okul hakkında hiçbir fikrim yoktu. Başlayınca okulu ve hocalarımı çok sevdim.”

Liseyi bitirene kadar Türk okulunda okuyor Bangaiana. 2010’daki Türkçe Olimpiyatları’na katılıyor. Şu an Uluslararası Antalya Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Fakültesi’nde öğrenim görüyor. İkinci sınıfa geçmek üzere. Antalya’yı çok sevmiş. Bangaiana da Andreea gibi sunuculuk teklifi gelince hayır diyememiş. Mozambik’teki ailesi onu canlı yayında izlemiş ve çok duygulanmışlar. Şu an Türkçe, İngilizce ve Portekizce biliyor. Üç kardeşler. Ağabeyi çalışıyor. Küçük kardeşi Türk okulunda okuyor. “Maalesef ağabeyim Türk okuluna gidemedi. Ülkeme gittiğimde küçük kardeşimle Türkçe konuşuyorum, onunla bol bol pratik yapıyorum. O da yavaş yavaş Türkçeyi öğreniyor.” diyor.

Dilsiz babanın şampiyon kızı

Türk okulları ve Türkçe Olimpiyatları, ilginç hikâyelerle dolu. Tıpkı Şarkı ve Ses Yarışması’nda dereceye giren öğrencilerinki gibi… Bunlardan en ilginci, şarkı dalı birincisi Anita Syla’ya ait. Kosova’daki Türk okuluna başlayalı bir yıl bile olmamasına rağmen sorularımıza gayet güzel cevaplar veriyor Anita: “Türk okulunda burslu okuyorum. Öğretmenim benim sesimi çok beğendi. Türkçe Olimpiyatları’ndan bahsetti. Ben de mutlu oldum. Her gün çalıştık birlikte. Bir yıl bile olmadı Türk okuluna başlayalı. Açıkçası birinciliği beklemiyordum. Sürpriz oldu benim için. Ailem televizyondan izledi yarışmayı. Yarışmadan sonra telefonla görüştüm. Çok mutlu olmuşlar, ağlamışlar.”

Dört kardeşi olan Anita’nın öğretmeni Yasemin Karabina ile konuşuyoruz sonra. En az Anita kadar sevinçli. Çalışmalarının karşılığını almanın sevinci yüzündeki tüm kaslara yansıyor. “Anita burslu bir öğrencimiz bizim. Ailesi zengin bir aile değil. Babası, sağır ve dilsiz. Allah onun yerine kızı Anita’ya güzel bir ses nasip etmiş.” Sonra devam ediyor: “Okula geçen eylülde başladı. Türkçeyi hiç bilmiyordu. Ek derslerle, hafta sonu özel çalışmalarla, bizimle bol bol pratik yaparak bir yılda öğrendi Türkçeyi. Biz ona daha önceki Türkçe Olimpiyatları’nı videolardan göstermiştik. Çok istedi katılmayı.”

Hayatında İstanbul’a ve yabancı bir ülkeye hiç gitmemiş Anita. İstanbul’a gitmeden önce çok heyecanlıymış. Önce günleri, sonra saatleri sayıyormuş. Olimpiyatlar sayesinde ilk defa uçağa binmiş. İstanbul’u gördükten sonra ayrılmak istememiş hiç: “Sonra Romanya’ya geldik. Dünyanın değişik ülkelerinden çocuklarla birlikte olmak onu çok mutlu etti. Onlarla Türkçe konuşup anlaşması onu ayrıca gururlandırdı.”

Peki, şarkı seçimini nasıl yapmışlar? Önce Anita’ya bazı şarkılar önerilmiş. Onlar arasından kendi sesine uygun olanları seçmiş. Müzik öğretmenlerinden de yardım alarak Firuze’yi tercih etmiş. Yarışma günü ailesiyle sürekli görüşüyor, ailesi onun için dua ediyormuş.

Yasemin Hanım, 17 yıldır yurtdışında, 3 senedir Kosova’da görev yapıyor. “Anita ile çalışmak gerçekten güzeldi, keyifliydi benim için. Zor ve uzun bir süreçti yarışmaya hazırlanmak. Birlikte başardığımız için çok mutlu oldum tabii ki.” diyor. Anita için birinci olmanın getirisinin de çok olacağından emin. Ona göre, kendisine güven olsun, ailesinin desteği olsun, çevresinin bakışı olsun, okuldaki başarısı olsun, Türkiye’ye bakışı olsun, kat kat artmış olacak.

Sanatçı olacak çocuklar

Romanya’daki Şarkı ve Ses Yarışması Finali, tam anlamıyla kıran kırana bir mücadeleye sahne oluyor. Onlar arasından sıyrılıp dereceye girmek gerçekten büyük bir başarı. Onlardan biri, şarkı dalı ikincisi Azerbaycanlı Ayhan Halili. Ayhan’ın hocası Soner Gül, yarışmaya Bakü’den iştirak eden öğrencisinin geçen yıl Türkiye’deki turnelere katıldığını söylüyor. “İki senedir öğrencimizle beraberiz. Amacımız, bu kardeşliğe, bu beraberliğe dâhil olmak.” diyen Gül’e göre, bir yerde aslında birinci ya da ikinci olmak pek fark etmiyor. Önemli olan bu güzellikleri ülkemiz adına, Azerbaycan adına, dünya adına yaşamak ve yaşatmak: “Buraya katılan öğrenciler çok mutlu, öğretmenler çok mutlu, izleyiciler çok mutlu. İnşallah bu güzellikler daha da büyür ve tüm dünyayı sarar.”

Ayhan, üç çocuklu bir ailenin evladı. Anne ve babası, çocuklarını festivale tereddütsüz göndermiş. Hocalarına karşı oluşan sonsuz bir güven var. Soner Gül, “35 gündür Ayhan ile birlikteyiz. Ayhan, müzik okulundan öğrencimiz. En büyük hayali, Türk kolejinde okumak. Bu derece sayesinde hayaline kavuşacak inşallah. Daha önceki olimpiyatlara katılan Sema Sultanova vardı, inşallah bu sene Fatih Üniversitesi Konservatuarı’na gelecek. Ayhan da onun gibi konservatuarda okumak istiyor. Nasip olursa onu da Türkiye’ye öğrenci olarak getirmek istiyoruz.” diyor.

Ayhan gibi sanatçı olmak isteyen öğrencilerden biri de şarkı dalı üçüncüsü Cezayirli Dalia Chih. Mükemmel bir performans ortaya koyan ve birinci olmayı bekleyen Dalia üçüncü olunca epey üzüldü. Bu yüzden konuşma imkânımız pek olmadı. Hocası Özlem Tekeci, Dalia’nın babasının Cezayir Bayan Millî Futbol Takımı’nın teknik direktörü, annesinin de ev hanımı olduğunu söylüyor. Dalia, Cezayir’deki dil kursunda Türkçe eğitimi alıyormuş. Şarkı söylemeyi çok seviyor, Cezayir’de de tanınıyormuş. Peki, şarkı seçimi nasıl olmuş? “Biz üç şarkı seçmiştik. Yakar Geçerim, Geçer Geçer ve Adını Sen Koy… Komitenin de yönlendirmesiyle Adını Sen Koy’da karar kılındı. Birinciliği bekliyordu Dalia. Üçüncü olunca biraz üzüldü tabii.”

Ses yarışması birincisi Gürcistanlı İrina Khechanovi ile de Türkçe röportaj yapıyoruz. Bir yıldır Türk okuluna gitmesine rağmen Türkçesinin gayet düzgün olduğunu söylemek mümkün. Altı ay önce öğretmenleri sesini beğenmiş ve yarışmaya katılmasını istemişler: “Ben çok mutlu oldum. ‘Firuze’ şarkısıyla olimpiyatlara katıldım ama finale kalamayınca kendi dilimde Ses Yarışması’nda yarıştım ve birinci oldum. Birinciliği beklemiyordum. Adım söylenince şoke oldum. Çok zor bir yarışmaydı. Arkadaşlarım da çok iyiydi. Yarışmadan sonra ailemle görüştüm. Çok sevindiler, sevinçten bağırdılar.”

Birçok güzelliğe sahne olan, farklı farklı hikâyelerin yaşandığı Uluslararası Dil ve Kültür Festivali heyecanı, Etiyopya ve Romanya’nın ardından Almanya’ya taşındı. Görüşlerini aldığımız bilim adamı, sanatçı, ekonomist ve gazeteciler, dünyanın renklerini bir araya getiren organizasyonun yurtdışında yapılmasının farklı bir kapıyı araladığını düşünüyor. Eski Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın’ın sözleri, hepsinin ortak görüşü gibi âdeta: “Düşünün, 145 ülkedeki okullarımızda Türkçe öğrenen çocuklar Etiyopya’da, Romanya’da, Almanya’da şarkılar söyleyerek yarışıyor, sanatçı yeteneklerini sergiliyor. Bundan daha büyük bir mutluluk olamaz. Bu öğretmenler ve çocuklar, gurbeti Türkçeye vatan yaptılar. Selam olsun gurbeti Türkçeye vatan yapanlara. Türkçenin sınırları, Türkiye’nin sınırlarını aştı böylece. Türkçenin sınırları da bizim vatanımız oldu. Bu bir kültür vatanıdır, dil vatanıdır.”

SELAM OLSUN GURBETİ TÜRKÇEYE VATAN YAPANLARA     

Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın:Yurtdışındaki ilk organizasyon başarılı bir şekilde gerçekleşti. Dünyanın değişik ülkelerinden gelen öğrenciler, dilimizin, kültür değerlerimizin çok güzel örneklerini sergilediler. Romanya’nın ev sahipliği yapması da son derece anlamlıydı. Çünkü Osmanlı döneminde bu topraklarda Türkler ve Rumenler birlikte yaşadılar. Ayrıca, Rumencede Türkçeden geçme çok sayıda kelime var. Yer adlarında da birçok Türkçe kelime görmek mümkün. Bu coğrafya, yabancısı olduğumuz bir coğrafya değil. Dünyanın değişik ülkelerinde Türkçeyi, Türk kültürünü, edebiyatını öğrenen çocuklar, şarkılar söyleyerek sanatçı yönlerini de sergilediler. Bu bakımdan ben, Türk okullarında sadece dil öğretilmekle kalınmadığını, dilin yanı sıra dilin malzemesi olan edebiyatın, müziğin, gösteri sanatlarının kullanıldığını bir kere daha gördüm. Bundan çok büyük memnuniyet duydum. Çünkü çocuklar dil ile birlikte Türk kültürünü, tarihini, edebiyatını ve müziğini de öğreniyorlar. Öğrendiklerini de sanatçı yetenekleriyle birleştirip sergiliyorlar. Bu hiç de kolay bir şey değil. Başta öğretmenlerimiz olmak üzere emeği geçenleri kutluyorum. Bu öğretmenler ve çocuklar, gurbeti Türkçeye vatan yaptılar. Selam olsun gurbeti Türkçeye vatan yapanlara. Türkçenin sınırları, Türkiye’nin sınırlarını aştı böylece. Türkçenin sınırları da bizim vatanımız oldu. Bu bir kültür vatanıdır, dil vatanıdır. Ben bunu sevindirici ve daha büyük başarılara götürücü bir adım olarak görüyorum. Bu ne kadar büyük bir hadise aslında. Düşünün, 145 ülkedeki okullarımızda Türkçe öğrenen çocuklar, Etiyopya’da, Romanya’da, Almanya’da şarkılar söyleyerek yarışıyor, sanatçı yeteneklerini sergiliyor. Bundan daha büyük bir mutluluk olamaz.

(Eski Türk Dil Kurumu Başkanı, Hacettepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı, Türkçe Olimpiyatları Bilim Kurulu Başkanı)

BU BİR GÖNÜL ORGANİZASYONU

Bülend Özveren:Yıllardır Türkçe Olimpiyatları’nın canlı yayınını sunuyorum. Katılan ülke sayısı sürekli çoğaldı. Her şey mükemmel. Öğretmeni, öğrencisi, işadamı, velisi, seyircisi herkes gönlünü ortaya koyuyor. Bence bu bir gönül organizasyonu. Bir de şunu söyleyeceğim. İsteyen istediği gibi anlasın. Ben Saint Benoit Lisesi mezunuyum. Doğal olarak Fransız kültürüne yakınım. 145 ülkede on binlerce genç Türk okullarında okuyor ve otomatik olarak da benim kültürüme yakınlar. Bundan daha güzel bir şey olabilir mi?

(Türkçe Olimpiyatları canlı yayın sunucusu)

İNSANIN YÜREĞİNDEKİ SEVGİYİ HİÇBİR GÜÇ ENGELLEYEMEZ

Hamdi Alkan:Ben buradakilerin gurbette olduğunu düşünmüyorum. On yıllardır öğretmenler büyük mucizelere imza attı. İnsanın yüreğindeki sevgiyi hiçbir insan ve güç engelleyemez. Burada söylenenlerden birileri kırılır belki. Ama kimse kendini gurbette diye garip hissetmesin. Bu dünyada bu faaliyetler sürdükçe hiç gama, kedere gerek yok. Ben ömrümün sonuna kadar sizleri destekleyeceğim. Aslında buradaki güzellikleri kabul etmek o kadar da zor olmamalı. Bunu dinleyebilmek, görebilmek zor olmamalı. Burada artık bu güzelliklerle dil olimpiyatları bütün dünyaya mal olmuştur.

(Sanatçı)

TÜRKÇE ARTIK KENDİKABINA SIĞMIYOR  

Prof. Dr. Abdurrahman Güzel:Türkçe Olimpiyatları ilk defa bu yıl yurtdışında yapıldı. Bu, şunu gösteriyor: Türkçe artık kendi kabına sığmıyor. Şu an 145 ülkede Türkçe öğretiliyor. Bu bize şunu gösterir: Türkçe bir dünya dilidir, Türkçe bir peygamber dilidir, Türkçe bir kültür dilidir, Türkçe bir bilim dilidir, Türkçe bir barış dilidir, hoşgörü dilidir, sevgi dilidir. O bakımdan bütün dünya bu dili seviyor. Yunus Emre’nin çok güzel bir sözü var: Yetmiş iki milletle barışık olmak… Artık yetmiş iki değil, yüz kırk beş ülkeyle barışık olduk. Ve bana göre, diplomasinin bir türlü yapamadığını Türkçe yaptı. Türkçeyle bütün dünyada bir sevgi, barış ve hoşgörü köprüsü kuruldu. Buna vesile olanlara ve bu çocukları yetiştirenlere şükran borçluyuz. Burada şunu vurgulamak isterim: Türkçe, gerçek anlamda sınırlarını aşan, sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü birleştiren mükemmel bir dildir. Bu mükemmel dil, bugünkü Anadolu, Orta Asya, hatta Avrupa hudutları içerisinde kalan bir lisan olmaktan çıkmış, evrensel hâle gelmiştir. Dilimize böylesine önemli hizmetlerde bulunan olimpiyatlar, unutmaya başladığımız musikimizi, türkülerimizi de bize hatırlatıyor. Mesela, Bükreş’teki Şarkı Finali’nde Soma faciası anlatılırken ağladım. Çocuklar “Kara tren gelmez ola / Düdüğünü çalmaz ola” türküsünü o kadar içten ve o kadar yanık söyledi ki gözyaşlarımı tutamadım. İşte, Türkçe budur. İnşallah bu organizasyon, önümüzdeki yıllarda daha da büyüyerek dünyanın başka ülkelerinde düzenlenmeye devam edecek. Son olarak, bu organizasyon, Romanya’daki 20 bin şehidimizin ruhunu da şâd etmiştir. Bu açıdan da anlamlıydı organizasyon. Emeği geçenleri, vesile olanları tebrik ediyorum.

(Başkent Üniversitesi Türkçe Eğitimi Bölüm Başkanı)

KEBAPÇI DEĞİL, OKUL AÇMIŞLAR  

Süleyman Yaşar:Eğitim çok zor bir iş. Detaylı ve maliyetli bir iş. Bilgi gerektiren bir iş. Romanya özelinden anlatacak olursak… Türkler gelmişler, kebapçı, fırın, lokanta değil, okul açmışlar. Bunda da başarılı olmuşlar. Eğitimdeki başarının desteğiyle de Türkçe Olimpiyatları’nı düzenliyorlar ve Türkiye’yi tüm dünyaya tanıtıyorlar. Beraberinde ekonomik bir getiri de var tabii. Görüyoruz ki okul etrafında işadamları, ticaret, ekonomi örgütlenmiş. Sadece Romanya’da 5 bin Türk firmasının bulunduğu ve birçoğunun kendi sektöründe önlerde olduğu söyleniyor. Sadece bu ülkede 11 okul ve bir üniversitenin olması, Türkiye’nin geleceği için büyük bir kazanç. Olimpiyatlar sayesinde buna bir kez daha şahit olduk. Okullar sayesinde yabancı ülkelerde büyüyen Türk ekonomisi, Türkiye’ye de büyük katkı sağlıyor. İlerleyen yıllarda bu katkının daha da artacağını tahmin ediyorum. Değişik ülkelerdeki okulları da ziyaret ettim ben. Oralarda da benzer performans var. Ayrıca, küresel bir etkisi de olacak Türk okullarının. Buralardan mezun olan birçok genç en kaliteli üniversitelerde okuyor, küresel firmalarda çalışıyor. Çocukları, öğretmenleri görüyoruz, okullardaki eğitimin kalitesini biliyoruz; bunun etkileri ilerleyen yıllarda daha büyük olacak.

(Taraf gazetesi ekonomi yazarı)

PERFORMANSLARI BENİ ŞAŞIRTTI

Ali Kocatepe:On ikincisi yapılan festivale ilk kez katıldım. 145 ülkeden on binlerce öğrenci arasından seçilerek insanlar arasında sevgi ve barış köprüleri kurmaya gelen çocukların ve gençlerin performansları beni hem şaşırttı hem de çok mutlu etti. Organizasyon başarılıydı. En güzeli ise dünyanın farklı coğrafya ve kültürlerinden gelenlerin sevgiyle kaynaşmasıydı. Türkçe yorumlanan şarkılarda performanslar daha iyiydi. İkinci gece yarışmacılar sönük kaldılarsa da son iki yarışmacı Fransa ve Gürcistan çıtayı bir anda yükseltti. İki günün yıldızı bence “Firuze”yi seslendiren Kosovalı Anita Syla oldu. Uluslararası Türkçe Derneği’nin bu organizasyonunda emeği geçen herkesi gönülden kutluyorum.

(Besteci, yorumcu, söz yazarı ve yapımcı)

ASLA BİR GURBET HAVASI YOKTU  

Hakan Aysev:Benim için dünyada en olmazsa olmaz kavramlardan biri çocuk, biri sevgi, diğeri de müzik. Bu üçünün olduğu her ortamda gönül rahatlığıyla bulunuyor ve çok mutlu oluyorum. Ben 15 yıl yurtdışında, önemli müzik merkezlerinde hep başroller söyledim operalarda. Yüreğim, aklım hep vatan topraklarımızdaydı. Bu topraklardan çıkan insanların dünyanın dört bir yanında çocuklara Türkçe öğretmesi, o çocukların bir araya gelip yarışması, inanılmaz güzel bir olay. İyi ki bu projeye davet edilmişim, küçük de olsa bir katkıda bulunabilmişim. Bu yarışmanın sınırlarımız dışında da yapılabilmesi elbette çok önemli. Ama Türkiye’nin gururu olması gereken böyle bir organizasyonun ülkemizde de yapılabiliyor olması lazım. Bu açıdan biraz üzüntüm var; ama organizasyon Bükreş’te asla bir gurbet havasında değildi. Türk ve Rumen seyirciler çok güzel sevgi çemberi oluşturdu. Emeği geçenlere çok teşekkürler.(Opera sanatçısı)

BİR KÖPRÜ GİBİ BİZİ BİRBİRİMİZE BAĞLAYACAK      

Gheorghe Zamfir:Bu organizasyona ilk kez katıldım, çok beğendim. Kültürleri harmanlıyor ve insanları birbirine yakınlaştırıyor. Bu yarışma bir köprü gibi bizi birbirimize bağlayacak. Doğrusu böyle bir performansı ne müzik ne de organizasyon anlamında bekliyordum. Çok memnun oldum. Bundan sonraki bütün festivallere çağrılırsam katılmak isterim. Türkleri samimiyetle tebrik ediyorum.(İyi Kötü Çirkin ve Kill Bill gibi ünlü filmlerin müziğini yapan Rumen pan flüt sanatçısı)

JÜRİDE YER ALMAK BENİM İÇİN GURUR VERİCİYDİ

Andre Marin Öztürk:Uluslararası Dil ve Kültür Festivali Şarkı Finali’nin jürisinde yer almak benim için gurur verici. Organizasyon, Türkiye ile Romanya arasında âdeta büyükelçi gibi. Ev sahibi olduğumuz için ayrıca mutlu oldum. Çok güzel bir festival. Öğrencilerin sahne ve ses performansı muhteşemdi, heyecan vericiydi. Bu tür organizasyonlar ülkeler arasında büyük köprü vazifesi görüyor. Ben de bir Türk ile evliyim. Her şey çok güzeldi. Emeği geçenlere çok teşekkürler.(Rumen sanatçı)

RESMEN BM GENEL KURULU GİBİ   

Aykut Işıklar:Önce bu olimpiyat düşüncesinin sahibi kimlerse onları kutluyorum. Dünya çapında böyle bir organizasyon kolay bir iş değil. Birçok ülkeden öğrenciler, öğretmenler, veliler, seyirciler katılıyor, onlarca bayrak sallanıyor. Resmen ben gurur duyuyorum. Türkler bir festival düzenliyor ve değişik milletlerden birçok kişi katılıyor. Afrikalısı da var, Avrupalısı da, Hintlisi de var, Amerikalısı da var… Resmen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu gibi… Klasik bir terim var: Medeniyetler buluşması… Medeniyetler buluşması işte bu ya! Başka ne olabilir? Çocuklar sahneye çıkıp büyüklere sevgi, saygı, barış dersi veriyor. Bundan güzel bir şey olabilir mi? Eski adıyla Türkçe Olimpiyatları, yeni adıyla Uluslararası Dil ve Kültür Festivali, hakikaten dünya çapında marka olmuş. Romanya’daki ilgiden ve programın kalitesinden de anladık ki bu festival daha da büyüyecek, göreceksiniz. Emeği geçenleri yürekten tebrik ederim; başka ne diyeyim?(Bugün gazetesi yazarı)

Diğer Makaleler...

  • turkcede.org.google play
  • turkcede.org.twitter

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...